yazarların itiraf köşesi
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
başlık "mırmır" tarafından 14.11.2020 21:09 tarihinde açılmıştır.
2401.
kendimden başka kimseyi sevemiyorum. sevmek olayını anlayamıyorum bir türlü. benim için insan ilişkileri yalnızca çıkardan ibaret. bir insan diğerini çıkar olmadan nasıl sevebilir ya nasıl?
devamını gör...
2402.
her gün sözlüğe girmeme rağmen kırk yılda bir yazıyorum.
devamını gör...
2403.
içten içe anarşizm istiyorum, kaos istiyorum. sadece güçlünün hayatta kalacağı, dünya nüfusunun büyük oranda düşeceği; faturasız, vergisiz, mesaisiz, kirasız, kuralsız bir dünya nihahahaha.
bu arada mülkün sahibi allahtır deyip özel mülkiyeti reddeden proudhon reyizi saygı ve rahmetle anıyorum.
bu arada mülkün sahibi allahtır deyip özel mülkiyeti reddeden proudhon reyizi saygı ve rahmetle anıyorum.
devamını gör...
2404.
bazen hala ketçap tüketiyorum. ister istemez oluyor. azaltacağım söz. bu huylarımdan kurtulacağım.
devamını gör...
2405.
hassaslığımı kaybediyorum...
iyi mi kötü mü artık yerine göre.
kalbimi ve beynimi uyuşmuş hissediyorum, aşırı empatlık özelliğimin gitmesi iyi bir bakıma.
mental açıdan daha az zarar görüyorum fakat ezikleyen insana doğru evrilmek istemiyorum.
iyi mi kötü mü artık yerine göre.
kalbimi ve beynimi uyuşmuş hissediyorum, aşırı empatlık özelliğimin gitmesi iyi bir bakıma.
mental açıdan daha az zarar görüyorum fakat ezikleyen insana doğru evrilmek istemiyorum.
devamını gör...
2406.
son bir kaç gündür kitaplığımdaki eski kitaplarımı karıştırıp tavanı izlemekle meşguldum.
az önce de lisede belki aylarca yanımda gezdirip tek yaprağını okumadığım, kitaplığın en arkalarında tozlanmaya yüz tutmuş kitaba gözüm ilişti. yapraklarını aralayınca da farklı farklı defterlerden koparıp karaladığım sayfalarla karşılaştım. kitapla bütünleşmiş diğer yapraklarla bir olmuş durumdaydı.
durduk yere yazar çizer karalardım. bir şeyler üretmek, duygularıma kalemle tercüman olmak, ne kadar zevk verirdi bana. kendimi bilmek, kendime bir şeyler katmak güzeldi. o buruşuk kağıt parçalarında ben vardım işte ve içinde anlatarak bitiremediğim sen vardın. ufacık benle başlayan her şeyi kocaman senle sonlandırıyordum.
tozlu yaprakların arasında seni düşlediğim sayfaları gördüğüm an hatırladım. neler yapmak istiyordum, neler yapacaktım, aklımı kemiren sendeki duygularım neydi?
oysa kimi zaman anlamsız geliyor insana onca istek, duygu, merak, endişe. bile isteye öldürüyor insan bunu içinde. doğrulardan saklanmak, düşlediğin şeylerin sıra sıra yıkılmasından korktuğun için. aslında bu duygular yaşatıyor bizi. işte benide yaşatan duygular senmişsin, seni kaybetmeye korktuğum duygular. hatta bu korkum senle aramda görünmez duvarlar oluşturdu her oluşan duvarda senden biraz daha uzaklaştım. yinede bu duvarlar sevgime engel olamayacak kadar çok seviyormuşum seni. bak ne kadar zaman geçmiş, neden hâlen unutmadım seni? neden hâlen her güzel şiir, her güzel kokan çicek seni hatırlatıyor bana? neden her aklıma geldiğinde yüzüm kızarıyor? neden o gün sorduğunda, evet delicesine seviyorum ama korkuyorum diyemedim? korkuyorum...
bir gün çok sevdiğim seni, bu denli sevgimden habersiz seni kaybetmekten korkuyordum. yolun sonunda artık birbirimizin varlığından habersiz iki aptal olmaktan korkuyordum. bir gün bu sevgimin köreleceğinden, ismini unutacağımdan korkuyordum.
ciddiyetimi takınmanın vakti gelmişti artık ve aynı zamanda düş dünyasından karanlığa kocamaaann bir adım atmanın zamanı da. düşlediğin şeylerin gerçek olmasına inanıp hiçbir şey yapmadan medet umacağın bir dünya değilmiş burası. bir şeyler yapmanın zamanı gelmişti yani. böylelikle içimdeki aptal bir o kadarda saf çocuğu öldürmüştüm. çocuk oyuncağı değil yani, öldürmüşüm o çocuğu, yavaş yavaş.
hayatın beni sürüklediğini öne sürdüğüm her şeyde seni içine sığdıramayan o çocuğun bir payı var. tutkuyla bağlandığım ne varsa o duygu patlamasının kökeninde ne olduğunu arayan saf çocuktan miras kaldı bana. kendimi her kötü hissettiğim anda o çocuğa aykırı davranmışım. nedenlerimi, başlangıç noktamı öylesine unutmuşum ki hatırlamak böyle zorlaşmış artık.
o korkak çocuk sanırım bunca zaman sonra şöyle derdi bana, bu hallerimi görünce :
"neden korkuyorsun bu kadar? neden vazgeçtin?"
alaycı bir gülseme ile:
genç, hâlen o aptal çocuğum işte ben, içindeki sevgi çığ gibi büyüyen senim, senin mirasçın. hatta aynı korkuyu yaşamaya devam eden senim, korkuyorum...
az önce de lisede belki aylarca yanımda gezdirip tek yaprağını okumadığım, kitaplığın en arkalarında tozlanmaya yüz tutmuş kitaba gözüm ilişti. yapraklarını aralayınca da farklı farklı defterlerden koparıp karaladığım sayfalarla karşılaştım. kitapla bütünleşmiş diğer yapraklarla bir olmuş durumdaydı.
durduk yere yazar çizer karalardım. bir şeyler üretmek, duygularıma kalemle tercüman olmak, ne kadar zevk verirdi bana. kendimi bilmek, kendime bir şeyler katmak güzeldi. o buruşuk kağıt parçalarında ben vardım işte ve içinde anlatarak bitiremediğim sen vardın. ufacık benle başlayan her şeyi kocaman senle sonlandırıyordum.
tozlu yaprakların arasında seni düşlediğim sayfaları gördüğüm an hatırladım. neler yapmak istiyordum, neler yapacaktım, aklımı kemiren sendeki duygularım neydi?
oysa kimi zaman anlamsız geliyor insana onca istek, duygu, merak, endişe. bile isteye öldürüyor insan bunu içinde. doğrulardan saklanmak, düşlediğin şeylerin sıra sıra yıkılmasından korktuğun için. aslında bu duygular yaşatıyor bizi. işte benide yaşatan duygular senmişsin, seni kaybetmeye korktuğum duygular. hatta bu korkum senle aramda görünmez duvarlar oluşturdu her oluşan duvarda senden biraz daha uzaklaştım. yinede bu duvarlar sevgime engel olamayacak kadar çok seviyormuşum seni. bak ne kadar zaman geçmiş, neden hâlen unutmadım seni? neden hâlen her güzel şiir, her güzel kokan çicek seni hatırlatıyor bana? neden her aklıma geldiğinde yüzüm kızarıyor? neden o gün sorduğunda, evet delicesine seviyorum ama korkuyorum diyemedim? korkuyorum...
bir gün çok sevdiğim seni, bu denli sevgimden habersiz seni kaybetmekten korkuyordum. yolun sonunda artık birbirimizin varlığından habersiz iki aptal olmaktan korkuyordum. bir gün bu sevgimin köreleceğinden, ismini unutacağımdan korkuyordum.
ciddiyetimi takınmanın vakti gelmişti artık ve aynı zamanda düş dünyasından karanlığa kocamaaann bir adım atmanın zamanı da. düşlediğin şeylerin gerçek olmasına inanıp hiçbir şey yapmadan medet umacağın bir dünya değilmiş burası. bir şeyler yapmanın zamanı gelmişti yani. böylelikle içimdeki aptal bir o kadarda saf çocuğu öldürmüştüm. çocuk oyuncağı değil yani, öldürmüşüm o çocuğu, yavaş yavaş.
hayatın beni sürüklediğini öne sürdüğüm her şeyde seni içine sığdıramayan o çocuğun bir payı var. tutkuyla bağlandığım ne varsa o duygu patlamasının kökeninde ne olduğunu arayan saf çocuktan miras kaldı bana. kendimi her kötü hissettiğim anda o çocuğa aykırı davranmışım. nedenlerimi, başlangıç noktamı öylesine unutmuşum ki hatırlamak böyle zorlaşmış artık.
o korkak çocuk sanırım bunca zaman sonra şöyle derdi bana, bu hallerimi görünce :
"neden korkuyorsun bu kadar? neden vazgeçtin?"
alaycı bir gülseme ile:
genç, hâlen o aptal çocuğum işte ben, içindeki sevgi çığ gibi büyüyen senim, senin mirasçın. hatta aynı korkuyu yaşamaya devam eden senim, korkuyorum...
devamını gör...
2407.
devamını gör...
2408.
evime gitmek istiyorum. odama girip ışıklarımı kapatmak, yorganımı da kafama kadar çekmek istiyorum.
devamını gör...
2409.
güzel bir kitap hakkında birseyler yazacagım zaman heyecanlanıp sacmalıyorum. okuyun iste yav beni konuşturmayın.
devamını gör...
2410.
ders çalışmamak için her türlü yolu deniyorum. ama yol yine ders çalışmaya çıkıyor. keşke biri beni ders çalışmamaya ikna etse de bu kavramı hayatımdan çıkartsam.
devamını gör...
2411.
eski milli eğitim bakanını özledim, bu yenisine hiç ısınamadım. sanki ilkokula gidiyorum da..
devamını gör...
2412.
kız tavlayamıyorum, çekiniyorum.
devamını gör...
2413.
şimdiye kadar en büyük kötülüğü kendime yaptım, yapıyorum. sevdiğim ve değer verdiğim insandan ayrılırken bana senin yaptığını sana 1 köy toplansa yapamaz demişti, haklı. kulağımda yankılanıyor.
devamını gör...
2414.
uyuyamıyorum. içimdeki sıkıntı beni boğuyor. hayatıma birilerinin girmesi gerek. bir olay olması gerek. her şeyin aynılığı ve kötü olması beni ateşler içinde bırakıyor. çıkış bulamıyorum.
devamını gör...
2415.
aklıma gelen hep başıma geliyor. hep aynı şey olur mu oluyormuş işte. yine ve yine hüznüme sarıldım bu satırları yazıyorum. mutluluk bize haram sanırım.
şu hayatta karşındaki insanı kandırmayacaksın. karşındakinin de duyguları var ama yok o kırılmaz sanıyorlar. o is öyle değil işte..
ne kadar kolay söyleniyor "seni sevmiyorum" pekala sevme neden seviyormuş gibi yaptın?
şu hayatta karşındaki insanı kandırmayacaksın. karşındakinin de duyguları var ama yok o kırılmaz sanıyorlar. o is öyle değil işte..
ne kadar kolay söyleniyor "seni sevmiyorum" pekala sevme neden seviyormuş gibi yaptın?
devamını gör...
2416.
bugün bende bir hâl var sözlük. yazmam lazım; acillll, ivediiii, derhallll. üzerime başlık atın!
devamını gör...
2417.
bu saatten sonra yitirdiğim hiçbir insana üzülüp kendimi mahvedemem.
devamını gör...
2418.
#1653895
üst not: inanmayacağınıza neredeyse eminim ama bu olay gerçek. maalesef gerçek. çok üzgünüm ve bence hala bunun karması giriyor bana.
biraz uzun. buyrunuz bir erkeği nasıl yanlışlıkla dövdürüyorum:
lisede yediğim bir haltı itiraf edeceğim.
lisedeyken, arkadaşımın bir eski sevgilisi vardı. ona x diyelim. bu x arkadaşımdan ayrıldıktan bir süre sonra, gel zaman git zaman bana yürümeye başladı. başlarda hoşuma gitti, sonrasında kızla aram bozulunca inada bindirdim ve artıkçı değilim kafasıyla xi istemedim.
oda inada bindirdi ve takıntı yaptığını düşünüyorum. lisede hiç güzel değildim çünkü. burnum baya büyüktü. herkesin bacısı olan o kızdım swh.
x peşimden mezun olana kadar koştu, yalan yok hoşuma da gidiyordu. aynı mahallede oturuyorduk. arada eve beraber yürürdük. ancak hiç istemiyordum çocuğu. benden güzel bir tipti şimdi bakınca. ancak inat işte. istemedim çocuğu hiçbir zaman.
benden 1 yaş büyüktü. mezun olduğu senenin yaz tatilinde, kendisi üniversite kazandığı şehire gidecekti abisiyle gezmek için. bende kendime yediremiyorum tabi, sonuç olarak gidecek ve beni seven kalmayacak, beni unutacak biliyorum. zaten ufaktan iplemez tavırlara da başlamış yani. kuduruyorum. gezmeye de gidecek, hemen kız bulur diye içimden çıldırıyorum. kafalara bak sen.
o yaz bende başka şehire kuzenlerimin yanına gidiyorum. beraber salak saçma evde kafayı yiyoruz. bir gün x bana atar yapıyor durduk yere, birkaç gün sonra şehir dışına gideceğini söylüyor. yazma artık bana diyor. hırsa biniyorum. nasıl beni şutlar!
o zamanlar snapchat baya popüler. herkeste de pek yok. snapchatte bakıyorum abisiyle içiyor eğleniyor falan iyice çıldırıyorum, lan diyorum kendine hani beni seviyordun sen?!
fake snapchat hesabı açalım diyor kuzenlerden biri. açıyoruz hesabı. benimkini ekliyoruz. anında kabul ediyor. snap atmak için fake foto araştırıyoruz ancak tatmin olmuyoruz. benim saçlar kısa, kuzenimin uzun ve kıvırcık. benim üst beden, kuzenimin de bedenimden sarkıttığı uzun saçlarla başarılı snapler çekiyoruz birkaç tane. bizim x snapleri görünce meraklanıyor ve hemen yazıyor. kuzenim feci halde bir sexting götürmeye başlıyor. x fotoğraf istiyor. orada alık gibi kalıyoruz. tumblardan girip birkaç nude alıyoruz, inandırıcı değil ancak bizimki yiyor. x kendi nude fotosunu da atıyor. hayatımda ilk defa jiletle kıl almaya çalışırken kesik kesik olmuş penis görüyorum sgvxgxe. cringe levelim insane. yıllardır tanıdığım çocuğun içinden çıkan abaza beni şok ettiği gibi çükünü görmüşüm!
x buluşmak için ısrar ediyor. inandırıcı olsun diye gideceği şehire çokyakın bir şehir sıkıyorum. diyorum burada kız arkadaşımla kalıyorum. gel otelde buluşalım. abisi de var ya hani. dörtlü takılma ayağı işte.
oteli sorunca alık gibi kalıyoruz tabi. internetten rastgele otel bakıyoruz bu sefer. bir tane p harfi ile başlayan otel buluyoruz. diyoruz buradayız. birkaç gün içinde x ve abisi yola çıkıyor. gidecekleri şehirden önce bizim uydurduğumuz şehre, p oteline gelip kalacaklar. işler o kadar tıkırında gidiyor ki. oyunu da neden bozmuyoruz bilmiyorum. hani adamın çükünü görmüşüm, utanıyorum ve soğumuşum. belkide hasetlikten işte. sürdürüyoruz.
bizimki p oteline gidiyor. o arada bizi arıyor. kuzenim açıyor gir otele adımı ver diyor. olayın saçmalığına bak cxsjxbh. telefonu kapatınca engeli basıyoruz. snapchat hesabını siliyoruz. olay burada bizim için kapanıyor.
sonradan okul açılıyor. mezunlardan bizim x in arkadaşı üniversite kazanamamış. okulun mahallesinde karşılaşıyoruz. sohbet ederken konu xe geliyor. bizimki yazın başına gelen olayı anlatıyor. hayrete düşürüyorum ve altıma sıçıyorum.
otele gidip bizim fake kızın adını veriyorlar. otel bomboş. adamın biri geliyor ve siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz diyor. bizimki ile abisi şaşkın. bizi arıyorlar engel yemişler. anlatıyorlar abi 2 kız bize bu adları verdi, burada buluşacaktık diye ama yok. adam inanmıyor. küfrü basıp kavga çıkarıyor. birkaç kişi gelip bunları hırpalıyor, biraz dövüp yolluyorlar. bizimkiler utancıdan olayın peşinden düşmüyor. sonraları soruyorlar bu oteli, bu lanet p otelin sahibi oraların ensesi kalınlarından çıkıyor. otel yaz dönemi olmasına rağmen boş olduğuna göre pek hayırlı bir yer de değil. bizimkiler beleşten iki fiske dayak yiyip oradan ayrılıyorlar.
arkadaş bunu anlatıyor ve ben şoka giriyorum. kuzenleri arayıp olayı anlatıyorum inanmıyorlar. hala bende inanamıyorum. sonraları yıllar sonra aklıma geliyor olay, o p otelin olduğu şehre gezmeye gidince oradaki arkadaşa soruyorum oteli doğruluyor beni. otel sayılmaz orası pek diyor. sahibi bela falan diyor. velhasıl pişmanım. yani belki öldürülebilirlerdi. hırsımın ve ergenliğimin kurbanı oldum, aslında nude alınca durmam gerekirdi. p oteli de rastgele bulmuştuk tamamen, bilemedim...
üst not: inanmayacağınıza neredeyse eminim ama bu olay gerçek. maalesef gerçek. çok üzgünüm ve bence hala bunun karması giriyor bana.
biraz uzun. buyrunuz bir erkeği nasıl yanlışlıkla dövdürüyorum:
lisede yediğim bir haltı itiraf edeceğim.
lisedeyken, arkadaşımın bir eski sevgilisi vardı. ona x diyelim. bu x arkadaşımdan ayrıldıktan bir süre sonra, gel zaman git zaman bana yürümeye başladı. başlarda hoşuma gitti, sonrasında kızla aram bozulunca inada bindirdim ve artıkçı değilim kafasıyla xi istemedim.
oda inada bindirdi ve takıntı yaptığını düşünüyorum. lisede hiç güzel değildim çünkü. burnum baya büyüktü. herkesin bacısı olan o kızdım swh.
x peşimden mezun olana kadar koştu, yalan yok hoşuma da gidiyordu. aynı mahallede oturuyorduk. arada eve beraber yürürdük. ancak hiç istemiyordum çocuğu. benden güzel bir tipti şimdi bakınca. ancak inat işte. istemedim çocuğu hiçbir zaman.
benden 1 yaş büyüktü. mezun olduğu senenin yaz tatilinde, kendisi üniversite kazandığı şehire gidecekti abisiyle gezmek için. bende kendime yediremiyorum tabi, sonuç olarak gidecek ve beni seven kalmayacak, beni unutacak biliyorum. zaten ufaktan iplemez tavırlara da başlamış yani. kuduruyorum. gezmeye de gidecek, hemen kız bulur diye içimden çıldırıyorum. kafalara bak sen.
o yaz bende başka şehire kuzenlerimin yanına gidiyorum. beraber salak saçma evde kafayı yiyoruz. bir gün x bana atar yapıyor durduk yere, birkaç gün sonra şehir dışına gideceğini söylüyor. yazma artık bana diyor. hırsa biniyorum. nasıl beni şutlar!
o zamanlar snapchat baya popüler. herkeste de pek yok. snapchatte bakıyorum abisiyle içiyor eğleniyor falan iyice çıldırıyorum, lan diyorum kendine hani beni seviyordun sen?!
fake snapchat hesabı açalım diyor kuzenlerden biri. açıyoruz hesabı. benimkini ekliyoruz. anında kabul ediyor. snap atmak için fake foto araştırıyoruz ancak tatmin olmuyoruz. benim saçlar kısa, kuzenimin uzun ve kıvırcık. benim üst beden, kuzenimin de bedenimden sarkıttığı uzun saçlarla başarılı snapler çekiyoruz birkaç tane. bizim x snapleri görünce meraklanıyor ve hemen yazıyor. kuzenim feci halde bir sexting götürmeye başlıyor. x fotoğraf istiyor. orada alık gibi kalıyoruz. tumblardan girip birkaç nude alıyoruz, inandırıcı değil ancak bizimki yiyor. x kendi nude fotosunu da atıyor. hayatımda ilk defa jiletle kıl almaya çalışırken kesik kesik olmuş penis görüyorum sgvxgxe. cringe levelim insane. yıllardır tanıdığım çocuğun içinden çıkan abaza beni şok ettiği gibi çükünü görmüşüm!
x buluşmak için ısrar ediyor. inandırıcı olsun diye gideceği şehire çokyakın bir şehir sıkıyorum. diyorum burada kız arkadaşımla kalıyorum. gel otelde buluşalım. abisi de var ya hani. dörtlü takılma ayağı işte.
oteli sorunca alık gibi kalıyoruz tabi. internetten rastgele otel bakıyoruz bu sefer. bir tane p harfi ile başlayan otel buluyoruz. diyoruz buradayız. birkaç gün içinde x ve abisi yola çıkıyor. gidecekleri şehirden önce bizim uydurduğumuz şehre, p oteline gelip kalacaklar. işler o kadar tıkırında gidiyor ki. oyunu da neden bozmuyoruz bilmiyorum. hani adamın çükünü görmüşüm, utanıyorum ve soğumuşum. belkide hasetlikten işte. sürdürüyoruz.
bizimki p oteline gidiyor. o arada bizi arıyor. kuzenim açıyor gir otele adımı ver diyor. olayın saçmalığına bak cxsjxbh. telefonu kapatınca engeli basıyoruz. snapchat hesabını siliyoruz. olay burada bizim için kapanıyor.
sonradan okul açılıyor. mezunlardan bizim x in arkadaşı üniversite kazanamamış. okulun mahallesinde karşılaşıyoruz. sohbet ederken konu xe geliyor. bizimki yazın başına gelen olayı anlatıyor. hayrete düşürüyorum ve altıma sıçıyorum.
otele gidip bizim fake kızın adını veriyorlar. otel bomboş. adamın biri geliyor ve siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz diyor. bizimki ile abisi şaşkın. bizi arıyorlar engel yemişler. anlatıyorlar abi 2 kız bize bu adları verdi, burada buluşacaktık diye ama yok. adam inanmıyor. küfrü basıp kavga çıkarıyor. birkaç kişi gelip bunları hırpalıyor, biraz dövüp yolluyorlar. bizimkiler utancıdan olayın peşinden düşmüyor. sonraları soruyorlar bu oteli, bu lanet p otelin sahibi oraların ensesi kalınlarından çıkıyor. otel yaz dönemi olmasına rağmen boş olduğuna göre pek hayırlı bir yer de değil. bizimkiler beleşten iki fiske dayak yiyip oradan ayrılıyorlar.
arkadaş bunu anlatıyor ve ben şoka giriyorum. kuzenleri arayıp olayı anlatıyorum inanmıyorlar. hala bende inanamıyorum. sonraları yıllar sonra aklıma geliyor olay, o p otelin olduğu şehre gezmeye gidince oradaki arkadaşa soruyorum oteli doğruluyor beni. otel sayılmaz orası pek diyor. sahibi bela falan diyor. velhasıl pişmanım. yani belki öldürülebilirlerdi. hırsımın ve ergenliğimin kurbanı oldum, aslında nude alınca durmam gerekirdi. p oteli de rastgele bulmuştuk tamamen, bilemedim...
devamını gör...
2419.
aklımın bir köşesinde intihar düşüncesi tatlı tatlı konuşuyor.
devamını gör...
2420.
mutluyum, hemde hiç hayal edemeyeceği kadar. hiç alamayacağım kadar zevk veriyorum.
ben bu kadar zevkli bir orgazm yaşadığını sanmıyorum.
cümlelerim kulağında hala dolanıyordur. limit sıfıra giderken azalır ama beynindeki etkileri artar.
turuncu ayakkabılarının suçu.
ben bu kadar zevkli bir orgazm yaşadığını sanmıyorum.
cümlelerim kulağında hala dolanıyordur. limit sıfıra giderken azalır ama beynindeki etkileri artar.
turuncu ayakkabılarının suçu.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311