normal sözlük yazarlarının şiirleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
başlık "martinneder" tarafından 08.01.2021 18:06 tarihinde açılmıştır.
2041.
ön muhasebeci kız

benim yarim yapar ön muhasebe
doktorun olayım yapayım sana bir muayene
muayyen günlerinde kaynatırım aşure
kaynanayı da unutmam al sana muamele
muhtasar vergiler yağar gecelere
beyannameler yarimin elinde pare pare
paresi hareden bir hale
cari hesapla ol bana cariye
matrahını yaparken unutma stopaj
vajinandan öpsün seni bu kelaj
bukalemun gibi döner renk viraj viraj
bulurum seni için adeta nehir ganj
geçici vergi limited şirket
aman zenginlere iyi vergi ödet
likidite titrek ben sana esrek
ön muhasebeci kız gel bana sek sek

benim yarim yapar ön muhasebe
doktorun olayım yapayım sana bir muayene
muayyen günlerinde kaynatırım aşure
kaynanayı da unutmam al sana muamele
muhtasar vergiler yağar gecelere
beyannameler yarimin elinde pare pare
paresi hareden bir hale
cari hesapla ol bana cariye
matrahını yaparken unutma stopaj
vajinandan öpsün seni bu kelaj
bukalemun gibi döner renk viraj viraj
bulurum seni için adeta nehir ganj
geçici vergi limited şirket
aman zenginlere iyi vergi ödet
likidite titrek ben sana esrek
ön muhasebeci kız gel bana sek sek
devamını gör...
2042.
17.04.2023 tarihinde yazdığım şiir.
sadrımızda hulyalar biriktirip, istikbalin şafağına asılırdık,
zaman denilen o merhametsiz hırsız, hanemize sızmadan evvel.
seninle, sükûnetin ipliğiyle örülmüş bir atlas sabahına uyanır,
gözlerimizde kadim bir alacakaranlığın izlerini silerdik.
lakin sen, vakti bir kelebeğin kanadında sadaka gibi dağıttın,
cevher sandığımız o demleri, bakır pullarla takas ettin.
yebus sessizliğinde yankılanırken içimin feryadı,
sen, gürültülü yalanların kuytusunda yankısız kalmayı seçtin.
bir şah-ı maran masalı dokurduk belki parmak uçlarımızla,
efsunlu kelimeler dökülürdü ağzımızdan, sitem değil.
oysa şimdi, çalınmış saatlerin enkazında birer mülteciyiz;
benim payıma hicran düştü, senin payına ise koca bir "hiç"
seninle şöyle olabilirdik: bir lügat dolusu zarafet,
şimdi ise sadece iki yabancı, aralarında uçurumlar kadar mesafe...
kendi ellerinle yırttığın o ipekten hayalleri,
hangi yamalı bohçaya sığdıracaksın şimdi?
sadrımızda hulyalar biriktirip, istikbalin şafağına asılırdık,
zaman denilen o merhametsiz hırsız, hanemize sızmadan evvel.
seninle, sükûnetin ipliğiyle örülmüş bir atlas sabahına uyanır,
gözlerimizde kadim bir alacakaranlığın izlerini silerdik.
lakin sen, vakti bir kelebeğin kanadında sadaka gibi dağıttın,
cevher sandığımız o demleri, bakır pullarla takas ettin.
yebus sessizliğinde yankılanırken içimin feryadı,
sen, gürültülü yalanların kuytusunda yankısız kalmayı seçtin.
bir şah-ı maran masalı dokurduk belki parmak uçlarımızla,
efsunlu kelimeler dökülürdü ağzımızdan, sitem değil.
oysa şimdi, çalınmış saatlerin enkazında birer mülteciyiz;
benim payıma hicran düştü, senin payına ise koca bir "hiç"
seninle şöyle olabilirdik: bir lügat dolusu zarafet,
şimdi ise sadece iki yabancı, aralarında uçurumlar kadar mesafe...
kendi ellerinle yırttığın o ipekten hayalleri,
hangi yamalı bohçaya sığdıracaksın şimdi?
devamını gör...
2043.
apansız uyanırsan gecenin bir vakti
götün kaşınmışsa çatalın o taraflar
bir sıcaklık duyarsan sarkık memelerinde
ve saatler 22:00 23:45 suları falansa
bil ki seni düşünüp 31 çekiyorum
-ümit yaşar armocan
götün kaşınmışsa çatalın o taraflar
bir sıcaklık duyarsan sarkık memelerinde
ve saatler 22:00 23:45 suları falansa
bil ki seni düşünüp 31 çekiyorum
-ümit yaşar armocan
devamını gör...
2044.
01.01.2022
vuslatın nev-baharı ermedi hiç semtime, bu dertte derman nihan,
sükût-u feryattır her giryem, duyulmaz cihanda hiçbir an.
aşkın dârüşşifasından azat olup çıkamadım bir türlü,
kendi naaşımı omuzladım, kimse olmadı bana hâmî, yâran.
gözlerinin nakşına eş koşulmaz, mısralar aciz kalır karşında,
zifiri çahlarda ziyan oldu rüyalarım, her bir bakışında.
fasıl-ı rüzgârlar geçti, ben tükendim o kehribar apsesinde,
hâlık şahitti bu sevdaya, ismin mühürdür kalbimin nakşında.
mîsak-ı ezel gibi sakladım seni, göklerden indirdim naaşımı,
seni bitirmek kastıyla geçtim kendimden, sildim her bir yaşımı.
mazim, toprağı rızk eyleyen bir köstebek misali derindedir,
gönül hazinem saklıdır, kimse göremez bendeki cevher taşını.
tok gönlüme rağmen cihanın zehirli şerbetini kadeh kadeh içtim,
insanlık nankördür, hayatın şevkinden, o lezzetinden geçtim.
diyar-ı gurbeti gezdim, feleğin kahrı her adımda sertti,
gel de sor bu meyyitin kör talihini, ben bu ömre kefen biçtim.
kör bıçaklı râh-zenler kesti yolumu, yüreğim oldu dağlı,
kaç "sen" içmişim de ruhum, gönül tahtına ebeden bağlı.
bitirdim içimdeki cengi, arkamda dünün o kanlı darbeleri,
artık dindi bu tufan, lakin her yaram maziye birer ağlı.
vuslatın nev-baharı ermedi hiç semtime, bu dertte derman nihan,
sükût-u feryattır her giryem, duyulmaz cihanda hiçbir an.
aşkın dârüşşifasından azat olup çıkamadım bir türlü,
kendi naaşımı omuzladım, kimse olmadı bana hâmî, yâran.
gözlerinin nakşına eş koşulmaz, mısralar aciz kalır karşında,
zifiri çahlarda ziyan oldu rüyalarım, her bir bakışında.
fasıl-ı rüzgârlar geçti, ben tükendim o kehribar apsesinde,
hâlık şahitti bu sevdaya, ismin mühürdür kalbimin nakşında.
mîsak-ı ezel gibi sakladım seni, göklerden indirdim naaşımı,
seni bitirmek kastıyla geçtim kendimden, sildim her bir yaşımı.
mazim, toprağı rızk eyleyen bir köstebek misali derindedir,
gönül hazinem saklıdır, kimse göremez bendeki cevher taşını.
tok gönlüme rağmen cihanın zehirli şerbetini kadeh kadeh içtim,
insanlık nankördür, hayatın şevkinden, o lezzetinden geçtim.
diyar-ı gurbeti gezdim, feleğin kahrı her adımda sertti,
gel de sor bu meyyitin kör talihini, ben bu ömre kefen biçtim.
kör bıçaklı râh-zenler kesti yolumu, yüreğim oldu dağlı,
kaç "sen" içmişim de ruhum, gönül tahtına ebeden bağlı.
bitirdim içimdeki cengi, arkamda dünün o kanlı darbeleri,
artık dindi bu tufan, lakin her yaram maziye birer ağlı.
devamını gör...
2045.
yüzyıllarca saklı sesin
gecenin alnında mühür..
ay, yarım kalmış bir ağıt..
kül rengi zamanlardan
geçiyor gölgen..
tenimde eski bir harf,
dilimde suskun bir yemin..
hangi uçurumdan kaldıysa
o karanlık yankı
biraz ölüm,
biraz sonsuzluk,
biraz sen..
gecenin alnında mühür..
ay, yarım kalmış bir ağıt..
kül rengi zamanlardan
geçiyor gölgen..
tenimde eski bir harf,
dilimde suskun bir yemin..
hangi uçurumdan kaldıysa
o karanlık yankı
biraz ölüm,
biraz sonsuzluk,
biraz sen..
devamını gör...
2046.
bu kupabesta ya basta
banyoda bir kara mamba ay karamba
kübanın burnu kara
şu habibi şubidtek muharrib barra
banyoda bir kara mamba ay karamba
kübanın burnu kara
şu habibi şubidtek muharrib barra
devamını gör...
2047.
hocam deneysel şiir midur bu?
devamını gör...
2048.
voca.ro/1kgFlHjSWIk1
yağmurlu bir günün son bulutlarına takıldım
ellerimden parmaklarım dökülürdü ellerine
ve hiçbir zaman durmayacaktı buluttan gözlerin
yağarken gözlerin ve seni terkederken, kapıldım.
kaçan balık mıydın, hızla büyümüştün içimde
içinden içime akıyordun, sözlerimden sözlerine
ismini vermek istemeyen ani ve anonim hislerin
çözüyordu hislerimi, oysa ki hislerimde kayıptım.
dökülen parmaklarım, buluttan gözlerin ve sen
yağmurlu bir günün gecesinde hepimiz tanıştık.
yağmurlu bir günün son bulutlarına takıldım
ellerimden parmaklarım dökülürdü ellerine
ve hiçbir zaman durmayacaktı buluttan gözlerin
yağarken gözlerin ve seni terkederken, kapıldım.
kaçan balık mıydın, hızla büyümüştün içimde
içinden içime akıyordun, sözlerimden sözlerine
ismini vermek istemeyen ani ve anonim hislerin
çözüyordu hislerimi, oysa ki hislerimde kayıptım.
dökülen parmaklarım, buluttan gözlerin ve sen
yağmurlu bir günün gecesinde hepimiz tanıştık.
devamını gör...
2049.
dünyanın gürültüsünden değil,varlığın o en derin,en kesif uğultusundan sesleniyorum sana ey bitap gönül.
umut diye avuçlarımıza tutuşturdukları o akasya kokulu nevbaharları,
bir gecenin içinde tek bir nefes ile kapkaranlık bir hazana tebdil edenlerin mülkünden sesleniyorum sana ey harab gönül.
çamurlu adımlarımı gizlemek için üzerlerine çektiğim siyah brandaların,
o brandaların çukurunda biriken muallak su birikintilerinde bırakıyorum kendimi ey viran gönül.
dimağımın ve canımın zaptedildiği,burçları dumanlı müstahkem kalelerde
surlarımı savunan ben değilim artık
surlarıma kendi ellerimle kargılar dikiyorum ey savruk gönül.
kendi için savaşında galibi de mağlubu da aynı ceset olan bir fatihim ben.
kuşatıldım
surlarımın harcında kendi kanım,
kilitli kapılarımın arkasında ise sadece kendi çığlığım...
ey gönül
yüzünü benden öteyee çevirip o mağrur handeni saçma bu yıkıntıların üstüne.
ey gönül
beni kendi içimde vuruduğum o uğursuz tarihte,
kendi sene-i devriyemin matemiyle yeniden ve yeniden ağlatma.
umut diye avuçlarımıza tutuşturdukları o akasya kokulu nevbaharları,
bir gecenin içinde tek bir nefes ile kapkaranlık bir hazana tebdil edenlerin mülkünden sesleniyorum sana ey harab gönül.
çamurlu adımlarımı gizlemek için üzerlerine çektiğim siyah brandaların,
o brandaların çukurunda biriken muallak su birikintilerinde bırakıyorum kendimi ey viran gönül.
dimağımın ve canımın zaptedildiği,burçları dumanlı müstahkem kalelerde
surlarımı savunan ben değilim artık
surlarıma kendi ellerimle kargılar dikiyorum ey savruk gönül.
kendi için savaşında galibi de mağlubu da aynı ceset olan bir fatihim ben.
kuşatıldım
surlarımın harcında kendi kanım,
kilitli kapılarımın arkasında ise sadece kendi çığlığım...
ey gönül
yüzünü benden öteyee çevirip o mağrur handeni saçma bu yıkıntıların üstüne.
ey gönül
beni kendi içimde vuruduğum o uğursuz tarihte,
kendi sene-i devriyemin matemiyle yeniden ve yeniden ağlatma.
devamını gör...
2050.
ömrümün yazı geçeli çok oldu
sonbaharının sonlarındayım
kışa az kaldı, kışa hazır mıyım?
hayır. kışa hazır değilim
ama yaza da hazır değildim zaten
çok fazla kavruldum, donmak üzere
hiçbir şey hazırlık yapmanı beklemiyor ki
hazırlıksız olmaya hazırım en azından
üstümden geçen bulutlar
tam ben ırmağın kenarında otururken
birden patladılar, birden patladılar
üstümden geçen bulutlar
ırmağın kenarında, ırmağa girmemişken
ırmaktan daha fazla beni suya boğdular
yaşadığım hayat, güzel miydi?
bu çok mu önemli sanki
öylece yaşadım yıllar boyunca
ilerledim karınca kararınca
sonunda vardığım yerde
zaten hiçbir şey yoktu elde
öylece oturdum ırmağın kenarında
üstümden geçen bulutlar
oynadı benimle adam boğmaca
adam değildim ama
yine de yadırgamadım bulutları
adam değildim ama
silktir etmiştim bütün umutları
sonbaharının sonlarındayım
kışa az kaldı, kışa hazır mıyım?
hayır. kışa hazır değilim
ama yaza da hazır değildim zaten
çok fazla kavruldum, donmak üzere
hiçbir şey hazırlık yapmanı beklemiyor ki
hazırlıksız olmaya hazırım en azından
üstümden geçen bulutlar
tam ben ırmağın kenarında otururken
birden patladılar, birden patladılar
üstümden geçen bulutlar
ırmağın kenarında, ırmağa girmemişken
ırmaktan daha fazla beni suya boğdular
yaşadığım hayat, güzel miydi?
bu çok mu önemli sanki
öylece yaşadım yıllar boyunca
ilerledim karınca kararınca
sonunda vardığım yerde
zaten hiçbir şey yoktu elde
öylece oturdum ırmağın kenarında
üstümden geçen bulutlar
oynadı benimle adam boğmaca
adam değildim ama
yine de yadırgamadım bulutları
adam değildim ama
silktir etmiştim bütün umutları
devamını gör...
2051.
gövdemin ortasında bir kuş üşüyor,
bütün duraklarda seni beklemekten.
şimdi hangi sokağa çıksam,
yüzün, sığınacak bir yurt gibi duruyor.
gülüşün ki, en uzun mülteciliğim benim.
sana bakmak, suyu tersten içmektir biraz,
biraz da göğsümdeki bu ağır kalbi,
taşınmaz bir emanet gibi yokuşlara sürmek.
sen saçlarını dağıtsan bir akşamüstü,
bütün ortadoğu'da hüzünlü bir ikindi olur.
biz seninle kırık iki kelimeyiz şimdi,
hiçbir cümlenin yurdunda birleşemeyen.
ört üstümüze bu serin ve yalnız karanlığı,
burası dünya,
burada aşk, kanayan bir sürgün yeridir.
bütün duraklarda seni beklemekten.
şimdi hangi sokağa çıksam,
yüzün, sığınacak bir yurt gibi duruyor.
gülüşün ki, en uzun mülteciliğim benim.
sana bakmak, suyu tersten içmektir biraz,
biraz da göğsümdeki bu ağır kalbi,
taşınmaz bir emanet gibi yokuşlara sürmek.
sen saçlarını dağıtsan bir akşamüstü,
bütün ortadoğu'da hüzünlü bir ikindi olur.
biz seninle kırık iki kelimeyiz şimdi,
hiçbir cümlenin yurdunda birleşemeyen.
ört üstümüze bu serin ve yalnız karanlığı,
burası dünya,
burada aşk, kanayan bir sürgün yeridir.
devamını gör...
2052.
güzel hayaller yerini kabuslara bıraktığı gün başladı benim hikayem.
ilahi iradenin tezahürü gecikmişti; belki de.
belki bir hesaplaşmaydı tanrıyla aramızdaki bu çekişme.
bildiklerimi unutmam bir ömür aldı.
yaşadıklarımı sindirmemse öbür tarafa kaldı.
ben; gözleri oyulmuş bir çehre,
acılarla kavrulmuş bir yüz,
kimsesiz bir çocuğun düşüydüm.
hayat beni yormadı;
yalnızca insanlar beni anlamadı.
ilahi iradenin tezahürü gecikmişti; belki de.
belki bir hesaplaşmaydı tanrıyla aramızdaki bu çekişme.
bildiklerimi unutmam bir ömür aldı.
yaşadıklarımı sindirmemse öbür tarafa kaldı.
ben; gözleri oyulmuş bir çehre,
acılarla kavrulmuş bir yüz,
kimsesiz bir çocuğun düşüydüm.
hayat beni yormadı;
yalnızca insanlar beni anlamadı.
devamını gör...
2053.
hava soğuk, üşüyorum
üşürsen üşü banane
dışarıda kar yağıyor
yağarsa yağsın sanane.
üşürsen üşü banane
dışarıda kar yağıyor
yağarsa yağsın sanane.
devamını gör...
2054.
sidre'den indim ineli enginlere
ne yerlere sığar oldum ne de göklere
yüzüm gülmez, selam vermez meleklere
tamamlamam dizeleri ucu açık görünene
nemrut yoksa ne gerek ibrahim' e
gonca açan güllerine , ateşteki serinine
put ardında derinine , selamete selimine
tamamlamam dizeleri bugününe ve dününe
ne yerlere sığar oldum ne de göklere
yüzüm gülmez, selam vermez meleklere
tamamlamam dizeleri ucu açık görünene
nemrut yoksa ne gerek ibrahim' e
gonca açan güllerine , ateşteki serinine
put ardında derinine , selamete selimine
tamamlamam dizeleri bugününe ve dününe
devamını gör...
2055.
geçme naık kemal köprüsünden
ürkütürsün vak vak ları
diye devam ediyor
ürkütürsün vak vak ları
diye devam ediyor
devamını gör...
2056.
göğsündeki yangını harlıyorsa acımasız vedalar,
af dilemek beyhudedir içindeki sinsi sancılara.
safir renginde buketler yolla patika baharlara,
bir ceset daha taşı omuzlarında, gloksinya!
mermere kazınmış isimler gibi sessizdir gözlerin,
içinde yeşeren her bahar, kendinden çaldığın bir gündür.
ışığı arayan yaprakların inceldiği bu yerde,
sessizlik bile artık senin adını fısıldar küskün.
hangi aynaya baksan kırık bir tebessüm kalır,
toprak, kendi açtığı yarayı örtmekte gecikir.
sen ki bir çiçeğin gururuyla taşırsın bu ağır yükü,
gözyaşı, ancak unutmayı bilmeyen kalbe yakışır.
af dilemek beyhudedir içindeki sinsi sancılara.
safir renginde buketler yolla patika baharlara,
bir ceset daha taşı omuzlarında, gloksinya!
mermere kazınmış isimler gibi sessizdir gözlerin,
içinde yeşeren her bahar, kendinden çaldığın bir gündür.
ışığı arayan yaprakların inceldiği bu yerde,
sessizlik bile artık senin adını fısıldar küskün.
hangi aynaya baksan kırık bir tebessüm kalır,
toprak, kendi açtığı yarayı örtmekte gecikir.
sen ki bir çiçeğin gururuyla taşırsın bu ağır yükü,
gözyaşı, ancak unutmayı bilmeyen kalbe yakışır.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103