normal sözlük yazarlarının şiirleri
başlık "martinneder" tarafından 08.01.2021 18:06 tarihinde açılmıştır.
601.
kettle 65 lira, en azından yarısı çelik
sevgim en fazla 80, o da tepesi delik
bu yazdığımın sebebi inan ki vocaro
iletmedi sana sesimi, yaptı şerefsizlik
sevgim en fazla 80, o da tepesi delik
bu yazdığımın sebebi inan ki vocaro
iletmedi sana sesimi, yaptı şerefsizlik
devamını gör...
602.
kaç kez yüzüm çevirsem, sen hep ordasın
ne çok çektik senden, yetti be yobaz
herkes yanlış bi’ sen doğru yoldasın (!)
cehlin imanından çok büyük yobaz…
alnın secde görmüş, fikrin nerdedir?
ben söyleyim, iri memelerdedir..
sen bilirsin söyle, cennet nerdedir?
kapısında bekçi sensin ya yobaz…
içmezsen içme içene laf niye?
giymezsen giyene lafın ne diye?
‘siz cehennemliksiniz’ diye diye
geberip gideceksin, sus artık yobaz…
ne çok çektik senden, yetti be yobaz
herkes yanlış bi’ sen doğru yoldasın (!)
cehlin imanından çok büyük yobaz…
alnın secde görmüş, fikrin nerdedir?
ben söyleyim, iri memelerdedir..
sen bilirsin söyle, cennet nerdedir?
kapısında bekçi sensin ya yobaz…
içmezsen içme içene laf niye?
giymezsen giyene lafın ne diye?
‘siz cehennemliksiniz’ diye diye
geberip gideceksin, sus artık yobaz…
devamını gör...
603.
920 küsur vapuru ile bekliyorum seni
910 sesine bürünüp çıkıp geliyorsun
daha ellerim neresidir bilemiyorum
içimin içine oluk oluk olup akıyorsun
910 sesine bürünüp çıkıp geliyorsun
daha ellerim neresidir bilemiyorum
içimin içine oluk oluk olup akıyorsun
devamını gör...
604.
göğün bulutlara çizdiği karikatür herkes tarafından farklı dilde okunuyor.
ay bazen yarım bazen yarımdan da yarım olsa bile maviliği hep aynı.
aşkı, duvarda yarattığım kuşla göçe mecbur bırakırken,
satırlara dökülen yıldız tozlarıyla geri kazanabilir miyim?
ay bazen yarım bazen yarımdan da yarım olsa bile maviliği hep aynı.
aşkı, duvarda yarattığım kuşla göçe mecbur bırakırken,
satırlara dökülen yıldız tozlarıyla geri kazanabilir miyim?
devamını gör...
605.
sessiz kimsesizim
omuzlarımda vicdanın dayanılmaz yükü
çığlıklarım çıkmaz bir sokak
hiçbir işe yaramamanın verdiği emsalsiz his
yüreğim çocuklar kadar korkak
bir yerden doğmalıyım yeniden
önce güneş selamlamalı beni
sonra çimen
bir sır büyümeli içimde göğün maviliğinde
kimseye, hiç kimseye..
ve söz
damardan akacak kandır şimdi
sen sonsuz bir sessizliğin derinliğinde
sen sonsuz bir sessizliğin derinliği
bir kalp ölmekte ellerinde
kimseye, hiç kimseye
sensiz kimsesizim
sesim hiç olmadığı kadar yüksek
bir tanrı büyütmüşüm senelerce içimde
bedenim itaat eden bir köpek
kimseye, hiç kimseye
omuzlarımda vicdanın dayanılmaz yükü
çığlıklarım çıkmaz bir sokak
hiçbir işe yaramamanın verdiği emsalsiz his
yüreğim çocuklar kadar korkak
bir yerden doğmalıyım yeniden
önce güneş selamlamalı beni
sonra çimen
bir sır büyümeli içimde göğün maviliğinde
kimseye, hiç kimseye..
ve söz
damardan akacak kandır şimdi
sen sonsuz bir sessizliğin derinliğinde
sen sonsuz bir sessizliğin derinliği
bir kalp ölmekte ellerinde
kimseye, hiç kimseye
sensiz kimsesizim
sesim hiç olmadığı kadar yüksek
bir tanrı büyütmüşüm senelerce içimde
bedenim itaat eden bir köpek
kimseye, hiç kimseye
devamını gör...
606.
ağır bir şiir gibi şimdi yüreğim
hangi kelimeye çatsam, gücüm yetmiyor
inmiyor bir türlü gün ışığına
hoyratça dikleniyor, sözüm geçmiyor.
f.
//
hey benim koca yalnızlığım !
çekinme, gel otur masama,
birgün ben beni bıraksam da
yine sen beni yalnız bırakma.
f.
hangi kelimeye çatsam, gücüm yetmiyor
inmiyor bir türlü gün ışığına
hoyratça dikleniyor, sözüm geçmiyor.
f.
//
hey benim koca yalnızlığım !
çekinme, gel otur masama,
birgün ben beni bıraksam da
yine sen beni yalnız bırakma.
f.
devamını gör...
607.
''tükenen sayfalar sararıyor rafların köşesinde.
ve kitaplar eskimiş küf kokusu içinde.
(içime doluyor bu yakıcı hava. ciğerlerim yanıyor.)
boğuk bir ışık çırpınıyor sokağın ucunda.
yandıkça sönüyor...
kediler en çok bu havalarda üşüyor.
çocuklar da resim çiziyor, yeni umutlar inşa ederek.
ceviz ağacıysa hep yeşil, evin arka tarafında.
küçük bir kulübenin hayali dolaşıyor dallarında.
bahçede bir meltem rüzgarı dans ediyor teninizle.
melisalar içinize işliyor...
huzur kokuyor.
sevdiğiniz o tanıdık ânın huzuru..."
ve kitaplar eskimiş küf kokusu içinde.
(içime doluyor bu yakıcı hava. ciğerlerim yanıyor.)
boğuk bir ışık çırpınıyor sokağın ucunda.
yandıkça sönüyor...
kediler en çok bu havalarda üşüyor.
çocuklar da resim çiziyor, yeni umutlar inşa ederek.
ceviz ağacıysa hep yeşil, evin arka tarafında.
küçük bir kulübenin hayali dolaşıyor dallarında.
bahçede bir meltem rüzgarı dans ediyor teninizle.
melisalar içinize işliyor...
huzur kokuyor.
sevdiğiniz o tanıdık ânın huzuru..."
devamını gör...
608.
gelmeni bekledim dün gece.
ama gelmedin.
sadece ben değildim seni bekleyen..
kıvırcık marulla yaptığım salatanın,
yanına kestiğim kavunun,
yoğurdunu bolca koyduğum haydarinin,
sarmaların ve diğer mezelerin,
gözleri yollarda kaldı ama gelmedin.
ama gelmedin.
sadece ben değildim seni bekleyen..
kıvırcık marulla yaptığım salatanın,
yanına kestiğim kavunun,
yoğurdunu bolca koyduğum haydarinin,
sarmaların ve diğer mezelerin,
gözleri yollarda kaldı ama gelmedin.
devamını gör...
609.
cümleleri öldürdüm, kelimelerin katiliyim.
bu, satırlara sızmış faili meçhul bir cinayet.
kaleme aldığım her şiir,
düşüncelerimde asılan bir düşün intiharı.
bu, satırlara sızmış faili meçhul bir cinayet.
kaleme aldığım her şiir,
düşüncelerimde asılan bir düşün intiharı.
devamını gör...
610.
dünyanın en iyi şiirini arayan kadına itafen yazıldı bu şiir. dünyanın en iyi şiiri herkese göre farklıdır elbette, ama dünyanın en iyi şiirini arayan bir kadınsa söz konusu olan şey. bu, şiirden anlayan kadın, iyi bir şiiri hakediyor demektir.
şiirin adı: karmaşa
biz yada bir başka deyişle, bir araya gelince tutuşan şeyler...ateş yanacak bir şey kalmayıncaya dek yakmaya devam eder, yangınlar ancak her şeyi tüketince sönerler.
kıvılcımlar ve içimizde biriken izmaritler, paket paket avuntu ve intikam, bunlar asla bitmezler.
can başka, ciğer başka yanar, yanmak bizim tükenmeden erişebileceğimiz kadar yakın değil. olmadı hiç bir zaman.
yanmaya başlayınca da alev alev ruhlardan, geriye kalan sade kül ve duman.
şiirin adı: karmaşa
biz yada bir başka deyişle, bir araya gelince tutuşan şeyler...ateş yanacak bir şey kalmayıncaya dek yakmaya devam eder, yangınlar ancak her şeyi tüketince sönerler.
kıvılcımlar ve içimizde biriken izmaritler, paket paket avuntu ve intikam, bunlar asla bitmezler.
can başka, ciğer başka yanar, yanmak bizim tükenmeden erişebileceğimiz kadar yakın değil. olmadı hiç bir zaman.
yanmaya başlayınca da alev alev ruhlardan, geriye kalan sade kül ve duman.
devamını gör...
611.
şiirimin adı: kıstırmak kuyruğu en çaresiz anda bacakların arasına
tür: postşekil
diyagramlarım çatlıyor bir halkın avuçlarında,
sandıklara atılan kağıtlara basılı mühürlerle dolu kabuslarım,
bir çoban ve bir keşiş kadar uzağım cemiyetin safsatasına.
boyalı ve manzaralı mağaralarda yaşamanın bedeli yansıyor faturalarıma,
süperahırlardan doldurulan sepetler ve doğa doğa diye yırtınan plastiğin kdvsi kadar uçuk bir rezilliğin başrolündeyiz.
her şey bi s.k.fy uzaklıkta artık yani sokabileceğin kadar delinmiş hayat.
eeeev aaarabaaa eev araba mal mal mülk prestijj paraaa dolar ve ..cık dolu kafamız.
insanlığın gelişimine engel teşkil eden bütün piç güdülerle benim problemim,
ölümün nefesi enseni gıdıklamaya başladığında yapabileceğin tek şey,
kıstırmak kuyruğu en çaresiz anda bacaklarının arasına.
tür: postşekil
diyagramlarım çatlıyor bir halkın avuçlarında,
sandıklara atılan kağıtlara basılı mühürlerle dolu kabuslarım,
bir çoban ve bir keşiş kadar uzağım cemiyetin safsatasına.
boyalı ve manzaralı mağaralarda yaşamanın bedeli yansıyor faturalarıma,
süperahırlardan doldurulan sepetler ve doğa doğa diye yırtınan plastiğin kdvsi kadar uçuk bir rezilliğin başrolündeyiz.
her şey bi s.k.fy uzaklıkta artık yani sokabileceğin kadar delinmiş hayat.
eeeev aaarabaaa eev araba mal mal mülk prestijj paraaa dolar ve ..cık dolu kafamız.
insanlığın gelişimine engel teşkil eden bütün piç güdülerle benim problemim,
ölümün nefesi enseni gıdıklamaya başladığında yapabileceğin tek şey,
kıstırmak kuyruğu en çaresiz anda bacaklarının arasına.
devamını gör...
612.
unutuldu umutlu son bakış
üşüdü yazlar kurudu her kış
öldü ruhum sustu haykırış
öylesien aşığım ki o yare
sevdam dağlara işlenmiş nakış nakış
belemedim nasıldır denizlere yağmur gibi yağış
nasıldır bir sevgili ile yaşayış
yüreğim ondan uzaklaşırken karış karış
dedim ki ruhuma "sen alevlere karış"
ben öylesine aşığım ki ona
zaten yanmak gibiydi her onsuz kalış
üşüdü yazlar kurudu her kış
öldü ruhum sustu haykırış
öylesien aşığım ki o yare
sevdam dağlara işlenmiş nakış nakış
belemedim nasıldır denizlere yağmur gibi yağış
nasıldır bir sevgili ile yaşayış
yüreğim ondan uzaklaşırken karış karış
dedim ki ruhuma "sen alevlere karış"
ben öylesine aşığım ki ona
zaten yanmak gibiydi her onsuz kalış
devamını gör...
613.
kainatın küçük ve mütevazı bir yerinde
hırsı sönmüş, dövüşmekten yorulmuş
iki düşman kanlı bıçaklı;
ben ve eski duvar saatim
her an ziyasını kaybeden mahzun gözlerle
birbirimize bakmaktayız.
tik tak, tik tak, tik tak...
hırsı sönmüş, dövüşmekten yorulmuş
iki düşman kanlı bıçaklı;
ben ve eski duvar saatim
her an ziyasını kaybeden mahzun gözlerle
birbirimize bakmaktayız.
tik tak, tik tak, tik tak...
devamını gör...
614.
anlaşılmamak
anlaşılmamak iyidir
insanı kendine yöneltir
insanı ilme yöneltir
insana şiir yazdırır
en önemlisi insanı rabbine yöneltir
seni anlayamayanlardan uzaklaştırır
yeni insanlar sokar hayatına.
anlaşılmamak iyidir
insanı kendine yöneltir
insanı ilme yöneltir
insana şiir yazdırır
en önemlisi insanı rabbine yöneltir
seni anlayamayanlardan uzaklaştırır
yeni insanlar sokar hayatına.
devamını gör...
615.
ben hiç beyaz bir yaprağa yazı yazmamış gibi
hayran hayran izliyorum suda çıkan suretini
senin başın hep bir ayanın içine düşmüş oluyor o vakit
kaderlerimizi mühürlüyorum birbirine sessizce
dünya sana aldırmadan nasıl da dönüyor kendi ekseninde
bunu beceremeyen bir tek benim
suların önünde anıt gibi dikilyor şu aciz bedenim
iyisi mi sen
bu suların üzerine
bir başka gökyüzü beğen
alkımın aksı karışsın yüzüne
yeryüzüne
ben kendi halinde
kimsesiz bir gezegen
ne parlamak isterim
ne bilinmek
ah seninle bir büyük devirmek
suların üzerinde
gümandır
güman
hayran hayran izliyorum suda çıkan suretini
senin başın hep bir ayanın içine düşmüş oluyor o vakit
kaderlerimizi mühürlüyorum birbirine sessizce
dünya sana aldırmadan nasıl da dönüyor kendi ekseninde
bunu beceremeyen bir tek benim
suların önünde anıt gibi dikilyor şu aciz bedenim
iyisi mi sen
bu suların üzerine
bir başka gökyüzü beğen
alkımın aksı karışsın yüzüne
yeryüzüne
ben kendi halinde
kimsesiz bir gezegen
ne parlamak isterim
ne bilinmek
ah seninle bir büyük devirmek
suların üzerinde
gümandır
güman
devamını gör...
616.
seni bir kere görsem belki rahatlar içim,
kat ettiğim mesafeler ve vicdan muhasebesi.
sana olan nefretim belki bir seçim,
yarım bırakmışlıklar bize düşen hissesi.
yürüdüğümüz o yollar şimdi tavaf geliyor,
bütün problem aslında kim olduğumuz.
bu kadar alışılmışlık insanı yoruyor,
kaç hortkuluk sahibi ruhumuz?
neden değiştiremiyoruz ki kim olduğumuzu,
sırları mezara götürmek kime göre erdem?
bir kere denesek, sustursak suskunluğumuzu,
haykırabilmek bazen hakiki bir elzem!
bazen resim yapmak istiyorum, alakasız.
dünyaya somut eserler katmam gerekiyor,
kimi zaman semavi nezarethanelerde sabıkasız,
ruhum küresel dışlanmışlıklar çekiyor.
iç güdülerimi evcil hayvanlara bağışlıyorum,
ve size tanrının çocukları en çok da size.
nedense yalnızlığı şöhrete yeğliyorum,
telefonum biraz platonik sanırım sessize.
pizzamı ince hamur seçiyorum pazarları,
insanlar inceliği unuttular uzun süredir.
çok kırıcı buluyorum yersiz azarları,
klasik hamur umutsuzlara göredir.
başladığım bütün yeni kitaplarda,
aynı kokuyu arar dururum.
biraz tozlu biraz münzevi raflarda,
yaşanmışlık kırıntısı bulurum.
beni çok güzel anlatır hüzünlü şarkılar,
hemen hemen hepsinde bir parçam saklıdır.
size kalsın melankoliye dair yargılar,
benim tüm haklarım edvard munch’ta saklıdır.
kat ettiğim mesafeler ve vicdan muhasebesi.
sana olan nefretim belki bir seçim,
yarım bırakmışlıklar bize düşen hissesi.
yürüdüğümüz o yollar şimdi tavaf geliyor,
bütün problem aslında kim olduğumuz.
bu kadar alışılmışlık insanı yoruyor,
kaç hortkuluk sahibi ruhumuz?
neden değiştiremiyoruz ki kim olduğumuzu,
sırları mezara götürmek kime göre erdem?
bir kere denesek, sustursak suskunluğumuzu,
haykırabilmek bazen hakiki bir elzem!
bazen resim yapmak istiyorum, alakasız.
dünyaya somut eserler katmam gerekiyor,
kimi zaman semavi nezarethanelerde sabıkasız,
ruhum küresel dışlanmışlıklar çekiyor.
iç güdülerimi evcil hayvanlara bağışlıyorum,
ve size tanrının çocukları en çok da size.
nedense yalnızlığı şöhrete yeğliyorum,
telefonum biraz platonik sanırım sessize.
pizzamı ince hamur seçiyorum pazarları,
insanlar inceliği unuttular uzun süredir.
çok kırıcı buluyorum yersiz azarları,
klasik hamur umutsuzlara göredir.
başladığım bütün yeni kitaplarda,
aynı kokuyu arar dururum.
biraz tozlu biraz münzevi raflarda,
yaşanmışlık kırıntısı bulurum.
beni çok güzel anlatır hüzünlü şarkılar,
hemen hemen hepsinde bir parçam saklıdır.
size kalsın melankoliye dair yargılar,
benim tüm haklarım edvard munch’ta saklıdır.
devamını gör...
617.
yaşamımız zamanlama kargaşası.
bu şeyler başlıyor.
şu şeylere zaman kalmadı,
yaşanmayan şu şeyler ertelenmedi;
aslında;
zaman bu şeyler demektir artık
ve sen biri değilsin.
hiçbir şey tahmin ettiğin gibi değil.
her şey kargacık burgacık,
şu şeyler.. bu şeyler.. yaşamımız!
evet,
o şeyler en olmadık en olmayacak..
şu şeyler bu şeyler ~ 07.10.2018
bu şeyler başlıyor.
şu şeylere zaman kalmadı,
yaşanmayan şu şeyler ertelenmedi;
aslında;
zaman bu şeyler demektir artık
ve sen biri değilsin.
hiçbir şey tahmin ettiğin gibi değil.
her şey kargacık burgacık,
şu şeyler.. bu şeyler.. yaşamımız!
evet,
o şeyler en olmadık en olmayacak..
şu şeyler bu şeyler ~ 07.10.2018
devamını gör...
618.
düş elası gözlerin vardır
ince narin ellerin.
ve aşkla adanmış yıpranmamış yüreğin.
bilirim seversin beni
kalbin kadar yakınken sana
hasretle bakarsın
bir aşığın baktığı gibi bana
kimseyle kıyaslayamam seni
lakin
hoş gör sevdiğim
ölmeye çağırsam gelirsin ama
yalnızlık daha sadık
çirkef randevusuna.
f.
ince narin ellerin.
ve aşkla adanmış yıpranmamış yüreğin.
bilirim seversin beni
kalbin kadar yakınken sana
hasretle bakarsın
bir aşığın baktığı gibi bana
kimseyle kıyaslayamam seni
lakin
hoş gör sevdiğim
ölmeye çağırsam gelirsin ama
yalnızlık daha sadık
çirkef randevusuna.
f.
devamını gör...
619.
...
senin beni anlamandan geliyorum,
çok demek isterdim.
çok demek isterdim bir cümle kurdum sana doğru
yüzün parlayıverdi
uğrayıverdim birdenbire haylaz bir çocukluğa.
-çocukluktan gelmemişçesine duran yüzler gibi görünüyor dünya.-
çokça imha çokça işgal.
çokça kırılmıştır,
kalbimizi alıp içine koyduğumuz vazolar.
çokça kırılmışlıklardan gözyaşlarıyla bir tavan arasından,
koşar adım geliyorum.
...
senin beni anlamandan geliyorum,
çok demek isterdim.
çok demek isterdim bir cümle kurdum sana doğru
yüzün parlayıverdi
uğrayıverdim birdenbire haylaz bir çocukluğa.
-çocukluktan gelmemişçesine duran yüzler gibi görünüyor dünya.-
çokça imha çokça işgal.
çokça kırılmıştır,
kalbimizi alıp içine koyduğumuz vazolar.
çokça kırılmışlıklardan gözyaşlarıyla bir tavan arasından,
koşar adım geliyorum.
...
devamını gör...
620.
şimdi bakıyorum semaya
güzel bir günün şafağında
geçti mi geçmedi mi
gitti mi gitmedi mi
sevdi mi sevmedi mi
nasıl derler ne derler
bilemiyorum
hislerim karamelize olmuş
şeker tadından başka bir tat alamıyorum
türküler söyler bir yanım
hayata tutunmuşum
gelecek güzel günlere sevdalanıyorum.
güzel bir günün şafağında
geçti mi geçmedi mi
gitti mi gitmedi mi
sevdi mi sevmedi mi
nasıl derler ne derler
bilemiyorum
hislerim karamelize olmuş
şeker tadından başka bir tat alamıyorum
türküler söyler bir yanım
hayata tutunmuşum
gelecek güzel günlere sevdalanıyorum.
devamını gör...