781.
kulak verin sözlerime iyice,
herkes öldürebilir sevdiğini
kimi bir bakışıyla yapar bunu,
kimi dalkavukça sözlerle,
korkaklar öpücük ile öldürür,
yürekliler kılıç darbeleriyle!kimi gençken öldürür sevdiğini
kimileri yaşlı iken öldürür;
şehvetli ellerle öldürür kimi
kimi altından ellerle öldürür;
merhametli kişi bıçak kullanır
çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
kimi satar kimi de satın alır;
kimi gözyaşı döker öldürürken,
kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
herkes öldürebilir sevdiğini
ama herkes öldürdü diye ölmez.(…)yasaların yargısı doğru mudur
ya da yanlış mıdır bunu bilemem;
bildiğim tek şey bu hapishanede
demir gibi sağlamdır tüm duvarlar,
bir yıl kadar uzundur her geçen gün
yıl bitmek bilmez, uzadıkça uzar.kabil'in habil'i öldürdüğü
günden beri hiç dinmedi acılar
çünkü insanların insanlar için
koymuş olduğu bütün yasalar
tıpkı adaletsiz bir kalbur gibi
taneyi eleyip samanı tutar.bildiğim başka bir şey daha var
-ki bilmeli benim gibi herkes de-
insanın kardeşlerine ettiğini
isa efendimiz görmesin diye
utanç tuğlalarıyla, parmaklıklarla
örüldü yapılan her hapishane.parmaklıklar güneşi engelledi,
kararttılar tatlı ay ışığını,
cehennemi böyle ört bas ettiler
yaptıkları bütün iğrenç şeyleri
insanoğlundan, tanrının oğlundan
gizlemeyi ustaca başardılar.zehirli otlar gibi kötülükler
büyür hapishanenin havasında,
yok olur burada harcanıp gider
iyi olan ne varsa insanda:
kapıyı tutar soluk bir keder
umutsuzluk bekçiliğini yapar.

oscar wilde reading baladı zindanı'ndan
devamını gör...
782.
şiir diyince de ümit yaşar oğuzcan biraz dokunur yüreğime;
-o durmadan kaçıyor;
sen ardından gitmiyorsan;
-o günün her saatinde saklanıyor,
sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;
-o sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

boşuna aldatma kendini,
onu sevmiyorsun demektir.

elindeki içki kadehinde, dudağındaki sigarada ,
okuduğun kitapta, mırıldandığın şarkıda,
söylediğin şiirde, gördüğün rüyada
ve yaşaman için
ciğerlerine doldurduğun havada
o yoksa;
-onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
onu sevmiyorsun demektir.

renkler onunla değerlenmiyorsa,
örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının,
mavi maviliğinin farkında değilse,
beyaz yalnız o giydiği zaman
güzelliğini haykırmıyorsa,
sabahları onu görünceye kadar
güneş doğmuyorsa
ve onsuz gökyüzü geceleri
aya, yıldızlara hasret değilse
onu sevmiyorsun demektir.

sokakta gördüğün her yüzde
ondan birşeyler aramıyorsan,
güzel bir manzara,
hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
uykudan uyandığın zaman
yaşamakta olduğundan önce
onu hatırlamıyorsan,
omuzlarına dökülmüş saçları,
bir sis perdesinin ardında
her zaman gülen, ışık saçan gözleri
aklına gelmiyorsa,
durup durup avuçlarının sıcaklığını özlemiyorsan;
onu sevmiyorsun demektir.

dünyada yaşıyan öteki insanların
senin için hala bir değeri varsa,
ona karşı tutumunu toplumun köhne ve manasız
kurallarına göre ayarlıyorsan
ve açık açık
sanki var olduğunu haykırırcasına
sevgini söylemiyorsan;
onu sevmiyorsun demektir.

yok o senin için
herşeyden değerliyse,
gözünü yumduğun anda onu görebiliyorsan,
o bütün şarkılarda, bütün şiirlerde,
bütün resimlerde ise,
ona muhtaç olduğunu
söylemekten utanmıyorsan,
senin içten ve büyük sevgine
karşılık vermiyeceğinden korkmuyorsan,
bütün bencil duygularından
sıyrılabilmişsen,
onun için herşeyi,
ama herşeyi yapacak gücü kendinde buluyorsan,
her hali sana ayrı ayrı güzel geliyorsa,
karşısında kendini bir çocuk gibi hissediyorsan,
istediği anda onun için ölebileceksen,
onun için yaşıyorsan ve yine onun için
bildiğin bilmediğin bütün düşmanlıklara
karşı koyabileceksen,
o her geçen dakika
sende biraz daha büyüyorsa
ve kendi kendine bile çok sevdiğini bütün
samimiyetinle, inanmışlığınla
itiraf edebiliyorsan,
bir gün o seni hiç,
ama hiç sevmediğini söylese bile,
senin sevginde azalma olmayacaksa
ve ölünceye kadar onu aşkların
en ölümsüzü ile sevebileceksen;
işte o zaman
-onu seviyorsun demektir.

-o sana sevmeyi,
gerçek aşkı öğretti.
sen onu hep sevecek
ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.
-o, hiç sen olmasan bile,
seni bir parça sevmese bile...
devamını gör...
783.
ey kavmim…
sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin. korkarsın kendinden olmayan herkesten. ve sen kendinden bile korkarsın. hazreti ibrahim olsan, sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın. hazreti isa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler, sen başka şeylere ağlarsın

halil cibran
devamını gör...
784.
sevmek ne uzun kelime

dokunulmasa da,görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz...
sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
o kadar kalbimdesin ki...
gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
kırk yılın hatırına "sen" kalayım.
"sevmek" ne uzun kelime...
şimdi açsam pencereyi beklesem.
sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
hiçbir şey sormasan,
hiçbir şey söylemesen,
sussan,
sussam,
sussak...
susuşların anlattıklarını dinlesek.

cemal süreya
devamını gör...
785.
there is freedom waiting for you.
on the breezes of the sky.
and you ask;
“ what if ı fall? ’’
oh, but my darling
“ what if you fly? ’’
ezberlediğim bu şiir bana özgürlüğün tadını ve kanatlarımın gücünü farkettiriyor.
devamını gör...
786.
ilk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun
anladım yaşadığımı her nefes alışta
seninle geçtim bütün zamanlardan
seninle var oldum
eridim seninle bir sonsuz çalkanışta.

ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
787.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.

ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
can yücel
devamını gör...
788.
o mavi gözlü bir devdi,
minnacık bir kadın sevdi.
mini minnacıktı kadın.
rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...

nazım hikmet
devamını gör...
789.
ilhan berk'in deniz eskisi adlı şiir kitabında yer alan üç kez seni seviyorum diye uyandım şiiri:

üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum


sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün

sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum


cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün

kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum


eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun

berk, i. (1997). deniz eskisi. adam yayınları.
devamını gör...
790.
sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
yol boyunca aklında olsun.
lazım olursa açar okursun.
olmazsa da olsun,
bir zararı yok burada dursun.

şuraya bir cümle koydum.
bırak, acımızı birileri duysun.
hem zaten şiir niye var?
dünyanın acısını başkaları da duysun!

acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
ortada dursun.

olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper.
az unutursun.

buraya tabiatı koydum.
ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
onlar bizim kardeşimiz,
çok canın sıkılırsa
arada onlarla konuşursun.

buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
günlerimiz karanlık
ve çok soğuyor bazı akşamlar,
ısınırsın.

buraya, bir inanç bir inat koydum.
tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.

buraya yolun yokuşunu koydum.
bildiğim için yokuşu.
zorlanırsa nefesin, unutma,
ciğer kendini en çabuk onaran organ,
valla bak, aklında bulunsun.

buraya umutlu günler koydum.
şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir,
birazdan uzanıp dokunursun.

buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
sen şahane bir okursun.
mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
n’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

burada bir tutam sabır var.
kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur)
lazım oldukça ya sabır ya sabır,
dokunursun.

burada güzel çaylar var.
bu aralar senin için çok önemli.
bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
demlersin, maksat midene dostluk olsun.

şuraya youtube’dan müzikler,
bach dinle filan, koydum.
ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
koklayıp buluyorsun.

buraya bir silkintiotu koydum.
kırk dert bir arada canına yandığım,
kırkına birden deva olsun…

(bkz: birhan keskin)
devamını gör...
791.

sesinde ne var biliyor musun
bir bahçenin ortası var
mavi ipek kış çiçeği
sigara içmek için
üst kata çıkıyorsun

sesinde ne var biliyor musun
uykusuz türkçe var
işinden memnun değilsin
bu kenti sevmiyorsun
bir adam gazetesini katlar

sesinde ne var biliyor musun
eski öpüşler var
banyonun buzlu camı
birkaç gün görünmedin
okul şarkıları var

sesinde ne var biliyor musun
ev dağınıklığı var
ikide bir elini başına götürüp
rüzgarda dağılan yalnızlığını
düzeltiyorsun.

sesinde ne var biliyor musun
söyleyemediğin sözcükler var
küçücük şeyler belki
ama günün bu saatinde
anıt gibi dururlar

sesinde ne var biliyor musun
söylenmemiş sözcükler var...

8.10 vapuru
devamını gör...
792.
"şimdi biliyorum artık son sabahın ne zaman olacağını
— ışığın ne zaman artık ürkütemeyeceğini geceyi ve aşkı,
mahmurluğun ne zaman sonrasız olarak ve tek,
bitip tükenmez bir rüyaya dönüşeceğini."

novalis - geceye övgüler
devamını gör...
793.
yıldızlara olan sevdamı bilirdin
sen yakındın ama gidebilirdin
bu yüzden karanlıklar için
seni değil yıldızları seçtim
devamını gör...
794.
- ne yapmalı olric?
özür dileyin efendimiz...
onu ondan çok sevdiğiniz için,
onu ondan çok düşündüğünüz için,
yeri geldiğinde size minnettarken,
yüzünde tebessüm varken...
unuttuğu için.
kendinden korkup sizi sevmediği için,
bunca sevgiye rağmen...
hala kaçtığı için.
yabancı bakışlarla bakmayıp,
yüreğinizin en derininden gelen sevgiyle onu sevdiğiniz için,
canınızı bu kadar yaktığı için...
özür dileyin efendimiz.
- ama olric?
dileyin, dileyin!
hata sizin efendimiz...
- özür dilerim ey yar gönül tahtıma
seni sultan eylediğim için
affet beni...
diğerleri kadar basit sevmediğim için
devamını gör...
795.
geceler midir tükenip giden
aylar mı yoksa ay ışığında..
ey soluğum, soluğunda sevdiğim,
sesimi sesinde dinleyip, yüreğinin rengine gönül verdiğim.
bil ki senden uzak ne kuşları avutabilir beni buranın...
(bkz: adnan yücel)
devamını gör...
796.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın. ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden. çok sevmezsen, çok acımazsın. çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. senin değillermiş gibi davranacaksın. hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. çok eşyan olmayacak mesela evinde. paldır küldür yürüyebileceksin. ille de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları... mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "o benim." diyeceksin. mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... mesela gökkuşağı senin olacak. ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. mesela turuncuya, ya da pembeye. ya da cennete ait olacaksın. çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
•can yücel / bağlanmayacaksın.
devamını gör...
797.
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
sende tattım yemişlerin cümlesini.

desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
desem ki...
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
hatırla ki mahşer günüdür
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

(bkz: cahit sıtkı tarancı)
devamını gör...
798.
halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
herşey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.

geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak

bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut dövüşerek
geyikli geceyi kurtardık

evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden

'geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı'
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli...

hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.

biliyorum gemiler götüremez
neonlar teoriler ışıtamaz yanını yöresini
örneğin manastırda oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltuk altlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında..

aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mı diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...

ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk

'geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ay ışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayak ucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
'halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum'

uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.

geyikli gece
devamını gör...
799.
senelerce senelerce evveldi
bir deniz ülkesinde
yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
ismi; annabel lee
hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
sevmekten başka beni
o çocuk ben çocuk, memleketimiz
o deniz ülkesiydi
sevdalı değil karasevdalıydık
ben ve annabel lee
göklerde uçan melekler
kıskanırlardı bizi
bir gün işte bu yüzden göze geldi
o deniz ülkesinde
üşüdü bir rüzgarından bulutun
güzelim annabel lee
götürdüler el üstünde
koyup gittiler beni
mezarı oradadır şimdi
o deniz ülkesinde
biz daha bahtiyardık meleklerden
onlar kıskanırdı bizi
evet! bu yüzden 'şahidimdir herkes ve deniz ülkesi'
bir gece rüzgarından bulutun
üşüdü gitti annabel lee
sevdadan yana kim olursa olsun
yaşca başca ileri
geçemezlerdi bizi
ne yedi kat göklerdeki melekler
ne deniz dibi cinleri
hiç biri ayıramaz beni senden
güzelim annabel lee
ay gelir ışır, hayalin erişir
güzelim annabel lee
orda gecelerim uzanır beklerim
sevgilim sevgilim hayatım gelinim
o azgın sahildeki
yattığın yerde seni...
devamını gör...
800.




“sen delisin “ dedi, lelia.
“evet “ dedi, şair.
“soyum mecnundan gelir…”
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim