geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2361.
“kırmızıyı sevdiğini bilseydim hayallerim kıpkırmızı olurdu..” diye başlayan efsane bir nurullah genç şiiri
devamını gör...
2362.
çok üşümek
bir kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
urban içinde üşüyüp üşüyüp kaldığımızın
bir kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde
uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça
bir kalır yabancı yataklarda o oteller
meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer
o çok yalınç gerçekli gelip gitmeler
bir kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
bir kalır yılgın adamların hep "evet" dedikleri
çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız
tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
bir kalır uzun kitaplarda anısı çok üşüdüğümüzün
turgut uyar
devamını gör...
2363.
..dönelim... dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır... olsun dönelim biz yine de. bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var. evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım. büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece.
*
*
devamını gör...
2364.
bir gemici tanırım
kalbini bir limanda bırakmış
ya kaybolursa?
ağlar çocukluğundaki gibi
kalbini almaya gidecek hâlâ
bir oğlan tanırım
derin yeşil gözlü
gönlü güney denizlerinin dibi
kalbi ise yerinde
birine vermeye gidecek
bir gemi arar durur
bulutlardan.
bir şair tanırım
onunki içler acısı
kalbini asla vermemiş
çalmışlar
kalbi eski bir efsanede saklı.
devamını gör...
2365.
haklı olan kim bu kargaşada?
ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir
ucu bucağı olmayan bu çığlığın
ortasında nasıl barışılabilir?
anlamak isterim, hangi yasa
bir beşikle bir darağacını
aynı ağaçtan, ne adına varedebilir?
gülşiir - ahmet erhan
ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir
ucu bucağı olmayan bu çığlığın
ortasında nasıl barışılabilir?
anlamak isterim, hangi yasa
bir beşikle bir darağacını
aynı ağaçtan, ne adına varedebilir?
gülşiir - ahmet erhan
devamını gör...
2366.
ırmak eriş/ iki kumral balık
yeniden aynı denizde rastgelen
rastgelen iki kumral balık
ve mutlak şöyledir ilk ismi tanrı’nın: yalnızlık
ama siz şiir dizersiniz
iki balığın hikayesidir aslında
anlatmak istediğiniz
uğultulu bir akşam alır götürür sizi
şimdi bir çocuk olabildiğinizce uzaksınız
haksız terkisinde bir zamanın
sizi geçmişle avutan
ve evler geçer ellerinizden
yeni evler
renkli evler
işte evler gibi bir şeyler geçer
evler...
solgun bakıyor yüzünüze
yorgunsunuz, sulara katmaktan maviyi
uykunuzda savurduğunuz rüzgâr
hangi yaşınızın inceliği?
ıssız bir köyün hüznüyle gözlerinde
keşkek döver kadınlarınız
bir pişmanlığı tutsak eder gibi
ve yüzleri sığdır, alacadır
kalkar yüzlerine gömülürsünüz
aynalara bakarken ansızın
şimdi bir çocuk olabildiğinizce uzaksınız
haksız terkisinde bir zamanın
ve bir şeyler ararsınız
tire’de bir lalengi gecesinde
bir
şey
ler
karanlık mı? hayır!
:göğsünüze bir baba çizdiniz
gördüm
şiirim de gördü
ayrılık mı?
:kimse bilmiyor
bir tek adı kaldı tanrı’nın...
yeniden aynı denizde rastgelen
rastgelen iki kumral balık
ve mutlak şöyledir ilk ismi tanrı’nın: yalnızlık
ama siz şiir dizersiniz
iki balığın hikayesidir aslında
anlatmak istediğiniz
uğultulu bir akşam alır götürür sizi
şimdi bir çocuk olabildiğinizce uzaksınız
haksız terkisinde bir zamanın
sizi geçmişle avutan
ve evler geçer ellerinizden
yeni evler
renkli evler
işte evler gibi bir şeyler geçer
evler...
solgun bakıyor yüzünüze
yorgunsunuz, sulara katmaktan maviyi
uykunuzda savurduğunuz rüzgâr
hangi yaşınızın inceliği?
ıssız bir köyün hüznüyle gözlerinde
keşkek döver kadınlarınız
bir pişmanlığı tutsak eder gibi
ve yüzleri sığdır, alacadır
kalkar yüzlerine gömülürsünüz
aynalara bakarken ansızın
şimdi bir çocuk olabildiğinizce uzaksınız
haksız terkisinde bir zamanın
ve bir şeyler ararsınız
tire’de bir lalengi gecesinde
bir
şey
ler
karanlık mı? hayır!
:göğsünüze bir baba çizdiniz
gördüm
şiirim de gördü
ayrılık mı?
:kimse bilmiyor
bir tek adı kaldı tanrı’nın...
devamını gör...
2367.
küsmek nedir bilir misin?
küsmek dürüstlüktür.
çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
yalansız’dır.
küsmek; seni seviyorum’dur.
vazgeçememektir.
beni anlatır küsmek.
kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
küsmek, sevdiğini söyle demektir.
hadi anla demektir.
küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır.
yani, diyeceğim o ki:
ben sana küstüm!
nazım hikmet ran
devamını gör...
2368.
ve sen esmer kadın faşist bir yaşam içinde
özgürlüğü kısıtlanmış güzel ülkeme
armağan edilmiş en anlamlı hediyesin
sussa ay konuşsa gece
gökyüzü seni anlatsa gündüze ve güneşe
tüm komünist düşünceler savrulsa
rüzgar seni sol'uma savursa
söylesene devrim yürekli militanım
sol'un değer mi sol'uma tufanlar kopsa da
özgürlüğü kısıtlanmış güzel ülkeme
armağan edilmiş en anlamlı hediyesin
sussa ay konuşsa gece
gökyüzü seni anlatsa gündüze ve güneşe
tüm komünist düşünceler savrulsa
rüzgar seni sol'uma savursa
söylesene devrim yürekli militanım
sol'un değer mi sol'uma tufanlar kopsa da
devamını gör...
2369.
müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi
radikal fikirlerim vardı annemi ikna edemedim
annem tanısa seni kesin çok severdi
bana kalırsa seni bütün dünya çok sever
ben de seni çok severim ama şu an konu bu değil
gitmeliyim şimdilik kuşlara emanet ediyorum seni
işim var..
(bkz: ali lidar)
radikal fikirlerim vardı annemi ikna edemedim
annem tanısa seni kesin çok severdi
bana kalırsa seni bütün dünya çok sever
ben de seni çok severim ama şu an konu bu değil
gitmeliyim şimdilik kuşlara emanet ediyorum seni
işim var..
(bkz: ali lidar)
devamını gör...
2370.
ağlasam, sesimi duyar mısınız
mısralarımda
dokunabilir misiniz
gözyaşlarıma ellerinizle
mısralarımda
dokunabilir misiniz
gözyaşlarıma ellerinizle
devamını gör...
2371.
kalbim yine üzgün seni andım da derinden,
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
gördüm ki, yazın bastığımız otları solmuş.
son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
(bkz: yahya kemal beyatlı)
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
gördüm ki, yazın bastığımız otları solmuş.
son demde bu mevsim gibi benzim de kül olmuş
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
(bkz: yahya kemal beyatlı)
devamını gör...
2372.
“ben sizi sevdim: belki bu sevda
kalbimde sönmedi, kaldı izi;
bu bir hüzne yol açmasın asla
hiçbir şeyle üzmek istemem sizi.
sessizce, ümitsizce sevdim sizi,
çile çekerek, kıskanç ve çekingen,
öyle candan, öyle içtenlikli, ki
başkası da öyle sevsin yürekten.”
aleksandr puşkin
kalbimde sönmedi, kaldı izi;
bu bir hüzne yol açmasın asla
hiçbir şeyle üzmek istemem sizi.
sessizce, ümitsizce sevdim sizi,
çile çekerek, kıskanç ve çekingen,
öyle candan, öyle içtenlikli, ki
başkası da öyle sevsin yürekten.”
aleksandr puşkin
devamını gör...
2373.
"yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var;
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya..."
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya..."
devamını gör...
2374.
onlar ümidin düşmanıdır sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
nazım hikmet ran
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
nazım hikmet ran
devamını gör...
2375.
anne...
ben iyi değilim. neyi tuttuysam elimde kaldı.
atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem...
ben iyi değilim. neyi tuttuysam elimde kaldı.
atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem...
devamını gör...
2376.
sen meğerse
nasıl her şeyimmişsin benim
seni sevmek benim içimde toprağı
suyu güneşi hayatı ve fikri sevmekle
birbirine karıştı
sen ciğerimdeki nefes
gözlerimdeki ışık
kalbimdeki çarpıntı
ve beynimdeki düşünce gibisin
neyi düşünsem seni düşünüyorum
neyi görsem seni görüyorum
herkese selam sana hasret.
nasıl her şeyimmişsin benim
seni sevmek benim içimde toprağı
suyu güneşi hayatı ve fikri sevmekle
birbirine karıştı
sen ciğerimdeki nefes
gözlerimdeki ışık
kalbimdeki çarpıntı
ve beynimdeki düşünce gibisin
neyi düşünsem seni düşünüyorum
neyi görsem seni görüyorum
herkese selam sana hasret.
devamını gör...
2377.
> gökyüzü ağırlaşır kurşun gibi
kendi yarasına bakmaya korktuğunda
ve çalındığında mavi düşlerin
başımı sokacak bir umut arıyorum
kanada benzeyen bir umut
ne olur kanatlarım olsa
kanatlarım olsa ne olur ki
gökyüzümü çaldılar…
| nazım köyce
kendi yarasına bakmaya korktuğunda
ve çalındığında mavi düşlerin
başımı sokacak bir umut arıyorum
kanada benzeyen bir umut
ne olur kanatlarım olsa
kanatlarım olsa ne olur ki
gökyüzümü çaldılar…
| nazım köyce
devamını gör...
2378.
ölüyorum tanrım
bu da oldu işte.
her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.
ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir...
üstü kalsın...
|cemal süreya
bu da oldu işte.
her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.
ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir...
üstü kalsın...
|cemal süreya
devamını gör...
2379.
telli kavak
bir telli kavak büyürdü,
daday'ın çiğidereli köyünde
usuldan usuldan...
yerin karanlığından azad olmuş,
aydınlık sular yürürdü
ayaklarının ucundan...
kendi halindeydi telli kavak,
aksamları gökyüzüne bakarak,
samanyolu’nu düşünürdü
yaprak yaprak...
başka şeyde dilemezdi.
en uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını,
ona konmayan kuşa "kuş",
ona değmeyen rüzgara
"rüzgar" da denemezdi...
gel zaman,git zaman
kızını everecekti çigidereli halil
cebindeki yetmezdi.
bir alacakaranlıkta,sabaha karşı,
veryansın ettiler baltayı
ayak bileklerine telli' nin
uyanıverdi ilk vuruşta ;
"amman"dedi;telli kavak"vurma!"
sular bulandı ayaklarının ucundan,
yapraklar yalvardı hep bir ağızdan
"kıyma!"
aman-yaman dinler miydi çiğidereli halil
kızını everecekti,cebindeki yetmezdi.
uzanıverdi telli kavak,
gecenin ortasına boylu boyuncak.
"oldu mu ya ?"dedi,
böğründe duran baltaya,
"yaşayıp gidiyorduk, şunun surasında,
ne olacak simdi rüzgar,
kuşlar nereye konacak,
kim gönderecek selamını suların
samanyoluna yaprak yaprak ?
oradan oraya atıldı telli kavak,
elden ele satıldı,
boynuna dört demir çakıldı,
çankırı’ya beş mavzer adimi uzak
bir tepenin,duldasına çakıldı.
telefon direği oldu telli kavak,
vınladı durdu telefon telleri boynunda,
samanyolu’na baktı geceleri,
suları düşündü,ayaklarının ucunda,
yapraklarını düşündü,
rüzgarı düşündü,avucunda...
gözleri dolu dolu oldu.
bir türkü söyledi en sonunda ;
"telefonun tellerine kuşlar mi? konar,
herkes sevdiğine canim böyle mi yapar?"
bir telli kavak büyürdü,
daday'ın çiğidereli köyünde
usuldan usuldan...
yerin karanlığından azad olmuş,
aydınlık sular yürürdü
ayaklarının ucundan...
kendi halindeydi telli kavak,
aksamları gökyüzüne bakarak,
samanyolu’nu düşünürdü
yaprak yaprak...
başka şeyde dilemezdi.
en uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını,
ona konmayan kuşa "kuş",
ona değmeyen rüzgara
"rüzgar" da denemezdi...
gel zaman,git zaman
kızını everecekti çigidereli halil
cebindeki yetmezdi.
bir alacakaranlıkta,sabaha karşı,
veryansın ettiler baltayı
ayak bileklerine telli' nin
uyanıverdi ilk vuruşta ;
"amman"dedi;telli kavak"vurma!"
sular bulandı ayaklarının ucundan,
yapraklar yalvardı hep bir ağızdan
"kıyma!"
aman-yaman dinler miydi çiğidereli halil
kızını everecekti,cebindeki yetmezdi.
uzanıverdi telli kavak,
gecenin ortasına boylu boyuncak.
"oldu mu ya ?"dedi,
böğründe duran baltaya,
"yaşayıp gidiyorduk, şunun surasında,
ne olacak simdi rüzgar,
kuşlar nereye konacak,
kim gönderecek selamını suların
samanyoluna yaprak yaprak ?
oradan oraya atıldı telli kavak,
elden ele satıldı,
boynuna dört demir çakıldı,
çankırı’ya beş mavzer adimi uzak
bir tepenin,duldasına çakıldı.
telefon direği oldu telli kavak,
vınladı durdu telefon telleri boynunda,
samanyolu’na baktı geceleri,
suları düşündü,ayaklarının ucunda,
yapraklarını düşündü,
rüzgarı düşündü,avucunda...
gözleri dolu dolu oldu.
bir türkü söyledi en sonunda ;
"telefonun tellerine kuşlar mi? konar,
herkes sevdiğine canim böyle mi yapar?"
devamını gör...
2380.
ben yenildim, öyleyken de saçlarım uzarmış
anladım
hayatım ve tırnaklarım
bir cenin umuduna aldandım
yalnızım sapına kadar... ya erenler
hüznümün alnımda münhal bir arsası var
ölüm iki parsel... hayata kandım
ahmet erhan
anladım
hayatım ve tırnaklarım
bir cenin umuduna aldandım
yalnızım sapına kadar... ya erenler
hüznümün alnımda münhal bir arsası var
ölüm iki parsel... hayata kandım
ahmet erhan
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167