geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1601.
kolay mı diye sorsalar, gülümserdim.
çünkü zor şeyler sonunda insanı gülümsetir. üstesinden gelsen de gelmesen de. yani bir önemi yok diyor gelsen de gelmesen de.
artık renkler hep aynı.
her insan bir iz..giderken düşündükleri elbet siliniriz.. bilmedikleri tek şey bende silinmezsiniz.
çünkü zor şeyler sonunda insanı gülümsetir. üstesinden gelsen de gelmesen de. yani bir önemi yok diyor gelsen de gelmesen de.
artık renkler hep aynı.
her insan bir iz..giderken düşündükleri elbet siliniriz.. bilmedikleri tek şey bende silinmezsiniz.
devamını gör...
1602.
saniyeler gözlerinde birer can
her saniyede bir can veriyorum.
gülce
her saniyede bir can veriyorum.
gülce
devamını gör...
1603.
mutlu edemeyeceksen meşgul de etmeyeceksin.
gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu.
her korkan kaçmaz, ama her kaçan, korkaktır.
gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu.
her korkan kaçmaz, ama her kaçan, korkaktır.
devamını gör...
1604.
göğsünü sıkan, içini daraltan o laneti geride bırakıp gidelim. burada yağmur bile güzel yağmıyor artık. yağmuru güzel yağan bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... burası bizim değil. nasıl başederiz bu kadar saçmalıkla? her şeye sıfırdan başlanabilecek bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... ilaçlarını yanına alma. kitaplarımı almayayım ben de. biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... bıktım tepemizde sallanan manasız sorulardan. soru sorma artık bana. soru sormayayım sana. her türlü sorunun tedavülden kalktığı bir yerlere gidelim.
gidelim buradan. burada insanlar kötü. hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... bak uyuyamıyorum yine. senin de uykuların defolu, bölük pörçük. huzur içinde uyuyabileceğimiz bir yerlere gidelim.
gidelim buradan. ya sen bana gel ya da ben geleyim sana. sonra gidelim. hadi...
ali lidar.
gidelim buradan... burası bizim değil. nasıl başederiz bu kadar saçmalıkla? her şeye sıfırdan başlanabilecek bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... ilaçlarını yanına alma. kitaplarımı almayayım ben de. biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... bıktım tepemizde sallanan manasız sorulardan. soru sorma artık bana. soru sormayayım sana. her türlü sorunun tedavülden kalktığı bir yerlere gidelim.
gidelim buradan. burada insanlar kötü. hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim.
gidelim buradan... bak uyuyamıyorum yine. senin de uykuların defolu, bölük pörçük. huzur içinde uyuyabileceğimiz bir yerlere gidelim.
gidelim buradan. ya sen bana gel ya da ben geleyim sana. sonra gidelim. hadi...
ali lidar.
devamını gör...
1605.
1606.
seni bulmaktan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
sana hep hep yeniden başlamak isterim.
özdemir asaf..
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
sana hep hep yeniden başlamak isterim.
özdemir asaf..
devamını gör...
1607.
zümrüdüanka
serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı.
bir hayalden geldim ben,
bir hayal verdim sana,
mavi-yeşil bir hatıra:işte dünya
ruhum! ovada sert es, yamaçta sus, ırmakta ağla.
işte dünya kapısı, işte dünya kederi
ister dağının gölgesinde dur, ister
incirin neşesine vur
ağrı kendini ve tamamla.
birhan keskin
serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı.
bir hayalden geldim ben,
bir hayal verdim sana,
mavi-yeşil bir hatıra:işte dünya
ruhum! ovada sert es, yamaçta sus, ırmakta ağla.
işte dünya kapısı, işte dünya kederi
ister dağının gölgesinde dur, ister
incirin neşesine vur
ağrı kendini ve tamamla.
birhan keskin
devamını gör...
1608.
çağımızı çok iyi özetleyen ernest hemıngway şiiridir;
devran buyurdu bize şarkı söyleyin
ve kesti dilimizi kökünce.
devran buyurdu bize su gibi akın
ve tıpa soktu tüm deliklerimize.
devran buyurdu bize kalkıp oynayın
ve iğneli fıçıyı giydirdi bize.
ve sonunda ey devran ! al sana,
dışkının dik âlâsı, buyursana.
devran buyurdu bize şarkı söyleyin
ve kesti dilimizi kökünce.
devran buyurdu bize su gibi akın
ve tıpa soktu tüm deliklerimize.
devran buyurdu bize kalkıp oynayın
ve iğneli fıçıyı giydirdi bize.
ve sonunda ey devran ! al sana,
dışkının dik âlâsı, buyursana.
devamını gör...
1609.
meğer ne tuhaf şeymiş
kavuşmak!
şimdi ben
uzak ülkelerin birinde
çocuk bahçelerinde oturmuş,
ya da üçüncüsünde bir trenin
limon, üzüm, portakal
yerken yanımdakiler
ya da
yağmurlu bir gece yarısı
bir garda
tren beklediğim zaman
kavuşmayı düşünemeyeceğimden korkuyorum
melih cevdet anday
kavuşmak!
şimdi ben
uzak ülkelerin birinde
çocuk bahçelerinde oturmuş,
ya da üçüncüsünde bir trenin
limon, üzüm, portakal
yerken yanımdakiler
ya da
yağmurlu bir gece yarısı
bir garda
tren beklediğim zaman
kavuşmayı düşünemeyeceğimden korkuyorum
melih cevdet anday
devamını gör...
1610.
kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu
sana dokununca mı denizleniyor masa
senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan
sıkıntımın ormanında?
üç beş günümüz var şuracığında
nice oyuncağımızı kırdılar
biz de güzel çocuklardık bahçelerde
sularda alabalık
azla avunmaya alıştık
ne yapalım paramız yoksa
şarabımız bitince yağmura çıkarız
kim güzelleşmiyor öpüşünce.
devamını gör...
1611.
iki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde, birisi alıp götürdüğün, öteki, bırakıp gittiğin... şükrü erbaş
devamını gör...
1612.
evet hep açık gidip gelen ağzın içindi;
gökyüzünün o huysuz maviliği içindi;
elma kokan bir türkçeyle konuştuğun içindi;
ölümün sefil, kötü belleği içindi;
her gün pazar kurulan o sokaklar içindi;
saçında uykusu kaçmış çiçekler ıslattığın içindi;
çocuklar okuldan dönüyormuş gibi sesin içindi;
işte bütün ama bütün bunlar için sana teşekkür derim.
devamını gör...
1613.
gülleri sarı severim, toprağı ıslak.
türküleri yanık, şiirleri hoyrat!
havayı nemsiz, çayı demsiz ..
bir seni olduğun gibi,
bir seni herşeye rağmen.
bir seni, hala..
ümit yaşar oğuzcan
türküleri yanık, şiirleri hoyrat!
havayı nemsiz, çayı demsiz ..
bir seni olduğun gibi,
bir seni herşeye rağmen.
bir seni, hala..
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
1614.
kolay değil öyle, insan geçemiyor vaz.
karşına çıkıyor en umulmadık anlarda.
bütün an/larım umulmadık!
yere baksam
şiirdeki gibi göğe baksam
ne fark eder?
gözlerimi kapatsam
yine görürüm
ben sen varken
her şeye kördüm!
bir de şu var çözülemiyor
çünkü kördüğüm
ne varsa sevgi sözcükleriyle bana ördüğün
kolay değil öyle,
insan bitiremiyor bitmeden kendi, bitmedi.
geceleri var bunun.
ayları var yılları var
hepsi sırada bekliyor bitmek için
anlaşılan beraber biteceğiz
ilk biten ben olacağım sende başlayıp sende bitmek
hayat diyorlar adına yaşamak diyorlar
de mühim değil
ben yoktan bittim
kolay değil öyle, insan gidemiyor. gitmeli kendinden, kendine.
bir bulsam kendimi, sonuma kadar gideceğim.
ve siz gelmeyin, ben yolu bulurum.
buna yalnızlık deme
yalnızlık bu değil.
istememeyi istemek benimkisi.
karşına çıkıyor en umulmadık anlarda.
bütün an/larım umulmadık!
yere baksam
şiirdeki gibi göğe baksam
ne fark eder?
gözlerimi kapatsam
yine görürüm
ben sen varken
her şeye kördüm!
bir de şu var çözülemiyor
çünkü kördüğüm
ne varsa sevgi sözcükleriyle bana ördüğün
kolay değil öyle,
insan bitiremiyor bitmeden kendi, bitmedi.
geceleri var bunun.
ayları var yılları var
hepsi sırada bekliyor bitmek için
anlaşılan beraber biteceğiz
ilk biten ben olacağım sende başlayıp sende bitmek
hayat diyorlar adına yaşamak diyorlar
de mühim değil
ben yoktan bittim
kolay değil öyle, insan gidemiyor. gitmeli kendinden, kendine.
bir bulsam kendimi, sonuma kadar gideceğim.
ve siz gelmeyin, ben yolu bulurum.
buna yalnızlık deme
yalnızlık bu değil.
istememeyi istemek benimkisi.
devamını gör...
1615.
eski bir magirus bulsam girip içine ağlarım
ne yana dönsem karanlık
bu ne biçim cumartesi
içimde bir gölge
bilmiyorum neyin lekesi
soğuk
ve yorgunum
gitmeliyim
ama yorgunum
susmalıyım artık
-ki dinleyen de kalmadı!-
çok yorgunum
boş bir vagon bulsam girip içine ağlarım
tersiz ve telaşlıyım
yolun sonuna doğru
kopup dört yana dağılan
tesbih parçaları gibiyim
ama işte
umut bu
bitsin deyince
bitmiyor
ömür gibi
bitsin demek
günah gibi
kırık bir sandal bulsam girip içine ağlarım
bütün unutulmuşluklarımı
tek bir gecede unutup
kabul eder mi beni
tahta
su
ve karanlık
uygunsuzum
ve uykusuz
kesilsin artık sesim
o, gelsin
üstümü örtsün.
ne yana dönsem karanlık
bu ne biçim cumartesi
içimde bir gölge
bilmiyorum neyin lekesi
soğuk
ve yorgunum
gitmeliyim
ama yorgunum
susmalıyım artık
-ki dinleyen de kalmadı!-
çok yorgunum
boş bir vagon bulsam girip içine ağlarım
tersiz ve telaşlıyım
yolun sonuna doğru
kopup dört yana dağılan
tesbih parçaları gibiyim
ama işte
umut bu
bitsin deyince
bitmiyor
ömür gibi
bitsin demek
günah gibi
kırık bir sandal bulsam girip içine ağlarım
bütün unutulmuşluklarımı
tek bir gecede unutup
kabul eder mi beni
tahta
su
ve karanlık
uygunsuzum
ve uykusuz
kesilsin artık sesim
o, gelsin
üstümü örtsün.
devamını gör...
1616.
“ayrılık ne biliyor musun? ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte… insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. parmaklarını sözüne pınar edememek. uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması… ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
| şükrü erbaş
| şükrü erbaş
devamını gör...
1617.
hayat
vakit dardı
söyleyecek çok şey vardı
o yine saçmaladı...
vakit dardı
söyleyecek çok şey vardı
o yine saçmaladı...
devamını gör...
1618.
ben şimdi biraz da
senin için görüyorum;
gökyüzünün parlak,
bakış seken mavisini.
ben şimdi biraz da
senin için duyuyorum;
gecenin o sarsak,
yokuş çıkan ezgisini.
ben şimdi kanayarak
senin için yaşıyorum;
sazan derisi gibi
günlerimi külle soyarak.
devamını gör...
1619.
“göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız ağaçlar gibi
suların ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım”
turgut uyar - büyük saat - bütün şiirleri.
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız ağaçlar gibi
suların ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım”
turgut uyar - büyük saat - bütün şiirleri.
devamını gör...
1620.
ben ağlayan şairim
bana gülmesini öğretmediler
eğil de bir bak mahzun yüzüme
anlatır sana çektiklerimi
birer bıçak yarası gibi
alnımdaki çizgiler
ben mutluluk nedir bilmedim
saçlarım okşanmaya alışık değil
hep böyle dalar gider gözlerim
ve ne zaman düşünsem geçen günleri
bir karanlık düşer içime
aydınlık değil
seni nasıl severim bilirsin
nasıl yanarım özlemler içinde
bastığın yerler cennet olur
bilirimen serin rüzgarlarla gelirsin
yine de yanar tutuşurum ben
cehennemler içinde
en mutlu sandığın yerde kederliyim
ben seninle sensizliği düşünürüm
bir korku düşer içime apansız
seni şiirlerimde bin yıl yaşatır da
ben bin defa ölürüm
bir gün yokluğum bir gölge gibi
düşüverirse gözlerine
ağlayan şairini unutma e mi
unutma o gün de kapanıp dizlerine
kendi yokluğuma kendim ağlarım
sen ağlama e mi?
ümit yaşar oğuzcan
( 20 küsür yıl önce ezberlemiştim; yanlışlık olduysa affola)
bana gülmesini öğretmediler
eğil de bir bak mahzun yüzüme
anlatır sana çektiklerimi
birer bıçak yarası gibi
alnımdaki çizgiler
ben mutluluk nedir bilmedim
saçlarım okşanmaya alışık değil
hep böyle dalar gider gözlerim
ve ne zaman düşünsem geçen günleri
bir karanlık düşer içime
aydınlık değil
seni nasıl severim bilirsin
nasıl yanarım özlemler içinde
bastığın yerler cennet olur
bilirimen serin rüzgarlarla gelirsin
yine de yanar tutuşurum ben
cehennemler içinde
en mutlu sandığın yerde kederliyim
ben seninle sensizliği düşünürüm
bir korku düşer içime apansız
seni şiirlerimde bin yıl yaşatır da
ben bin defa ölürüm
bir gün yokluğum bir gölge gibi
düşüverirse gözlerine
ağlayan şairini unutma e mi
unutma o gün de kapanıp dizlerine
kendi yokluğuma kendim ağlarım
sen ağlama e mi?
ümit yaşar oğuzcan
( 20 küsür yıl önce ezberlemiştim; yanlışlık olduysa affola)
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
