2981.
aşk acısı çekip zırlayanlardan nefret ediyorum , ezik oksijen israfları.
devamını gör...
2982.
ben hiç mutlu olamadım.
devamını gör...
2983.
hiçbir şey itiraf edemiyor oluşumu itiraf ediyorum
hep heveslenirim birşeyler itiraf edeyim ya yok ya kayda değer değil
elin yazarlarına imrenir dururum
aha bu da benim itirafım olsun
devamını gör...
2984.
şu başlığa bile rahat yazamıyorum.
devamını gör...
2985.
daha kendimize itiraf edemiyoruz buraya nasıl yazalım dediğim başlıktır.
devamını gör...
2986.
alacaklı olmaktansa borçlu olmayı tercih ediyorum. şu ticaret neden böyle yaw iq? kendi paramı neden dileniyorum lan ben?
devamını gör...
2987.
geriye dönüp baktığımda; keşkelerimin bir gökdelen boyutuna ulaştığını gördüm.
devamını gör...
2988.
#1974387 tanımı okuyunca düşündüm de, ne sobalı bir evde ne de jakuzide sevişmişim.
benim olayım kombiymiş onu farkettim.
devamını gör...
2989.
yetimhanede büyüdüm. ailem ben 8 yaşımdayken beni yanlarına aldı.
devamını gör...
2990.
eskiden aşık olduğunda insan gözüne her şey toz pembe görünüyor gibiydi. aşık olunan kişi en mükemmel, en güzel, tarifsiz birisi gibi gelirdi. tabii sonra ayrılıktı, aşk acısıydı derken sancılı bir süreç meydana geldi. şimdi hem o eski günler hem de bunları yaşayanların yaptıkları, hisleri ve anlattıkları çok çocukça geliyor. illa ki insan hayatında birisi olması için sevgi gerekiyor ama bu anlattıklarım hep acayip geliyor artık. bu tür ilişkilerden, duygulardan mı soğudum yoksa yaşlanıyor muyum bilemiyorum.
devamını gör...
2991.
çoğu şeye üzülemiyorum. misal geçen iş yerinden arkadaşım bir kaza yaptı. üzülüyormuş gibi yaptım. çünkü hiçbir şey hissetmedim. yani sıfır yok. hiçbir şey yok.

eskiden böyle değildim de son 3-5 senedir hissizleştim sanırım.
devamını gör...
2992.
bugün yorgunluk kahvesi içmek ve telefonuma gelmiş mesajlara cevap vermek için lüks görünümlü bir cafeye oturup kahve kek çörek siparişi verdim kahvemi yudumlarken önümdeki masada sesler yükseldi ve silahlar çekildi.
o saniye kişileri iyice süzüp durum analizi yaptım,bir kaç masa kalkıp kaçışırken yerimden kımıldamadım çünkü silah tutuşları acemi,o kadar yakın mesafeden hala birbirlerine atar gider tutmayın beni numaraları yapıyorlardı.
sıkacak adam kalkarken ya da kalkmadan masanın altından sıkar kalkarken bi tane daha sıkar o esnada da diğer kişiler sıkan kişinin güvenliğini alırdı eğer işi bilselerdi.
kahve ve kek gayet güzeldi ama kahve yanında gelen kurabiye tatsızdı.
daha sonra garsonların özrü telaşı üzücüydü,umarım basına vs vermezlerde anonimliğimi muhafaza etmeye devam ederim.
bu arada siz siz olun naylonlara prim vermeyin kahvenizi içmeye devam edin.
devamını gör...
2993.
uzun zaman sonra sözlükte bir başlığa yazıp da içimi dökmek istedim. son birkaç aydır hiç olmadığım kadar mutluyum. insanın sevdiği kişiyle hem sevgili hem yakın arkadaş olabilmesi ne güzel bir şeymiş. maddi-manevi her açıdan rahat ve huzurluyum. daha çok vakit olsa bile insanların evlilik hakkında soru sorması hatta bazen bizi evli sanması içten içe mutlu ediyor beni. hayatımı paylaşmayı düşündüğüm insanla ileriye dönük adımlar atıyoruz ve o kişiyi bulmanın tarifsiz mutluluğunun sarhoşuyum. umarım herkes bir gün 'o' kişiyi bulabilir. sevgiler.
devamını gör...
2994.
şu an sözlük radyosuna dinliyorum*
devamını gör...
2995.
hidrolik press videoları izlemek beni rahatlatıyor.
devamını gör...
2996.
buraya yazmaya başladım çünkü benim en büyük hayalim bir yazar olmak ve burası yürüdüğüm ilk yol olsun ilk yol her zaman değerlerinide getirir
devamını gör...
2997.
ne yapacağımı nasıl yapacağımı bilmiyorum. iç dünyam ile dış dünya arasında gidip geliyorum. hangisinde ne kadar kalmam gerektiğini bilmiyorum. ikisininde boğucu kaygı uyandırıcı bir yanı var. ama tabii ki umutlandırıcı tarafları da var.
zihnimin sürekli kendini savunmaya almaya çalışmasından çok yoruldum. bir şeylere bağlanmaya başladığım an mesafe koymaya çalışıyor, çünkü biliyor ki; ne kadar çok bağlanırsam, kopmak zorunda kaldığımda bu oldukça zor olacak. bu yüzden çok değer verdiğim insanlarla bile arama mesafe koymak zorundaymışım gibi hissediyorum.

bastırdığım, biriktirdiğim bütün hisler bir anda üstüme gelmeye başladı. boğuluyormuş gibi hissediyorum. günlerdir neye üzüldüğümü, ağladığımı bilmiyorum. bildiğim bir şey varsa o da bunların tek bir sebebi olmadığı. küçük şeyleri "bunlara mı üzülecegim" diyip hep arka plana attım. daha sonra bunlar çığ gibi büyüyüp birden gözlerimden süzülmeye başladı.

duygularını ve hislerini dışarıya yansıtmanın güçsüzlük olduğunu düşünerek yaşadım belli bir dönem. ama sonradan anladım ki; güçlü olmak duygularını yansıtmamak değil onları doya doya yaşamak demekmiş. bundan sonra ömrümün kalan kısmında buna adapte olmaya çalışıyorum.
varoluşsal sancıların kurbanı olarak yine varoluşsal sancılarımı çekmeye devam ediyorum. yaşamak bu demek değil midir zaten?
devamını gör...
2998.
melting ve 4-3-3 aykut, biraz daha kimi engelledikleri ile ilgili tanım girerlerse beni engellediklerini düşüneceğim artık.

yapmayın çocuklar, alıngan bir yazarım ben. üzerime alınırım.* *
ayrıca melting sonrası, aykut da hoş gelmiş kafa izninden. bir daha bu kadar özletmeyin tanımlarınızı, online listede görmeyince üzülüyorum. *
hincime bu ara biraz duygusal, idare edin atlatacak, atlatacağız beraber.*

bu arada kargom hala gelmedi. bir buçuk saat içerisinde de getirmezlerse gidip kendimi ptt kargo, hincime şube önünde patlatacağım. eeh yeter bee!.. ne bu?.
itiraf bitti. ilk değil de, ikinci itiraf önemli. ciddi ciddi ptt'yi patlatasım var. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
edit: geldi geldi. akşam haberlerine çıkmak zorunda kalmadım ben de.
devamını gör...
2999.
şimdi olduğu gibi çocukken de pokemon hastasıydım. televizyonda çıktığı zaman başından ayrılmazdım. her bölümü gözümü kırpmadan izlerdim. biri hariç...
1. sezon 42. bölüm
bölümde bir pokemon şarkı söylüyor ve herkes uyuyor. uyuduklarını görünce de sinirlenip yüzlerini çiziyor.
bölümün çoğunu izledim ama şu (bkz: jigglypuff) denen şarkıcı pokemon şarkısını söylemeye başladığında uyuyakalmıştım.
ortaokulda internetten izlemek istedim çünkü ilk sezonda izlemediğim tek bölümdü. şarkının ortasında pat uyuyakalmışım yine.
denk gelmiştir ya çizgi film bu, oradaki karakterlerin uyumasıyla alakası ne, uyutacak bir şarkı değil bu dedim lisede tekrar açtım.
yok olmuyor. şarkının sonuna gelemeden gözler gidiyor.
inat ettim üniversitede sonuna kadar izledim. evet yaklaşık 15 yıl sonra izledim o bölümün devamını.
ya arkadaş sen 20 dakikalık çizgi filmsin, o kadar uzun şarkı koyulur mu? uyutuyor adamı*
devamını gör...
3000.
ben baya boş beleş bir insan oldum ya!
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların itiraf köşesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim