2941.

“sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal”
devamını gör...
2942.
"nazlan
sitem et
kırıl bana
beni geç vakit
tek başıma suya yolla
bahçede yüzünü öteye çevir
güle hayret ediyormuş gibi yap
gülümseyerek konuş da başkalarıyla
somurt avluda sadece ikimiz kalınca
kızıp en sevecen adımlarla üst kata çık
en sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık
...
acılar tıkandıkça bende
hep seni seslendirir"
devamını gör...
2943.
ne söz yeter ne dil
seni anlatmaya ,
kalan ömür yetmez,
bir sen daha bulmaya.....
devamını gör...
2944.

çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…
devamını gör...
2945.
yağdı yağmur, çaktı şimşek
sen de mi şair oldun be eşoğlueşek
devamını gör...
2946.
içimde bir yağmur, sonbahardan çalınmış
birkaç eylül bir de sen, senelerin ardında.
tarabya'da bir santur, nihavende gömülmüş
ümitlerim küçülür saçlarımın kırında
birkaç yağmur bir de sen, senelerin ardında.
devamını gör...
2947.
farzetki bir rüya gördük ikimiz,
gerçekte bu hissi taşımadık biz,
böyle bir masalı yaşamadık hiç,
bir varmış- bir yokmuş diyelim gitsin.....
devamını gör...
2948.
herşeye rağmen seni sevmem tamamen kasıtlıydı,
ama senin kalbimi delen bakışlarından kaçmam
tamamen nefsi müdafaydı...
devamını gör...
2949.
sen başka dünya da
ben sanki rüya da
bulamadım sevdiğim,
ben mi çok şanssızım güzeller mi vefasız,
bilemedim sevdiğim....
kabahat sende değil,
seni seven şu benim
şaşkın gönlümde....
devamını gör...
2950.
kara karı, kuru karı, keçi eti, durgun at;

mazarratül, mazarratül, mazarratül mazarrat.

beyaz karı, şişman karı, kuzu eti, yürük at;

faidattün, faidattün, faidattün faidat.
devamını gör...
2951.
oğul
anne ben geldim, üstüm başım
uzak yolların tozlarıyla perişan
çoktan paralandı ördüğün kazak
üzerinde yeşil nakışlar olan

anne ben geldim, yoruldum artık
her yolağzında kendime rastlamaktan
hep acılı, sarhoş ve sarsak
şiirler çırpıştıran bi adam

kurumuş kuyunun suyu, incirin
sütü çoktan çekilmiş
bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
ayrık otları, dikenler bürümüş

kapıdaki çıngırak kararmış nemden
atnalı ve sarmısak duruyor ama
oğlum, mektup yaz diyen
sesin hala kulaklarımda

anne ben geldim, ağdaki balık
bardaktaki su kadar umarsızım
dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
anne ben geldim, oğlun, hayırsızın..

ahmet erhan
devamını gör...
2952.
bir iskeletler zinciri tutuyor beni havada, uzay konusunda bir unutkanlık yüklemeye ve
devindiğim cılız önlemleri yıkmaya çalışarak. soğukkanlı bir çaba! ben, kusursuz bir porte
olmayı yeğlerdim, oysa. işte şuracıkta, özlüyorum sol anahtarımı ve notalarımı. umursamam,
nereye dağılırlarsa dağılsınlar, daha sonra...
devamını gör...
2953.
aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. öylesine
bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum.
sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri
alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor.
ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım
yok. hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. yere göğe
zamana denize kayalara ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? bu kutla tanrının
yönetkenliğinde, olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını.
kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler
yığılıyor, işte yetkin eşitlik...her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. bir eskiciden
satın alınmış bu teraziyi birgün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana
dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim.
devamını gör...
2954.
gülümsemenin son kullanma tarihi mi var
hep yitip gidiyor dudaklarından
peki ömürsüz mü bütün ağlayışlar
söylemedin hiç ben sormadan
ydd
devamını gör...
2955.
umut olsan içime
ışık olsan geceme
yağmur olsan bahçeme
düşeceğin yok senin.....
devamını gör...
2956.
bana
şaka yaptığını söyle
yoksa göremezsin beni
bil bunu böyle....
devamını gör...
2957.
bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet
her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karsı karşıya;
bir ceset gibi gömülü kalbim
aklim daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede
yeni bir ülke bulamazsın, baska bir deniz bulamazsın
bu şehir arkandan gelecektir.
sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kir düşecek saçlarına
dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda
başka bir sey umma
ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de

konstantinos kavafis
devamını gör...
2958.
şiirin sadece sonunu paylaşıyorum. tamamı için (bkz: desem ki)

günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi fark edemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.


cahit sıtkı tarancı
devamını gör...
2959.
orhan veli kanık --- ölüme yakın

akşamüstüne doğru, kış vakti;
bir hasta odasının penceresinde;
yalnız bende değil yalnızlık hali;
deniz de karanlık, gökyüzü de;
bir acaip, kuşların hali.

bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-akşamüstüne doğru, kış vakti-
benim de sevdalar geçti başımdan.
şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
zamanla anlıyor insan dünyayı.

ölürüz diye üzülüyoruz?
ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
kötülükten gayrı?

ölünce kirlerimizden temizlenir,
ölünce biz de iyi adam oluruz;
şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
hepsini unuturuz.
devamını gör...
2960.
"babam yine kapıyı ayağıyla çalıyor
gelirken elleri dolu gelmiş anlaşılan
gelirken yanında ekmek, süt
gelirken yanında proletarya
gelirken yanında berlin stalinallee yapı işçileri, csepel çelik işçileri
gelirken yanında tatabanya madencileri

babam, elleri naylon poşetler yüzünden kesilen
dili damağı hep kuru
akşam menülerinde hiç kere seçici
karısından bizzat çay isteyip ana haber bültenlerinin karşısında ölüye kalan
babam; 1.80’e 100 kilo gururdan yapılma bir adam
bir adam ki, köşe bucak kaçtığım
fakat annemin “gittikçe babana benziyorsun” dediği
babam, babalar, proletarya, fraternite, tabandakiler, avam, ezilenler, ezikler…

eve coca cola sokmayan babalar
bir işçi sınıfı olarak
carrefourlara asla uğramayan babalar
bir işçi sınıfı olarak

yapman gereken, sofrada zorla uzandığım ucuz peyniri bana yaklaştırmaktı baba
kapıları çarpmak değil
pencereleri hiç değil
forsa bunca tamah edilen dünyada
8 yıl aynı gömleği giydin baba
halbuki sen saçlarını tarardın eskiden
nasıl olduklarını sorardın
şimdi pek çıkmıyorsun dışarlara
çıkma baba, zaten çıkılacak bir dışar kalmadı artık
zaten evden gayrısı kalmadı artık
sen; elinde kumandan, televizyonunda siyasi partilerin
annem içerde öldü baba
televizyonun sesini birazcık kısar mısın?"

mahmut fanya genç.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim