2981.
“bir serçenin göğsüne nişan almıştım ki
sana aşık oldum.
serçe omzuma kondu
ve ben mahir bir avcı oldum
ondan sonra
asla bir kuşu avlamaya çıkmadım
ne zaman özlesem şarkı söyledim
kuş gelir, kuş konar
kuşu koklarım
kuşu öperim ve özgür bırakırım”
devamını gör...
2982.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.

ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...

can yücel
devamını gör...
2983.
geceye şiir, şarkı falan bırakasım yok... geceye hiçbir şey bırakasım yok. hatta mümkünse gece bana uykuyu bıraksın uyumak istiyorum. *
devamını gör...
2984.
gülüp eğlenmeliydim. su gibi akmalıydım şu yaşımda. oysa ağır ağır düşünüyorum geleceği . kaç gecem daha böyle uykusuz geçecek . beni felaketler değil düşünmek mahvedecek .
devamını gör...
2985.
yıllar var ben hangi kapıyı çalsam
yalnızlık, yalnızlık, sonu yalnızlık
ne zaman nerede birini sevsem
ayrılık, ayrılık, sonu ayrılık

en güzel yıllarım geçti hasretle
bir tebessüm bile geldi zahmetle
kime sarıldıysam binbir ümitle
pişmanlık, pişmanlık, sonu pişmanlık

hayatım bir gurbet yolcusu gibi
varlığım dertlerin borçlusu gibi
yarınım bir zindan suçlusu gibi
karanlık, karanlık, sonu karanlık...

ahmet selçuk ilkan
devamını gör...
2986.
"ey gönül, gidenden ümidini kes
kaçan bir hayale benziyor herkes
sanki kulağıma gaipten bir ses
buluşmalar kaldı mahşere, diyor."
devamını gör...
2987.
"içlenme tabiattaki yekpare kederden,
yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler... "

(bkz: faruk nafiz çamlıbel)
devamını gör...
2988.
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
devamını gör...
2989.
öyle çok konuşuyorlar ki...bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? yerini bulur mu gerçekten? sözü
yasaklamalı ömür hanım yasaklamalı...
şükrü erbaş
devamını gör...
2990.
sende gördüğümü görecekler diye,
ödüm kopuyor...
hep aklıma geliyorsun,
bak gördün mü?
senin de gidecek,
başka bir yerin yok...
devamını gör...
2991.
-dünyanın en tuhaf mahluku-
akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
(bkz: nazım hikmet)
devamını gör...
2992.

kaybettiğin yerde bekleme
kaybettiğin yerde bekleme, güçsüzler öyle yapar.
sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
kapanan kapıyı acizler çalar.
unutma ki bu aşağılık dünyadasın;
kötülüğü baş tacı edip iyiliği çılgınlık sayan dünyada.
şunu iyi bil ki; şeytan da kutsal kitaplardan örnekler verebilir.
ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada…
her düşünceni dile getirme,
sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
samimi ol fakat basit davranma.
huzur ancak gökyüzünde vardır…
biz ise yeryüzündeyiz.
utan ey çağ! soylu insan yetiştiremez oldun.
arama boşuna bulunmak istemeyeni.
insanlar göründükleri gibi olmalıdır,
eğer değillerse…
hiç görünmesinler daha iyi.
kader mi aşkı kovalar, yoksa aşk mı kaderi?
kimseler çözemedi bu bilmeceyi…
hoşça kal, değerin çok yüksek,
tutamam seni…
sen ancak görenleri seversin, bense körüm…
sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle…
ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle.
öğret bana nasıl unutulur düşünmek?
oysa benim ruhumda savaş var.
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.
boğ kendini yüreğim; dilimi tutmam gerek…
william shakespeare
devamını gör...
2993.
sen ela gözlerinde yeşil hareler
sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan
hasretimsin...

nazım hikmet ran
devamını gör...
2994.
“nice sultanları tahtan indirdi
nicesinin gül benzini soldurdu
niceleri gelmez yola geldirdi
bir ayrılık bir yoksulluk bir de ölüm..”
>karacaoğlan
devamını gör...
2995.
roses are red, violets are blue
ı don't sleep at night cause ı'm thinking of you..
devamını gör...
2996.
bilakis onca sınırın, onca yalçın duvarın
oldukça itici kapısı aniden açılır,
ancak sabık kayanın muradıdır yarın!
her nefer kolay ve densiz alınır:
buluttan, sisten, sağanaktan yalın
alır bizi, kendisiyle, zan onunla aşılır,
hoş tanırsınız, alçak uçar tüm kuşaklarda-
bir kanatlanma- ve çağlar arkamızda!
devamını gör...
2997.
seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi

geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

ağır posta paketini neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi

istanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan bir şeyler gibi

seviyorum seni
yaşıyoruz çok şükür der gibi.

nazım hikmet
devamını gör...
2998.

arada böyle şiirler lazım.
devamını gör...
2999.
(link: open.spotify.com/track/50RK...)

"hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana
pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı.
istanbul’u evlat edinsem
benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi
yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak."
devamını gör...
3000.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

ağlamak için gözden yaş mı akmalı? dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? sevmek için güzele mi bakmalı? çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? hırsızlık; para, malmı çalmaktır? saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
victor hugo
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim