3541.
zorunlulukların da bir sınırı olması gerektiğine inanıyorum. mecburiyetten özel günlerde belirli yerlerde olması gereken kimse yok yanımda. özgürüm. insan istediği zaman istediği yerde olabilmeli. planlar kendi kalbine göre yapılmalı.
devamını gör...
3542.
yeni yıl yeni umutlar derler hep. nerede bilmem benim umudum. ne için harcadım o kadar umudu. bir hiç uğruna yitirmeye neden devam ettim kendimi. bu yılım da her yıl gibi hep aynı başladı. şaşıramıyorum. tek elimden gelen üzülmek. seni neden o kadar harcamama rağmen bitiremedim. neden yakama yapıştın öyle sıkıca? kafam atsa düşünmem bir saniye bile. neyi bekliyorum? neden yaşıyorum? neden bu acıları çektiriyorum kendime? böyle olmazdı. ben değişemiyorum. zorluyorum. ama hep hâlâ aynı kişi olarak kalmakta ısrar ediyorum. ve acı çekmeye devam ediyorum. kurtulmak istiyorum. ama adım atamıyorum. nefret ediyorum ama katlanıyorum. ne yapıyorum? inan bir gram bilmiyorum. yaşıyorum öyle başı boş...
devamını gör...
3543.
kendimi çok seviyorum.
hatta galiba biraz fazla çok.
devamını gör...
3544.
bu yıl benim yılım olacak hissediyorum. hayatımda ilk kez yeni bir yıla umut dolu başladım. yıllardır hayalimde yaşattığım şeylere bu yıl kavuşacağım. bundan eminim.
devamını gör...
3545.
kitap okuma alışkanlığıma geri dönmeye karar verdim. okuyacağım kitapları da sözlükte tanıtasım var ama sadece ingilizce kitaplar okuyorum. yani çok arada kaldım... öncelikle okuyacağım birçok kitabın türkçe tercümesi olmayabilir. sonrasında da "yazar, dili şöyle böyle kullanmış." diyeceğim mesela; ya türkçeye kazandırılmış olanların çevirilerindeki dil kullanımı öyle değilse? derdini mikeyim diyenler olabilir ama cidden açmazda gibi hissediyorum kendimi şu anda...
devamını gör...
3546.
gözlerim ya ağlamaktan şişti ya da uyku düzensizliğinden
bu hallere düşecek insan mıydım? evet evet öyleydim
neyse neyse
halledeceğim halledeceğim
devamını gör...
3547.
korkarım pat diye geleceksin bir gün. ev dağınık, ben ölü; mahçup olacağım sana.

gülümseyeceksin.
bir gülümsemenin yüzyıllardır ayrı duran kıtaları birbirine nasıl yaklaştırdığını, solmuş bir yüzün değişen çizgilerle bir tabloya dönüşebileceğini göreceksin.

şaşıracaksın.
önce saçlarımın rengine, sonra kanımın yanmasına, hızlanmasına, kalbimin yeniden atmasına...

nefret edeceksin benden, nefret edeceğim senden.

utançlarımız yüzümüzü kızartırken, boğazımıza batan dikenlerin kazıdığı kan midemizi doldururken,ben sana lanetler okurken, kirin ayaklarına bulaşmış, masumiyetin çoktan çıkıp gitmişken;

hala.. inatla...
öyle utanmaz, öyle güzelsin ki.

kusura bakma yüzüm yok, mahçup oluyorum sana.
devamını gör...
3548.
bundan bilmem kaç sene önce kendi kendime bi karar almıştım. hangi ilişki türü olursa olsun sorun çözme odaklı olacağım, malum insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa… ve bu kararı aldıktan sonra her ne olursa olsun sorunları aşmak için çözüm yolum konuşmak oldu. şöyle ki; karşımdaki insan, insanlar benden ne istiyor, beklentisi ne, ne umut etmiş, kurduğum cümlelerden nasıl bir imaj yaratmışım hepsini öğrenmek için bir kaşık suda debelenip durdum. elbette kendi beklentilerimi de söyledim. her ne olursan olsun konuşarak sıkıntıları gidermenin çok kutsal olduğunu, bazen benim göremediğim bir şey olabileceğini ve bunun bana söylenmedi gerektiğini anlattım. şu an hayatımı önüme açıp şöyle bi el feneri tuttum da benim bu söylediklerim bi kulaktan girmiş öbüründen fışşşıkkkk diye çıkmış. belki o kulaktan hiç girmemiş. ismail abi’nin dediği gibi algıda seçicilermiş. ben de haddinden fazla yorulmuşum. bu saatten sonra tüm bu konuşarak sorun çözme masalını tarihe gömüyorum. eski leylimley olup nemrut kişiliğimi tozlu sandıktan çıkarıyorum. susup köşeme çekiliyorum. vallaaa billaa yoruldum ya. yorulmak için ruhum çok yaşlı, yaşım da yaşlı inan olsun.
kaç günden beri de yıldız tilbe’den vazgeçtim şarkısını dinlemeye çalışıyorum. sürekli muhabbet etmem gereken birileri karşıma çıkıyor. ona da sinir oldum. neyse şimdi “ben o yari esasında çokkk severim” diyor. mehhh ben kimseyi sevmiyorum. huysuz, aksi, nalet bir insan oldum yine. nemrut da olabilirim.
“ nemrudun kızı yandırdı bizi
çarptı sillesini felek misali”

bak bu daha güzel. beddua en sevdiğim… *
devamını gör...
3549.
o avel şarkının da dediği gibi bazen geceleri oturup ağlıyorum. hiiç yani öylesine zevk için.
devamını gör...
3550.
evet lan salak bir mericim.

haa bir de bazlama suratlı bir eziğim. ehehe
devamını gör...
3551.
bana dert olurken ,
başkasına derman oluşunu izledim .

ben daha derdimi nasıl anlatayım ...
devamını gör...
3552.
biriyle görüntülü konuştuğum zaman karşımdaki insan kim olursa olsun her seferinde kendimi büyük ekrana bakıp oradan kendime bakıyorum.

çok bencilce bir durum ama orada kendimi görmem lazım. yoksa içim rahat etmiyor.
devamını gör...
3553.
her gece ağlayarak uyuyorum.
devamını gör...
3554.
probis'i bir gece açıkta bekletip yumuşadıktan sonra yiyebiliyorum.
devamını gör...
3555.
bilerek salağa yatıyorum sosyal hayatımda,iş hayatımda veya aile hayatımda seviyorum yalan hallerini izlemeyi ve yüzlerindeki "nasıl da yiyor salak." ifadesini görüp asıl salağın onlar olduğunu bilmeyi.
devamını gör...
3556.
#2372349
kimse senin iç dünyanı bilmediğinden çokta avantajlı bir durumda değil gibisin bruh.
devamını gör...
3557.
çok saçma bir fobim var " hamilelik". gerçekten en korktuğum şey hamile kalmak,anne olmak hatta o kadar uç noktada ki hamile insan görünce bile irite oluyorum. %100 korunma durumunda bile anksiyete yaşıyorum. bunun adı da yanılmıyorsam tokofobi olarak geçiyor.
devamını gör...
3558.
buradaki itirafları okuyup, ulan ne kadar yalancı insanlar var diyorum, itiraf ederken bile dürüst değiller, halbuse kim bilecek seni, yaz gitsin değil mi ! yok işte olmuyor onu bile yapamıyorlar, ben de dahil hadi beni çıkar herkes yalancı.
devamını gör...
3559.
- hiçbir kutsalım yok.

- her durumda "mış gibi" yapıyorum. üzgün gibi.. neşeli gibi.. umursar gibi..

- eskiden kindar değildim, şimdi kinleniyorum insanlara.

- acayip soğukkanlı biri oldum. birinin boğazını sessizce kesip, ellerimi yıkayıp, hiçbir şey olmamışçasına buraya entry yazabilirim yada hiç ses çıkaramasın diye kürek kemiklerinin arasından (yani sırtından) bıçaklarım. zerre acımam, gözümü kırpmam.

- girdiğim onca duruşmada konuştuğum tek an, hakimin "söyleyeceğin var mı evladım?" sorusuna verdiğim, "hayır efendim!" cevabı.

- sakin durmak, sağlam bir vukuat çıkarmamak için o kadar zor tutuyorum ki kendimi.

- kimseye gerçek anlamda saygı duymuyorum. önemsemiyorum. ancak en önemsemediğim kişi yine kendimim.

- sabırdan anladığım, biriktirip biriktirip patlamak.

- içime çeke çeke günde 2 paket sigara içiyorum.

- hayatta ayık gezmiyorum. gündüz çakır keyf, gece bildiğimiz sarhoş.

- tatmadığım uyuşturucu/uyarıcı kalmadı.

- kadıköy'de ne kadar evsiz, it-çakal, hırsız varsa hepsini isimleriyle hitap edecek kadar tanıyorum. hatta bazılarıyla samimiyim bile.

- içimde şeytan var. hakan günday'ın kinyas ve kayra'sındaki "kayra" gibiyim. kinyas'a tek benzerliğim tipimin temiz olması. tanışanlar da bu yüzden bir halt zannedip yakınlaşıyorlar. bilmiyorlar en azından ruhlarını kötü inciteceğimi.
devamını gör...
3560.
salağa yattigini iddia eden insanlar oldu cevremde ve kendilerinin salak oldugunu anlatinca ikna oldu, meger yatmiyormuşuz diye aydinlandilar simdi ben bir malım ne olacak benim halım diye diye zeka seviyelerini kabul ediyorlar..

itirafa gelince olm dumduk hayat yasiyor musum.
ben de isterdim bi atraksiyonum olsun falan ama yokmus resmen sade vatandasim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların itiraf köşesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim