geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2781.
ismet özel/ amentü.
devamını gör...
2782.
memnuniyet
benden zarar gelmez
kovanındaki arıya
yuvasındaki kuşa;
ben kendi halimde yaşarım
şapkamın altında.
sebepsiz gülüşüm caddelerde
memnuniyetimden;
ve bu çılgınlık delicesine
içimden geliyor.
dilsiz değilim susamam
öyle ölüler gibi
bu güzel dünyanın ortasında
rüştü onur
(yeni zonguldak, sayı 34, 23.09.1942)
benden zarar gelmez
kovanındaki arıya
yuvasındaki kuşa;
ben kendi halimde yaşarım
şapkamın altında.
sebepsiz gülüşüm caddelerde
memnuniyetimden;
ve bu çılgınlık delicesine
içimden geliyor.
dilsiz değilim susamam
öyle ölüler gibi
bu güzel dünyanın ortasında
rüştü onur
(yeni zonguldak, sayı 34, 23.09.1942)
devamını gör...
2783.
bilemezsin sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı
hiçbir şey içime sinmedi
altın madenine altın sunmanın ne anlamı var
ya da okyanusa su
kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok
çünkü sen zaten bunlara sahipsin
o yüzden sana bir ayna getirdim
kendine bak ve beni hatırla
devamını gör...
2784.
ismet özel/ amentü.
devamını gör...
2785.
uzun uzun yazmayacağım çünkü bu gece tek bir cümlede takılı kaldım: "ben sana mecburum sen yoksun..."
devamını gör...
2786.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
aşklarım, inançlarım işgal altındadır
tabutumun üstünde zar atıyorlar
cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır
toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar
denize yaklaşınca kumlar ve çakıltaşları
geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında.
ve rüzgftr buruşturuyor polis raporlarını
kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar
bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden
çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar
denizin satırları arasında.
gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin
küfre yaklaştıkça inancım artıyor.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçiarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.
kanla kirlenmiş evrak, ismet özel.
devamını gör...
2787.
2788.
2789.
2790.
2791.
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık...
itten aç,
yılandan çıplak,
vurgun ve bela
gelip durmuşsam kapına
var mı ki doymazlığım?
ille de ille
sevmelerim,
sevmelerim gibisi?
oturmuş yazıcılar
fermanım yazar
n'olur gel,
ay karanlık...
dört yanım puşt zulası,
dost yüzlü,
dost gülücüklü
cıgaramdan yanar.
alnım öperler,
suskun, hayın, çıyansı.
dört yanım puşt zulası,
dönerim dönerim çıkmaz.
en leylim gecede ölesim tutmuş,
etme gel,
ay karanlık...
ahmed arif
devamını gör...
2792.
her gün böyle gelip dünyadaki yerini alıyor.
’zor olan, diyor, şiirin hayatını yaşamaktır.
yazmak sonra gelir hep.’ bir bardak su ister
gibi kolay çıkıyor bu sözler ağzından.
kendiyle daha bir içli olmak için sonra
her zamanki eski koltuğuna gidip oturuyor.
göz göze geliyor ağaçlarla denizle gökle. bir top
karanfilde gezdiriyor ellerini. burnuna götürüyor.
sesleri dinliyor sonra. iyi akşamlar diyen
yoldan geçen bir sesi. gürültülerle inen sabahı.
sessiz otları. düşen günü.
sesleri.
böyle bütün gün sesleri dinleyip
çekiliyor sonra,
dünyadaki yerine.
ilhan berk
devamını gör...
2793.
2794.
seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her bulutlandığında. nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep.
sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde. sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine. gökkuşağının altından geçen çocukların şımarıklığıydı, kâküllerini her araladığımda gövdemdeki ürperti. ağzımdaki meneviş sendin insanlara şiirler okurken...*
devamını gör...
2795.
ben seni düşünüyorum seni
hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
kalbim diyorum kalbim
daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
aşkı anılar besliyor düşler kadar
bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
sevgi eskidikçe sevgi.
: cemal süreya
devamını gör...
2796.
yıldızlarının olduğunu
güneşin battığında mı anlayacaksın
kanatlarının olduğunu
uçurumdan düşerken mi fark edeceksin
şimdi söyle bana
on yaşına kadar hayatların iadesi olsa
kaç tane çocuk büyürdü
devamını gör...
2797.
seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere
dalacaksın…
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır
harcayacaksın…
seni yaşayacağım, anlatılmaz
yaşayacağım gözlerimde
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya
bakacaksın
gözlerimi kapayacağım
anlayacaksın…
seni saklayacağım /özdemir asaf
devamını gör...
2798.
yere bakanlar durağı
soğuksun bana,
ayrı düşen havalarda,
boş esen hayallerde.
aslında çok yabancısın,
dünyalığın güzel olanı...
kim olduğun belli,
bazen keyfine göre bedenini satan,
ki ahlâk arka cebinde,
bir sigaralık ömrün var hâlbuki,
dünyalığın sefil olanı...
ruhum sıkılıyor acısından,
kalbim sıkışıyor yarasından.
kaçıp göçeceğim var amansız,
kimsenin varmadığı diyarlara,
efsuna girizgâh olan hayallerde...
yabancısı kaldığım dünyanın,
bana fransız kalan gayesi,
şehirlerde boğuyor beni.
bir umudun olmasına sabır kalmamış,
ölüm kokar her yanım...
şimdi ölecek sessizlik,
yavan olacak sözler.
yalancı kalır düşler,
kurulan yabancı niyetler,
çırılçıplak kaldı bana...
sıkışmak var birde "sıkışmak",
şimdi uyusam düşünceler mi rahat koyar?
şimdi aransam şehirlerce,
akıl susmazsa,
nerenin sözüne?
parçalanıyorum sonra,
darmadağın evrende.
insanlar içinde,
kişiler kişiliğinde,
lâzım olmadığım zamanda...
bana bir yol göstermeli,
neresi olursa.
içinde kaybolacağım,
usulca,
ve bir daha kimse beni aramayacak...
sen bedeni satılık kadın,
kaç kuruşluk dünyada,
yaşamının kara imzası.
çiz altını çizgiyle,
hayatı bulacaksın çantanda...
bunama var güneşte,
ve salâ okuyacak bulutlar.
evet darmadağın oralar,
kimisi keyfe keder,
kahpe kader fizik...
saat 9 itibariyle bir senaryo yazılır,
ınsanların kaderine.
bir ev vardır ki,
pencereleri ışıktan,
ve o içeride katliam vardır...
her şey karışık kurban olduğum,
ve ben artık yorgun.
insanlar vurgun,
dünyanın arkasında, aşağılarında,
bir merdümgiriz karalaması...
aslında insan ne istiyor?
bir telâş içinde mi,
sıkıntı büyük ama.
yüde seksen dört,
belki de kalan vadenin yarısı...
anladığım dilden yaşamalı belki bu yolları,
belki kaçınmalı.
yoğun kulak çınlaması,
arayışgah fikirler,
yaman yaman yangınlar...
çok şey var işte,
ucundan kaçılacak.
bir yol bulunsa,
gayba sığacak,
ne yaşadığımı bilmeden...
aykut barış çelik
soğuksun bana,
ayrı düşen havalarda,
boş esen hayallerde.
aslında çok yabancısın,
dünyalığın güzel olanı...
kim olduğun belli,
bazen keyfine göre bedenini satan,
ki ahlâk arka cebinde,
bir sigaralık ömrün var hâlbuki,
dünyalığın sefil olanı...
ruhum sıkılıyor acısından,
kalbim sıkışıyor yarasından.
kaçıp göçeceğim var amansız,
kimsenin varmadığı diyarlara,
efsuna girizgâh olan hayallerde...
yabancısı kaldığım dünyanın,
bana fransız kalan gayesi,
şehirlerde boğuyor beni.
bir umudun olmasına sabır kalmamış,
ölüm kokar her yanım...
şimdi ölecek sessizlik,
yavan olacak sözler.
yalancı kalır düşler,
kurulan yabancı niyetler,
çırılçıplak kaldı bana...
sıkışmak var birde "sıkışmak",
şimdi uyusam düşünceler mi rahat koyar?
şimdi aransam şehirlerce,
akıl susmazsa,
nerenin sözüne?
parçalanıyorum sonra,
darmadağın evrende.
insanlar içinde,
kişiler kişiliğinde,
lâzım olmadığım zamanda...
bana bir yol göstermeli,
neresi olursa.
içinde kaybolacağım,
usulca,
ve bir daha kimse beni aramayacak...
sen bedeni satılık kadın,
kaç kuruşluk dünyada,
yaşamının kara imzası.
çiz altını çizgiyle,
hayatı bulacaksın çantanda...
bunama var güneşte,
ve salâ okuyacak bulutlar.
evet darmadağın oralar,
kimisi keyfe keder,
kahpe kader fizik...
saat 9 itibariyle bir senaryo yazılır,
ınsanların kaderine.
bir ev vardır ki,
pencereleri ışıktan,
ve o içeride katliam vardır...
her şey karışık kurban olduğum,
ve ben artık yorgun.
insanlar vurgun,
dünyanın arkasında, aşağılarında,
bir merdümgiriz karalaması...
aslında insan ne istiyor?
bir telâş içinde mi,
sıkıntı büyük ama.
yüde seksen dört,
belki de kalan vadenin yarısı...
anladığım dilden yaşamalı belki bu yolları,
belki kaçınmalı.
yoğun kulak çınlaması,
arayışgah fikirler,
yaman yaman yangınlar...
çok şey var işte,
ucundan kaçılacak.
bir yol bulunsa,
gayba sığacak,
ne yaşadığımı bilmeden...
aykut barış çelik
devamını gör...
2799.
''dediler :''cehennemde odun bulunmaz;
yolcu yakacağını kendi götürür!''
anladım ki cennete giden de burdan
gülünü, zambağını kendi götürür!''
''bir mendil çıkardım kutlu eşikte;
yaktım nefesimle tutuşturarak
ses, dedi: mendilden ne istiyorsun?;
şâyet yakacaksan, benliğini yak!''
''sen ki va'dinle, müjdesin ey toprak!
en hakikatli gözdesin toprak!
yatalım, sözleşip koyun koyuna
bilmeyenler ''ölüm'' desin toprak!''
arif nihat asya (''duâlar ve âminler'' şiir kitabından)
yolcu yakacağını kendi götürür!''
anladım ki cennete giden de burdan
gülünü, zambağını kendi götürür!''
''bir mendil çıkardım kutlu eşikte;
yaktım nefesimle tutuşturarak
ses, dedi: mendilden ne istiyorsun?;
şâyet yakacaksan, benliğini yak!''
''sen ki va'dinle, müjdesin ey toprak!
en hakikatli gözdesin toprak!
yatalım, sözleşip koyun koyuna
bilmeyenler ''ölüm'' desin toprak!''
arif nihat asya (''duâlar ve âminler'' şiir kitabından)
devamını gör...
2800.
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162