geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
741.
elli dirhem kaşarım,
kız aklına şaşarım,
kaç senedir eminem,
ben peşinden koşarım
ayna attım tarlaya,
tarla yüzün parlaya,
ne zaman gireceğiz, ikimiz bir yatağa
be allah’ın kerizi,
kırdı çürük cevizi,
hem emine’yi istiyor,
hem taşıyor çeyizi
çıkın komşular çıkın, salak oğlana bakın
emine’yi kaçırmış, yiğide selam çakın
ağa dövdü o sustu, sonra evini bastı
kaçırdı emine’yi dağda bağrına bastı
kız aklına şaşarım,
kaç senedir eminem,
ben peşinden koşarım
ayna attım tarlaya,
tarla yüzün parlaya,
ne zaman gireceğiz, ikimiz bir yatağa
be allah’ın kerizi,
kırdı çürük cevizi,
hem emine’yi istiyor,
hem taşıyor çeyizi
çıkın komşular çıkın, salak oğlana bakın
emine’yi kaçırmış, yiğide selam çakın
ağa dövdü o sustu, sonra evini bastı
kaçırdı emine’yi dağda bağrına bastı
devamını gör...
742.
bir gün gelir de unuturmuş insan
en sevdiği hatıraları bile
bari sen her gece yorgun sesiyle
saat on ikiyi vurduğu zaman
beni unutma
çünkü ben her gece o saatlerde
seni yaşar ve seni düşünürüm
hayal içinde perişan yürürüm
sen de karanlığın sustuğu yerde
beni unutma
o saatlerde serpilir gülüşün
bir avuç su gibi içime, ey yar
senin de başında o çılgın rüzgar
deli deli esiverirse bir gün
beni unutma
ben ayağımda çarık, elimde asa
senin için şu yollara düşmüşüm
senelerce sonra sana dönüşüm
bir mahşer gününe de rastlasa
beni unutma
halâ duruyorsa yeşil elbisen
onu bir gün benim için giy
saksıdaki pembe karanfilde çiğ
ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
beni unutma
büyük acılara tutuştuğum gün
çok uzaklarda da olsan yine gel
bu ölürcesine sevdiğine gel
ne olur tanrıya kavuştuğum gün
beni unutma
- ümit yaşar oğuzcan
en sevdiği hatıraları bile
bari sen her gece yorgun sesiyle
saat on ikiyi vurduğu zaman
beni unutma
çünkü ben her gece o saatlerde
seni yaşar ve seni düşünürüm
hayal içinde perişan yürürüm
sen de karanlığın sustuğu yerde
beni unutma
o saatlerde serpilir gülüşün
bir avuç su gibi içime, ey yar
senin de başında o çılgın rüzgar
deli deli esiverirse bir gün
beni unutma
ben ayağımda çarık, elimde asa
senin için şu yollara düşmüşüm
senelerce sonra sana dönüşüm
bir mahşer gününe de rastlasa
beni unutma
halâ duruyorsa yeşil elbisen
onu bir gün benim için giy
saksıdaki pembe karanfilde çiğ
ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
beni unutma
büyük acılara tutuştuğum gün
çok uzaklarda da olsan yine gel
bu ölürcesine sevdiğine gel
ne olur tanrıya kavuştuğum gün
beni unutma
- ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
743.
bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
itti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
kaybetti kumarda gözlerim
kaybetti kumarda gözleri.
bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
yani her soluk alıp verişimizde bizim
bir mekik gibi kalbin
bir mekiği gibi kalbim
işleyip durdu bu yitikliği yeniden.
ne kaldı
farkında mısın bilmem
gündüzler..
gündüzler biraz azaldı.
- edip cansever
su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
itti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
kaybetti kumarda gözlerim
kaybetti kumarda gözleri.
bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
yani her soluk alıp verişimizde bizim
bir mekik gibi kalbin
bir mekiği gibi kalbim
işleyip durdu bu yitikliği yeniden.
ne kaldı
farkında mısın bilmem
gündüzler..
gündüzler biraz azaldı.
- edip cansever
devamını gör...
744.
yatarım yatarım,
sahura kalkarım.
üç saat sonra kalkar,
oruç tutarım.
sahura kalkarım.
üç saat sonra kalkar,
oruç tutarım.
devamını gör...
745.
ismet özel- içimden şu zalim şüpheyi kaldır
ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
devamını gör...
746.
ve bu dünya yılan yuvasına benziyor
ve bu dünya
öyle insanların ayak sesleriyle doludur ki
seni öpüyorken
kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar.
ve bu dünya
öyle insanların ayak sesleriyle doludur ki
seni öpüyorken
kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar.
devamını gör...
747.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
bkz:
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
bkz:
devamını gör...
748.
gel zaman
senin onlardan eksik olan her şeyin
bilsen bana dünyalar bağışlıyor
kur'an'a geçen çocuk gibi sevinçli
yaz giriyor araya, öperek ilerliyor.
olsaydım unutkan, olmasaydım minnettar
titremeseydi bu gökyüzü üstüme
kır çiçekleri, mevsimlik işçileri dünyanın
gibi yüzseydim yokluk içinde.
böyle diyorum. geçmiş gelecek şu bu
bir taş nasıl zaman geçirir, öyleyim
beni göresin diye yaşıyorum ey ölüm
sabır, diyen kim.
dalıp gidiyorum su gibi derin
gittikçe geçiyorum üşengeç bir iklimden
seviyorum dünyayı yüzer metre arayla
bir şaşkınlık ki bağışladılar bana.
vardır cenneti görmüşlüğüm:
yağmur yağar, tefeciler üzülür
sevinirim ben çiçeğe durmuş gibi
acımak olurum öylesine gür.
hatrım sayılır bir şeye dokunmazsam
örtmezsem dünyanın diş izlerini
saraylar vitrinler bey konakları
hatrım sayılır almazsa selamımı.
nilüfer gördüm, çiçek açmış sandım su
toprağı dinledim, kendimi
benim iyi tarafım neredesin ey
bir taş atsam suya, tanır mı beni
tanımaz. çünkü neşenin
canını sıktım ben bu dünyada
ters giyilmiş bir şeydim, bilmedim
beni bir sır gibi taşıyan rüya
bitti. bu can kimindi
gel zaman, gel de gideyim
mahşerde, görüş gününde yani
yanına gideyim, yanağımda düş izi.
ibrahim tenekeci
senin onlardan eksik olan her şeyin
bilsen bana dünyalar bağışlıyor
kur'an'a geçen çocuk gibi sevinçli
yaz giriyor araya, öperek ilerliyor.
olsaydım unutkan, olmasaydım minnettar
titremeseydi bu gökyüzü üstüme
kır çiçekleri, mevsimlik işçileri dünyanın
gibi yüzseydim yokluk içinde.
böyle diyorum. geçmiş gelecek şu bu
bir taş nasıl zaman geçirir, öyleyim
beni göresin diye yaşıyorum ey ölüm
sabır, diyen kim.
dalıp gidiyorum su gibi derin
gittikçe geçiyorum üşengeç bir iklimden
seviyorum dünyayı yüzer metre arayla
bir şaşkınlık ki bağışladılar bana.
vardır cenneti görmüşlüğüm:
yağmur yağar, tefeciler üzülür
sevinirim ben çiçeğe durmuş gibi
acımak olurum öylesine gür.
hatrım sayılır bir şeye dokunmazsam
örtmezsem dünyanın diş izlerini
saraylar vitrinler bey konakları
hatrım sayılır almazsa selamımı.
nilüfer gördüm, çiçek açmış sandım su
toprağı dinledim, kendimi
benim iyi tarafım neredesin ey
bir taş atsam suya, tanır mı beni
tanımaz. çünkü neşenin
canını sıktım ben bu dünyada
ters giyilmiş bir şeydim, bilmedim
beni bir sır gibi taşıyan rüya
bitti. bu can kimindi
gel zaman, gel de gideyim
mahşerde, görüş gününde yani
yanına gideyim, yanağımda düş izi.
ibrahim tenekeci
devamını gör...
749.
ölüler ki bir gün gömülür
içimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler
insan yaşıyorken özgürdür
insan
yaşıyorken
özgürdür.
-edip cansever
içimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler
insan yaşıyorken özgürdür
insan
yaşıyorken
özgürdür.
-edip cansever
devamını gör...
750.
üryan geldim gene üryan giderim
ölmemeğe elde fermanım mı var
azrail gelmiş de can talep eder
benim can vermeğe dermanım mı var
dirilirler dirilirler gelirler
huzur-ı mahşerde divan dururlar
harami var diye korku verirler
benim ipek yüklü kervanım mı var
er isen erliğin meydana getir
kadir mevlâ'm noksanımı sen yetir
bana derler gam yükünü sen götür
benim yük götürür dermanım mı var
karac'oğlan der ki, ismim öğerler
ağı oldu yediğimiz şekerler
güzel sever diye isnad ederler
benim hak'tan özge sevdiğim mi var
devamını gör...
751.
gözlerinin pınarında
bir bulut,
boşandı boşanacak
nerdeyse.
aklımdan geçenleri
okuyorsun su gibi.
dünya gördü
bizi boğazladılar...
tutma gözyaşlarını
onur da ağlar...
bırak yıkansın gökyüzü,
lacivert, yeşil, altın
ışıkları günbatının.
işte şafaktayız gene
çırılçıplak
ve mavi.
işte sanki dağ yeli
ve işte sanki meltem...
kimse toz konduramaz
kesip attığımız tırnağa bile.
sen en güzel kızısın
bütün galaksilerin
bense tözüyüm artık
akkor tözüyüm
prometheus'u yakan
kara sevdanın...
ne alnımızda bir ayıp
ne koltuk altında
saklı haçımız
biz bu halkı sevdik
ve bu ülkeyi.
işte bağışlanmaz
korkunç suçumuz...
devamını gör...
752.
biz dünyadan gider olduk
kalanlara selam olsun
ama hep böyle gidecekse bu dünya
kalanlara haram olsun.
bedri rahmi eyüboğlu
kalanlara selam olsun
ama hep böyle gidecekse bu dünya
kalanlara haram olsun.
bedri rahmi eyüboğlu
devamını gör...
753.
mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor
biz giz dolu bir şey yaşadık
onlarda orada yaşadılar
bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
en başta mutsuzluk elbet
kasaba meyhanesi gibi
kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
öbürünün bir kadından aldığı verem
bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor
yazık sevgime diyor birisi
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir yazı yoktu
ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
gemiler gene gelip gidiyor
dağlar kararıp aydınlanacaklar
ve o kadar
tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
sonbahar geldi hüzün
ilkbahar geldi kara hüzün
ey en akıllı kişisi dünyanın
bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim acıyor
kimi sevsem
kim beni sevse
eylül toparlandı gitti işte
ekim filanda gider bu gidişle
tarihe gömülen koca koca atlar
tarihe gömülür o kadar
devamını gör...
754.
"nasıl bir acıdır bu bir düşün;
yüreğimin yumruk kadar çaresizliği,
sığlığı alışılmış bir günün,
gecenin karanlık belirsizliği.
yarın, yarın ve yine yarın;
hep bugün olan aynı yarınlar.
düş kırıklığı gibi kötü gelen zarın,
varımı yoğumu elimden alırlar.
ve ben dönüp yine sana gelirim;
elimde somun, gözlerimde mıh.
işte bugün de kaybettim derim,
aklımda dimdik duran bir çarmıh.
güler yüzle karşılama beni sakın;
güzel sonuma bırak ölümüm yakın."
yüreğimin yumruk kadar çaresizliği,
sığlığı alışılmış bir günün,
gecenin karanlık belirsizliği.
yarın, yarın ve yine yarın;
hep bugün olan aynı yarınlar.
düş kırıklığı gibi kötü gelen zarın,
varımı yoğumu elimden alırlar.
ve ben dönüp yine sana gelirim;
elimde somun, gözlerimde mıh.
işte bugün de kaybettim derim,
aklımda dimdik duran bir çarmıh.
güler yüzle karşılama beni sakın;
güzel sonuma bırak ölümüm yakın."
devamını gör...
755.
devamını gör...
756.
ümit yaşar oğuzcan – işte ben
ben alışılmamış bir insanım biliyorum
bir karanlıktır ben de pırıl pırıl zamanlar
mağrur kalbim her yerde asi ve yalnız
neyleyim umduğum gibi çıkmadı insanlar.
herkes bir şey aldı götürdü benden
dağıttım kaç yıl sevgilerimi cömertcesine
gözlerim bir vefa arar, arar da bulamaz
nicedir hasret kulaklarım bir dost sesine
bilirim, çoğu gün hüzünlüdür bakışlarım
içimde biri ağlar güldüğüm zaman bile
gömerken kalbime bütün arzularımı
yanarım yaşanmamış anıların özlemiyle
sevdiğim mahzun şarkılardır, hüzünlü resimler
garip akşamlarda yaşadığımı anlarım
çevremde kim varsa konuşur durmadan
ben hep bir heykel asaletiyle susarım.
gecenin bir yerinde teselliler biter de
dağıtır saçlarımı onun güzel elleri
kokusu rengi kalır ellerinin gecelerde
doğan gün uzaklardan getirir sevdiğimi
ben alışılmamış bir insanım biliyorum
bir karanlıktır ben de pırıl pırıl zamanlar
mağrur kalbim her yerde asi ve yalnız
neyleyim umduğum gibi çıkmadı insanlar.
herkes bir şey aldı götürdü benden
dağıttım kaç yıl sevgilerimi cömertcesine
gözlerim bir vefa arar, arar da bulamaz
nicedir hasret kulaklarım bir dost sesine
bilirim, çoğu gün hüzünlüdür bakışlarım
içimde biri ağlar güldüğüm zaman bile
gömerken kalbime bütün arzularımı
yanarım yaşanmamış anıların özlemiyle
sevdiğim mahzun şarkılardır, hüzünlü resimler
garip akşamlarda yaşadığımı anlarım
çevremde kim varsa konuşur durmadan
ben hep bir heykel asaletiyle susarım.
gecenin bir yerinde teselliler biter de
dağıtır saçlarımı onun güzel elleri
kokusu rengi kalır ellerinin gecelerde
doğan gün uzaklardan getirir sevdiğimi
devamını gör...
757.
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
devamını gör...
758.
dışarı çıkıyorsanız dikkat! çiçeklerle karşılaşmayın
ya da koklamayın onları, iyisi mi yüzünüzü örtün şapkanızla
ya da düşünmeyin hiç, ben bakin öyle yapıyorum
neden diyeceksiniz, insandaki sevgiliyi eskitiyor bu çiçekler
güneşe benzetiyorlar adamı, masaya vurmuş koyun bulutlarına
pek tuhaf! ben de sahanda yumurtayı kıskanırım
beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun
o ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla
ustelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır
gunaydin!
sabahlariniz gibidir beni sevmek, horuzun renkleri gibidir
beni sevdiniz mi yangindir artık parmaklarınız
sizi görmüyor muyum dikkat! trenlere çikolata yediriyorum
bunu her zaman yapıyorum, akılla oynamak yani
öyle trenler var ki insani şımartıyor
çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel
gidip duruyorum böylece, adimi bileceksiniz çok ülkeli adam
üstelik daha kalkma saati gelmeden trenlerin.
sokağa dökülüyorsam dikkat! bu da doğrudur oldukça
bir kanunu vardır belki, ya su içmişimdir ya da yıkamışımdır yüzümü
olmayacak şey mi niye bakmayayım denizlere
en akilli tarafımdır balıkla deniz tutmak.
bir cümle tuhafsa dikkat! pek tuhaftır insanin tırnak çıkardığı
sonra da boyadığı, ne demeli sonra da kestiği
korkum yok ben güpegündüz rakılar boğazlıyorum
gözlerimi batırıyorum ıstakozlara
oh ne güzle şişenin de bir anlamı oluyor böylece
kim konuşuyor ben konuşmuyorum.
bir gün çok yürürseniz dikkat! sinekler şehirde kalıyor
butun taşıtlar paslanıyor ayrıca
pencereli yıldız, misafirli oda, bol bol öttürüyorsunuz onları
çünkü kırlara çıkıyorsunuz, şemsiyenizi bırakın ayıp
bana parmağınızdaki çiçekleri gösterin.
bir yere kapanıyorsanız dikkat! yanınızda olsun elleriniz
kim ne der bakindi iste durmadan ellerinize
dünyayı dolasan damarlar içinde
en kemikli taraflarıyla zencileri döversiniz
en kirli yerleriyle çat kapı fakir mahalleleri
ayıptır yani insan elini temiz tutmalı biraz.
bir gün olumu beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla
kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin
ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu
tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha
ya da her sabah
göğe bir yüz metre kollarınızla.
edip cansever - yangın
ya da koklamayın onları, iyisi mi yüzünüzü örtün şapkanızla
ya da düşünmeyin hiç, ben bakin öyle yapıyorum
neden diyeceksiniz, insandaki sevgiliyi eskitiyor bu çiçekler
güneşe benzetiyorlar adamı, masaya vurmuş koyun bulutlarına
pek tuhaf! ben de sahanda yumurtayı kıskanırım
beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun
o ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla
ustelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır
gunaydin!
sabahlariniz gibidir beni sevmek, horuzun renkleri gibidir
beni sevdiniz mi yangindir artık parmaklarınız
sizi görmüyor muyum dikkat! trenlere çikolata yediriyorum
bunu her zaman yapıyorum, akılla oynamak yani
öyle trenler var ki insani şımartıyor
çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel
gidip duruyorum böylece, adimi bileceksiniz çok ülkeli adam
üstelik daha kalkma saati gelmeden trenlerin.
sokağa dökülüyorsam dikkat! bu da doğrudur oldukça
bir kanunu vardır belki, ya su içmişimdir ya da yıkamışımdır yüzümü
olmayacak şey mi niye bakmayayım denizlere
en akilli tarafımdır balıkla deniz tutmak.
bir cümle tuhafsa dikkat! pek tuhaftır insanin tırnak çıkardığı
sonra da boyadığı, ne demeli sonra da kestiği
korkum yok ben güpegündüz rakılar boğazlıyorum
gözlerimi batırıyorum ıstakozlara
oh ne güzle şişenin de bir anlamı oluyor böylece
kim konuşuyor ben konuşmuyorum.
bir gün çok yürürseniz dikkat! sinekler şehirde kalıyor
butun taşıtlar paslanıyor ayrıca
pencereli yıldız, misafirli oda, bol bol öttürüyorsunuz onları
çünkü kırlara çıkıyorsunuz, şemsiyenizi bırakın ayıp
bana parmağınızdaki çiçekleri gösterin.
bir yere kapanıyorsanız dikkat! yanınızda olsun elleriniz
kim ne der bakindi iste durmadan ellerinize
dünyayı dolasan damarlar içinde
en kemikli taraflarıyla zencileri döversiniz
en kirli yerleriyle çat kapı fakir mahalleleri
ayıptır yani insan elini temiz tutmalı biraz.
bir gün olumu beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla
kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin
ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu
tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha
ya da her sabah
göğe bir yüz metre kollarınızla.
edip cansever - yangın
devamını gör...
759.
kilim gibi dokumada mutsuzluğu
gidip gelen kara kuşlar havada
saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
tabanında depremi kara güllelerin
duymuyor musun
kaldır başını kan uykulardan
böyle yürek böyle atardamar
atmaz olsun
ses ol ışık ol yumruk ol
karayeller başına indirmeden çatını
sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
alıp götürmeden büyük denizlere
çabuk ol
tam çağı işe başlamanın doğan günle
bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
her satırında buram buram alın teri
her sayfası günlük güneşlik
utanma suçun tümü senin değil
yırt otuzunda aldığın diplomayı
alfabelik çocuk ol
yollar kesilmiş alanlar sarılmış
tel örgüler çevirmiş yöreni
fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
benden geçti mi demek istiyorsun
aç iki kolunu iki yanına
korkuluk ol
devamını gör...
760.
bugün sosyal bir insanım sevgilim , nörofren aldım
yine de dünya topuğu düşmüş bir pabuç gibi aksıyor ayağımda
beyaz bir lekeyim seni seyretmek için yerleşmiş tuvaline
orman geniş olsa da korku saçılır av yollarından
yaşasam da bugün kuşkuluyum yaşadığımdan....
turgay fişekçi
yine de dünya topuğu düşmüş bir pabuç gibi aksıyor ayağımda
beyaz bir lekeyim seni seyretmek için yerleşmiş tuvaline
orman geniş olsa da korku saçılır av yollarından
yaşasam da bugün kuşkuluyum yaşadığımdan....
turgay fişekçi
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158