861.
unutulmuş bıçaklar

hem kendine kıydın
hem de bana
ardına bile bakmadan gidiyorsun şimdi
hey delikanlı
hey delikanlı
sırtımda unuttun bıçağını
ne kadar gitsen de uzağa
kanımın izi kalacak avuçlarında
hey delikanlı
hey delikanlı
geri döneceksin
bir dolunay vakti
geri döneceksin
gömmek için
beni öldürdüğün yere
kendini usulca
aşka, şiire, ölüme bırakmış
ve çoktan toprağa karışmış
bedenimin sırtında
bulacaksın ay ışığında bıçağını
kanını silip alacaksın koynuna
saplamak için başkalarına
hey delikanlı
hey delikanlı
unuttuğun bu kadar mı?

murathan mungan.
devamını gör...
862.
“-ne kaldı bana senden– demiştin,
çürüyen güllerin anısı sadece
çürüyen güllerin anısı.”

(bkz: ahmet oktay)
devamını gör...
863.
“tarifini sorsalar;
her baktığımda,
ilk defa görüyormuşum gibi,
az kalsın ölüyormuşum gibi...”

cahit zarifoğlu
devamını gör...
864.
şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar müjgan’la ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
o mahur beste çalar müjgan’la ben ağlaşırız.
devamını gör...
865.
sokak lambalarını hırsızlayan sapanla
geceden içine
karanlıktır çaldığın
etrafı karardıkça parlayacak
sandığın
hazineyle dolu değil sandığın.

devamını gör...
866.
sen nerdesin?

caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar,
gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...
son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,
yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
yollarını bekledim görüneceksin diye.
senin için kandiller tutuştu kendisinden,
resmine sürme çektim kandillerin isinden.
saksıda incilendi yapraklar senin için,
söylendi gelmez diye uzaklar senin için...
saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
saatler son gecenin geçti cenazesiyle,
nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

faruk nafiz çamlıbel
devamını gör...
867.
"ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
ıslak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları."
devamını gör...
868.
çayı, kitapları, eylül'ü, maviyi, denizi; seviyorum.. ve tüm adaletsiz insanlardan eşit derecede uzak duruyorum.
sabahattin ali
devamını gör...
869.
"artık ne bir savaşçısın, ne atın var ne gürzün
uzunca bir kırık kılıçtır artık hüzün
o denizler, o kuşlar, dağladığın yaralar
bunca kancıklığın hiçbirine değmedi”

el pençe divanı, murad özel.
devamını gör...
870.
artık demir almak günü gelmişse zamandan
meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
devamını gör...
871.
"dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü
kabuklarına sığınmaktır...olsun dönelim biz yine de. bi-
lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö-
nelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım.
büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece."
devamını gör...
872.
seninle beklediğim yarınlar bir türlü gelmedi
şansım hep kuytuda kaldı
toz pembe hayaller ömrümü çaldı
şimdi bana o diyorlar bilmiyorsundur
oysa, oysa ben seninle bir dalın yaprağı gibi tomurcuklanmak isterdim
oysa ben seninle bir dalın yaprağı gibi yeşermek isterdim
varsın sararsaydık
öyle ya, öyle ya
sen olaydın, taş olaydım, taş olaydım.
devamını gör...
873.
tükenirdi monolog
kaçarken içine düştüğüm kara toplum
big bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyeni
saçlarında titreyen iblisler karartırken güneşi
üst üste gömülürken
saydam yaşamlar
bir yankı duyulurdu hiçlikten
bütün yalnızlıklarınızın ilenci
korusun çoğulluklarınızı
cinnet koyun erdemin adını
maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın

hepiniz mezarısınız kendinizin...
devamını gör...
874.
la beauté - les fleurs du mal

je suis belle, ô mortels! comme un rêve de pierre,
et mon sein, où chacun s'est meurtri tour à tour,
est fait pour inspirer au poète un amour
eternel et muet ainsi que la matière.

je trône dans l'azur comme un sphinx incompris;
j'unis un coeur de neige à la blancheur des cygnes;
je hais le mouvement qui déplace les lignes,
et jamais je ne pleure et jamais je ne ris.

les poètes, devant mes grandes attitudes,
que j'ai l'air d'emprunter aux plus fiers monuments,
consumeront leurs jours en d'austères études;

car j'ai, pour fasciner ces dociles amants,
de purs miroirs qui font toutes choses plus belles:
mes yeux, mes larges yeux aux clartés éternelles!

charles baudelaire
les fleurs du mal
devamını gör...
875.
bir kitabın sayfaları
baktım rüzgârsın sen.
baktım çamaşır ipini zorluyorsun.
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim.
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun.
ayağına terlik giy.
bildiğimiz şeylerin taşında.
yalınayak geziyorsun.
devamını gör...
876.
"vasiyetimdir:
en güçlülerinden seçilsin
beni taşıyacak olanlar.
ahtım olsun,
yükleri ağırlaşsın diye iyice,
tabutumun içinde tepineceğim."


didem madak
devamını gör...
877.
"sev beni çok sev…
eşşek sudan gelinceye kadar..
allah belanı verene kadar.
kırmızı kar yağıncaya kadar.
arap kızı pencereyi kapatıncaya kadar.
düriye güğümlerini kalaylayana kadar..
mardin kapısından atlayana kadar..
manda yavrusunu sinek kapana kadar..
atı olan üsküdar'ı geçene kadar..
portakalı soyup baş ucuma koyuncaya kadar..
sev beni çok sev..
canın yanana,
huyun kuruyana,
aklın çıkana,
yüreğin çatlayana kadar..
sev beni…"
yusuf tandoğan
devamını gör...
878.
kırmızı bir kuştur soluğum
kumral göklerinde saçlarının
seni kucağıma alıyorum
tarifsiz uzuyor bacakların

kırmızı bir at oluyor soluğum
yüzümün yanmasından anlıyorum
yoksuluz gecelerimiz çok kısa
dörtnala sevişmek lazım.

cemal süreyya.
devamını gör...
879.



ey aşk
ben senin elinde
hallaç’ın ömrünü yiyen
“en-el hak” cümlesi
idris’in elindeki
hu! diken iğnesiyim
budha’nın ağacında
nirvananın gölgesi
hind’in dilini yakan
hamza’ya öfkesiyim
devamını gör...
880.
güzelliğin on par'etmez şu
şu bende ki aşk olmasa....
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim