len zaten düzenli olarak kimse yakınlarının mezarına gitmiyor. ne acısı ne kederi.

türkiye'de yaşamıyormuş gibi davranmanın da alemi yok. gömüleceksiniz. bu kadar yani. büyütmeye gerek yok. sizi, gömülen milyonlarca insandan farklı kılan da en ufak bir özel yanınız yok. kimsenin umrunda olmayacaksınız.
devamını gör...
ben denizin derinliklerine bırakılmak isterdim.

etimi balıklar yerdi, iskeletimi ise belki günün birinde bir dalgıç keşfedip “bu adamın hikayesi kim bilir nasıl bitti” diye düşünüp dururdu böylece.
devamını gör...
bana saçma gelmiyor, şahsen bitkilerin, mikroorganizmaların, böceklerin ve diğer küçük hayvanların yemeği olmak bence güzel. düşününce bir fidana kaynak sağlamak güzel bir his, sonra o tohumlar daha uzak bölgelere falan yayılacak sonra o bitkiyi bir hayvan yiyecek sonra o hayvanıda başka hayvan.aslında doğaya karışıyor her ölen insan. yani doğal bir döngü var.
devamını gör...
niye öyle diyosun zamanı gelince herkes yattığı yerden kalkacak bunu bilmeyen de ne biliyim...
devamını gör...
bence presleyelim kardeşim
küçük kutulara sığsınlar ve anahatarlık falan yapalım
arsa kalmadı
devamını gör...
yav yok saçma değil fakat neandertal dost-akrabalarımızın da bunu insancıl duygularla değil de, kokuya ve görüntü- çevre kirliliğine karşı bir çözüm olarak spontane geliştirdiğini düşünüyorum.

bilimsel açıklaması var ama her şey bilim değil biraz düz mantık biraz moronite lütfen.

-ahmed ağbi öldi, kokiyor."

canım karanın üstündeyiz bunu uzağa götürmek de sıkıntı. yav ne yapalım ne yapalım, biri çıkmış deli emin gibi, ehi demiş gömelim. gömmek diye bir kelime bile yok o zaman. gerçi hogu-hogu. hoguca gömmek işte. demişler gömme nedir? hele anlat hele.

böyle bulunmuş ya. o kokuya dayanılmaz. burnu hassaslar beni çok iyi anlar. toprakla teşne etmek lazım. yoksa kokudan sevişemeyiz. nurandertal hadi daha sevişeceğiz çağ mağ atlayacağız, gömelim ahmed ağbiyi.

ölüyü gömme nasıl saçma ya? ağacın tepesine mı fırlatalım.
devamını gör...
valla ben öldükten sonra ister gömün ister yakın isterseniz denize atın.
ölmüşüm ya hani, bir önemi yok.
rahatınıza bakın.
hangisi kolayınıza geliyorsa...
devamını gör...
dikine ise mantıklıdır.
devamını gör...
katılmadığım beyandır.

yahudi geleneğinde ölünün defni yalnızca bedeni ortadan kaldırmaya yönelik pratik bir işlem değildir; insanın, ölümden sonra dahi onur sahibi kabul edilmesinin bir sonucudur. buna kavod ha-met, yani ölünün onuru denir. zira insan, yalnızca yaşayan hâliyle değil, bedeniyle de hashem’in yarattığı bir varlık olarak saygıya layıktır.

tora’da bu anlayışın çok güçlü izleri vardır. avraham avinu’nun sarah ımeinu için bir mezar yeri satın alması ve onu hürmetle defnetmesi, defnin bir sevgi, sadakat ve son görev olduğunu gösterir. yaakov avinu’nun ve yosef hatzaddik'in kemiklerinin atalar diyarına götürülmesine ilişkin vasiyetleri de bedenin gelişigüzel terk edilecek bir şey olmadığını, kişinin hatırası ve onuruyla birlikte korunması gerektiğini gösterir.

devarim’de, ağır bir suçtan dolayı idam edilmiş bir kimsenin dahi cesedinin gece boyunca açıkta bırakılmaması ve aynı gün gömülmesi emredilir. bu, yahudi düşüncesinde insan onurunun ölümle sona ermediğini; hatta toplumun en dışına düşmüş bir kimse bakımından dahi cesedin teşhir edilmemesi gerektiğini gösterir.

moshe rabbeinu’nun ölümünde de tora, onun moav diyarında bizzat hashem tarafından defnedildiğini anlatır. bu dahi tek başına defnin ne kadar yüksek bir anlam taşıdığını göstermeye yeter. eğer rabbimiz, kulunun bedenini toprağa tevdi etmeyi tora’da zikrediyorsa, bu gelenek “saçma” değil; bilakis insanın yaratılışına, faniliğine ve onuruna dair ilahi bir terbiyedir.

toprağa dönüş, yalnızca biyolojik bir son değil; insanın nereden geldiğini ve kime döneceğini hatırlatan derin bir hakikattir. adam topraktan yaratılmıştır; beden toprağa döner, ruh ise onu veren hashem'e aittir. bu yüzden defin, hem ölüye karşı son iyilik hem de yaşayanlara karşı güçlü bir hatırlatmadır.

benim için de bu mesele, yalnızca bir dinî ritüel değil; insanın hashem karşısındaki değerinin ve yaratılmış olmanın vakarının ifadesidir. ölüyü gömmek, geride kalanların “bu beden bir zamanlar nefes aldı, sevdi, acı çekti, umut etti ve tanrı’nın dünyasında bir yer tuttu” demesidir.

tüm bunlar nezdinde, katılmadığım beyandır. zira ölüyü gömmek; insan onuruna, yaratılış hakikatine ve rabbimizin dünyada kurduğu düzene uygun, değerli ve elzem bir uygulamadır.

şükürler olsun bunu idrak etmeyi nasip edene.
devamını gör...
çıkışı tarım toplumuna geçiştir.

ölen bitkilerin gömülünce "tekrar doğduğunu" gözleyen insanlık bu çağrışımla gömme törenlerine başlamış, hatta ölen kalktığında çaresiz kalmasın diye yanına giysisini silahını da koymuştur. zamanla bu, savaşçının atını, soylunun hizmetçisini de yanına gömmeye kadar gitmiş ve nihayet "ölümden sonra hayat" fikri soyutlaşıp önce putperest sonra tek tanrılı ahiret inançlarına dönüşmüştür.

hiçbir inanç hayatla bağdaşmıyorsa bu kadar uzun süre yaşamaz. işin pratik yönü cesetlerin toprak kadar rahat bulunan bir malzeme ile gömme gibi aynı gün halledilecek hızda ortadan kaldırılması ve hastalıkların, kötü moral bozucu görüntüden kurtulmanın sağlanmasıdır.
devamını gör...
ortada bırakmak olmaz şimdi, bence gömmek en iyisi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ölüyü gömme geleneğinin saçma olması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim