normal sözlük yazarlarının şiirleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
başlık "martinneder" tarafından 08.01.2021 18:06 tarihinde açılmıştır.
2041.
senden
sonra
tanıdığım
her
kadın
hatırana
saygısızlıktı.
sonra
tanıdığım
her
kadın
hatırana
saygısızlıktı.
devamını gör...
2042.
hakkım yok sanıyordum
bu dünyanın nimetinden nasiplenmeye
ben gözleri kapalı büyümüş
elinden tutulmamış bir çocuktum
ben yok iken sen var ettin
varlığından haberdar ettin
ama onlar benim varlığımı
kabul etmediler hor gördüler
buralar sana göre değil
var git yoluna dediler
o gün bugündür
böyle gelmiş böyle gider
bu dünyanın nimetinden nasiplenmeye
ben gözleri kapalı büyümüş
elinden tutulmamış bir çocuktum
ben yok iken sen var ettin
varlığından haberdar ettin
ama onlar benim varlığımı
kabul etmediler hor gördüler
buralar sana göre değil
var git yoluna dediler
o gün bugündür
böyle gelmiş böyle gider
devamını gör...
2043.
tecrit dergisinde yayınlandı,mutluyum
devamını gör...
2044.
yazılmış en güzel şiiri sana yazacağım
sonra kalemi bırakıp kendimi asacağım
en güzel şiiri yazmak için kasmam
kalemi bırakıp, kendimi asmam
en güzel şiiri yazmak
kendini asmak
gerek yok bunlara
adını söylemek yeterlidir
ve gözlerin en güzel şiir
en kötüsü hangisi?
intihara mı kalkışmak?
sensiz yaşamaya mı alışmak?
ve ben seni terk etmedim asla.
hep yanındaydım kendi tarzımda.
sen bu işe ne diyorsun melike?
yapabileceklerimin sonuna geldiğimde.
ben susuz o gülüm sensiz melike.
bir gül solunca ne kalır geriye?
sonra kalemi bırakıp kendimi asacağım
en güzel şiiri yazmak için kasmam
kalemi bırakıp, kendimi asmam
en güzel şiiri yazmak
kendini asmak
gerek yok bunlara
adını söylemek yeterlidir
ve gözlerin en güzel şiir
en kötüsü hangisi?
intihara mı kalkışmak?
sensiz yaşamaya mı alışmak?
ve ben seni terk etmedim asla.
hep yanındaydım kendi tarzımda.
sen bu işe ne diyorsun melike?
yapabileceklerimin sonuna geldiğimde.
ben susuz o gülüm sensiz melike.
bir gül solunca ne kalır geriye?
devamını gör...
2045.
istisnalar yolumu çizdi benim
ne bir planın ürünüydü bu yolculuk
ne de bir iradenin tezahürü
tesadüf eseriydi yaradılışım
yine bir tesadüf karşıma çıkardı seni
belki de bu yüzdendir
kendime olan güvensizliğim
belki de bu sebep olmuştur
içimdekileri dökemeden çekip gidişine
aradıklarımı bulur muyum bilmem
yine bir tesadüfün içerisinde
ne bir planın ürünüydü bu yolculuk
ne de bir iradenin tezahürü
tesadüf eseriydi yaradılışım
yine bir tesadüf karşıma çıkardı seni
belki de bu yüzdendir
kendime olan güvensizliğim
belki de bu sebep olmuştur
içimdekileri dökemeden çekip gidişine
aradıklarımı bulur muyum bilmem
yine bir tesadüfün içerisinde
devamını gör...
2046.
benim değil ama bir dayımızın nadide eseri;
“komşulara çok ayıp oldu”
—
ha geldi ha geliyor diye bekledik,
başka bir kapıya ondan gitmedik,
niçin gittin söyle sana ne ettik,
komşulara karşı çok ayıp oldu!
davetiye bile geldi baskıdan
yanıp kül olmuştum senin aşkından
kaynar sular döktün sanki başımdan
komşulara karşı çok ayıp oldu!
hani beni bırak hani komşular
geleceksin diye nasıl coştular
mahalleli sağa sola koştular
komşulara karşı çok ayıp oldu!
hep yollarda kaldı herkesin gözü
ne çabuk unuttun verdiğin sözü
hiç mi düşünmedin giderken bizi
komşulara karşı çok ayıp oldu!
ben de rezil oldum senin sayende
kara bulut gezdi artık hanemde
sızılar dinmedi gitti yaremde
komşulara karşı çok ayıp oldu!.
“komşulara çok ayıp oldu”
—
ha geldi ha geliyor diye bekledik,
başka bir kapıya ondan gitmedik,
niçin gittin söyle sana ne ettik,
komşulara karşı çok ayıp oldu!
davetiye bile geldi baskıdan
yanıp kül olmuştum senin aşkından
kaynar sular döktün sanki başımdan
komşulara karşı çok ayıp oldu!
hani beni bırak hani komşular
geleceksin diye nasıl coştular
mahalleli sağa sola koştular
komşulara karşı çok ayıp oldu!
hep yollarda kaldı herkesin gözü
ne çabuk unuttun verdiğin sözü
hiç mi düşünmedin giderken bizi
komşulara karşı çok ayıp oldu!
ben de rezil oldum senin sayende
kara bulut gezdi artık hanemde
sızılar dinmedi gitti yaremde
komşulara karşı çok ayıp oldu!.
devamını gör...
2047.
unutmak istediklerim çok fazla
unuttuklarım çok az ama
hatırlamak gereğinden çok
beyninden kaçabileceğin bir yer yok
o halde şaraba
hatırladıklarımın hepsinin içinde
seni unutmak isterdim keyfimce
geçen yüzyıl kaybedilmiş bir anne
bir kız kardeş iki sene önce
kaybetme defterim kalın kendimce
sen en üst sırada duruyorsun öylece
oysa ki ben baktım ki ince ince
sigaramın dumanını üfleyince
hiçbir şeyi kazanmamışım
halbuki kazandığımı sanmışım
ne sigara dumanı tutulur elle
ne hayatın veriyormuş gibi yaptıkları gönülle
hepsi gelip geçerken penceremden
kaybetmediğim şey karanlıktır gecemden.
yit git, yitip gideyim.
yitip gidelim.
unuttuklarım çok az ama
hatırlamak gereğinden çok
beyninden kaçabileceğin bir yer yok
o halde şaraba
hatırladıklarımın hepsinin içinde
seni unutmak isterdim keyfimce
geçen yüzyıl kaybedilmiş bir anne
bir kız kardeş iki sene önce
kaybetme defterim kalın kendimce
sen en üst sırada duruyorsun öylece
oysa ki ben baktım ki ince ince
sigaramın dumanını üfleyince
hiçbir şeyi kazanmamışım
halbuki kazandığımı sanmışım
ne sigara dumanı tutulur elle
ne hayatın veriyormuş gibi yaptıkları gönülle
hepsi gelip geçerken penceremden
kaybetmediğim şey karanlıktır gecemden.
yit git, yitip gideyim.
yitip gidelim.
devamını gör...
2048.
yazmaya çalışsam olur mu şiir?
anca anlar bunu zihni sinir?
kimi romantize eder otlu peynir.
benim kafamda tepişir kırk beygir.
kırk yapar beygir sayısı
öğrendim matematiği bahçesiz ablası
oğlumun var tabancası amcası
tak tak eder gün aşırısı.
anca anlar bunu zihni sinir?
kimi romantize eder otlu peynir.
benim kafamda tepişir kırk beygir.
kırk yapar beygir sayısı
öğrendim matematiği bahçesiz ablası
oğlumun var tabancası amcası
tak tak eder gün aşırısı.
devamını gör...
2049.
kendisini asker, polis, savcı veya sizofrentirtil olarak tanıtıp size şiir yazıp dm atan dolandırıcılara itibar etmeyiniz.
egm
egm
devamını gör...
2050.
yazmaya başla bir yerden
dökülsün içindekiler denize
balıkçı ağlarına takılsın umutların
yine bir hengâmede kaybolmasın
dolaşsın damarlarında tuzlu su
yeşersin bahar dalları solmasın
bir dilek tut o anda
zaman hiç olmadığı kadar yavaş aksın
sen yaz ki durmadan
satırların sonsuzluğa uğurlansın
dökülsün içindekiler denize
balıkçı ağlarına takılsın umutların
yine bir hengâmede kaybolmasın
dolaşsın damarlarında tuzlu su
yeşersin bahar dalları solmasın
bir dilek tut o anda
zaman hiç olmadığı kadar yavaş aksın
sen yaz ki durmadan
satırların sonsuzluğa uğurlansın
devamını gör...
2051.
**what makes a man a real man?
what truly defines him? ıs it the pain he has endured, or the weight of the bricks he carries?
a boy becomes a man when he chooses the terrible truth over the comfort of a beautifully dreamed lie.**
what truly defines him? ıs it the pain he has endured, or the weight of the bricks he carries?
a boy becomes a man when he chooses the terrible truth over the comfort of a beautifully dreamed lie.**
devamını gör...
2052.
bir gül durur zamanın kıyısında,
dikenleriyle değil rengiyle konuşur.
hayat, ona bakmayı bilenler için
hâlâ açacak bir bahar saklar.
***
umut, toprağın altındaki sabırdır,
görünmez ama vazgeçmez.
gelecek, adını fısıldar gecelere
ve her sabah biraz daha yaklaşır.
***
yürürüm hayatın içinden,
elimde solmayan bir ihtimal.
bir gül gibi, kırılgan ama kararlı
yüzüm geleceğe dönük.
dikenleriyle değil rengiyle konuşur.
hayat, ona bakmayı bilenler için
hâlâ açacak bir bahar saklar.
***
umut, toprağın altındaki sabırdır,
görünmez ama vazgeçmez.
gelecek, adını fısıldar gecelere
ve her sabah biraz daha yaklaşır.
***
yürürüm hayatın içinden,
elimde solmayan bir ihtimal.
bir gül gibi, kırılgan ama kararlı
yüzüm geleceğe dönük.
devamını gör...
2053.
her yol ayrımında
aklıma düşer
beraber yürüdüğümüz yollar
tam o anda seçerim
hangi taraf benziyorsa
seninle yürüdüklerimize
aklıma düşer
beraber yürüdüğümüz yollar
tam o anda seçerim
hangi taraf benziyorsa
seninle yürüdüklerimize
devamını gör...
2054.
yürüyen düş
yürümek, yürümek, yürümek
bilmediğin ıssız yollarda
uzun uzun iç geçirmek
savaşmak kendinle
insanlığın kullandığı en ilkel araçlarla
düşünmek tüm bu olan biteni
ne kadar düşünsen de anlam verememek
unutmaya çalışmak ama unutamamak
dört bir yana savurduğun anıları
yine belleğinin dipsiz dehlizlerinde bulmak
hep o kurtuluş anını ummak
ümidim gün doğmadan bu cenazelerden kurtulmak
yürekten, safiyane bir dua ile uykuya dalmak
dalıp da çıkamamak
gidip de bulamamak
kaçıp da saklanamamak
uzun lafın kısası
ne olmak, ne de olamamak
araf’ta sallanan sandalyede
düş uykusuna yatmak
yürümek, yürümek, yürümek
bilmediğin ıssız yollarda
uzun uzun iç geçirmek
savaşmak kendinle
insanlığın kullandığı en ilkel araçlarla
düşünmek tüm bu olan biteni
ne kadar düşünsen de anlam verememek
unutmaya çalışmak ama unutamamak
dört bir yana savurduğun anıları
yine belleğinin dipsiz dehlizlerinde bulmak
hep o kurtuluş anını ummak
ümidim gün doğmadan bu cenazelerden kurtulmak
yürekten, safiyane bir dua ile uykuya dalmak
dalıp da çıkamamak
gidip de bulamamak
kaçıp da saklanamamak
uzun lafın kısası
ne olmak, ne de olamamak
araf’ta sallanan sandalyede
düş uykusuna yatmak
devamını gör...
2055.
(yıkılan dev)
bir dağın dizleri çözüldü bugün,
kimse gürültüsünü duymadı.
çünkü büyük olanlar
sessiz çöker.
toprak bile nefesini tutar,
o ki bir zamanlar gölgesinde
insanların yön bulduğu bir devdi.
adımlarıyla yolları ezmiş,
bakışıyla rüzgarı durdurmuştu.
şimdi...
ağırlığı kendine ağır
tonlarca hayat birikmiş göğsünde,
hatıralar kemiklerine çöreklenmiş.
her kelimesi,
yerden koparılmış bir kaya parçası gibi,
ağır,
zor,
geri dönülmez.
düşüşü ani değil,
çünkü devler yavaşça ölür.
önce başı eğilir,
sonra omuzlarından çekilir hayat.
toprak yaklaşır ona,
bir ana gibi kollarını açarak
ve o koca gövde,
yavaş yavaş,
incinmemeye çalışır gibi
düşer yere.
o yıkılışta
bir çağ kapanır aslında.
kimse alkışlamaz,
kimse bağırmaz,
sadece içimizde bir şey
geri dönülmez şekilde
sessizce kırılır.
ve sonra...
toz kalkar,
hatıralar havada asılı kalır.
dev yere düşmüştür artık.
ama ağırlığı hala
dünyanın kalbindedir.
bir dağın dizleri çözüldü bugün,
kimse gürültüsünü duymadı.
çünkü büyük olanlar
sessiz çöker.
toprak bile nefesini tutar,
o ki bir zamanlar gölgesinde
insanların yön bulduğu bir devdi.
adımlarıyla yolları ezmiş,
bakışıyla rüzgarı durdurmuştu.
şimdi...
ağırlığı kendine ağır
tonlarca hayat birikmiş göğsünde,
hatıralar kemiklerine çöreklenmiş.
her kelimesi,
yerden koparılmış bir kaya parçası gibi,
ağır,
zor,
geri dönülmez.
düşüşü ani değil,
çünkü devler yavaşça ölür.
önce başı eğilir,
sonra omuzlarından çekilir hayat.
toprak yaklaşır ona,
bir ana gibi kollarını açarak
ve o koca gövde,
yavaş yavaş,
incinmemeye çalışır gibi
düşer yere.
o yıkılışta
bir çağ kapanır aslında.
kimse alkışlamaz,
kimse bağırmaz,
sadece içimizde bir şey
geri dönülmez şekilde
sessizce kırılır.
ve sonra...
toz kalkar,
hatıralar havada asılı kalır.
dev yere düşmüştür artık.
ama ağırlığı hala
dünyanın kalbindedir.
devamını gör...
2056.
bir his var…
nasıl desem…
kara bir bulut gibi mi ?
her tarafı saran sarmaşık gibi…
nasıl desem…
kör bir bıçağın saplanışı gibi mi ?
kurşunun delip geçmesi gibi..
nasıl desem…
iki duvarın arasına sıkışmış gibi mi ?
ucu bucağı belli olmayan karanlık gibi…
nasıl desem…
dipsiz, bir kör kuyu gibi mi ?
kuşun kırık kanadı ile çırpınışı gibi…
nasıl desem…
nasıl desem…
kara bir bulut gibi mi ?
her tarafı saran sarmaşık gibi…
nasıl desem…
kör bir bıçağın saplanışı gibi mi ?
kurşunun delip geçmesi gibi..
nasıl desem…
iki duvarın arasına sıkışmış gibi mi ?
ucu bucağı belli olmayan karanlık gibi…
nasıl desem…
dipsiz, bir kör kuyu gibi mi ?
kuşun kırık kanadı ile çırpınışı gibi…
nasıl desem…
devamını gör...
2057.
2058.
varlık, yokluğun üzerine çekilmiş ince bir perdedir,
ben o perdeyi kanatarak kendi içime sızdım.
zaman; kemik sesiyle ilerleyen sağır bir saattir,
daha doğarken, ölüme binlerce mektup yazdım.
zihnim; kendi celladını besleyen bir dar ağacı,
hangi fikre tutunsam, ip boynumda acılı bir sancı.
dünya dediğin; zehrini balla sunan bir yabancı,
her yudumda ruhum biraz daha daralır,yutkunur darağacı.
ben o perdeyi kanatarak kendi içime sızdım.
zaman; kemik sesiyle ilerleyen sağır bir saattir,
daha doğarken, ölüme binlerce mektup yazdım.
zihnim; kendi celladını besleyen bir dar ağacı,
hangi fikre tutunsam, ip boynumda acılı bir sancı.
dünya dediğin; zehrini balla sunan bir yabancı,
her yudumda ruhum biraz daha daralır,yutkunur darağacı.
devamını gör...
2059.
çok eskiden sevdiğim birine yazardım. adını geçirmedim hiçbir yerde, ilk aşkımdı. elini tutmadım ama elini tutmuşçasına şiirler yazardım, kimse bilmedi. bir mektup gibi sakladım sonra. hatta bir tanesini, eskiden beni terk etmesin diye o’na göndermek istemiştim ama kabul etmemişti. o gün ölmüştüm sanki. hâla aklıma gelince buruk hissederim, kalbim acır. hatırası kalıyor zamanla.
esasen ne bir fotoğraf ne de güzel birkaç söz… hiçbir anımız yok. ancak benim karaladığım habersiz birkaç mektup, sözler kaldı. hayat işte. yazmak güzeldir, şifalı hissettiriyorsa elbette.
esasen ne bir fotoğraf ne de güzel birkaç söz… hiçbir anımız yok. ancak benim karaladığım habersiz birkaç mektup, sözler kaldı. hayat işte. yazmak güzeldir, şifalı hissettiriyorsa elbette.
devamını gör...
2060.
işlenmişsinnnn galbimee ilmek ilmekkkkk
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
