2001.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2002.
ey gene gelesice
hadilere çarpıl.
gözümsel yaşlar yıkar yollarını.
devamını gör...
2003.
rüzgar, adımı unuttu bu gecede,
karanlık, damarlarıma kadar işledi sessizce.
bir zamanlar kalbimdi şimdi bir sonu olmayan mağara,
içinde yankılanan: sevme

soğuk, yalnızlığın diliyle konuşur,
cam buğusunda bir yüz tanıdık, ama ölü.
aşka dair ne varsa, küle karıştı,
bir gül bile açmaya utanıyor artık içimde.

küsüm hayata,
o da bana kırgın zaten.
güneş doğuyor ama ısıtmıyor,
umudun mezar taşına gölgesi düşüyor her sabah.

bir zamanlar sevmişim, evet...
ama şimdi o kelime midemde taş gibi.
aşk, en zarif zehirdi
ben içtim, dünya sustu.

yalnızlığın soğuğu ısırıyor ruhumu,
ve ben alışıyorum…
çünkü bazı geceler,
insan bile isteye donar.
devamını gör...
2004.
uzun zamandır şiir yazmıyorum karalayayım şimdi içimden gelenleri.

sen od musun ki celallenirsin
bilmem niyedir bu yakarışın
belki dersin canı tatlı
bu can senin mi ki
ah vah edersin

herkes kendi çağına söver
bilmezler ki her devir aynı
herkes kendi şahsına münhasır
ince elenip sık dokunulmuş bir hamur
herkesin kalıbı aynı
devamını gör...
2005.
yine sabah olmadan karardı içim,
karanlıkla dost oldum, ışığa küstüm.
aynadaki ben bana benzemiyor artık,
yüzüm var ruhum yok, sustum.

düşlerim pas tuttu, kalbim yorgun,
bir zamanlar umut derdik, şimdi yük oldun.
aşk dedikleri şey, eski bir hastalık,
iyileştim sanırım… ya da tamamen öldüm.

kelimeler boğazımda intihar ediyor,
cümlelerim mezar taşı sessizliğinde.
uykusuz geceler toplandı içimde,
her biri ayrı bir kabus biçiminde.

ben kimim?
sorunun cevabı odamdaki duvarda çatladı.
ne gülmek kaldı içimde,
ne de ağlayacak kadar hal.

dünya dönüyor, ben değilim,
yabancılaştım, hatta gölgeme bile.
bir ben var içimde susuyor,
ve bir ben daha ölmek istemiyor.
devamını gör...
2006.
ulen dün devlete yenildim, size mi yenilmeyecegim


biri bana sakin demese


ortalık öyle karışacak, öyle karışacak ki


fakültenin önünde simit satanından, 


deri koltukta oturanına 


fiziksel acılar kusturacağım.



kafayı yemiş bir çağın göbeğindeyiz


 meczupum , zaten bi ben manyak 

kimi tanısam ya dalavere ya menfeat 

al işte düşününce, bı saniye kafam sen at

 yoruldum en iyisi ben yat .

sende siktiret bunları 

çık  kendini damdan at . 


*dış dünya yazı yazacak kadar önem arz etmiyor
devamını gör...
2007.
insan

meraklı, itaat etmeyen insan

aden bahçesinden kovulan insan

tufanlara boğulan insan

boyun eğmeyen insan

babil'i inşa eden insan

ortaklaşma peşinde koşan insan

tanrının sürekli çalkaladığı dünya da, yıldızlar gibi duran insan

kalbinin vuruşları mevsimleri değiştirir

tanrıların kibrine karşı sarhoş şarkılar söyleyen insan
devamını gör...
2008.
bir kutuda eski fotoğraflar buldum,
biri benmişim, diğeri ben zannettiğim biri.
ikimiz de gülüyoruz , muhtemelen biri diğerine katlanıyor.
gözlerimde iyi insanım ifadesi,
eski ben olarak,
ondaki kaçsam mı acaba bakışı.
aşk dediğin şey zaten iki kişinin farklı odalarda
aynı mutsuzluğu yaşaması değil mi?

bir karede deniz var,
ama suyun rengi siyah beyaz.
demek ki o gün de hava kapalıymış,
ve ben yine birine çok güzelsin diyerek
kendimi kandırma sınavından kalmışım.

albümü kapattım,
sessizlik alkış tuttu bana.
yalnızlık, çayını yudumlayarak
bak gördün mü, ben her zaman buradaydım dedi.
haklıydı,
o hiç gitmedi giden hep bendim.

artık kimseyle fotoğraf çektirmiyorum,
çünkü fotoğraflar yalan söylüyor.
anılar, fotoğrafların icadından çok önce başlamıştı.
herkes filtreliydi; sadece biz fark etmedik.

biri sorsa aşk mı, yalnızlık mı?
derim ki: aşk, yalnızlığın yan etkisi.
biraz mide bulantısı, biraz baş dönmesi,
bir de sonsuza dek sürecek bir pişmanlık.
yalnızlık ise…
paket servis gibi
her şey dahil, kimse hariç.

son karede sadece ben varım,
arka planda gölgem bile sıkılmış.
ve ben, yıllar sonra
bir fotoğrafın kenarında
kendime iyi ki gitmişsin diyorum.
devamını gör...
2009.
-sevdalı gönül-

mavi bir akşamın narin sessizliğinde,
ruhum senin hayalinle ürperir
gül rengi bir âh iner göğsüme,
ve gönlüm nazlı bir gülşene dökülür.

ey tenhalığın saf rüzgarı,
taşı bana o kadîm kokunu
bir zamanlar, o ince parmaklarınla
saçlarıma düşen rüyayı unutur muyum?

artık her akşam semanın şahitliğinde
bir hicran gülünü öperim sessizce;
senin adın, sulara düşen bir ışık gibi
dalgalanır içimde, söner, doğar yine.

ve bil ki ey nazenin hayal,
her nefesim bir zamanın yadigarı:
hanım sevdasıdır bu, geçmez, solmaz,
yalnız akşamlarla derinleşir.
devamını gör...
2010.
saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...


şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
devamını gör...
2011.
hafriyat kamyonunun arkasına takıldım,
ne hayal kaldı, ne dizde takat, takıldım.
bir umutla belki durur dedim,
durmadı… tozuyla beni boyadı,
ekonomi çökerken ben terle sermaye oldum,
petrol değilim ama litre litre yandım.

bir litre su, beş litre ter,
enerji sarfiyatı? nasa bile ölçemez.
kalbim 180, beyin offline,
yolda düşen moralimi bile almadım,
zaten kaldırmaya yeltenen olmadı;
toprak bile ben hafriyat değilim dedi bana.

koşuyorum hala, lastik izlerine dua eder gibi,
belki döner kamyon, belki geri gelir mantık…
ama nerde! mantık da gitti egzoz dumanıyla,
romantizme benzeyen bir cinnet anıyla.

güneş alnımda güneş enerjisi diye gülüyor,
ben gölgemi bile yetiştiremiyorum kendime.
fitbit ölüyorsun galiba diyor,
ama ben hala form tutuyorum diye inat ediyorum.

bir yandan düşünce akıyor:
acaba enerji bakanı bana madalya verir mi?
sonuçta karbon salınımı ben oldum,
fosil yakıtlar bile bizi bırak kardeşim dedi.

ve işte final:
kamyon uzaklaştı, ben de bir avuç toz oldum.
enerji tükendi, moral göç etti,
ama hala ritmik bir şekilde nefes alıyorum
ritmik çünkü kafiye yapıyorum:
koşu'dan boşu,
ter'den kader,
kamyon'dan vizyon,
ve ben… misyonunu yanlış anlamış bir bedensel ironi.

yani özetle:
koşarken enerji harcadım,
harcanırken enerji oldum.
sonra fark ettim:
dünya dönerken bile benden az yoruluyor,
ben hala kamyonun arkasından
kafiye kovalar gibi koşuyorum.
devamını gör...
2012.
benim şiirler uzun zamandır sağda solda kalır, bu sağda solda kalanlardan birini bugün arkadaşım paylaşıp " efsaneydi be m.e." diye whatsapp' dan yazdı.

o zaman biraz da burada kayıtlarda kalsın.


bana kadın verin
mümkünse gözleri gülsün
saçları güneş gibi saçılsın
dudakları vampir gibi emsin

bazen hanim efendilik satsın
bazen kevaseligin dibine vursun
bana kadın verin
her hücremi parçalasın.

ortaya karışık.
devamını gör...
2013.
evren, susmayı icat ettiğinde,
insan konuşmayı bir lanet gibi öğrendi..
her kelime bir yüktü
taşımayı seçtik..

zaman, kendine dar bir gömlek dikti
biz içine sığmaya çalışırken kırıştık..
yıldızlar, çoktan unuttu bizi,
biz hâlâ dilek diliyoruz o yanıklardan..

kaos, sandığın kadar gürültülü değil aslında
bazen sadece bir iç çekişin derinliğinde gizli..
düşünmek bir suç,
anlamak ise cezası..

ve sonunda
her şey dönüp aynı yere varıyor
bir kül, bir nefes, bir sessizlik…
adı hayat.. .
devamını gör...
2014.
çok derin konularda sığ sözlerim var
hatta zorlanırsam küfür bile ederim.
kimseye bir yanlışım olmadı
evlere şenlik kendime zulümdür kederim.
devamını gör...
2015.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2016.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2017.
geçmişle gelecek arasında
tüm belirsizliklerin ortasında
acılarımla, kaygılarımla, pişmanlıklarımla
bir gün doğumunu daha bekliyorum

ben değilsem kim bunun farkında
kaybolup gidiyorum, yol ardımda
bütün hayal kırıklıklarım aklımda
bir gün doğumunu daha bekliyorum
devamını gör...
2018.
gecenin suskunluğunda bir iz kaldı benden,
bir adım öteye gitsem kader çatırdar sandım..
sonra durdum..
geçmiş ve gelecekte
tüm zamanlarda
nefes alabilmek için
durdum...
devamını gör...
2019.
eve giderken aldım iki kilo mandalina
poşeti taşırken elim acıdı, diğer elimle tuttum
onu tutayım derken senin elini bıraktım
bi uyandim saat 8 olmuş, geç kaldım

kan şekerim düştü armut yedim bir de ekmek
insan yoklukta taze fasulye bile yer hem de kılçıklı
önemli olan elin diline düşmemektir
ve zaten el elin eşeğini türkü söyleyerek-evet

ekran süresini biz bulduk aynı limon gibi
limon ve scottish fold kedi insanlık için aynıdır
hamam böcekleri de yıllardır aynı hep
keske sadece toprakta yaşasalar, onları görmek çok kötü

en iyi kahve o an içtiğindir
en iyisi o olmasa da ihtiyaç karşılar en azından
mesela bu aralar filtre kahveyi baya seviyorum
düne kadar sorsan türkiye kahvesi canım derdim
devamını gör...
2020.
yaw yazarların örgüleri, ojeleri vs deniliyodu; hadi gülüyoduk eğleniyoduk.. eğlenceliydi yani..
arkadaş, çıta ne zaman "şiirleri, besteleri"ne geldi.. ne yaman nadide yeteneklermiş be..
tabiiki onlarla aynı platformda yazıyor olmanın gururunu yaşıyorum. yok canım ne kompleksi.
(yarın oscarlı, nobelli yazarlar dense de şaşırmam. şurda bizbizeyiz..)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının şiirleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim