6021.
çocuğumun burnu benimkine benzeyecek diye çok korkuyom
devamını gör...
6022.
benim gülerek anlattığım ama çok fazla içimi yakan anlarım var ama sanırım bazen acılara gülüp geçmek yerine bağıra çağıra ağlamak istiyorum. sonra da aman be orni ne önemi var ki deyip, geçiyorum.
devamını gör...
6023.
benim düşüncelerin yıllara rağmen pek değişmedi. misal yirmilerin başında evlenmek bana göre değil diyordum bazıları bunun geçici olduğunu aşık olacağımı falan söylüyordu hala aynı düşüncedeyim.
devamını gör...
6024.
bazen hemcinslerime çok kızıyorum.

bugün gördüğüm bir paylaşımda şöyle yazıyordu:

" kız arkadaşlıklar çok garip çünkü bir erkeği 100 kez affettiğini gördüm ama biz bir kere sorun yaşayınca çoğu zaman bir daha konuşmuyoruz ya da eskisi gibi olmuyoruz"

haklı, bir erkeğin bir kadın tarafından defalarca affedildiğine ve aynı kadının onu kız kardeşi gibi koruyup kollayan arkadaşını sildiğine birçok kez tanık oldum.

durum böyle olunca da tek şey düşünüyorum:
yazık ama kendi tercihindi.
devamını gör...
6025.
hayatımdaki herkesten çok sıkıldım. şehir değiştirmek, çevre i, iş yeri değiştirmek hayatımın düzeni olmuş sanırım. yine bir bıkkınlık geldi.
devamını gör...
6026.
keşke birkaç hayatım olsaydı da farklı ihtimalleri, farklı yaşam tarzlarını deneyebilseydim.
devamını gör...
6027.
derin bir hayal kırıklığı içerisindeyim. yıllarımı verip inşa ettiğim kariyerin, güncel var olan siyasi partinin otoritesi sebebiyle çöp haline geldiğini çok sert biçimde öğrenmiş bulunmaktayım. bulunduğum noktaya gelebilmek için harcadığım enerjiye- zamana ve en önemlisi eğitime yatırdığım paraya üzülüyorum özellikle eğitime harcadığım bütçeyle, amerika'da sıfırdan bir hayat kurardım. çalışıp- çabalayıp bir noktaya geliyorsun fakat bazıları iktidara yakın olduğu için seninle aynı ünvana- meslek grubuna 1 şafak sökmeden erişebiliyor. nerede kaldı senin yılların? harcadığın emek? mezun olduğun okullar? aldığın diplomalar? katıldığın projeler? sonra aynanın karşısına geçip, bu tatminsizlikle ömür tüketiyorsun.

yine de kendimi "olsun geç değil" söylemiyle motive ediyorum fakat yine de bunca saygın meslek nasıl çöp edildi şaşkınlıkla izliyorum.
devamını gör...
6028.
yapamıyorum ama yaşıycam.
ya bir sona ya da bitmeyen başlangıçlara ihtiyacım var. azalıyorum. işte çoğalmanın ta kendisi
devamını gör...
6029.
son 3 aydır zamanımı burada ve sosyal medyada boş beleş şeylerle uğraşarak geçiriyorum.

son 25-30 yıldır okuduğum/izlediğim/bir şekilde öğrendiğim/konuştuğum/hissettiğim şeylere dair zihnimde kaotik bir halde uçuşan binlerce veri kırıntısı var. gözlerimi kapattığım her saniye eş zamanlı olarak korkunç bir hızla akmaya başlıyorlar.

insanlarla yıllar önce yaptığım iş içerikli bir konuşma; oturduğumuz masa, koltukların rengi, kadının giydiği elbise, broş, yanda oturan adamın yüz ifadesi, elimdeki kalem, evraklar, masaya vuran kapı ve pencere gölgesinin açısı, o esnada dışarıdan geçen kişiler, ağızlarından çıkan buhar, fayansların derz kesitleri ve bitimindeki kahverengi parke bütün ayrıtılarıyla aklıma geliyor; isimleri ve şehri hatırlamıyorum. okuduğum bir metinde geçen ilginç bir bilgi; nerede okuduğumu hatırlamıyorum. çocukluğumda bisiklet binerken geçtiğim bir köşe başında gözüme çarpan duvar kenarından açmış bir çiçek, o evin arkasında oturan meczup bir çocuk, örgü kazağı pijamasının içinde, lastik ayakkabılarını hafif yan basmış sallanarak yürüyor; tarihler yok. istemsiz bir şekilde hepsi birkaç saniye içinde eş zamanlı olarak akıyor. şu an bunu anlatırken yazdığımdan daha fazla ayrıntı var. yazarken görselleştirme çok daha uzun sürüyor ve ayrıntılardan arınmaya başlıyor.

bu göreceli yavaşlama ve detaysal indirgeme inanılmaz rahatlatıcı benim için. dahası, herhangi bir konuda kanaat haline gelecek şekilde dizgeye oturmamış kopuk kopuk bazı veri setleri yazarken kalıcı örüntü halini alıyor.

ancak yüzeysel somut konular için bu rahatlama olsa da, kavramsallaştırması zor (kabaca ‘varyatif soyutlama’ gerektiren) birçok şeyde ifade kabiliyetim yetersiz kalıyor. o tür soyutlukları sanki elimle tutsam sertliğini hissedebilirmişim gibi, kokularıyla bile birbirinden ayırabilirmişim gibi geliyor. öyle anlarda “lan aslında biraz zorlasam ben bunu geometrik bir şekil gibi çizebilirim ama anlatmaya kalksam kimse anlamaz” gibi bir yetersizlik hissine kapılıyorum.

sonra mesela dıdının dıdısı birilerinin çıkıp “uzun yazmışsın, kim okusun bunları” diye akıl verdiği oluyor. çok da s…mdeydi be abi! o yavaşlamanın bende yarattığı rahatlama zaten başlı başına yeterli. hayır, o akışı anlamsal olarak indirgemeden kısa yazabilecek kabiliyetim olsa zaten öyle yapardım.

akıl vermenin ötesinde, mesela bir konuda metin yazmamı talep edip “ama çok uzun yazma nolur” diyen var. hatır gönül belasına “e o zaman sen yaz y…amm” da diyemiyorsun.

misal, bunu da, sabahın köründe çalışmaya ara verdiğim şu anlarda zihnimi dinlendirmek için yazıyorum.

ama mesela bulunmak istemediğim yahut ilgimi çekmeyen şeylerin konuşulduğu bir yerdeysem insanları dinlerken zihnimi oyalamak için çevrede gördüğüm şeylere dair hız, boyut, mesafe, hacim hesapları falan yapıyorum.

çoğunlukla yorucu olan bu akışın benim için işlevsel olduğu tek yerse iş ortamı.

aralık ayının başından beri peyder pey tasnif ederek sisteme girmem, akabinde rapor haline getirmem gereken yüzlerce sayfa teknik döküman varken haftalarca boş beleş şeylerle uğraştım. ama bu son gece, aciliyet duygusunun sağladığı hiperfokus sayesinde 9 saat kadar dünyayla ilişiğimi kesip 3 haftalık işi tamamladım. birazdan işe gidip dökümanları teslim edip ıvır zıvır şeyleri hallettikten sonra büyük ihtimalle salı günü 1,5 aylığına şehir dışına gidiyorum. şu ataletten ve aynı yerde saplanıp kalma duygusundan kurtulacağımı düşünmek beni rahatlatıyor.

bir de şu insan evladı denilen tür biraz daha hızlı konuşmayı becerebilse değmeyin keyfime.
devamını gör...
6030.
bunu günün birinde anlatacağımı hiç düşünmezdim ama tamam madem başlık bu, anlatacağım.
sevgili ablam,
sen burayı okur musun bilmiyorum ama eğer okursan bu itirafım sana özel.
hani sen bir keresinde eve tüm bir pasta alıp gelmiştin ama bir anda yok olmuştu, o pasta. işte o pasta, paranormal olaylar sonucu yok olmadı. ben yedim hepsini… evet 10 yaşında bir bacaksız velet olarak koca pastayı hüplettim. biliyorum inanasın gelmiyor ama gerçek bu. ha pişman değilim, olacağımı hiç zannetmiyorum…*
devamını gör...
6031.
maşallah dediğim beş dakika sonra çarpılıyor, kem gözlüyüm galiba.
devamını gör...
6032.
bazen hayatınızda bazı şeyler olur ve itiraf etmezseniz bir yük olarak taşıyıp durursunuz veya bir şekilde hatırlamaktan kendinizi alamazsınız. bugün düşündüm durdum ve itiraf iyi gelir diye yazıyorum şu an bunu. belki de hayatımda tanıdığım en narsist kişilerinden biriyle tanışmışım ve bunu fark etmemişim uzun bir süre. üzerinden iki sene mi ne geçti bu olayın tam hatırlamıyorum bu arada.* hayatımda ilk defa bu kadar serbest bıraktım kendimi biriyle konuşurken ve bu beni geriyor hatta sinirlendiriyordu bazen. ya da bir anda ümitlenirken buluyordum kendimi. zaten hayatta istediği hiçbir şeyi kolay elde edebilmiş biri olmadığımdan mıdır nedir bu kişiyi böyle bildiğin kovalamam gerekiyor sanmıştım. * her seferinde kendimde suç buldum her seferinde ben yanlış bir şey dedim herhalde diye düşündüm vs vs. tabi narsist bir kişilik olarak kendinde zerre kadar suç bulmaması da bende bu etkinin artmasına sebep oldu. doğru düzgün herhangi bir iletişim kurmadık belki ama ben kendimi hiç bu kadar serbest bırakmadım dediğim gibi. ne aşık oldum ne onsuz yapamaz oldum, öyle bir saçmalık değildi bu. *ben o kadar istediğim gibi konuştum ki o konuştuğumuz kısa zamanlarda, onun verdiği o rahatsız edici tepkiler,* 'kendim olduğumda rahatsız edici biri oluyorum demek ki' hissi yaşattı bana. ve itiraf ediyorum ki ben onu değil, kendim olduğumda suçlu hissetmemeyi özledim. ama arada bir koşullanma var ve bunun farkındayım ve gerçekten inanılmaz sinir bozucu. o hissi hatırlayıp da kendime üzüldüğümde onu da beraberinde hatırlamış oluyorum mecburen. huzursuz ediyor tabi.
devamını gör...
6033.
hayatımda beni üzen bir olay yaşanıyorsa ve bu sürece müdahale edemiyorsam sanki öyle bir derdim yokmuş gibi davranıyorum ve istem dışı kendime yeni uğraşlar bulma çabasına giriyorum, aslında canımın sıkıldığı felan yok ama sırf boş kalıp o olayın varlığını hatırlamak istemediğim için sürekli birşeylere sarıyorum, insanlarda dünya yansa umrunda değil şeklinde yorum yapıyor, hayır kardeşim ben sadece üzülmemek için beynimi resetliyorum
devamını gör...
6034.
ben osurdum
devamını gör...
6035.
yalan söyleyen insanı hemen anlarım. adam hikaye anlatsa da inanmış gibi yaparım.
devamını gör...
6036.
bu ara akşamları çay demliyorum. normalde bir kahve içer geçerdim, demek insanın alışkanlıkları zamanla değişebiliyormuş.

ha, bir de geçen gün kurumdan meslektaşım bana şey dedi: “noir, şimdi sen bizim gibi sigara içmiyorsun ya mesela dertlendiğinde ne yapıyorsun? alkolü de nadiren içiyorsun. eee?” ben de gülerek: “akşamları çay demlemeye başladım, ondan önce de cappuccino ile dertleniyordum” deyince kahkaha attılar. swh yani ne diyeyim.
devamını gör...
6037.
bu akşam ne olduğunu anlamadım. anladığım şey ise hayat çok tuhaf. elindekinin değerini bil ortaya karışık.

neyse bir yerde daha ismimi pekistirdim.

edit: güzel bir dersin sonu 1500 tl artı olayı algılama kahvesi.
devamını gör...
6038.
yaprak gibi adamlara katlanmak zorunda kalınca evde olan kum torbasına girişiyorum.
devamını gör...
6039.
temenni etmiyorum ve edilmemesi gerektiğine de iman ediyorum ama yoruldum. bitse de gitsek.
devamını gör...
6040.
kulagima osuracak bir kadin ariyorum.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların itiraf köşesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim