normal sözlük yazarlarının şiirleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
başlık "martinneder" tarafından 08.01.2021 18:06 tarihinde açılmıştır.
1961.
geceyle gündüzün arasında bir yerlerde
güneşle ayın kavuştuğu bir mevsimde
hayatla ölümü ayıran bir çizgide
seni ilk gördüğüm yerde
unutulmaz o hazan mevsiminde
geçmişle geleceği ayıran çizgide
belki bir gün doğumunda
ya da gün batımında
belki güneşin alnında
ya da ayın ışığında
belki bu hayatta
ya da öbür hayatta
güneşle ayın kavuştuğu bir mevsimde
hayatla ölümü ayıran bir çizgide
seni ilk gördüğüm yerde
unutulmaz o hazan mevsiminde
geçmişle geleceği ayıran çizgide
belki bir gün doğumunda
ya da gün batımında
belki güneşin alnında
ya da ayın ışığında
belki bu hayatta
ya da öbür hayatta
devamını gör...
1962.
zaman belirgin veya belirsiz izler bırakır üstümüzde
belirsiz mezarlar üzerinde gezinir gibi geziniriz
gerçekliğimizin binbir çeşitlemesinde
nereye kaçsak başka bir kavşak
hayır haykırmıyorum
hayır dua ediyorum sessiz usulca
bir dağın yamacında
dünya dönüyor muymuş
ne için?
ne önerin var söyler misin
eyledin ve oldun
işte bunu geri çeviremezsin
art arda dizilecek şimdi birçoğu
öfke nöbetçilerinin
belirsiz mezarlar üzerinde gezinir gibi geziniriz
gerçekliğimizin binbir çeşitlemesinde
nereye kaçsak başka bir kavşak
hayır haykırmıyorum
hayır dua ediyorum sessiz usulca
bir dağın yamacında
dünya dönüyor muymuş
ne için?
ne önerin var söyler misin
eyledin ve oldun
işte bunu geri çeviremezsin
art arda dizilecek şimdi birçoğu
öfke nöbetçilerinin
devamını gör...
1963.
öyle bir şüphe ki
olgun meyvelerimi
dallarında çürüten
öyle bir fitne ki
diz boyu ekinlerime
baş eğdiren
öyle bir haset ki
yemyeşil ormanımı
bir gecede küle döndüren
öyle bir zaman ki
ne güldüren
ne öldüren
olgun meyvelerimi
dallarında çürüten
öyle bir fitne ki
diz boyu ekinlerime
baş eğdiren
öyle bir haset ki
yemyeşil ormanımı
bir gecede küle döndüren
öyle bir zaman ki
ne güldüren
ne öldüren
devamını gör...
1964.
istisnalar yolumu çizdi benim
ne bir planın ürünüydü bu yolculuk
ne de bir iradenin tezahürü
tesadüf eseriydi yaradılışım
yine bir tesadüf karşıma çıkardı seni
belki de bu yüzdendir
kendime olan güvensizliğim
belki de bu sebep olmuştur
içimdekileri dökemeden çekip gidişine
aradıklarımın cevabını bulur muyum bilmem
yine bir tesadüfün içerisinde
ne bir planın ürünüydü bu yolculuk
ne de bir iradenin tezahürü
tesadüf eseriydi yaradılışım
yine bir tesadüf karşıma çıkardı seni
belki de bu yüzdendir
kendime olan güvensizliğim
belki de bu sebep olmuştur
içimdekileri dökemeden çekip gidişine
aradıklarımın cevabını bulur muyum bilmem
yine bir tesadüfün içerisinde
devamını gör...
1965.
düşünce topu.
zaman çizgisi.
peşinde koşturduğum hiçlik.
ve hüznümün güncesi.
uslan be açgözlü insan.
dinlen be aklı kıt insan.
nerede dostların,
nerede ailen?
havanda su dövmek midir hayat?
gelmelisin ey sevinç,
her şey son bulmadan.
yakarış.
ve yutulan sözcükler.
bir kapı açılayazarken
diğeri kapandı.
sonra yine...
niye?
yine...
bu hep böyle yinelenecek ve...
talih sıkılacak bir gün...
ve...
konuşacak ruh benimle
dur dinlen diyecek
ilk denemeye göre iyiydin
hayat yollarında,
bir dahakine artık...
ve dinle diyecek
varoluşun sesini
güzelliğin sesini dinle
böyle konuşacak ruh benimle
daha fazlası değilsin diyecek
daha güzeli değilsin diyecek
sen bir proje değilsin diyecek
ve bu gezegen senin değil diyecek
ama sen bu gezegenin bir çocuğusun
tüm doğruların ve yanlışların bir çocuğusun
aklın beş karış havadaydı
uykusuz kaldın
kaygılandın
pireyi deve yaptın
kim için çalıştın?
kime ne yarar sağladın?
çok mu istedin?
az mı istedin?
bir saman alevi gibi parladın
ne günü güneşi algıladın
ne geceyi ayı algıladın
öylece kalakaldın.
böylece bakakaldın.
tıklattılar pencereni
ama sen duymadın
bir gülüş geçiverdi kapından
bir daha,
bir daha,
sen algılamadın.
sen dışarı çıkmadın.
hava karardı,
herkes evine kapandı.
olsun demelisin şimdi
olsun, duyabilirsin
varoluşun sesini
güzelliğin sesini
haydi,
zaman çizgisi.
peşinde koşturduğum hiçlik.
ve hüznümün güncesi.
uslan be açgözlü insan.
dinlen be aklı kıt insan.
nerede dostların,
nerede ailen?
havanda su dövmek midir hayat?
gelmelisin ey sevinç,
her şey son bulmadan.
yakarış.
ve yutulan sözcükler.
bir kapı açılayazarken
diğeri kapandı.
sonra yine...
niye?
yine...
bu hep böyle yinelenecek ve...
talih sıkılacak bir gün...
ve...
konuşacak ruh benimle
dur dinlen diyecek
ilk denemeye göre iyiydin
hayat yollarında,
bir dahakine artık...
ve dinle diyecek
varoluşun sesini
güzelliğin sesini dinle
böyle konuşacak ruh benimle
daha fazlası değilsin diyecek
daha güzeli değilsin diyecek
sen bir proje değilsin diyecek
ve bu gezegen senin değil diyecek
ama sen bu gezegenin bir çocuğusun
tüm doğruların ve yanlışların bir çocuğusun
aklın beş karış havadaydı
uykusuz kaldın
kaygılandın
pireyi deve yaptın
kim için çalıştın?
kime ne yarar sağladın?
çok mu istedin?
az mı istedin?
bir saman alevi gibi parladın
ne günü güneşi algıladın
ne geceyi ayı algıladın
öylece kalakaldın.
böylece bakakaldın.
tıklattılar pencereni
ama sen duymadın
bir gülüş geçiverdi kapından
bir daha,
bir daha,
sen algılamadın.
sen dışarı çıkmadın.
hava karardı,
herkes evine kapandı.
olsun demelisin şimdi
olsun, duyabilirsin
varoluşun sesini
güzelliğin sesini
haydi,
devamını gör...
1966.
içimde sen, benden öte, benden azade,
bir 'ben' kâim oldu mu hiç bu alemde?
her şey 'sen' çağlarken her an, her yerde,
gidilecek bir yer var mı? senden sonra, senden öte?
bir 'ben' kâim oldu mu hiç bu alemde?
her şey 'sen' çağlarken her an, her yerde,
gidilecek bir yer var mı? senden sonra, senden öte?
devamını gör...
1967.
başka bir diyar gerek bize,
rüzgârın dili farklı,
gökyüzü daha cesur,
ve yıldızlar daha yakın.
burada eskimiş hayaller var,
adımlarımızın izi silinmiş,
ama orada her adım
bir başlangıç olur,
her nefes bir serüven..
ve o diyarda,
bütün yollar ufka açılır,
biz adımlarımızı sessizce bırakırız ardımıza,
ve sonra,
kimsenin bilmediği
başka bir zamana gideriz el ele...
rüzgârın dili farklı,
gökyüzü daha cesur,
ve yıldızlar daha yakın.
burada eskimiş hayaller var,
adımlarımızın izi silinmiş,
ama orada her adım
bir başlangıç olur,
her nefes bir serüven..
ve o diyarda,
bütün yollar ufka açılır,
biz adımlarımızı sessizce bırakırız ardımıza,
ve sonra,
kimsenin bilmediği
başka bir zamana gideriz el ele...
devamını gör...
1968.
devamını gör...
1969.
içinde insanın bilmediği yerler var
hiç görmediği, duymadığı
kendine yabancı
misafir olarak bile giremediği yerler
ıssız
soğuk
sıcak
tehlikeli
içinde insanın kimsenin bilmediği
uğramadığı yollar var
hükümler var
hüzünler var
topraklar var.
susuz
bazen seller içinde
nehirler var kan ter akan nehirler
günahlar var kimsenin bilmediği günahlar
oda oda labirentler var
çıkmak mümkün değil
girmek imkansız
içinde insanın dili dini ırkı
nüfus cüzdanı yani
dışında maskeler
dışında yalanlar
dışında ne varsa içinden gelen
herkesin bildiği
kimsenin bilmediği
bir yerler var.
içinde insanın rüyalar var
hayaller var
acılar
yaralar
iyileşmeyen .
hiç görmediği, duymadığı
kendine yabancı
misafir olarak bile giremediği yerler
ıssız
soğuk
sıcak
tehlikeli
içinde insanın kimsenin bilmediği
uğramadığı yollar var
hükümler var
hüzünler var
topraklar var.
susuz
bazen seller içinde
nehirler var kan ter akan nehirler
günahlar var kimsenin bilmediği günahlar
oda oda labirentler var
çıkmak mümkün değil
girmek imkansız
içinde insanın dili dini ırkı
nüfus cüzdanı yani
dışında maskeler
dışında yalanlar
dışında ne varsa içinden gelen
herkesin bildiği
kimsenin bilmediği
bir yerler var.
içinde insanın rüyalar var
hayaller var
acılar
yaralar
iyileşmeyen .
devamını gör...
1970.
benim payıma düşen
ne kavurucu bir keder
ne beni tüketen mutsuzlukmuş
dinginlik ve bir tatlı huzurmuş
bana kalan bu yolculuktan
ne içinde hapis olacağım anılar
ne de manasız keşkelermiş
geçti, bitti dediğim iyikilermiş
bir varmış, bir yokmuş
hayaller hala yaşarmış
ne kavurucu bir keder
ne beni tüketen mutsuzlukmuş
dinginlik ve bir tatlı huzurmuş
bana kalan bu yolculuktan
ne içinde hapis olacağım anılar
ne de manasız keşkelermiş
geçti, bitti dediğim iyikilermiş
bir varmış, bir yokmuş
hayaller hala yaşarmış
devamını gör...
1971.
diplerde kaynayan sesler
yüzeye çıkmak için tırmanan eller
nasırlı ve çekiçli bir senfoni
dünyayı kuşatıyor
bir avuç azınlığın kalbinde korku
zor olanın azmi ile
bir coşku ile geliyor
devrimin ayak sesleri
bitmesi temenni edilen ama bitmeyen çığlık
isyan
görünmez bir kaldırım taşı olarak
isyan
bizim şarkımız parkımız evimiz yurdumuz dünyamız
isyan
yüzeye çıkmak için tırmanan eller
nasırlı ve çekiçli bir senfoni
dünyayı kuşatıyor
bir avuç azınlığın kalbinde korku
zor olanın azmi ile
bir coşku ile geliyor
devrimin ayak sesleri
bitmesi temenni edilen ama bitmeyen çığlık
isyan
görünmez bir kaldırım taşı olarak
isyan
bizim şarkımız parkımız evimiz yurdumuz dünyamız
isyan
devamını gör...
1972.
ne kadar zengin olduğumu bilseler
peşime düşerler belki
düşerler ya
aradıklarını bulamazlar
benim zenginliğim
türkülerim, şiirlerim
ne olur onları
benden almayın
peşime düşerler belki
düşerler ya
aradıklarını bulamazlar
benim zenginliğim
türkülerim, şiirlerim
ne olur onları
benden almayın
devamını gör...
1973.
eşin, dostun okusa bile
sadece birkaç gönüle dokunsa bile
belki kimse hatırlamasa bile
yine de yazmaya değer
bir umuttur, yorulsan bile
arayıp da bulamasan bile
sen kovaladıkça, o kaçsa bile
yine de yürümeye değer
kaderindir bu, kaçınsan bile
razı olmalıdır, gocunsan bile
yolun sonu var, unutsan bile
yine de yaşamaya değer
sadece birkaç gönüle dokunsa bile
belki kimse hatırlamasa bile
yine de yazmaya değer
bir umuttur, yorulsan bile
arayıp da bulamasan bile
sen kovaladıkça, o kaçsa bile
yine de yürümeye değer
kaderindir bu, kaçınsan bile
razı olmalıdır, gocunsan bile
yolun sonu var, unutsan bile
yine de yaşamaya değer
devamını gör...
1974.
gecenin sessizliğinde bir nefes gibi
saklı kalan hayallerin izinde
yalnızlık değil bu
özlem bu
kalbimde büyüyen bir ateş gibi
eller ellerimi arıyor
dokunuşu uzak ama sıcak
gözlerin düşlerimde
bir yıldız gibi parlıyor gecemde
sözler yetmez anlatmaya
kalbim fısıldar sana her an
bir adın olmasa da, varlığın
ruhumu sarar içimi ısıtır
sabah uyanınca düşlerimden
bir gülüşün kalır dudaklarımda
ve ben bilirim
her eksik yanımda
seninle tamamlanacak bir dünya var
zaman geçse de
mesafeler olsa da
kalbimde tek bir iz, tek bir yol
senin varlığınla dolu
ve aşkınla yanıyor bu ten, bu can...
saklı kalan hayallerin izinde
yalnızlık değil bu
özlem bu
kalbimde büyüyen bir ateş gibi
eller ellerimi arıyor
dokunuşu uzak ama sıcak
gözlerin düşlerimde
bir yıldız gibi parlıyor gecemde
sözler yetmez anlatmaya
kalbim fısıldar sana her an
bir adın olmasa da, varlığın
ruhumu sarar içimi ısıtır
sabah uyanınca düşlerimden
bir gülüşün kalır dudaklarımda
ve ben bilirim
her eksik yanımda
seninle tamamlanacak bir dünya var
zaman geçse de
mesafeler olsa da
kalbimde tek bir iz, tek bir yol
senin varlığınla dolu
ve aşkınla yanıyor bu ten, bu can...
devamını gör...
1975.
gözlerini görsem—
evrenin damarlarına dokunur gibi,
bakışlarım kayar meçhule,
karanlıklar açılır
gözbebeklerinin içindeki uçurumdan.
ellerini tutsam—
demirler paslanır,
zincirler çözülür,
gönlüm gizlice süzülür gönlüne
bir mahpus kuşun kanat çırpışıyla.
kanatlarımız olsa—
uçsak,
gökyüzünün derisini yırtarak,
uçurtmaların kopmuş iplerinden
yeni bir kainat asardık.
fani olmasak—
zaman çırılçıplak erirdi şakaklarında,
yüzyıllar, gözlerinin kıyısına
kum taneleri gibi serilirdi.
durmadan koşsak—
kavuşamamış kalplerin duasına,
yeşermemiş ruhların hatrına.
ayağımızın altında
çölün kalbi çatırdayarak yeşerirdi.
yağmur olup yağsak—
allah’a küsmüş topraklara,
taş kesilmiş yüreklerin üstüne,
ilk damla biz olsak,
son nefes biz olsak.
ve biz—
aşıkların özlemi,
sarhoşların unutuluşu,
evsizlerin diyarı,
kaybolmuşların girdabı olsak…
sadece olabilsek,
meçhul sevgili…
bir ömür boyu yankılanan dua gibi,
bir sonsuzluk harfi gibi,
ölümün bile silemediği
bir isim gibi…
ne âlâ, ne âlâ, ne âlâ…
evrenin damarlarına dokunur gibi,
bakışlarım kayar meçhule,
karanlıklar açılır
gözbebeklerinin içindeki uçurumdan.
ellerini tutsam—
demirler paslanır,
zincirler çözülür,
gönlüm gizlice süzülür gönlüne
bir mahpus kuşun kanat çırpışıyla.
kanatlarımız olsa—
uçsak,
gökyüzünün derisini yırtarak,
uçurtmaların kopmuş iplerinden
yeni bir kainat asardık.
fani olmasak—
zaman çırılçıplak erirdi şakaklarında,
yüzyıllar, gözlerinin kıyısına
kum taneleri gibi serilirdi.
durmadan koşsak—
kavuşamamış kalplerin duasına,
yeşermemiş ruhların hatrına.
ayağımızın altında
çölün kalbi çatırdayarak yeşerirdi.
yağmur olup yağsak—
allah’a küsmüş topraklara,
taş kesilmiş yüreklerin üstüne,
ilk damla biz olsak,
son nefes biz olsak.
ve biz—
aşıkların özlemi,
sarhoşların unutuluşu,
evsizlerin diyarı,
kaybolmuşların girdabı olsak…
sadece olabilsek,
meçhul sevgili…
bir ömür boyu yankılanan dua gibi,
bir sonsuzluk harfi gibi,
ölümün bile silemediği
bir isim gibi…
ne âlâ, ne âlâ, ne âlâ…
devamını gör...
1976.
güne başlıyor ya insan, şimdi karanlık
bir "merhaba" dan uzak, elde var yalnızlık
öğlen ikindi akşam gece, hep uzaklık
giden gelmiyor, haksızlık.
ıssız bir dünyada yaşıyor, çok kalabalık
her lahza gözlerde, gözyaşı yapışık
ekmek su sigara, gibi bağlılık
cezası bitmiyor, idamlık
şarkılar bitti müzik yetmiyor, artık sessizlik
susmuyor duvarlar, hep bir eksiklik
hayaller gerçekleşmiyor, yaşam sahtelik
günahı tövbelere doymadı, müşrik.
bir "merhaba" dan uzak, elde var yalnızlık
öğlen ikindi akşam gece, hep uzaklık
giden gelmiyor, haksızlık.
ıssız bir dünyada yaşıyor, çok kalabalık
her lahza gözlerde, gözyaşı yapışık
ekmek su sigara, gibi bağlılık
cezası bitmiyor, idamlık
şarkılar bitti müzik yetmiyor, artık sessizlik
susmuyor duvarlar, hep bir eksiklik
hayaller gerçekleşmiyor, yaşam sahtelik
günahı tövbelere doymadı, müşrik.
devamını gör...
1977.
biliyorum sana altın tepside sunmadılar
sahip olduklarını
tırnaklarınla kazıyarak elde ettin
biliyorum acıya göğüs gererken
yalnız ve çaresizdin
kendi başına verdin mücadeleni
biliyorum senin için insanlara güvenmek zor
ama sen de bilmelisin ki
ben sadece gülüşün
neşen ve güzelliğine değil
zor günlerine de talibim
sahip olduklarını
tırnaklarınla kazıyarak elde ettin
biliyorum acıya göğüs gererken
yalnız ve çaresizdin
kendi başına verdin mücadeleni
biliyorum senin için insanlara güvenmek zor
ama sen de bilmelisin ki
ben sadece gülüşün
neşen ve güzelliğine değil
zor günlerine de talibim
devamını gör...
1978.
bazı yolculukların
rotası baştan bellidir
bazılarınınsa kaderi
ne çıkarsa bahtımadır
bizim yolumuz ezelden çiziliydi
belki zorlu, belki engebeliydi
el ele vermeli, güvenmeliydi
ıska geçtik denize çıkan yolları
bozkır ortasında kavruldu ellerimiz
rotası baştan bellidir
bazılarınınsa kaderi
ne çıkarsa bahtımadır
bizim yolumuz ezelden çiziliydi
belki zorlu, belki engebeliydi
el ele vermeli, güvenmeliydi
ıska geçtik denize çıkan yolları
bozkır ortasında kavruldu ellerimiz
devamını gör...
1979.
münzevi yılların ardında bıraktığı
enkaz günlerin uğultusu
kulağımda kalmış gitmiyor
ağır bir travma altında gençliğim
tükenmiş de bilememişim
ne yana dönsem yıkıntı
üzerlerine basa basa geçiyorum
viran olmuş bir kentin
ardından bakıyorum
enkaz günlerin uğultusu
kulağımda kalmış gitmiyor
ağır bir travma altında gençliğim
tükenmiş de bilememişim
ne yana dönsem yıkıntı
üzerlerine basa basa geçiyorum
viran olmuş bir kentin
ardından bakıyorum
devamını gör...
1980.
eşin dostun okusa bile
birkaç gönle dokunsa bile
belki kimse hatırlamasa bile
yine de yazmaya değer
bir umuttur yorulsan bile
arayıp bulamasan bile
sen kovaladıkça o kaçsa bile
yine de yürümeye değer
kaderindir bu kaçınsan bile
razı olmalıdır gocunsan bile
yolun sonu var unutsan bile
yine de yaşamaya değer
birkaç gönle dokunsa bile
belki kimse hatırlamasa bile
yine de yazmaya değer
bir umuttur yorulsan bile
arayıp bulamasan bile
sen kovaladıkça o kaçsa bile
yine de yürümeye değer
kaderindir bu kaçınsan bile
razı olmalıdır gocunsan bile
yolun sonu var unutsan bile
yine de yaşamaya değer
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105