2001.
bir bayram sabahı
perdeden sızan ışıkla uyanır ev
mutfaktan gelen çay kokusu
bir de uzaktan,
aceleyle giyinen çocukların sesi

sokak henüz tam uyanmamış
ama onların içi çoktan bayram
ceplerinde şeker ihtimali
gözlerinde kocaman bir dünya

bir kapı çalar
bir gülüş açılır ardından
küçük eller uzanır büyüklerin avucuna
sanki bütün kırgınlıklar
o temasla biraz yumuşar
devamını gör...
2002.
hilkat garibesi, garibim tarif edilen meşhed ikliminde
ben ıssız mahalle köşelerinde ıslaktım,
cesedim ıslak, tozum nereye aktı,
senem, kaç senem sehem tezgahlarında harcandı,
keklik, süleyman’dan beri avlandı,
ey keklik, ey karga ve ey varla yok arası yanan,
bak başımıza ne işler geldi,
ilahi atalet terazisi
sapkın lut’un kavminden bile özür diledi,
tanrıdan dileğim yoktu,
bir ev, bir minik yurt ve bir iş,
leylekti ovamızda uçan,
uçtum ve düşmek göğe yükseldi…
devamını gör...
2003.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2004.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2005.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2006.
bazı yolculukların
rotası baştan bellidir
bazılarınınsa kaderi
ne çıkarsa bahtımadır
bizim yolumuz ezelden çiziliydi
belki zorlu, belki engebeliydi
el ele vermeli, güvenmeliydi
ıska geçtik denize çıkan yolları
bozkır ortasında kavruldu ellerimiz
devamını gör...
2007.
şimdi kalkıp bir şiir yazsam
derdime olur mu derman?
kelimeler eklendikçe kelimelerime
temizlenir mi zihnime bulaşmış leke?
bir an için rahatlar mı göğsüm?
nefesim aktıkça kâğıtların üstüne
bulur muyum aradığım huzuru?
böylesi uygundur belki şiirin zuhuru
devamını gör...
2008.
sınandığın her anın sana bıraktıkları kadar hakkın vardı yaşamaya
sen her seferinde kolay olanı seçtin
geri döndüğün kapılar ardında neler yaşandığından habersiz
sen her seferinde merak ettin
uçsuz bucaksız bir yoldu sınavın
sen her sapakta firar ettin
sana güvenmemelerini, sana sırt çevirmelerini hazmedemedin
sonunda ikrah ettin
devamını gör...
2009.
onlar konuşur
sen içe doğru fısıldarsın sessizliğini
beklersin gün doğumunu
saatlerin gölgesinde sayarsın adımlarını
gece uzar, yıldızlar nükseder
sabahın aydınlığında
dönme dolaptaki çocuk
karanlığın içinden seslenir
başa döner durursun
ama her dönüşte yeni bir iz kalır
göçmen kuşların kanadında
umudun rüzgarıyla savrulursun
rüyanda uzaklardan gelen bir mektup gibi dönersin
gün, devranın kırık yüzeyiyle parlar
belki bir ömür, sessizce anlatılır
devamını gör...
2010.
efendim az önce serbest nazım ile yazdım veya nâzım. sosyal gerçekçi üçler diyorum ben buna. allah'ın hakkı üçtür çümki.

çok acıktım gittim baktım dolaba
param vardı alırdım ben de bir araba
sinan çetin'in oğlu muyum veya emrah serbes mi?
dolap dolap, vereceğin bir şey yok mu bana?


*

çok şayirâne bir herifimdir. burada buzdolabı ve arabayla ilgili bir bağ kurarken, türkiye'nin vahim gerçekliğine de dikkat çekmek istedim. araba alırdım da, alkollü ve câni bir göt olsam beni kurtaracak bir kimsem olmazdı meselam.

ayrıca bu ne boş dolap. ıvır zıvır dolu tıka basa, yiyecek bir şey yok rezaleddd.
devamını gör...
2011.
ayrılıklar sevdaya dahil olmasın diye verdiğim savaşlarda,
elimde kalanlarla yetinmekti nasibim;
ben girdiğim her çıkmaz sokakta,
imdadıma detiş diye seni beklemişim.

şimdi kapandı ayrılıkların kapısı,
vuslatın sözü geçiyor meclislerde;
başını göğsüme yasladığında duyduğun,
kalp atışlarım değil, senin adımlarındı.

kavuşmak, yeniden doğmak, yaşamak;
adımlarına dikkat et,
kalbime iyi bak.
devamını gör...
2012.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2013.
olur mu olmaz mı?

yolun bittiği yerde neyin beklediğini bilmeden
yürüyebilir mi insan korkusuzca
aklının ufkuna kadar uzatabilir mi düşüncelerini
önyargıların bastırdığı idrakini özgürleştirerek
duyurabilir mi ötelenmişlerin, kimsesizleştirilmişlerin
masum ve bir o kadar keskin çığlığını
haykırabilir mi ciğerleri patlayacakçasına
geri getirebilir mi kirlenmemiş çocukluğunu
hayal kırıklıkları dört bir yanda hafıza enkazından
acabalarla dolu bu duygu durumundan
sıyrılabilir mi, sığınabilir mi güvenli bir limana
devamını gör...
2014.
bak postacı geliyor

savruldu yine dört bir yana
açıldı sandık, uçuştu mektuplar
yıllar biriktirdi, günler geçmedi
haberi olmadı postacıdan başkasının
bu sefil, zavallı, aciz
yüreğin çektiği acıdan
postacı bile acımadı halime
sadece gitti geldi
devamını gör...
2015.
söylemek istediğini söyleyen
duymak istemediğini duyar
bin düşünüp bir konuşmalı
ağzından çıkanlar
belki de son sözlerin olmalı
suya yazmaya benzemez
gönle işleyen sözler
öyle kolay kolay silinmez
ne kadar bilirsen bil
ne kadar eğitilirsen eğitil
sözlerine hâkim olamazsan
kaderine razı olursun
devamını gör...
2016.
mektepte yazılan mektup


‎tahta sıralar eskidi benden önce,
‎duvarlarda yarım kalmış dualar vardı.
‎bir zil çaldı içimde ansızın,
‎çocukluğum teneffüse çıktı sandım.

‎mürekkep kokan defter aralarında
‎saklıydı büyümeyi bilmeyen yanım.
‎öğretmen sustu bir gün hayat gibi,
‎ben ilk o vakit sessizliği tanıdım.

‎pencere kenarında oturup bazen
‎yağmura benzeyen harfler yazardım.
‎kimseye gönderilmeyen mektuplarda
‎kendimi kendime anlatır ağlardım.

‎bir arkadaşım vardı, adı unutuldu,
‎gülüşü koridorlarda kaldı sadece.
‎insan en çok okulda öğrenirmiş
‎gidenin neden dönmediğini gizlice.

‎şimdi yıllar geçip akşam olunca
‎o mektep düşüyor yorgun aklıma.
‎sanki hâlâ sıra altında saklı
‎kırılmış bir çocuk durur yanı başımda.

‎ve ben her gece geç vakitlerde
‎ömrün karatahtasına eğilip usulca,
‎silinmeyen tek cümleyi yazıyorum:
‎“insan biraz da terk edildiği yaşta.”
devamını gör...
2017.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2018.
kuru otların arasına düşen yağmur


‎bir ses düştü akşamın omzundan,
‎ince, ürkek ve eski bir şeydi.
‎toprak uzun zamandır susuyordu,
‎gökyüzü nihayet içini çekti.

‎kuru otların arasına düşen yağmur
‎önce tozu kaldırdı hafifçe,
‎sonra unutulmuş kokular yayıldı
‎çocukluğumun kırık bahçelerine.

‎meğer insan da kuruyormuş zamanla,
‎fark edilmeyen yazlar yüzünden.
‎bir damla merhamet yetermiş bazen
‎yıllardır çatlayan kalbe değmeye.

‎ben seni böyle anladım işte;
‎gelişin büyük değildi belki,
‎ama sessizliğimde açan sesin
‎ölü dallara yürüyen su gibiydi.

‎gece ilerledi, rüzgâr sustu,
‎ay yorgun bir çoban gibi geçti üstümüzden.
‎ve ben ilk kez anladım:
‎bazı yağmurlar gökten değil,
‎insanın içindeki eksik cennetten iner.
devamını gör...
2019.
bu şiirimi sabah kaldırımın kenarında gördüğüm kediye yazıyorum:

bebek kedi bebek kedi
neden pustun sinek gibi
gelen geçen görse seni
benim gibi yutmak isterdi

keşke cebime atsaydım
bizim çocuğumuz olsaydın
bebek olduğunu bilseydin
yanımda uyusaydın

gel kahvaltı edelim
sonra kahve içelim
biraz da laflayalım
ardından yutayim seni-ay pardon
devamını gör...
2020.
gelecektin gelmedin yar
sevdim, sevmedin yar
bu sözlük bana dar
bana neden oral yapmadın yar
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının şiirleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim