1861.
son bir ses duydum.
o da senin sesindi.
ne fısıltı kadar hafifti, ne çığlık kadar yüksek...
ama insanın içini delercesine gerçekti.

geceye atılmış bir isyan gibiydi.
gökyüzü seni dinliyordu sanki,
yıldızlar birer birer gözlerini kapatırken,
senin sesin yalnızlığa meydan okuyordu.

ben, karanlığın içinden sürüklenirken,
boğazıma düğümlenen cümleleri taşıyamazken,
birden senin sesin yankılandı içimde.
unutulmuş bir şiirin son dizesi gibiydi.
kırılmış, ama hala güzel.

kimse bilmedi;
bazen insanı yaşatan,
bir başka insanın sessiz çırpınışıdır.
senin o isyan dolu sesin,
beni bir adım daha atmaya ikna etti.
oysa niyetim, bir adım daha atmamak üzerineydi.

son bir ses duydum…
giderek silikleşen şehir uğultusunu delen,
uykusuz bir çocuğun duası gibi saf,
yorgun bir kalbin çırpınışı gibi çıplaktı.
senin sesindi.

ve belki de sadece o yüzden,
bu gece kendimi öldürmedim.
devamını gör...
1862.
aslında kendim için istiyorum
herkes gibi
sadece isteyince olmuyor işte
yaşananlardan çıkacak pay daha yatkın
tedavi ile yaşantı birbirine kaynadı
bir şeylerin gerçek olmadığını ben de görüyorum
ama biliyor değilim
farkındalık bilgi değildir
yerine geçerse
o zaman işte
hepimiz tedaviye ayıkırız
ben tedavi değil yaşamak istiyorum
karıştıran ben değilim
kafamı
bir tedaviye bir yaşama sokup duran bir şeyler var..
devamını gör...
1863.
ve lisanım , ömrümün atlası .
devamını gör...
1864.
ruhum durgun deniz, dümeni kırık bi' meçhul bir gemi.
yer yer hırçınlaşan fay hattı misali kırgınlıklarım.
devamını gör...
1865.
karanlık dökülürken duvarlardan,
adını fısıldadım yankılanmadı.
zaman, kör bir saatti;
tik taksız,
sonsuz gecelerde ruhum dondu,
ve sen, hep bir rüya kadar uzaktın.

tarçın kokardı ellerin belki,
hiç tutmadım hayal ettim sadece.
deliliğim ince bir ip gibi boynumda,
senin yokluğunla düğümlendi her gece.

aşk mıydı bu, yoksa lanet mi?
imkansızlığın her harfiyle mühürlü,
sen başka bir gökte yıldızdın,
ben karanlıkta çürüyen bir dilek.

sesini aradım, yankılar duydum,
kendi çığlığımda boğuldum çoğu kez.
tarçın gibi acı tatlı hatıran,
zihnimin çürümüş raflarında soldu.

bir deli gibi sevdim seni,
gerçek mi, sanrı mıydı bu yangın?
kimse bilmedi.
sen bile.
devamını gör...
1866.
tavuklar çiçek açmış
ellerinde poğaça
madem yüzme bilmezsin
neden çıktın ağaça
alaka kuramadım
bu ne biçim morcivert
ben sevgilimi özledim
yaşasın cumhuriyet



nereden beynimde kaldı bilmiyorum.
devamını gör...
1867.
kaldırımlara bakıyorum
kaldırımlarsa bir ruha
kafamı kaldırıp bir ruha bakıyorum
beni ruha çeviren ruha

rotasız kalmaktan mıdır içimdeki giz?
yoksa planı mıdır ulaştırmak için bir sırra
yusuf kuyuya atılmıştı sultan olmak için mısır'a
bense oturuyorum bir köşede ıssızca

içimde fırtına dağları kükrüyor
iki heceyi nasıl devirebilir iki hece
hayat aydınlıkken güzel
kalmak lazım mıdır ki gece?

içimde bir umut
gözümde bir görmemi engelleyen kirli kilit
içimde iki kişi yaşıyor birine küs biri
geçmişimden kaçmak isterken geleceği de geçmişime ekledim
devamını gör...
1868.
ahhh 31
güzel 31
32 den öncesi
30 dan sonrası
bu sıcak havalarda hiç çekilmiyosun
ahh 31
vah 31
devamını gör...
1869.
pas geçemez, payimal
(d)ayı yeğenle, hamhal
ula dayı, ne idim ne oldum bir bak
buynuzu geçti kulak
mir-debbabe, kıyama "talk"
sakıttan sakın ha, eyleme tartak
ula yeğen, al sana bi-zabırtlak
kosta gavras, bana da cıbır-cartlak
pay-payan, bu kez de kerizle gez
hilari de yuları, dayan ha haci, dayan
karman-çorman kilerde, kokuştu mayan...
kemençeci maço, methet ki medet
brüt karkas eti, ketmet
et-(g)öd beleş biraz sabret
çakal taksimi-taksim
gasino şehr-emini, şerh-amin
cadde-bostan maksim de tamim
layıkıyla üleşsen ya, sırtlan-payı
sırıt lan, paylama leş-kargayı
lanlı-lunlu haşin oğlan emridir, ye ayvayı
evvel-emir,
hay hay dayı
köprü-geçtik,
hastir ulan ayı...
dayı aha mihrak, el-hakı hak
hak ise sabuna-sapına muadil
tapuya, barrak-bırak
güzelim kayzer varken
şiar mıdır, haşhaşilik
aldandın ki hilekar
bu işte var bir hinlik
sidikliğin bağlanır,
zıbarırsın küllükte
ütüldün, zındık-kadük
kütükle "keşiş" kütükle!.
devamını gör...
1870.
bana merhaba diyene kadar sana şiir yazmayacağım
devamını gör...
1871.
kimsesiz bir çiçek gibi
rüzgarda savruluyor
bükük duruyor boynun
oysa ki çiçeklerin
sahibe ihtiyaçları yok
olduğun yerde
olduğun gibi güzelsin
fark ettiğinde
rüzgarın kokunu yaydığını
işte o zamandır ki
esaretin düşüncede kalır
devamını gör...
1872.
üşüyen bir şemsiye gibi kıvırır kendini gece
köhne bir plak çalıyor içeriden
ben yine aynı camda, aynı buğuda
adını çiziyorum, parmaklarımla silinerek.


bir sarkaç gibi gidip geliyorum
anılarla suskunluk arasında
her sessizlik bir vedanın yankısı
ve her yankı senden biraz uzak.
devamını gör...
1873.
"ehli imana muzip, ver coşkuyu mel'un kazip;"

ecinni, iblis-i hannasi
kelle de hareden bere,
postunu gere gere,
sanki, 'beştepe' maliki;
"münafık'u hakiki!."

taksirat aradı, levin levin
taife-i amerikancık leyyin(hortum)!
mahfil de, 'pakruduni' hasıla,
puşti-muşta kafkasi;
amansız, baki fasıla!.

ağırdan al ki, tası tarağı
yek sekte-i saltanat,
feyk at, tekaüte sevket;
sübyan sapkını 'barrağ'ı!.

ayrancı da deli dana kırizi,
'marol manokyan' hamisi,
corci 'şevket kazani'
gürcü abisi, hazirun da sabisi,
erbil-i menecer stelyo pipis(i);

"yalan da bonkör, cevaz getirmez zanni!
nankör namussuz, mütecaviz zani!."
devamını gör...
1874.
içimde birşeyler var…
aklımda…
yüreğimde…
birşeyler var.
ne anlatmalar, konuşmalar
fayda ediyor.
ne şarkılar fayda…
devamını gör...
1875.
rüyamda saçlarınla sustum, devrildi aynalar,
içime düştü sarkacın — zaman, teninden sızıyor.

bir kelime tutuyorum dudağında, eksik harfli,
yürüyen gölgene sarıldım; kalbim kırmızı bir sis şimdi.
devamını gör...
1876.
şairin suretini çarpık kentlerin,uyanmayan sabahların bulutları kesiyor.
huzurun sokağı nem kaplı,kasvet havaları.
yakasından düşmeyen zırvalıklarla dolu musibetler...
şairin negatif enerjisi,saksıda solan hayalet orkidesi.
bitkinliğin kan kusturan sabahlarında, ezici hüküm giyen mahkeme suratlı şair.
söyleyemedikleri söylenenlerden yola çıkılarak yaşanan tecrübelerin hiçliği.
bir zaman ki yokluğun öksürüğünde balgam olmuşluğun şerleri.
çıldırtıcı yalnızlığın köhne duvarlarında hissizliğin varoluşu.
ciğerlerimde bayram havası,katran mevsimi.
uyanılan sabahların,uykusuzluk hastalığına yakalanmış şair.
ölümün ılık diyarlarında içilen kan şerbeti.
yaşamaktan tiksinen,hapşıran sancıların sanrılı yitikliği.
şairin iç dünyasında fırtınaların en serti esiyor
ölümsüz sanılan diyardan ölümlü geçiyor.
yanlışları eliyor,doğruları seçiyor.
ağladıkça dibe çöküyor,zamanı kılıçla kesiyor.
bekle,şair ölüm yaklaşıyor!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1877.
o'na

bırakma beni, ey ruhumun ikizi, ellerin avcumda bir oyma,
dünya dönüyorsa, ancak seninle döner,
ellerin, nasırlı işçi elleri gibi değil ama bir oyma, bir sanat eseri.
dünya dönüyor, evet, seninle dönüyor,
ihtiyacım var sana, her zerremle. toprağın suya hasreti gibi.
aşk sana benzer, ekmeğe, özgürlüğe benzer.
cılız bir fidanım ben, rüzgarda sallanırım,
esen her meltemde ismini fısıldarım, yankılanır dağlarda.
yağmurunla canlanır, yeşerir içim.
leylak rengi düşlerim seninle dolu, umut dolu.
adamlığı bana sen öğrettin, ustam sensin; bir piramidin mimarı misali, sabırla.
nasıl deme, gözlerimdeki utanca bak, sınıf savaşı gibi değil ama bir utanç.
güzelce bir sevda bu, imkânsızlığa gebe; tıpkı ugarit'in kayıp destanları kadar çarpıcı.
ürkek bir ceylanın kalbi gibi çırpınır, gordion düğümü kadar çözümsüz.
zorlu bir serüven baştan yazılmış sanki, hattuşa'nın kil tabletlerinde mühürlenmiş.
ezelden beri içimde varmışsın gibi, göbeklitepe'deki ilk tapınak kadar eski, bir kök gibi.
leylam sensin ama mecnun değilim ben. ben kavgayı seçtim, yalnızlığı değil.
cennette buluşuruz belki, kayıp atlantis'in kıyıları gibi ya da bu dünyada kurarız cenneti.
eh, bu dünyada aşklar hep yarım kalır zaten; pompeii'nin külleri altında donmuş bir anı gibi, bitmemiş bir destan gibi.

ali şahin
devamını gör...
1878.
hiçbir şeyi tamir etme bugün.
ne kendini,
ne geçmişi,
ne başkasının kırık sesini.

sadece otur.
bir pencere kenarında,
içinde gökyüzünün ağırlığı,
dizlerinde kendi yorgunluğun.

konuşma,
yazma,
gülme bile…
sadece ol.
eksik, yarım, yorgun…
ama kendin gibi.

dünya dönmeye devam eder,
sen durunca da.
kimse fark etmez bir ağacın
bir yaprağı eksik diye.
sen de eksik kal biraz,
bir günlüğüne.

yarın, belki…
yeniden başlarsın.
ama bugün sadece sus,
ve hayatta kal.
devamını gör...
1879.
sokağın en ucunda bir gölgeydim ben
martıların sustuğu o kırık öğleden
bir isli vapur geçti — kimse inmedi
yalnızlık, galata’dan bir mendil gibi sarktı

kuleye yaslanmış bir akşam sersemi
bozuk bir çay bardağı gibi düştü içime
bir kadın sustu gözlerimin ucunda
rüzgâr, eski bir aşkı eksik anlattı

bir meydandan geçerken ayak izlerimi unuttum
bir karaltı gibi aktı üzerime şehir
solgun bir anı gibi üşüdüm içimde
yokuşlar hep birini geri çağırır gibi

cam kırığıydı gece — toplamadım
istanbul, küflenmiş bir aşk gibi duruyordu
elimde unutulmuş bir şiir kalmış
bir de sen, hiç dönmemiştin kendine.
devamını gör...
1880.
bir duman gibi dağılıyorum dünyaya
nereye gittiğimi bile bilmiyorum
sadece ruhum süzülüyor havada
bırakın süzülsün!
nereye kadar bu zincirleme?
niye bu kadar zehirleme?

bırakın bari serçe uçuversin
saçımın tek teli bile
ulaşamıyor gökyüzüne
bırakın polenler ulaşıversin

sanmışım özgürüm
oysa sadece bir yanılgıymış
peki sorarım
nereye kadar bu tutsaklığım?
niye dışarıda arıyorum ki cevabı
hapishane de benim
tutsak da.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının şiirleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim