1921.
bir arabesk içimde senli dönemden kalma
gel de sigara yakıp , geçmiş günlere dalma
müslüm baba çalıyor hem de acılı sevda
gel de resmine bakıp, geçmiş günlere dalma


bir melodi içimde, şimdi maziden kalma
iki duble rakı var , meze isterim sanma
gitti , diyor bilmeden gitti işte be baba
gel de maziye dalıp , gel de işte sen anla
devamını gör...
1922.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1923.

sona...






çakıl taşlarının saflığına büründü
tüm aynalar
aynalar ki sessiz bir fırtına
biliyorum yine çalacak bam tellerin
suskun ahiret düşleri yansıyacak omuzlarına
ağaçların tepesine serçeler konacak
atışacak aşk aşkla...

ben ise sona... sana...

sessiz bir geceden geldim
koynuna indim ince ince
fısıltı yağmurlarına kapılan çiçekleri
sıcaklığında ısıttım
rüzgarın sesine kulak verdim... hey hat!...
okyanuslar dolusu kucak açtım
sesinin tınısına geldim
ve teninin pürüzüne sakladım kendimi...

içimdeki gökkuşaklı semalar açılırcasına...
şiirler astım gözlerine
kirpik tarlasında suladım gözyaşlarını...
dudak çizgisini doldurdum aşk iziyle
kalbimde senden başka memleket yok
rüzgar rüzgar sen korkarsın
benliğim de...

yine de
kırılgan duygularımı darmadağın eden
sözlerin acıttı tenimi...

ve işte...
yumuşak boyunludur gece
ve güven arzusu göklere çıkar...
sevişgen dudaklarının çizgilerinde,
şefkat filizlerini yeşertirken,
arzunun kül edilme isteği
tenimin acısında dolaşır...

ve yine
güven,
yanmış dağların anızlı topraklarında,
kaybolur gider...

e f t e l y a...
(akdeniz’i cebinde taşıyan kız...)
devamını gör...
1924.

yabani otlu histasyon...











yeni bir şiir başlatıyorum, buradan kalkan ilk trenle
bavulu henüz toplanmamış aşkların
son parçalarını birleştirilecek
bekliyorum ...
belki gelecek olan mektubu , belki kavuştağı sona’mın...

ah sona
en sığ suların kayalarına yelken açmak kolay iken
sana gelmek, arnavut kaldırımı...

oysa kızıl yapraklı çınara benzer dudakların...
gamzelerinde ekilir gül bahçeleri
masallarıma karışır sesin
ve yine aşık olmanın eşiğinde,
atarım sonsuz bulut boşluğuna...

renk saldım topraklarına
her yürüyüşte açan kalplerin anısına
tüm ruhlara sûra üfler gibi
adını anacağım, deniz kokan günlerinin
yabani otlarında kuracağım memleketleri
sevişmeler sonrası dudak kenarlarına
konacak hazzım
ve öpeceğim paslı kırıntılardan kalan
yürek yüzünü...

kimi kandırıyorum ki...
ben bir ağır depresyon
sen ise şizofren hayallerim...

katık zeytin ekmek geçiriyorum geceyi
anlaşılmayı bekliyorum ister istemez
fakirliğim diz boyu
kibrit ucundaki ateş ile ısınıyorum
yamalı örtülerle bağlı ayaklarım
ve tek zenginliğim sensin
tek bedava düşlediğim...

güzellemelerini içmiştim
karanlığında, gecelerin
şiir sarhoşu dudakların arzusunda,
seni yazdım her gün
yaprak kokusunun sarı saçağında
öpüşken dokulu çiçekleri geçip
yabani otlu histasyon’da
kafa karışıklığına bavul topladım
en kısrak beldelerin bağlarına
gidiyorum,
-sen- aramaya...

rüyalar ağlıyor saçlarında
gözlerinde kuşlar kırık
ve dimağı eksik ruhumla
sana birikiyorum...




karanlıkları sarınan histasyon yolcusu
küçük penceremden selam sana
uzun yolculuktur seninki, gelesin
iki gevrek bölüşürüz belki
biraz çay
en yorgun anıları anlatırken, farkederiz ki
her gün gitmeye hazır sorgu birikiyor içimizde...



e f t e l y a...
(akdeniz’i cebinde taşıyan kız...)

devamını gör...
1925.
ızdıraba yol aldım ah parmak uçlarımda
önüm ıssız önüm uçsuz uçurum kenarında
ne söylesem ne desem bu feryad makamında
sesim yok sözüm yok bilir misin bu hali ?


ayak çıplak ayak yalın , kanar avuçlarım da
yollar diken yollar çakıl , acı topuklarımda
vakar durur , mağrur durur benliğim kararında
ışığım yok rengim yok nedir bunun ahvali ?
devamını gör...
1926.
sana çıkan yollar mayın ,
katır bulun, durmayın .
operasyon yemis , kelepçeli dayım.
siz kusura bakmayın .
yönetim işin içinde korkmayin .
bize bir şey olursa temiz atlet yollayın.
yeter bu kadar . dertlenip yakınma yin.
at gözlüklerini amman ha cıkarmayın .
dedim ya sana gelen yollar hep mayın .
katır siz olmussunuz, binene laf atmayın
devamını gör...
1927.
"geçerken"
bir gölge gibi geçtim kendimden,
rüzgâr sustu, kalbimden eserken.
bir düş müydüm, yoksa bir iz mi?
hiçliğe tutundum, sevmişken.
devamını gör...
1928.

masrafı büyük harfler dükkanı...


tüm kırık dillerin acısıydı harflerimiz...
bir birleşme arzusuyla yanıp tutuşurken belki...
boylu boyunca bir duygu yüklenir sırtına
harf... harf olmaktan utanırdı...
hamallık ona göre değildi... duygular işletmişti
sadece kelime olmaya var olmuşken
neden duyguların çekiciliğini yapmalıydı ki?...

bir hevese kapılıp da kaçıverdi olduğu yerden harf
o derin mavisi duyguların göğüslerine düşüverdi
tüm bulutları emdi uçlarından
harfin dolgun yanaklarına ansızın bir mavilik düştü
gamzesine kadar özgürlük
boğazında kucak açan cennetin şarkısı...

satılık bedenli kelimelerin dudakları olmak istemiyordu harf
uzun uzadıya uzanmak, tek bir beden olma düşüncesinde
kelimelerin ırzına geçmediği bakire bir ruh olmak istiyordu harf
çok görüldü bu işte diğer dudakların küfürlerinde
misal ki duyguların hamallığında kırılıyordu ayakları
ve şimdi düşününce o emdiği gökyüzü rüyasını
masrafı artıyordu boş beyinlerin kafasında insanların
ve zorla da olsa harf
kahpe izler bulunan kelimenin dudakları olmuştu...


ya yaşamalı, ya da yaşamalı idi harf
kelimeler devam ediyor nasıl olsa...


e f t e l y a...
(akdeniz’i cebinde taşıyan kız...)


(2014 mavilerinden...)
devamını gör...
1929.
olanlara selam olsun..(da bende yok.. olsaa yani tükkan.. biliyorsunuz.. :)
devamını gör...
1930.
a cosmic silence, an ocean of loneliness
the loud roar of whispers
conflicts and fragments
the brightest star and sky of the universe we live in
your arms that i managed to reach at the speed of light
my drive and joy to keep living
the galaxy that flows from my heart and reaches yours
its beauty we share
the salty breeze of the tears we shed
the freshness of the sea, the infinity of the sands
my endless love, my strength, my depth of endurance
the end of my existence, where you disappear in your absence..
devamını gör...
1931.
sebili koymuşsunuz mutfağa
allah razı olsun
peki ya kardeşim bu sebilin soğuk suyunu
neden çalıştırmadınız?

fişi de takmışsınız hem
ışıkları o biçim....
peki ya kardeşim bu sebilin soğuk suyunu
neden çalıştırmadınız?

havanın hıncına kaldık
insanın bitchine kaldık
peki ya kardeşim bu sebilin soğuk suyunu
neden çalıştırmadınız?
devamını gör...
1932.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1933.
hızlı hızlı ineceksin bu merdivenlerden
kimseler görmeyecek
patır kütür ineceksin bu merdivenlerden
insanlar uykusundan uyanacak
vay haydut vay diyecek
hüzün üstüne hüzün bindiriyor
bu hayat.
sözleriniz,
sözleriniz ayışığım gibi
göz yuvarımda ışıyor
ne olacağız söyleyin
ne olacağız
bütün bu tatlı belirişlerimiz
nereye kaybolacağız
insan inanamıyor
sinematografik beynimize
uçuyoruz derinden derine
soruyoruz bu varlığın işi ne
yokluğun evinde
devamını gör...
1934.
ağlamak istiyorum bol göz yaşıyla.
yanaklarımdan aksın tuzlu su...
çeneme, boynuma, göğsüme.
serinliğini verin her yerime

çünkü...

gitmek istiyorum bu şehirden.
sevsem de dününü, gününü
o güneş tepedeyken de
karanlık göz yüzünü sarmışken de

çünkü

fırtınalar istiyorum güneyden
en soğuk havaları kuzeyden
özledim seni sibirya
balkanlar bir selam çaksana

çünkü...

çok sıcak hava
devamını gör...
1935.
çoğu şiiri okurken modum;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1936.
yolunu beklemek sabahtan akşama
sokağı dinlemek, bir kulağı kapıda
işten dönenleri, pazardan gelenleri
tüm mahalleyi süzmek baştan ayağa
işte benim sürgünüm
şark hizmetim
senin yolunu gözlemek
gün doğumundan
gün batımına
bilsem de geri gelmeyeceksin
umudumu gezdirmek dört duvar arasında
çıkmaz ayın o son çarşambası
merdivenlerinde oturduğum o tazı çıkmazı
seni bana getirecek
o gemi gelmedi ama
biz o gemiyle gideceğiz
devamını gör...
1937.
izzet, şeref ne ki
yenilir, içilir mi deyu sor?
anlayayım!.

taslayarak, pusulayarak
ve yılan gibi tıslayarak
gelme bana,
farz eyle ki, fes-leğenim!.

milli duruş, düşünce
gavurun emrine mucip
kotarılamaz!
-havatıra binaen-
bre soysuz katır!
-gel inat etma-
allayayım, pullayayım;
seni altun mıh ilen
nallayayım!.
devamını gör...
1938.
sana şiir yazardım ama
lugatımdaki kelimeler yetmez
ne boş adamsın deme bana
iki boş bir dolu etmez
devamını gör...
1939.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1940.
geçti mevsimler geldi yaz
kafa derim yandı biraz
350 lira olmuş kiraz
komik bir hayvandır kaz

makyaj altına sürülür baz
süppperdir en iyi şarkıların yaşattığı haz
uçağa bindi 3 yabancı 1 laz
nasip olursa önümüz ayaz
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının şiirleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim