2061.
her yol ayrımında
aklıma düşer
beraber yürüdüğümüz yollar
tam o anda seçerim
hangi taraf benziyorsa
seninle yürüdüklerimize
devamını gör...
2062.
yürüyen düş
yürümek, yürümek, yürümek
bilmediğin ıssız yollarda
uzun uzun iç geçirmek
savaşmak kendinle
insanlığın kullandığı en ilkel araçlarla
düşünmek tüm bu olan biteni
ne kadar düşünsen de anlam verememek
unutmaya çalışmak ama unutamamak
dört bir yana savurduğun anıları
yine belleğinin dipsiz dehlizlerinde bulmak
hep o kurtuluş anını ummak
ümidim gün doğmadan bu cenazelerden kurtulmak
yürekten, safiyane bir dua ile uykuya dalmak
dalıp da çıkamamak
gidip de bulamamak
kaçıp da saklanamamak
uzun lafın kısası
ne olmak, ne de olamamak
araf’ta sallanan sandalyede
düş uykusuna yatmak
devamını gör...
2063.
(yıkılan dev)

bir dağın dizleri çözüldü bugün,
kimse gürültüsünü duymadı.
çünkü büyük olanlar
sessiz çöker.
toprak bile nefesini tutar,
o ki bir zamanlar gölgesinde
insanların yön bulduğu bir devdi.
adımlarıyla yolları ezmiş,
bakışıyla rüzgarı durdurmuştu.
şimdi...
ağırlığı kendine ağır
tonlarca hayat birikmiş göğsünde,
hatıralar kemiklerine çöreklenmiş.
her kelimesi,
yerden koparılmış bir kaya parçası gibi,
ağır,
zor,
geri dönülmez.
düşüşü ani değil,
çünkü devler yavaşça ölür.
önce başı eğilir,
sonra omuzlarından çekilir hayat.
toprak yaklaşır ona,
bir ana gibi kollarını açarak
ve o koca gövde,
yavaş yavaş,
incinmemeye çalışır gibi
düşer yere.
o yıkılışta
bir çağ kapanır aslında.
kimse alkışlamaz,
kimse bağırmaz,
sadece içimizde bir şey
geri dönülmez şekilde
sessizce kırılır.
ve sonra...
toz kalkar,
hatıralar havada asılı kalır.
dev yere düşmüştür artık.
ama ağırlığı hala
dünyanın kalbindedir.
devamını gör...
2064.
bir his var…
nasıl desem…
kara bir bulut gibi mi ?
her tarafı saran sarmaşık gibi…
nasıl desem…
kör bir bıçağın saplanışı gibi mi ?
kurşunun delip geçmesi gibi..
nasıl desem…
iki duvarın arasına sıkışmış gibi mi ?
ucu bucağı belli olmayan karanlık gibi…
nasıl desem…
dipsiz, bir kör kuyu gibi mi ?
kuşun kırık kanadı ile çırpınışı gibi…
nasıl desem…
devamını gör...
2065.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2066.
‎varlık, yokluğun üzerine çekilmiş ince bir perdedir,
‎ben o perdeyi kanatarak kendi içime sızdım.
‎zaman; kemik sesiyle ilerleyen sağır bir saattir,
‎daha doğarken, ölüme binlerce mektup yazdım.

​zihnim; kendi celladını besleyen bir dar ağacı,
‎hangi fikre tutunsam, ip boynumda acılı bir sancı.
‎dünya dediğin; zehrini balla sunan bir yabancı,
‎her yudumda ruhum biraz daha daralır,yutkunur darağacı.

devamını gör...
2067.
çok eskiden sevdiğim birine yazardım. adını geçirmedim hiçbir yerde, ilk aşkımdı. elini tutmadım ama elini tutmuşçasına şiirler yazardım, kimse bilmedi. bir mektup gibi sakladım sonra. hatta bir tanesini, eskiden beni terk etmesin diye o’na göndermek istemiştim ama kabul etmemişti. o gün ölmüştüm sanki. hâla aklıma gelince buruk hissederim, kalbim acır. hatırası kalıyor zamanla.

esasen ne bir fotoğraf ne de güzel birkaç söz… hiçbir anımız yok. ancak benim karaladığım habersiz birkaç mektup, sözler kaldı. hayat işte. yazmak güzeldir, şifalı hissettiriyorsa elbette.
devamını gör...
2068.
işlenmişsinnnn galbimee ilmek ilmekkkkk
devamını gör...
2069.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2070.
fincanın kenarında birikir sessizlik,
köşelerde gölgeler eski günlerin hatırasını taşır.
düşünce ağırdır, taş gibi,
ve yine de usulca akıp gider zamanın içine.

kahve tütüyor, rüzgarla savrulan duman
geçmişin sokaklarını, unutulmuş adımları hatırlatır.
bir kelime düşer dudaklarımdan,
ama geçmişin sesi, daha kuvvetli bir yankı bırakır.

maziye özlem sızlar,
görülmüş ama dokunulamamış sabahlar gibi,
her hatıra bir taşın arkasında saklanmış,
her sessizlik bir gülüşün titrek izi.

ve anlarım ki,
her şey hala düşüncenin kanatlarında uçar,
her kahve yudumu bir zaman yolculuğu,
her gölge bir geçmişin zekice saklanmış izidir.
devamını gör...
2071.
zaman, ince bir ip gibi
bileklerime dolanıyor..
çözmeye çalıştıkça düğüm büyüyor..
belki de insan
kendi düğümüdür,
kendi karanlığında çoğalan..
devamını gör...
2072.
bir mal geçtiyse eline
hiç sevinme
çoktan bitmiştir o.

bir mal bittiyse elinde
hiç üzülme
çoktan elinden gecmistir o
devamını gör...
2073.
gecenin sessizliği
kalbimin yankısında,
aşkının ateşi
ruhumun tek yankısında.
devamını gör...
2074.
sevgililer günü için yazdığım nadide şiirim “anladık sevgilin var”;

gece 12’de stori attın
hediye işinde salağa yattın
bir sevgili uğruna bizleri sattın
anladık sevgilin var

deste deste gülleri kapıya dizmiş
yapay zekaya gidip de couple pic çizmiş
yükseleni akrep burcu ikizmiş
anladık sevgilin var

labubu netten bileklik pandoradan
biz de bu işi öğrendik ta sooradan
yarın ölünce sormaz ki yaradan
anladık sevgilin var

14’ünde lovebombing 15’i ghosting
twitter’dan instadan yaparsın posting
benden alacağın a lil bit fi.. şey pardon roasting
anladık sevgilin var

anladık sevgilin var
hemi de dişi bayan
anladık sevgilin var
dayan babılo dayan
devamını gör...
2075.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2076.
tanım: sözlük yazarlarının içinden taşan duygularını dizelere dökmesi sonucu ortaya çıkan edebi metinler.

ben artık kendim değilim
sadece pis bir hatıra olarak varım
adımla seslenseler dönüp bakacak birisi yok içimde
ismim senin dudaklarından çıkarken anlamlıydı
gerisi... gerisi karanlık bir gölge

şimdi içimde boş bir oda var
duvarları çatlak, tavanı çöktü çökecek
odanın ortasında iki sandalye var
birinde ben oturuyorum
diğerinde hayalim, silüetin...
sana sarılıyor her satırım
o hayalin yüzü yok, sesi yok...

bazen düşünüyorum
belki de aşk dediğimiz şey
aynı rüyayı görmekmiş
ben uyandırıldım o rüyadan
şimdi gerçeklik dediğimiz şey
bir karabasan gibi üzerime kapanıyor
benliğim eridi, kalemim bitiyor

benliğim eridi, adım silindi
sesim yankılanmıyor artık
çünkü sen giderken sadece kalbimi değil
bütün gerçekliğimi alıp götürdün

ve ben şimdi
senin yokluğunun içinde
yavaş yavaş unutulan eski bir şarkıyım
kimse dinlemez
kimse hatırlamaz
ama melodisi...
o melodi hala gecenin en karanlık yerinde acıyla, kanla, gözyaşıyla çalmaya devam ediyor...

sessiz haykırışlar
görünmeyen bir "ölüm"
bilinmeyen bir "söz"
denk gelinmeyecek bir "göz".
devamını gör...
2077.
geceden mi kaldı bu ağırlık gözlerinde,
yoksa zaman mı bastı üstüne?
öyle bakma;
bakışın cevapsız bir soruya dönüyor.

gel, saçlarını bırak omzuma,
kelimeler yetmez bazen.
insanı ayakta tutan
duyulan acıdır.

buluttan sürerim tarlaları,
çünkü umut
itaat bilmez.
yağmuru göğe ekerim,
inanmak için
toprak şart değil.

feleğin çarkına çomak sokarım;
her şey değişmez belki
ama bazı düzenler
değişmek zorunda.
devamını gör...
2078.
yatak sayısı kaç?

kent, bir pıtırdamak
yatak sayısı kaç?
sıcak...
çorak arazilerden geçersin
varmak için buraya.
değişir bilgisayarlar
kaç numara?
yalnızlığn altıncı ayı
üst kattan sessizlik ansiklopedileri
ve anarşi hüzmeleri.
üzmeyin kaplan-ı deryayı
uykuların durağı.

bir fotoğraf karesindeki gülüş
kaybolan merhem anıtı
kent bir futbol topu gidişatı
kenti kapatın!
birimleri kapatın!

eylemek zamanı değildir bu zaman
biraz dinlenin.
küçük anekdotlar aktaracağım sizlere
küçük pıtrak hüzmeleri.
uyanıklığın durağı
haliçin üzerlerinde yüzen binbir güverte.
yalnızlığın on yedinci ayı
bir hikaye ikame edemeyeceksin
buzul direnç arttıkça

uzaya doğru kaçacak kurulumlar
çorak buzullardan kaçacaksın
yalnızlığın uğurağına
yalnızlığın içerisindeki buruk şoförler
sanal hal ve hatır sorma görevlileri
anarşi uçakları
dünyanın dudaklarında.

bu yarayı dağlamayın.
üzmeyin hendeklerin bağrına yollanan küheylanı.
bu boşluk
hani kimdeyse
devasa kütleler halinde yağabilir üzerimize
kaygıların durağı
sonsuzluk kaygısının.
yatak sayısı kaç?
buzul drenaj.
bir okul numarası tutuşur örgünlüğünde
sen kaçıncı son sabahım.
mutluluk çektirileri.
özleminin dudaklarına
devamını gör...
2079.
gurbet gezer,sılada uyur

başka göklerin yıldızını sayar evvela,
‎okur mısra mısra elin hikmetini.
‎dolaşır baudelaire’den neruda’ya,
‎çözer dillerin yabancı gizemini.

‎​batı’nın soğuk rüzgarı değer alnına,
‎doğu’nun ipekli tülünden geçer.
‎her dize bir tohumdur zihnin tarlasına,
‎şair, binbir çiçekten özünü seçer.

‎lakin güneş batıp el ayak çekilince,
‎kulağında uğuldayan o kadim sestir.
‎döner dolaşır, sükut derinleşince,
‎bildiği tek lisan, aldığı nefestir.

‎mermerin kalbinde saklı bir nakış,
‎anadolu’nun bağrından kopan o yanık türkü...
‎ne kadar uzağa gitse de o bakış,
‎son durak, ruhunu kuşatan o garip gönlü.
devamını gör...
2080.
‎yaldızlı sofralarda kanlı şarap içenler,
‎kumaşı vicdan olan kaftan biçenler!
‎mazlumun ahını bir rüzgar sanıp,
‎kendi fırtınasında savrulup geçenler!

‎medeniyet dediğin, dişleri paslı canavar,
‎gözü kör, kulağı sağır, kalbinde duvar.
‎bebek cesetlerinden kuleler kurup,
‎barış masallarında kimleri uyuturlar?

‎adalet; sarayların kirli paspası,
‎zulüm; efendilerin gümüş kupası.
‎bir yanda açlıktan kuruyan dudak,
‎bir yanda doymayanın altın sofrası!

‎sussun kalemler, utansın artık lisan,
‎pazarda satılırken etten olan insan.
‎siz ey göğe kadeh kaldıran beyler,
‎yeryüzü ağlarken gülmek mi ihsan?

‎tükürün bu çağın süslü suratına,
‎binmişler bencilliğin küheylan atına.
‎lakin unutmayın, hesap günü var;
‎kul hakkı sığmaz kimsenin saltanatına!

‎o gün mizan kurulur, diller lâl olur,
‎zalimin sarayı kül olur, ziyan olur.
‎bugün sustuğunuz her bir feryat,
‎yarın boynunuza ateşten şal olur!
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının şiirleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim