2061.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2062.
fincanın kenarında birikir sessizlik,
köşelerde gölgeler eski günlerin hatırasını taşır.
düşünce ağırdır, taş gibi,
ve yine de usulca akıp gider zamanın içine.

kahve tütüyor, rüzgarla savrulan duman
geçmişin sokaklarını, unutulmuş adımları hatırlatır.
bir kelime düşer dudaklarımdan,
ama geçmişin sesi, daha kuvvetli bir yankı bırakır.

maziye özlem sızlar,
görülmüş ama dokunulamamış sabahlar gibi,
her hatıra bir taşın arkasında saklanmış,
her sessizlik bir gülüşün titrek izi.

ve anlarım ki,
her şey hala düşüncenin kanatlarında uçar,
her kahve yudumu bir zaman yolculuğu,
her gölge bir geçmişin zekice saklanmış izidir.
devamını gör...
2063.
zaman, ince bir ip gibi
bileklerime dolanıyor..
çözmeye çalıştıkça düğüm büyüyor..
belki de insan
kendi düğümüdür,
kendi karanlığında çoğalan..
devamını gör...
2064.
bir mal geçtiyse eline
hiç sevinme
çoktan bitmiştir o.

bir mal bittiyse elinde
hiç üzülme
çoktan elinden gecmistir o
devamını gör...
2065.
gecenin sessizliği
kalbimin yankısında,
aşkının ateşi
ruhumun tek yankısında.
devamını gör...
2066.
sevgililer günü için yazdığım nadide şiirim “anladık sevgilin var”;

gece 12’de stori attın
hediye işinde salağa yattın
bir sevgili uğruna bizleri sattın
anladık sevgilin var

deste deste gülleri kapıya dizmiş
yapay zekaya gidip de couple pic çizmiş
yükseleni akrep burcu ikizmiş
anladık sevgilin var

labubu netten bileklik pandoradan
biz de bu işi öğrendik ta sooradan
yarın ölünce sormaz ki yaradan
anladık sevgilin var

14’ünde lovebombing 15’i ghosting
twitter’dan instadan yaparsın posting
benden alacağın a lil bit fi.. şey pardon roasting
anladık sevgilin var

anladık sevgilin var
hemi de dişi bayan
anladık sevgilin var
dayan babılo dayan
devamını gör...
2067.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2068.
tanım: sözlük yazarlarının içinden taşan duygularını dizelere dökmesi sonucu ortaya çıkan edebi metinler.

ben artık kendim değilim
sadece pis bir hatıra olarak varım
adımla seslenseler dönüp bakacak birisi yok içimde
ismim senin dudaklarından çıkarken anlamlıydı
gerisi... gerisi karanlık bir gölge

şimdi içimde boş bir oda var
duvarları çatlak, tavanı çöktü çökecek
odanın ortasında iki sandalye var
birinde ben oturuyorum
diğerinde hayalim, silüetin...
sana sarılıyor her satırım
o hayalin yüzü yok, sesi yok...

bazen düşünüyorum
belki de aşk dediğimiz şey
aynı rüyayı görmekmiş
ben uyandırıldım o rüyadan
şimdi gerçeklik dediğimiz şey
bir karabasan gibi üzerime kapanıyor
benliğim eridi, kalemim bitiyor

benliğim eridi, adım silindi
sesim yankılanmıyor artık
çünkü sen giderken sadece kalbimi değil
bütün gerçekliğimi alıp götürdün

ve ben şimdi
senin yokluğunun içinde
yavaş yavaş unutulan eski bir şarkıyım
kimse dinlemez
kimse hatırlamaz
ama melodisi...
o melodi hala gecenin en karanlık yerinde acıyla, kanla, gözyaşıyla çalmaya devam ediyor...

sessiz haykırışlar
görünmeyen bir "ölüm"
bilinmeyen bir "söz"
denk gelinmeyecek bir "göz".
devamını gör...
2069.
geceden mi kaldı bu ağırlık gözlerinde,
yoksa zaman mı bastı üstüne?
öyle bakma;
bakışın cevapsız bir soruya dönüyor.

gel, saçlarını bırak omzuma,
kelimeler yetmez bazen.
insanı ayakta tutan
duyulan acıdır.

buluttan sürerim tarlaları,
çünkü umut
itaat bilmez.
yağmuru göğe ekerim,
inanmak için
toprak şart değil.

feleğin çarkına çomak sokarım;
her şey değişmez belki
ama bazı düzenler
değişmek zorunda.
devamını gör...
2070.
gurbet gezer,sılada uyur

başka göklerin yıldızını sayar evvela,
‎okur mısra mısra elin hikmetini.
‎dolaşır baudelaire’den neruda’ya,
‎çözer dillerin yabancı gizemini.

‎​batı’nın soğuk rüzgarı değer alnına,
‎doğu’nun ipekli tülünden geçer.
‎her dize bir tohumdur zihnin tarlasına,
‎şair, binbir çiçekten özünü seçer.

‎lakin güneş batıp el ayak çekilince,
‎kulağında uğuldayan o kadim sestir.
‎döner dolaşır, sükut derinleşince,
‎bildiği tek lisan, aldığı nefestir.

‎mermerin kalbinde saklı bir nakış,
‎anadolu’nun bağrından kopan o yanık türkü...
‎ne kadar uzağa gitse de o bakış,
‎son durak, ruhunu kuşatan o garip gönlü.
devamını gör...
2071.
‎yaldızlı sofralarda kanlı şarap içenler,
‎kumaşı vicdan olan kaftan biçenler!
‎mazlumun ahını bir rüzgar sanıp,
‎kendi fırtınasında savrulup geçenler!

‎medeniyet dediğin, dişleri paslı canavar,
‎gözü kör, kulağı sağır, kalbinde duvar.
‎bebek cesetlerinden kuleler kurup,
‎barış masallarında kimleri uyuturlar?

‎adalet; sarayların kirli paspası,
‎zulüm; efendilerin gümüş kupası.
‎bir yanda açlıktan kuruyan dudak,
‎bir yanda doymayanın altın sofrası!

‎sussun kalemler, utansın artık lisan,
‎pazarda satılırken etten olan insan.
‎siz ey göğe kadeh kaldıran beyler,
‎yeryüzü ağlarken gülmek mi ihsan?

‎tükürün bu çağın süslü suratına,
‎binmişler bencilliğin küheylan atına.
‎lakin unutmayın, hesap günü var;
‎kul hakkı sığmaz kimsenin saltanatına!

‎o gün mizan kurulur, diller lâl olur,
‎zalimin sarayı kül olur, ziyan olur.
‎bugün sustuğunuz her bir feryat,
‎yarın boynunuza ateşten şal olur!
devamını gör...
2072.
‎parmak uçlarımda soğumuş bir merhametin lekesi var,
‎yıkadım, çıkmadı; çünkü su artık benden kaçıyor.
‎göğsümde, bir zamanlar kalbin vurduğu o dar kuyu,
‎şimdi sadece rüzgârın ıslığını saklıyor,
‎kendi yankısından korkan bir uçurum gibi.
‎​ben, aynadaki sureti bir yabancıya hibe ettim.
‎gözbebeklerimde sönen o son insan parıltısı,
‎bir kibrin, bir vazgeçişin, bir sağır sessizliğin bedeliydi.
‎artık vicdan; ayağıma batan bir kıymık değil,
‎kökü kurumuş bir ağacın, rüzgârda bile sızlamayan dalı.
‎​dünyanın bütün ağrıları üzerimden geçiyor da,
‎bir tek "ben" kendime dokunamıyorum.
‎​toprağa basıyorum, toprak beni tanımıyor,
‎kuşlar ismimi unuttu, dualar dudaklarımda pas tuttu.
‎eskiden hüzünlenirdim; şimdi hüzün bile bir lüks,
‎bir insanın sahip olabileceği o sıcak, kanlı duygu...
‎ben sadece geometrik bir yalnızlığın içindeyim;
‎köşeli, keskin ve mutlak bir hiçe doğru.
‎​etimin içinde sakladığım bu büyük gurbet,
‎insan olmaktan değil,
‎insan kalmayı becerememekten miras kaldı.
‎şimdi ruhsuz bir heykelin gölgesinde dinleniyorum,
‎güneş beni yakıyor ama ısıtmıyor.
‎içimdeki kavgalarım yarı tanrılara direniyor.
devamını gör...
2073.
cıncık gibisin...
ciğercide gördüm seni
vuruldum sana kız deli
aldın aklımı başımdan
çılgındım oldum serseri

gılik bi' davşan gibisin
naylon bebekler gibisin
nalet gelsin, kıran girsin
cıncık gibisin...
devamını gör...
2074.
gecenin karanlığı örter kusurlarını
senin açıklarına ben ışık tutuyorum

dilersen görmem, bu gözlerimi bağlatır,
sen baktığında inan ben de görüyorum.
devamını gör...
2075.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2076.
kara diken, dik geldi elimden düşen
şer buldum mahşer yaşarken,
silah dil kadar öldürmedi,
düşman dost kadar zarar vermedi,
hangi dönemeç çukurunda uçkurumu kapatsam,
hatunlar zehirledi,
aşk gizli, sevişmek gizli, ihanet aleniydi,
ya niyet, ya sessiz ormanlar ve depolarda cinayet,
etme, etme bir kaya kovuğunda biten bir yeşil fidanım ben,
köküm orta asya ve mezopotamyadır,
petra tapınağında epey akrep besledim,
sen zehri kendine verirken,
ben kan suyuna çaylar demledim,
çanlar çalıyor yıkıl şehrin olmayan kilisesinde,
mezarlar kazılıyor sektörün lisesinde,
elbise ve tebeşir,
gökkuşağından bir tebeşirle renksiz tahtaya beyaz hikayeler yazılıyordu,
misyonum erlikti, anne terliği değil,
misyonunuz şerlikti, burada ana yokmuş, bu da baba çiftesi…
devamını gör...
2077.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2078.
türbanım renk renk
laiklik ağzınızda pelesenk
erkekler peşimde sıralı tek tek
yaşıyoruz bu hayatı hep yek
bol bol yerim makarna ekmek
yollar köprüler bunlar hep emek
şahlanıyoruz bitti emeklemek
reise aşığız yok artık beklemek.
devamını gör...
2079.
burası cizre, med cezirim amedle başlar,
ben özkürdüm diye bunca çile,
mezo soprana değil,
mezem toprak, dünya potam ya,
o yüzden çektiğim işkence,
eyy rojin, ey aybüke,
keşke sevişsek aşk ay ve güneş bir gece,
siz bana düşman, ben allah’a küskün,
başımızda bir deccal ki anadolu’ya düşman,
beni öldürdünüz pislik içinde bin gece,
ne mehdiydim, ne de yüce isa,
musa tegahında bir asaydım,
asıldım baktım ki iki kolum hiç dokunmamış boynuma,
vebalim boyunuza, azabım topunuza,
topuk kanı pazarlayanlar diyarında…
devamını gör...
2080.
kuş
herbkolog kuş.
ve uçamayan kuş.
sadece yürüyebilen tombul kuş.
paytak paytak yürümeye devam et.
kimsesiz kalacağını bil lütfen.
kötü özelliklerinden kurtul.
yanlız kalırsın.
sıyırmışsın.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının şiirleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim