kafamda kentsel dönüşümler
‘kafamda kentsel döüşümler
içimde bi yerde bi gülüşünden
sana deliyim ama gizledim her
gidişinden, gidişinden. ‘ sözleriyle en sevdiğim şarkılar arasında yer alan şarkı.
içimde bi yerde bi gülüşünden
sana deliyim ama gizledim her
gidişinden, gidişinden. ‘ sözleriyle en sevdiğim şarkılar arasında yer alan şarkı.
devamını gör...
mutlu bir çift görünce akıldan geçenler
ne kadar şanslı insanlar diye onlar adına sevinip, mutluluklarının hiç tükenmemesini yürekten dilemek.
mutlu çift, mutlu aile demek , mutlu aile de mutlu çocuklar...
mutlu çift, mutlu aile demek , mutlu aile de mutlu çocuklar...
devamını gör...
pour over
kimyada kullanılan süzme düzeneğine benzer şekilde bir düzenekle kahve demleme yöntemidir.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
yeni keşfettiğim yazar. artık her gün gelip bakmak zorunda kalacağım profiline * o kadar ince bir ruhu var ki içim eridi tanımlarını okurken. özellikle son yazdığı ''sevgilinin avuç içini öpmek'' tanımına hayran kaldım. sevgilinin avuç içi kokusunu bize hatırlattı. sevgilinin avuç içini öperken ruhuna dokunabildiğimi ve kalbine girebileceğimi öğretti bana. lütfen bunu bir seri haline getir. her hafta sevgilinin neresini öpersek neler olur yaz bize. romantizm açlığımı dindiren yazardır efendim. saygılar.
çıldırma editi: kimse yaptığım ironileri anlamıyor. yapamıyorum galiba. "her hafta sevgilinin neresini öpersek neler olur yaz bize" diyorum ciddiye alıp sabahin köründe beni takip edip, seri beğeni atip üstüne birde mesaj atıp teşekürler edip gelip bir de girdimi övüyor. bende diyorum neden takip ediyorlar bu elemanı o kadar da şey değil halbuki. şimdi anladimmmmm.
çıldırma editi: kimse yaptığım ironileri anlamıyor. yapamıyorum galiba. "her hafta sevgilinin neresini öpersek neler olur yaz bize" diyorum ciddiye alıp sabahin köründe beni takip edip, seri beğeni atip üstüne birde mesaj atıp teşekürler edip gelip bir de girdimi övüyor. bende diyorum neden takip ediyorlar bu elemanı o kadar da şey değil halbuki. şimdi anladimmmmm.
devamını gör...
müşteriyi tezgahtar sanmak
koçtaş'ın bahçe bölümünde tek başıma dolanıyorum. canlı çiçek alıcam lakin bi sorun var, çiçek bakımından anlamıyorum pek. az buçuk fikrim varsa da yani bi kamer genç değilim en nihayetinde. ilk girdiğimde bölümde birkaç kişi varken, bi süre sonra tek kalıyorum. arkada da beyaz kıyafetli bir kadın çalışan var, biyerleri falan düzeltiyor çiçeklere bakıyor. normalde bahçe bölümüyle turuncu tulumlu abiler ilgileniyor, çiçek bakımı toprak bilmem ne her nevi soruyu yanıtlıyorlar. onlar yok herhalde diyorum kendi kendime, ya da onların görev tanımının yanında bi de bu ablanın yaptığı iş var.
biraz bakındıktan sonra bi çiçeği gözüme kestirdim. güzel de duruyor, adını da google'ladım bakımı çok zor gibi değil ama yine de emin olmak için görevliye sormak istedim. göz ucuyla baktım, beyaz kıyafetli bir kadın arkalarda biyerlerde dolanıyor. tamam.
- çok afedersiniz bişi sorucaktım, bakabilir misiniz.
+ buyrun?
- bunların bakımı hakkında bilginiz var mı nasıldır yani, kolay mıdır sizce?
şöylece bi gösterdiğim saksıya doğru bakar.
+ üzgünüm, bilmiyorum.
- nı. nı. nasıl?
+ nı. nı. n. nasıl?
- n.n.n. ...
+ ...
iki kişilik karşılıklı mavi ekran öncesi ben kadını çalışan, kadın beni koçtaş'tan hatun düşürmek için muhabbet kovalayan adam sanmıştır. ama bu bilgi açığa çıkmadan önce hanımefendinin beynini biraz daha yakmam gerekmektedir.
- peki bilen bir arkadaşınız var mı?
+ ...?
- -_^
benimki epey köşeliyse de, neyse ki onun jetonu sonunda düşer de mevzu anlaşılır. özürler mözürlerle çiçeği alıp yere bakarak kasaya giderim.
2 ayda soldu o çiçek.
biraz bakındıktan sonra bi çiçeği gözüme kestirdim. güzel de duruyor, adını da google'ladım bakımı çok zor gibi değil ama yine de emin olmak için görevliye sormak istedim. göz ucuyla baktım, beyaz kıyafetli bir kadın arkalarda biyerlerde dolanıyor. tamam.
- çok afedersiniz bişi sorucaktım, bakabilir misiniz.
+ buyrun?
- bunların bakımı hakkında bilginiz var mı nasıldır yani, kolay mıdır sizce?
şöylece bi gösterdiğim saksıya doğru bakar.
+ üzgünüm, bilmiyorum.
- nı. nı. nasıl?
+ nı. nı. n. nasıl?
- n.n.n. ...
+ ...
iki kişilik karşılıklı mavi ekran öncesi ben kadını çalışan, kadın beni koçtaş'tan hatun düşürmek için muhabbet kovalayan adam sanmıştır. ama bu bilgi açığa çıkmadan önce hanımefendinin beynini biraz daha yakmam gerekmektedir.
- peki bilen bir arkadaşınız var mı?
+ ...?
- -_^
benimki epey köşeliyse de, neyse ki onun jetonu sonunda düşer de mevzu anlaşılır. özürler mözürlerle çiçeği alıp yere bakarak kasaya giderim.
2 ayda soldu o çiçek.
devamını gör...
kinizm
günümüz dünyasında kinikleri ve kinizm akımını, başka insanların yaşadığı acı ve kötü olaylara karşı üç maymunu oynama yani duyarsız olan ve bu duyarsızlık hali olarak tanımlayabiliriz. yani dünyanın bir tarafı, açlık ve sefaletle çevriliyken diğer tarafının, varlık ve obeziteyle semrilmesine karşı duyarsız kalınması durumu... dünyanın bir bölgesinde savaşlar ve silahlar konuşurken diğer kısmının, mutluluk, heyecan ve havai fişeklerle donatılması, ilk kısmın ikinci kısma karşı üç maymunu oynayıp, görmeyip, duymayıp bilmiyor oluşu. ..
ancak kinizm kökeninde, bu galatı meşhurluğundan çok farklı olmak suretiyle; dünyadan el, etek çekmek manasında bir felsefi akımdır. m. ö. 400 yılı civarında sokrates'in öğrencisi antisthenes tarafından ortaya atılmıştır. başlangıcıyla ilgili anlatılan anekdot ise sokrates'e atfedilir. şöyle ki; sokrates, bir gün pazarda gezerken çok bunalmış ve birden pazarın orta yerinde burada ihtiyacım olmayan ne çok şey var?.. diye bağırmıştır. ancak o sustuğunda hayat yine kaldığı yerden devam etmiştir. ta ki antisthenes'e kadar.
antisthenes bu akımı başlattığında, mutluluğun, maddi anlamda lüks kavramından, siyasetten, iktidardan ve iktidar olmaktan hatta hatta sağlıktan bile bağımsız olduğunun altını çizmiştir. onun öğrencisi diogenes ise en ünlü kiniktir ve bu akımın duyulmasını sağlayan filozoftur. sahip olduğu bir fıçı, bir hırka, ekmek torbası ve bir değnek dışında hiçbir şeyi yoktur. ancak çok da mutludur.
hakkında anlatılan birçok anekdot olmakla birlikte onu anlamamızı sağlayan en ünlü anekdot* şudur: bir gün ünlü komutan büyük iskender bu garip ama mutlu adamı ziyarete gelir ve bir ihtiyacı olup olmadığını sorar. diogenes'in cevabı ise tam da beklendiği şekilde güneşimden çekil olur. onun bu tavrı da gösteriyor ki koskaca komutan ve büyük bir kral olan iskender'den daha mutlu olmak için ihtiyacı olan hiçbir şey yoktur. hatta buradan hareketle gölge etme başka ihsan istemez sözünün doğduğu rivayet olunur. bu anlamda bu kinik yaşamını bizdeki tasavvuf ehlinin yaşadığı zühd hayatına benzetebiliriz.
kiniklere göre; insan mutlu olma yolunda sağlık konusunu da dert etmemeli, ağrılara aldırmamalıdır. hatta buradan hareketle en başta anlattığım duyarsız olma durumu da ortaya çıkmış ve başka insanların yaşadığı olumsuzluk ve acılara da aldırış etmemeyi geliştirmişlerdir. bu da zamanla üç maymunu oynamak ve sessiz kalıp hayata devam etmek olarak karşımızda bir ayna gibi dikilmiştir.
işte bu noktada da tasavvuf ehlinin yaşadığı zühd hayatından ayrılır ve hatta tasavvuf düşüncesiyle taban tabana zıttır.
ancak kinizm kökeninde, bu galatı meşhurluğundan çok farklı olmak suretiyle; dünyadan el, etek çekmek manasında bir felsefi akımdır. m. ö. 400 yılı civarında sokrates'in öğrencisi antisthenes tarafından ortaya atılmıştır. başlangıcıyla ilgili anlatılan anekdot ise sokrates'e atfedilir. şöyle ki; sokrates, bir gün pazarda gezerken çok bunalmış ve birden pazarın orta yerinde burada ihtiyacım olmayan ne çok şey var?.. diye bağırmıştır. ancak o sustuğunda hayat yine kaldığı yerden devam etmiştir. ta ki antisthenes'e kadar.
antisthenes bu akımı başlattığında, mutluluğun, maddi anlamda lüks kavramından, siyasetten, iktidardan ve iktidar olmaktan hatta hatta sağlıktan bile bağımsız olduğunun altını çizmiştir. onun öğrencisi diogenes ise en ünlü kiniktir ve bu akımın duyulmasını sağlayan filozoftur. sahip olduğu bir fıçı, bir hırka, ekmek torbası ve bir değnek dışında hiçbir şeyi yoktur. ancak çok da mutludur.
hakkında anlatılan birçok anekdot olmakla birlikte onu anlamamızı sağlayan en ünlü anekdot* şudur: bir gün ünlü komutan büyük iskender bu garip ama mutlu adamı ziyarete gelir ve bir ihtiyacı olup olmadığını sorar. diogenes'in cevabı ise tam da beklendiği şekilde güneşimden çekil olur. onun bu tavrı da gösteriyor ki koskaca komutan ve büyük bir kral olan iskender'den daha mutlu olmak için ihtiyacı olan hiçbir şey yoktur. hatta buradan hareketle gölge etme başka ihsan istemez sözünün doğduğu rivayet olunur. bu anlamda bu kinik yaşamını bizdeki tasavvuf ehlinin yaşadığı zühd hayatına benzetebiliriz.
kiniklere göre; insan mutlu olma yolunda sağlık konusunu da dert etmemeli, ağrılara aldırmamalıdır. hatta buradan hareketle en başta anlattığım duyarsız olma durumu da ortaya çıkmış ve başka insanların yaşadığı olumsuzluk ve acılara da aldırış etmemeyi geliştirmişlerdir. bu da zamanla üç maymunu oynamak ve sessiz kalıp hayata devam etmek olarak karşımızda bir ayna gibi dikilmiştir.
işte bu noktada da tasavvuf ehlinin yaşadığı zühd hayatından ayrılır ve hatta tasavvuf düşüncesiyle taban tabana zıttır.
devamını gör...
sevgiyi göstermenin yolları
vefadir.. sadece istanbul da bir semt olmadığını kemiklerinize kadar hissedersiniz..
devamını gör...
tarlabaşı
tarlabaşında çocuk olmak 1

hatice 7 yaşında, down sendromlu. annesi dışarı çıkmasına izin vermiyor, çocukların kızıyla alay etmelerine bozuluyor. hatice hep evde, penceresinden hayata bakıyor

arkadaşlarının sokakta oynamalarını izlemek, televizyon izlemekten daha zevkli, bazen pencerenin yanına gelip haticeyle konuşuyorlar hatta

haticenin annesi zehra hanım, 88 de edirne keşandan kocasıyla gelip istanbula yerleştiler. ılk zamanlar güzeldi. 4 yıl önce kocası sinan kafası güzelken meyhanede iki kişiyi bıçakladı. biri öldü, biri ucuz kurtuldu. 18 yıl yedi sinan hala içerde. zehra hanımın 3 kızı var, hatice en küçüğü bi o var zaten yanında diğer kızlar kayıp. zehra hanım bir alısveriş merkezinde temizlik işleri yapıyor.

birde çılgın sedat var, haticenin amcası, kafası kırık. sağda solda yaşar, beyoğlunda herhangi bir köşeden çıkabilir. zehra hanım bunca zamandır nasıl yaşadığına hayret ediyor. ayda yılda bir denk gelirse eline üçbeş kuruş sıkıştırır, karnını doyursun diye ama sedat için para demek bali demek.

haticenin kuzeni okan aynı zamanda en iyi arkadaşı.

yusuf, okanın küçüğü haticeyi hiç sevmez. oyuncaklarıyla oynatmaz kimseyi.

bu da okanın ablası sevilay haticeye resim yapmayı öğretiyor.

haticenin büyük ablası hasret , liseyi bitirdikten sonra sevdiği çocukla kaçtı, çocuk istanbulda üniverste okuyordu siyasi olaylara bulaşınca polisle başları derde girmiş istanbuldan gitmişler.

bu haticenin teyzesi feride, annesi işe gidince teyzesinin evindeki pencereden hayata bakmaya devam ediyor hatice...

hatice hayal meyal birini hatırlıyor aslında pencerede bu yüzden bekliyor o adam, babası.. ne zaman gelecek acaba .

tarlabaşında çocuk olmak iyi bir şey penceredende olsa hayat devam ediyor.
bu da haticenin en sevdiği şarkı.
fotoğraflar için svetlena eremina'ya teşekkürler.

hatice 7 yaşında, down sendromlu. annesi dışarı çıkmasına izin vermiyor, çocukların kızıyla alay etmelerine bozuluyor. hatice hep evde, penceresinden hayata bakıyor

arkadaşlarının sokakta oynamalarını izlemek, televizyon izlemekten daha zevkli, bazen pencerenin yanına gelip haticeyle konuşuyorlar hatta

haticenin annesi zehra hanım, 88 de edirne keşandan kocasıyla gelip istanbula yerleştiler. ılk zamanlar güzeldi. 4 yıl önce kocası sinan kafası güzelken meyhanede iki kişiyi bıçakladı. biri öldü, biri ucuz kurtuldu. 18 yıl yedi sinan hala içerde. zehra hanımın 3 kızı var, hatice en küçüğü bi o var zaten yanında diğer kızlar kayıp. zehra hanım bir alısveriş merkezinde temizlik işleri yapıyor.

birde çılgın sedat var, haticenin amcası, kafası kırık. sağda solda yaşar, beyoğlunda herhangi bir köşeden çıkabilir. zehra hanım bunca zamandır nasıl yaşadığına hayret ediyor. ayda yılda bir denk gelirse eline üçbeş kuruş sıkıştırır, karnını doyursun diye ama sedat için para demek bali demek.

haticenin kuzeni okan aynı zamanda en iyi arkadaşı.

yusuf, okanın küçüğü haticeyi hiç sevmez. oyuncaklarıyla oynatmaz kimseyi.

bu da okanın ablası sevilay haticeye resim yapmayı öğretiyor.

haticenin büyük ablası hasret , liseyi bitirdikten sonra sevdiği çocukla kaçtı, çocuk istanbulda üniverste okuyordu siyasi olaylara bulaşınca polisle başları derde girmiş istanbuldan gitmişler.

bu haticenin teyzesi feride, annesi işe gidince teyzesinin evindeki pencereden hayata bakmaya devam ediyor hatice...

hatice hayal meyal birini hatırlıyor aslında pencerede bu yüzden bekliyor o adam, babası.. ne zaman gelecek acaba .

tarlabaşında çocuk olmak iyi bir şey penceredende olsa hayat devam ediyor.
bu da haticenin en sevdiği şarkı.
fotoğraflar için svetlena eremina'ya teşekkürler.
devamını gör...
kırmızı kurşun kalemin silinme zorluğu
gönül yarası gibidir, hep iz kalır.
devamını gör...
zed's dead baby
pulp fiction filminin ünlü bir sahnesinden ünlü bir replik. satması gereken boks maçını kazanarak mafyanın peşine düştüğü boksör butch (bruce willis abimiz) firardadır. sevgilisiyle bir motele yerleşmiş şehirden kaçma planı yaparken, ultra alıngan ve duygusal sevgilisi fabienne'in (maria de medeiros) babasından kalan ve nice badireler atlatmış çok değerli kol saatini evde unuttuğunu öğrenince küplere biner. eve dönüp saati alması gerekir. saati alır ama tıpkı babasının kol saati gibi türlü badireler atlatır. nihayet motele döner. fabienne onu bir motosikletle görünce aralarında şu ünlü diyalog geçer:
-whose motorcycle is this?
-it's a chopper baby.
-whose chopper is this?
- it's zed's.
-who's zed?
- zed's dead baby. zed's dead.
müzik girer...
-whose motorcycle is this?
-it's a chopper baby.
-whose chopper is this?
- it's zed's.
-who's zed?
- zed's dead baby. zed's dead.
müzik girer...
devamını gör...
oruç tutmayacak yazarlar
tutanlara kolaylıklar dilerim. ve dışarda umarım erzurumlu bir dayıya sigara içerken yakalanmam. durduk yere başına bela almasın.
devamını gör...
mhp'nin yaptığı iyi şeyler
geyik yapmıyorum; çay içip kavga etmekten başka hiçbir halta yaramayan ülkücü serseri tayfasını sokaklardan uzak tutmaları mhp nin bu topraklarda yaptığı ve yapabileceği tek olumlu şey. artık iplerini salmış gibiler ancak bahçeli bunları iyi tuttu yıllardır.
bunun dışında mhp nin ülkeye ne hayrı dokunabilir ameke.
bunun dışında mhp nin ülkeye ne hayrı dokunabilir ameke.
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
(bkz: ingiliz mandasına girmeli miyiz sorunsalı)
(bkz: sultan selim'e sadrazam dayanmaması)
(bkz: x hamamda tokmakçı rezaleti)
(bkz: haremdeki zenci haremağasının matkap çıkması)
(bkz: sultan muradın alkolü yasaklayıp her gün şarap içmesi)
(bkz: sultan selim'e sadrazam dayanmaması)
(bkz: x hamamda tokmakçı rezaleti)
(bkz: haremdeki zenci haremağasının matkap çıkması)
(bkz: sultan muradın alkolü yasaklayıp her gün şarap içmesi)
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
çok çabuk kırılıyorsun, duygusal olarak da motive olmak konusunda da en ufak şeyde bırakıyorsun. keşke biraz sabretsen..
tanım: kafa sözlük yazarlarının öz eleştiri yaptığı başlık.
tanım: kafa sözlük yazarlarının öz eleştiri yaptığı başlık.
devamını gör...
koşuk
t: aşk,tabiat ve kahramanlık gibi konularda yazılmış olan şiirlere denir.
-koşuklarda türklerin yaşayış biçimi,duygu ve düşüncelerini bulmak mümkündür.
-7'li hece ölçüsü ile yazılır.
-dörtlükler halinde yazılır.
-bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa,bbba...
-geleneksel bir çalgı aleti olan kopuz eşliğinde söylenir.
-koşuklarda türklerin yaşayış biçimi,duygu ve düşüncelerini bulmak mümkündür.
-7'li hece ölçüsü ile yazılır.
-dörtlükler halinde yazılır.
-bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa,bbba...
-geleneksel bir çalgı aleti olan kopuz eşliğinde söylenir.
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
keyifle takip ettiğim, radyo yayını sayesinde sesini duyma şerefine nail olduğum bir yazar.. kadınlar güzel şeylere imza atınca, okunası yazılar yazınca daha da keyifleniyor, mutlu oluyorum.
bu yazarın mahlasını görünce yazmış gene ''asi kız'' diyorum nedendir bilinmez. bir parça yakınlık ve çokça cesaret bulduğum yazıları var. kaleminiz daim olsun sevgili yazar.. *
bu yazarın mahlasını görünce yazmış gene ''asi kız'' diyorum nedendir bilinmez. bir parça yakınlık ve çokça cesaret bulduğum yazıları var. kaleminiz daim olsun sevgili yazar.. *
devamını gör...
düşün ki o bunu okumuyor
sen kendime yaptığım en büyük saygısızlıksın
devamını gör...


