geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1801.
"karayı kaldırın mavi koyun, umudumu yitirmedim.
beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde,
eliniz beyazken uzatın isterim,
karayı kaldırın sevgi koyun, umudumu yitirmedim.
ben ışıklar konfetler bayramlar istemem.
uzanmışım gölgeliğe bir başıma,
şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan.
içten içe ürküyorum ama
böyle de iyiyim.
siz dayanılmaz bir günaydınsınız,
sabah sabah insanı ayağına getiren,
hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren,
siz çocuk ağızlı bir günaydınsınız.
çocuk ağzınızla biraz daha durun,
gittiğinizde güz gelmiş olacak.
güz gelirken bir yanı kara sevdalarla
avcumda bu yavru kuş varken tedirgin
sizde tutunacak yaslanacak kollar,
biraz daha durun biraz daha!
karayı kaldırın mavi koyun, umudumu götürmeyin."
gülten akın
beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde,
eliniz beyazken uzatın isterim,
karayı kaldırın sevgi koyun, umudumu yitirmedim.
ben ışıklar konfetler bayramlar istemem.
uzanmışım gölgeliğe bir başıma,
şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan.
içten içe ürküyorum ama
böyle de iyiyim.
siz dayanılmaz bir günaydınsınız,
sabah sabah insanı ayağına getiren,
hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren,
siz çocuk ağızlı bir günaydınsınız.
çocuk ağzınızla biraz daha durun,
gittiğinizde güz gelmiş olacak.
güz gelirken bir yanı kara sevdalarla
avcumda bu yavru kuş varken tedirgin
sizde tutunacak yaslanacak kollar,
biraz daha durun biraz daha!
karayı kaldırın mavi koyun, umudumu götürmeyin."
gülten akın
devamını gör...
1802.
şimdi bütün gün üstüme yağmur yağıyor
bütün gece kar
yalnızlığın tam ortasındayım artık
yalnızlık kadar
ümit yaşar oğuzcan
bütün gece kar
yalnızlığın tam ortasındayım artık
yalnızlık kadar
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
1803.
bir gün biz de bu parka geleceğiz
ahbap, arkadaş omuzunda,
ve dağlara, taşlara benzeyeceğiz
öyle sessiz, öyle manidar...
konuşmak yok artık bu yerde
yolculuk hevesi, avarelik yok
evine, toprağına bağlı herkes
muharebe derdi, para derdi yok...
yalnız yaşayanlar için midir, diyor, mezarlık,
toprak üstündeki her bitki,
yerin dibine doğru büyüyenler de var
hep yaşayanlar için mi?
belki de ağaçlardan yukarıya doğru
uzayan bir şey vardır mezarlardan
sonsuz hürriyete benzer bir şey,
öyle sessiz, öyle kocaman...
bir bu tesellisi kaldı mezarlığın
yoksa ölünün hali yaman...
melih cevdet anday
ahbap, arkadaş omuzunda,
ve dağlara, taşlara benzeyeceğiz
öyle sessiz, öyle manidar...
konuşmak yok artık bu yerde
yolculuk hevesi, avarelik yok
evine, toprağına bağlı herkes
muharebe derdi, para derdi yok...
yalnız yaşayanlar için midir, diyor, mezarlık,
toprak üstündeki her bitki,
yerin dibine doğru büyüyenler de var
hep yaşayanlar için mi?
belki de ağaçlardan yukarıya doğru
uzayan bir şey vardır mezarlardan
sonsuz hürriyete benzer bir şey,
öyle sessiz, öyle kocaman...
bir bu tesellisi kaldı mezarlığın
yoksa ölünün hali yaman...
melih cevdet anday
devamını gör...
1804.
her daim sürgün
her bedende yalnız
her nefeste hüzün doludur kalbim
her kalemde derbeder
her renkte siyahtır kalbim
her sayfada boş
her ayazda loştur kalbim
her düşüncede sarhoştur kalbim
ve bendime karanlıktır kalbim
her bedende yalnız
her nefeste hüzün doludur kalbim
her kalemde derbeder
her renkte siyahtır kalbim
her sayfada boş
her ayazda loştur kalbim
her düşüncede sarhoştur kalbim
ve bendime karanlıktır kalbim
devamını gör...
1805.
"tired with all these, for restful death i cry"
shakespeare 66. sone, muhteşemdir ve tavsiyemdir
shakespeare 66. sone, muhteşemdir ve tavsiyemdir
devamını gör...
1806.
geceye şiir bırak haaa.
yani 1991'nci şiiri,
peh..
peh..
al işte 1991. şiir
bahçelerde maydanoz,
gel bize bazı bazı,
kız koşma , düşeceksin,
annen uyanır bu gece yarısında ,
yakalar seni,
bende hem senden olurum,
birde papaz olurum.
yani 1991'nci şiiri,
peh..
peh..
al işte 1991. şiir
bahçelerde maydanoz,
gel bize bazı bazı,
kız koşma , düşeceksin,
annen uyanır bu gece yarısında ,
yakalar seni,
bende hem senden olurum,
birde papaz olurum.
devamını gör...
1807.
günler gitgide kısalıyor,
yağmurlar başlamak üzre.
kapım ardına kadar açık bekledi seni.
niye böyle geç kaldın?
soframda yeşil biber, tuz, ekmek.
testimde sana sakladığım şarabı
içtim yarıya kadar bir başıma
seni bekleyerek.
niye böyle geç kaldın?
fakat işte ballı meyveler
dallarında olgun, diri duruyor.
koparılmadan düşeceklerdi toprağa
biraz daha gecikseydin eğer...
devamını gör...
1808.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni, anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni, anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
devamını gör...
1809.
öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,
hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
sazı bir kere eline almaya göresin,
bir görev yüklendin demektir, bilesin,
çok ağır bir görev, ve belâlı.
geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
bırak elinden o kutsal sazı,
sana burda hiç kimse kulak asmaz.
biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
o da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
halk bakacak, görecek, anlayacak,
acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
kim işi oluruna bırakmış,
kim günü gün eden,
kim şarlatan,
kim korkak!
peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
biz o güne kadar, dur durak bilmeden
sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
dağ taş demeden yürüyeceğiz,
gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
sonunda, bütün bu çabalara karşılık
hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
alıp korsa bizi kara toprağa,
bu bile yeter de artar bize.
çağımızın şairlerine - sándor petőfi
hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
sazı bir kere eline almaya göresin,
bir görev yüklendin demektir, bilesin,
çok ağır bir görev, ve belâlı.
geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
bırak elinden o kutsal sazı,
sana burda hiç kimse kulak asmaz.
biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
çok eskilerde bir musa vardı hani,
işte biz o musa gibi yaşamadayız bugün;
tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
o da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.
ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
bir parça dinleneyim, diyen de alçak.
halk bakacak, görecek, anlayacak,
acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
kim işi oluruna bırakmış,
kim günü gün eden,
kim şarlatan,
kim korkak!
peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.
ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
biz o güne kadar, dur durak bilmeden
sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
dağ taş demeden yürüyeceğiz,
gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
sonunda, bütün bu çabalara karşılık
hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.
ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
alıp korsa bizi kara toprağa,
bu bile yeter de artar bize.
çağımızın şairlerine - sándor petőfi
devamını gör...
1810.
açardın,
yalnızlığımda
mavi ve yeşil,
açardın.
tavşan kanı, kınalı - berrak.
yenerdim acıları, kahpelikleri...
gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı
gözlerin hani?
"to be or not to be" değil.
"cogito ergo sum" hiç değil...
asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
durdurulmaz çığı
sonsuz akımı.
içmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?
canımın gizlisinde bir can idin ki
kan değil sevdamız akardı geceye,
sıktıkça cellad,
kemendi...
duymak,
gözlerinde duymak üç - ağaçları
susmak,
gözlerinde susmak,
ustura gibi...
gözlerin hani?
devamını gör...
1811.
"beraber ağlamazsın, sonra, kör dersin, sağır dersin.
bu hissizlikten insanlık hem iğrensin, hem ürpersin!
ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren?
bırak tahsili, evladım, sen ilkin bir haya öğren!"
m. akif ersoy
bu hissizlikten insanlık hem iğrensin, hem ürpersin!
ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren?
bırak tahsili, evladım, sen ilkin bir haya öğren!"
m. akif ersoy
devamını gör...
1812.
bir akşam üstüdür şarabî
bahçeler ve dağlar üzre hükümran
tam dünyayı dolaşmak saatindesin
ay ışığı su içer birazdan.
kızarmış kalçalarını çanlar
alabildiğine vurur
manşetlerde kilometre kilometre yalan
sallanır durur.
sen çocuk tulumunda
matbaa mürekkebi
rüsva olmuş ellerin emeği
alıp götürmüşler dost dediğini
almış rüzgârlar içini.
ümide benzer
sevdaya
soğuk bir namludur
kör ve pusuda
ense kökünde zulüm
ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
burnun dibine
hürriyet.
seviyorsun mümkün
aranızda kurşun
yasak bölge var
sen genç
sevdan ölünecek kadar güzel
kanunu yapanlar ihtiyar.
devamını gör...
1813.
konuşma
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
ülkü tamer
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
ülkü tamer
devamını gör...
1814.
bana bir şeyler yaz
bir mektup, bir şiir, bir cümle..
biraz kurtar beni !
biraz beklet,
biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi.
tükendiğim yerden, doğur beni.
çok hastayım.
bir mektup, bir şiir, bir cümle..
biraz kurtar beni !
biraz beklet,
biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi.
tükendiğim yerden, doğur beni.
çok hastayım.
devamını gör...
1815.
yine gittin o karanlık odaya
karanlık uykularına.
sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
bir bakardım eğilmiş su içiyor
gamzelerinden kuşlar.
bir bakardım gözlerinde
güneşli ve sıcak iki hurma.
bir bakardım hayata dikleniyor
diktiğin horoz ibikleri saksılarda.
biriciğim, kardeşim ne oldu sana?
karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya
acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara
bir balığın uykusunu düşlerdim
karanlık sularda kaybettiği rüyaları,
sigaramdan kopup giden iki kıvılcım
merak ederdim ne konuşurlar aralarında?
sen beni hep merak ederdin,
sen beni hep yemeğe beklerdin,
seni sıcacık evimizde bulduğumda
iki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu
balığın karanlık uykusuyla.
bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki
dilimin ucuna.
karanlık uykularına.
sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
bir bakardım eğilmiş su içiyor
gamzelerinden kuşlar.
bir bakardım gözlerinde
güneşli ve sıcak iki hurma.
bir bakardım hayata dikleniyor
diktiğin horoz ibikleri saksılarda.
biriciğim, kardeşim ne oldu sana?
karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya
acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara
bir balığın uykusunu düşlerdim
karanlık sularda kaybettiği rüyaları,
sigaramdan kopup giden iki kıvılcım
merak ederdim ne konuşurlar aralarında?
sen beni hep merak ederdin,
sen beni hep yemeğe beklerdin,
seni sıcacık evimizde bulduğumda
iki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu
balığın karanlık uykusuyla.
bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki
dilimin ucuna.
devamını gör...
1816.
bütün güzel kadınlar zannettiler ki
aşk üzerine yazdığım her şiir
kendileri için yazılmıştır.
bense daima üzüntüsünü çektim
onları iş olsun diye yazdığımı
bilmenin.
orhan veli
aşk üzerine yazdığım her şiir
kendileri için yazılmıştır.
bense daima üzüntüsünü çektim
onları iş olsun diye yazdığımı
bilmenin.
orhan veli
devamını gör...
1817.
yeşil pencerenden bir gül at bana,
ışıklarla dolsun kalbimin içi.
geldim işte mevsim gibi kapına
gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
ben aşkımla bahar getirdim sana;
tozlu yollarından geçtiğim uzak
iklimden şarkılar getirdim sana.
şeffaf damlalarla titreyen, ağır
koncanın altında bükülmüş her sak.
seninçin dallardan süzülen ıtır,
seninçin karanfil, yasemin zambak...
bir kuş sesi gelir dudaklarından;
gözlerin, gönlümde açan nergisler.
düşen öpüşlerdir dudaklarından
mor akasyalarda ürperen seher.
pencerenden bir gül attığın zaman
ışıkla dolacak kalbimin içi.
geçiyorum mevsim gibi kapından
gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
devamını gör...
1818.
harbiden tekrar karanlık çöktü yeryüzüne
kapandı yeryüzündeki tüm ışıklar birer birer
gece tüm gizemiyle, güzelliğiyle geldi tekrar
saklı gecede tüm gerçekler bütün çıplaklığıyla
çık gel sende artık gece de bir ay gibi
parla ve aydınlat gecenin gizemini
ormancı...
kapandı yeryüzündeki tüm ışıklar birer birer
gece tüm gizemiyle, güzelliğiyle geldi tekrar
saklı gecede tüm gerçekler bütün çıplaklığıyla
çık gel sende artık gece de bir ay gibi
parla ve aydınlat gecenin gizemini
ormancı...
devamını gör...
1819.
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirim
bir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle
süsler. bir damın üstüne oturturum
süsler. damımın üstüne oturturum
-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
abimin acıyla yontulmuş yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana
-çocuğum üşütme yüreğini
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen
ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan
korkarım
mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annem de yoksa yanımda
mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım
-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana
yalnızım. bunu hep söylüyorum
yalnızım. bunu hep söylüyorum
geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kız
yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız
-ana bana bir hal oldu. hep böyle titriyorum
ana çok üşüyorum, ıhlamur ısıt bana
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta
ey insanlar
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorum
cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir
-hü'yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
size bir gün mutlaka hü'yü anlatmalıyım
geceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir
korkma yavrum
ne gece ne geceler senin
suçsuz mızıkçılığını küçültemez
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini
güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
dayayıp sırtını gecenin duvarına
bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta
ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat
boris karlof kadar masum yüzümü
karanlığınla frenkeştaynla
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
çünkü o bağışlar yargıçlarını
kendi yasalarını kuramıyan yargıçlarını
ey gecede unutulmuşluğumun suçluları
ey yanlışlığımın yanlış yargılayıcıları
suçum: nefreti öksüz bırakmak
savunmam: sevgimi yüceltmek içindir
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
büyükleri sayarım küçükleri severim
çocukları incitmeden severim. kadını öpmesini
bilirim
sizi de sizi de öpmesini bilirim
-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü
kural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğaüstüm yanlışlığım
aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesin
kalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğim
elbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım
ve bir gün elbette yıldızları sayacağım
-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum.
arkadaş zekai özger.
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirim
bir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle
süsler. bir damın üstüne oturturum
süsler. damımın üstüne oturturum
-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
abimin acıyla yontulmuş yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana
-çocuğum üşütme yüreğini
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen
ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan
korkarım
mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annem de yoksa yanımda
mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım
-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana
yalnızım. bunu hep söylüyorum
yalnızım. bunu hep söylüyorum
geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kız
yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız
-ana bana bir hal oldu. hep böyle titriyorum
ana çok üşüyorum, ıhlamur ısıt bana
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta
ey insanlar
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorum
cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir
-hü'yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
size bir gün mutlaka hü'yü anlatmalıyım
geceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir
korkma yavrum
ne gece ne geceler senin
suçsuz mızıkçılığını küçültemez
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini
güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
dayayıp sırtını gecenin duvarına
bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta
ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat
boris karlof kadar masum yüzümü
karanlığınla frenkeştaynla
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
çünkü o bağışlar yargıçlarını
kendi yasalarını kuramıyan yargıçlarını
ey gecede unutulmuşluğumun suçluları
ey yanlışlığımın yanlış yargılayıcıları
suçum: nefreti öksüz bırakmak
savunmam: sevgimi yüceltmek içindir
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
büyükleri sayarım küçükleri severim
çocukları incitmeden severim. kadını öpmesini
bilirim
sizi de sizi de öpmesini bilirim
-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü
kural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğaüstüm yanlışlığım
aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesin
kalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğim
elbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım
ve bir gün elbette yıldızları sayacağım
-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum.
arkadaş zekai özger.
devamını gör...
1820.
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misâli?
neylersin alışkanlık,
için kan ağlarken yüzün güler,
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
nazım hikmet - ağlamak meselesi
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misâli?
neylersin alışkanlık,
için kan ağlarken yüzün güler,
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?
nazım hikmet - ağlamak meselesi
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158