861.
ben aşk hayatımda iflah olmaz bir kaos bağımlısıyım. buhranlı, kaotik, depresif, varoluş bunalımı hiç geçmeyen adamları hayatıma alıp kendi buhranlarımı da onlara katıp sürekli felaket ötesi ilişkiler yaşamaktan içten içe keyif alıyorum.
çok yazdırıyor çünkü, tutku, hasret, buhran, mutsuzluk bunlar çok yazdırıyor insana... mutlu aşkların şiiri olur mu ki?
belki de şiire olan tutkum yüzünden toksik ilişkilere bu kadar tutkunum bilmiyorum.

aslında hayatta bir eşik var, bir yol ayrımı var. sanki bir kere insan yanlış yola girince bir daha dönemiyor. belki de bende çok uzun zamandır yanlış yoldayımdır. zamanında sağlıklı, düzgün ve mükemmel ilişkimi yarı deli ve oldukça bencil bir deha için heba ettikten sonra bir daha dikiş tutmadı aşk hayatım. aslında dikiş tutsun da istedim mi bilmiyorum...
sonuç olarak artık mutlu bir ilişkim olacağına da pek inanmıyorum.
devamını gör...
862.
50'li yaşlarda bir komşum var.

2 gün önce kapı çaldı, abi ramazan pidesi getirmiş. teşekkür ettim, borcum nedir diye sordum, "ne borcu afiyet olsun" dedi. verdi pideyi. ucunden 2 lokma kopardım koparmadım. öyle kaldı.

dün yine aynı saatte kapı çaldı, açtım. yine pide getirmiş. "abi ben aldım zaten, ziyan olmasın" dedim. (yalan). "olsun bunu da al" dedi. aldım. o da yenilmeden taşlaştı.

bugün kapı çaldı. aha dedim, pide geldi yine. bu sefer açmadım kapıyı. resmen evde yokmuş gibi davrandım. pideden kaçtım resmen. sanki alacaklı gibi.

bozuluyor oğlum ne yapayım?

mutfakta hala 2 tane taş gibi olmuş pide duruyor. yarın çöpe atacağım.

yarın gelirse ne yapacağım bilmiyorum.
devamını gör...
863.
aşağıladılar beni bir defasında. dersten çıktım aşağıda bahçede bir arkadaşım bekliyor onun yanına indim. kalabalık bir grupla beraber oturuyordu hiçbirini tanımıyorum selam verdim oturdum. bira içiyorlarlardı bana da uzattılar aldım ben de içiyorum. bir yere gidecektik arkadaşla on dakika filan geçti arkadaşım gidelim istersen dedi. suratı asıktı, ağzından kelimeleri zorla alıyordum sanki. biraz daha oturalım gideriz dedim diğerleri de ısrar etti oturun içelim ya dediler. arkadaşım sen otur istiyorsan ben kalkacağım dedi ben de biraz bozuldum biram bitsin kalkarız dedim. kalktı gitti o ben kaldım. sohbet koyulaşıyor tabii zaman geçtikçe bunlar benden önce epey içmişler. yavaş yavaş ortam sulanmaya başladı, sürekli soru soruyorlar bana ben de gayet ciddi bir biçimde cevaplıyorum. edebiyat, sanat, felsefe bilmem ne her telden çalıyoruz. daha doğrusu onlar çalıyor ben oynuyorum ama sonradan fark ediyorum bunu.sözgelimi bir romanla ilgili ne düşündüğümü soruyorlar bir şeyler söylüyorum hep bir ağızdan kahkaha atıyorlar. şarap filan almaya gitti birkaç tanesi ben de para vereyim diyorum gülüyorlar. kendi kendime diyorum ki kalk gitsene yahu var bu işte bir bit yeniği ama takıntılı bir adamım oraya mıhlandım âdeta kalkmadım.neyse içkiler geldi devam ediyoruz içmeye hava kararmaya başladı kalabalık da çekildi biz bizeyiz. kadınlar var sanat tarihi öğrencisi bunlar bana bilmem ne tablosunu biliyor musun diyor , bilmiyorum cevabını duyar duymaz kahkaha atıyorlar.sonra dedim ya takıntılı adamım belki de en aptalca tarafım bu, kalktım birini de yanıma lütfedip verdiler gittim bir süre geçinmem gereken burs paramla yüzlük viski , şarap, bira filan aldım. viskiye geçtik bir tanesi bir ara şöyle bir şey dedi: " hocam ya entel mentel görünüyosun ama ağzını açınca hede höde konuşuyorsun bunların ne faydası var boş yapmayalım ya." kahkahalar. bir kadın arkadaş gülerken öyle kendinden geçti ki yere düştü. kalktı bir de düştüğü için güldü, parmağıyla beni işaret ediyor gülerken. ben de gülmeye başladım, kendime gülüyorum, salak herif diyorum kendime. kalkalım mı kafalar zum oldu dedi bir tanesi diğerleri de olur filan dediler. gruptan biri içeriye tuvalete gitmişti onu fark ettiler ve hazırlanmaya başladılar çantaları filan sırtlıyorlar. kapıdan arkadaşın görünmesini bekledim , tam göründüğü sırada arkadaşlar dedim ben bu günü hayatım boyunca unutmak istemiyorum sizin de unutmanızı istemiyorum. güldüler, kalktım oturduğum yerden masadaki şişeleri filan topluyorlardı, uzun uzun masanın ortasına işemeye başladım.çığlık attılar, küfretti bir tanesi, tablocu kadın elime geldi allahın belası dedi ve selpak yok mu diye bağırdı.ben kahkaha atmaya başladım, elimde şişe tutuyordum caydırıcı olması için.caydılar ve korkunç kahkahalarımın eşliğinde homurdana homurdana gittiler.
devamını gör...
864.
hayatımın hiçbir evresinde evet bak burada en doğrusunu yapmışım dediğim bir şey,zaman, olay ,durum yok. muhtemelen seneler sonra aynı cümleyi kuracagim.
devamını gör...
865.
-kim jong un'un yanaklarını sıkıp "naber lan keranacı" demek istiyorum. ama ardından çok hızlı bir şekilde güney'e iltica etmek istiyorum. beni aslanlara yedirsin istemiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
866.
serena williams'dan korkuyorum.

sanki yolda giderken omuz atıp, "ne baktın?" diye yüzümde minik minik kareler çıkana kadar tenis raketiyle dövecek gibi geliyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
867.
hala bir mucize olsun diye bekliyorum, aniden gelecek olan güzel şeyleri bekliyorum. çocuk musun kızım ne kandırıyorsun kendini, diye de kızıyorum arada kendime.
devamını gör...
868.
hislerimi anlatan bir parçayla giriyorum olaya :

sevmekten kim usanır, tadına doyum olmaz
hangi gönül uslanır ah, sevenle oyun olmaz
kaç kere yemin ettim, kaç gönüle de girdim
sensiz yapamıyorum ah, bak yine geri geldim...( ama sen yoksun).
devamını gör...
869.
duşta elrond ve isildur'un mount doom'daki diyaloğunu canlandırırken, isildur gibi yüzüğü atmayı reddedip geri döndüğüm anda düşüp kafamı fayansa vurdum. ilk düşüncem;

(bkz: acıdı)
(bkz: gollum gibi düştüm)
devamını gör...
870.
yıllar önce gabar’da bir operasyon sırasında can çekişen teröristin verdiği mektubu, sırf döktüğü şehit kanı sebebiyle geberdiği mağarasında, bir taşın altına bıraktım.

hiçbir zaman o mektupta yazılanları eşi, dostu, annesi, babası okuyamayacak.

tıpkı öldürdüğü 2 astsubayın, bir daha hiçbir zaman aileleri ile konuşamayacakları gibi.
devamını gör...
871.
yoruldum
devamını gör...
872.
ben insanlara özelimi,hele hele geçmişimi niye açayım dediğim başlık. beni tanıyan mevcut durumumu tanısın .
devamını gör...
873.
hiç bir şeyi kafaya takmıyormuş gibi görünüyorum ama öyle değil gece yatınca bütün düşünceler sarıyor etrafımı
devamını gör...
874.
içinde tek tek isimlerin açıkça yazıldığı bir mektup yazmak istiyorum. her isme ayrı bir görev atfedilmiş olacak. herkes ayrı bir şeyden sorumlu tutulacak. öyle şeyler yazacağım ki en derin uykularından bile kabuslarla uyanıp saatlerce duvara boş boş bakacaklar. öyle şeyler yazacağım ki son nefeslerini verene dek en mutlu oldukları anda bile kalplerinde bir sızı gibi akıp geçeceğim. yaşıyorsam bir sebebi var, nefes alıyorsam hiçbiri plansız değil. bir gün gelecek, işte o zaman dünyada kafalarını vuracak taş bulamayacaklar, öyle kötü ve öyle felaket. bir mektup yazacağım ve onlarca hayata dokunacak, onları yakıp yıkacak. onları harap etmek istiyorum çünkü.

bir mektup yazacağım ve bu da son olacak.
devamını gör...
875.
"hadi anlat deseler anlatamam
bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi
yani bir kunduzu karşıdan karşıya yüzdüren sezgi
nedir ben bilemem ki"
edip cansever

şu dizelerin birini yazsam kendimi şair sanabilirdim.
devamını gör...
876.
içimde susturamadığım çığlıklar var...
devamını gör...
877.
yarattığı hayati öneme sahip farkındalıklara ve iyiliklerine şahit olduğum, beyin göçü yapmış bir genç kardeşimize şu sıralar yalnızca üzülmeye başladım. oysa ki mutlu ve huzurlu olduğunu düşünüp bir yandan kendisi adına sevinmem gerekir. yardımseverliğini takdir edip geri kalan her şeyi hoş görmem gerekir fakat yapamıyorum. sergilenen tek taraflı, olumsuz etkilerinin binlerce kişiyi etkilediğini düşündüğüm manipülatif tutumu görmemin yarattığı hayal kırıklığı ve kırgınlık buna mani oluyor.
devamını gör...
878.
her ne kadar uğraşırsam uğraşayım hiç bir zaman bilemeyeceğim.
devamını gör...
879.
içimde bitmek bilmeyen ve gün geçtikçe büyüyen bir öfke var. tüm insanlığa karşı ( çocuklar hariç onları çok seviyorum) kocaman bir öfke saklıyorum. bazen sevmediğim insanları nasıl öldürür diye türlü türlü senaryolar üretiyorum. öyle ki bu nu düşünmekten uyuyamıyorum. beni durduran tek şey ise dini inancım. eğer o da olmasaydı kesinlikle seri katil olurdum. aksi gibi bu beslediğim duygularla ters bir hayatım var. aşırı pozitif neşeli espritüel bir insanım. uzun hatta çok uzun bir zamandır kimseye en ufak bir zararım dokunmadı. ama korkuyorum bir gün birini öldürürsem ve bu çok hoşuma giderse diye. o kibirli ukala barzo kaba ve nezaketsiz insanların o ölürken ki yüz ifadeleri beni aşırı mutlu ediyor. bu bir itiraf mıdır? henüz değil.
devamını gör...
880.
çok mutsuzum ben ya.
5 aydır neredeyse yeni güne uyanmak için bir neden bulamıyorum. zaten uyanmak bile istemiyorum, sürekli uyuyorum. uyandığımda yataktan çıkamıyorum. eskiden hem güler hem güldürürdüm. şimdi herhangi biri benimle konuşmasın diye kaçıyorum resmen. ne arkadaşlar ne ailem kimseyle konuşasım sohbet edesim yok. o kadar yorgun hissediyorum ki kendimi hiçbir şey için enerjim yok. sadece oturup boş boş düşünüyorum. ıçim o kadar daralıyor ki saatlerce yürümek istiyorum. yasadığım şehirden gitmek istiyorum kimse beni görmesin istiyorum.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların itiraf köşesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim