geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2781.
2782.
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık...
itten aç,
yılandan çıplak,
vurgun ve bela
gelip durmuşsam kapına
var mı ki doymazlığım?
ille de ille
sevmelerim,
sevmelerim gibisi?
oturmuş yazıcılar
fermanım yazar
n'olur gel,
ay karanlık...
dört yanım puşt zulası,
dost yüzlü,
dost gülücüklü
cıgaramdan yanar.
alnım öperler,
suskun, hayın, çıyansı.
dört yanım puşt zulası,
dönerim dönerim çıkmaz.
en leylim gecede ölesim tutmuş,
etme gel,
ay karanlık...
ahmed arif
devamını gör...
2783.
her gün böyle gelip dünyadaki yerini alıyor.
’zor olan, diyor, şiirin hayatını yaşamaktır.
yazmak sonra gelir hep.’ bir bardak su ister
gibi kolay çıkıyor bu sözler ağzından.
kendiyle daha bir içli olmak için sonra
her zamanki eski koltuğuna gidip oturuyor.
göz göze geliyor ağaçlarla denizle gökle. bir top
karanfilde gezdiriyor ellerini. burnuna götürüyor.
sesleri dinliyor sonra. iyi akşamlar diyen
yoldan geçen bir sesi. gürültülerle inen sabahı.
sessiz otları. düşen günü.
sesleri.
böyle bütün gün sesleri dinleyip
çekiliyor sonra,
dünyadaki yerine.
ilhan berk
devamını gör...
2784.
2785.
seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her bulutlandığında. nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep.
sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde. sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine. gökkuşağının altından geçen çocukların şımarıklığıydı, kâküllerini her araladığımda gövdemdeki ürperti. ağzımdaki meneviş sendin insanlara şiirler okurken...*
devamını gör...
2786.
ben seni düşünüyorum seni
hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
kalbim diyorum kalbim
daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
aşkı anılar besliyor düşler kadar
bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
sevgi eskidikçe sevgi.
: cemal süreya
devamını gör...
2787.
yıldızlarının olduğunu
güneşin battığında mı anlayacaksın
kanatlarının olduğunu
uçurumdan düşerken mi fark edeceksin
şimdi söyle bana
on yaşına kadar hayatların iadesi olsa
kaç tane çocuk büyürdü
devamını gör...
2788.
seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere
dalacaksın…
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır
harcayacaksın…
seni yaşayacağım, anlatılmaz
yaşayacağım gözlerimde
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya
bakacaksın
gözlerimi kapayacağım
anlayacaksın…
seni saklayacağım /özdemir asaf
devamını gör...
2789.
yere bakanlar durağı
soğuksun bana,
ayrı düşen havalarda,
boş esen hayallerde.
aslında çok yabancısın,
dünyalığın güzel olanı...
kim olduğun belli,
bazen keyfine göre bedenini satan,
ki ahlâk arka cebinde,
bir sigaralık ömrün var hâlbuki,
dünyalığın sefil olanı...
ruhum sıkılıyor acısından,
kalbim sıkışıyor yarasından.
kaçıp göçeceğim var amansız,
kimsenin varmadığı diyarlara,
efsuna girizgâh olan hayallerde...
yabancısı kaldığım dünyanın,
bana fransız kalan gayesi,
şehirlerde boğuyor beni.
bir umudun olmasına sabır kalmamış,
ölüm kokar her yanım...
şimdi ölecek sessizlik,
yavan olacak sözler.
yalancı kalır düşler,
kurulan yabancı niyetler,
çırılçıplak kaldı bana...
sıkışmak var birde "sıkışmak",
şimdi uyusam düşünceler mi rahat koyar?
şimdi aransam şehirlerce,
akıl susmazsa,
nerenin sözüne?
parçalanıyorum sonra,
darmadağın evrende.
insanlar içinde,
kişiler kişiliğinde,
lâzım olmadığım zamanda...
bana bir yol göstermeli,
neresi olursa.
içinde kaybolacağım,
usulca,
ve bir daha kimse beni aramayacak...
sen bedeni satılık kadın,
kaç kuruşluk dünyada,
yaşamının kara imzası.
çiz altını çizgiyle,
hayatı bulacaksın çantanda...
bunama var güneşte,
ve salâ okuyacak bulutlar.
evet darmadağın oralar,
kimisi keyfe keder,
kahpe kader fizik...
saat 9 itibariyle bir senaryo yazılır,
ınsanların kaderine.
bir ev vardır ki,
pencereleri ışıktan,
ve o içeride katliam vardır...
her şey karışık kurban olduğum,
ve ben artık yorgun.
insanlar vurgun,
dünyanın arkasında, aşağılarında,
bir merdümgiriz karalaması...
aslında insan ne istiyor?
bir telâş içinde mi,
sıkıntı büyük ama.
yüde seksen dört,
belki de kalan vadenin yarısı...
anladığım dilden yaşamalı belki bu yolları,
belki kaçınmalı.
yoğun kulak çınlaması,
arayışgah fikirler,
yaman yaman yangınlar...
çok şey var işte,
ucundan kaçılacak.
bir yol bulunsa,
gayba sığacak,
ne yaşadığımı bilmeden...
aykut barış çelik
soğuksun bana,
ayrı düşen havalarda,
boş esen hayallerde.
aslında çok yabancısın,
dünyalığın güzel olanı...
kim olduğun belli,
bazen keyfine göre bedenini satan,
ki ahlâk arka cebinde,
bir sigaralık ömrün var hâlbuki,
dünyalığın sefil olanı...
ruhum sıkılıyor acısından,
kalbim sıkışıyor yarasından.
kaçıp göçeceğim var amansız,
kimsenin varmadığı diyarlara,
efsuna girizgâh olan hayallerde...
yabancısı kaldığım dünyanın,
bana fransız kalan gayesi,
şehirlerde boğuyor beni.
bir umudun olmasına sabır kalmamış,
ölüm kokar her yanım...
şimdi ölecek sessizlik,
yavan olacak sözler.
yalancı kalır düşler,
kurulan yabancı niyetler,
çırılçıplak kaldı bana...
sıkışmak var birde "sıkışmak",
şimdi uyusam düşünceler mi rahat koyar?
şimdi aransam şehirlerce,
akıl susmazsa,
nerenin sözüne?
parçalanıyorum sonra,
darmadağın evrende.
insanlar içinde,
kişiler kişiliğinde,
lâzım olmadığım zamanda...
bana bir yol göstermeli,
neresi olursa.
içinde kaybolacağım,
usulca,
ve bir daha kimse beni aramayacak...
sen bedeni satılık kadın,
kaç kuruşluk dünyada,
yaşamının kara imzası.
çiz altını çizgiyle,
hayatı bulacaksın çantanda...
bunama var güneşte,
ve salâ okuyacak bulutlar.
evet darmadağın oralar,
kimisi keyfe keder,
kahpe kader fizik...
saat 9 itibariyle bir senaryo yazılır,
ınsanların kaderine.
bir ev vardır ki,
pencereleri ışıktan,
ve o içeride katliam vardır...
her şey karışık kurban olduğum,
ve ben artık yorgun.
insanlar vurgun,
dünyanın arkasında, aşağılarında,
bir merdümgiriz karalaması...
aslında insan ne istiyor?
bir telâş içinde mi,
sıkıntı büyük ama.
yüde seksen dört,
belki de kalan vadenin yarısı...
anladığım dilden yaşamalı belki bu yolları,
belki kaçınmalı.
yoğun kulak çınlaması,
arayışgah fikirler,
yaman yaman yangınlar...
çok şey var işte,
ucundan kaçılacak.
bir yol bulunsa,
gayba sığacak,
ne yaşadığımı bilmeden...
aykut barış çelik
devamını gör...
2790.
''dediler :''cehennemde odun bulunmaz;
yolcu yakacağını kendi götürür!''
anladım ki cennete giden de burdan
gülünü, zambağını kendi götürür!''
''bir mendil çıkardım kutlu eşikte;
yaktım nefesimle tutuşturarak
ses, dedi: mendilden ne istiyorsun?;
şâyet yakacaksan, benliğini yak!''
''sen ki va'dinle, müjdesin ey toprak!
en hakikatli gözdesin toprak!
yatalım, sözleşip koyun koyuna
bilmeyenler ''ölüm'' desin toprak!''
arif nihat asya (''duâlar ve âminler'' şiir kitabından)
yolcu yakacağını kendi götürür!''
anladım ki cennete giden de burdan
gülünü, zambağını kendi götürür!''
''bir mendil çıkardım kutlu eşikte;
yaktım nefesimle tutuşturarak
ses, dedi: mendilden ne istiyorsun?;
şâyet yakacaksan, benliğini yak!''
''sen ki va'dinle, müjdesin ey toprak!
en hakikatli gözdesin toprak!
yatalım, sözleşip koyun koyuna
bilmeyenler ''ölüm'' desin toprak!''
arif nihat asya (''duâlar ve âminler'' şiir kitabından)
devamını gör...
2791.
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
2792.
dəli könül yıxılsanda sürünmə
can nədir ki yaşanmırsa dirənmə
vahid əziz bir də bədbin görünme
qəlbindəki arzulardan ayıbdır
devamını gör...
2793.
ahmed arif leyla'ya der ki "dünyanın bütün şehirleri onların olsun, tek sana yakın olayım."
devamını gör...
2794.
aynada başka güzelsin,
yatakta başka;
aldırma söz olur diye;
tak takıştır,
sür sürüştür;
inadına gel,
piyasa vakti,
muhallebiciye.
söz olurmuş.
olsun;
dostum değil misin?
yatakta başka;
aldırma söz olur diye;
tak takıştır,
sür sürüştür;
inadına gel,
piyasa vakti,
muhallebiciye.
söz olurmuş.
olsun;
dostum değil misin?
devamını gör...
2795.
değişir yönü rüzgarın
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
bir anı bile kalmamıştır
geceler boyu sevişmelerden
binlerce yıl uzaktadır
binlerce kez dokunduğun ten;
yazabileceğin şiirler
çoktan yazılıp bitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir
avutmaz olur artık
seni bildiğin şarkılar;
boşanır keder zincirlerinden
sular tersin tersin akar;
bir hançer gibi çeksen de sevgini
onu ancak öldürmeye yarar:
uçarı kuşu sevdanın
alıp başını gitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir.
yitik bir ezgisin sadece
tüketilmiş ve düşmüş gözden;
düşlerinde bir çocuk hıçkırır
gece camlara sürtünürken;
çünkü hiç bir kelebek
tek başına yaşamaz sevdasını,
severken hiç bir böcek
hiç bir kuş yalnız değildir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
şiire gazele
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
bir anı bile kalmamıştır
geceler boyu sevişmelerden
binlerce yıl uzaktadır
binlerce kez dokunduğun ten;
yazabileceğin şiirler
çoktan yazılıp bitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir
avutmaz olur artık
seni bildiğin şarkılar;
boşanır keder zincirlerinden
sular tersin tersin akar;
bir hançer gibi çeksen de sevgini
onu ancak öldürmeye yarar:
uçarı kuşu sevdanın
alıp başını gitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir.
yitik bir ezgisin sadece
tüketilmiş ve düşmüş gözden;
düşlerinde bir çocuk hıçkırır
gece camlara sürtünürken;
çünkü hiç bir kelebek
tek başına yaşamaz sevdasını,
severken hiç bir böcek
hiç bir kuş yalnız değildir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
şiire gazele
devamını gör...
2796.
başka bir başlığa da bırakmıştım.
yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-yaşama!
-ya bileydim?
yazar: mıydım
hiç: şiir.
yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-yaşama!
-ya bileydim?
yazar: mıydım
hiç: şiir.
devamını gör...
2797.
memnuniyet
benden zarar gelmez
kovanındaki arıya
yuvasındaki kuşa;
ben kendi halimde yaşarım
şapkamın altında.
sebepsiz gülüşüm caddelerde
memnuniyetimden;
ve bu çılgınlık delicesine
içimden geliyor.
dilsiz değilim susamam
öyle ölüler gibi
bu güzel dünyanın ortasında
rüştü onur
(yeni zonguldak, sayı 34, 23.09.1942)
benden zarar gelmez
kovanındaki arıya
yuvasındaki kuşa;
ben kendi halimde yaşarım
şapkamın altında.
sebepsiz gülüşüm caddelerde
memnuniyetimden;
ve bu çılgınlık delicesine
içimden geliyor.
dilsiz değilim susamam
öyle ölüler gibi
bu güzel dünyanın ortasında
rüştü onur
(yeni zonguldak, sayı 34, 23.09.1942)
devamını gör...
2798.
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.
meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
nazım hikmet ran-tahirle zühre meselesi
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.
meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
nazım hikmet ran-tahirle zühre meselesi
devamını gör...
2799.
işgal altında sığındığım bütün şehirler
enkazlar sırtlıyorum şuncağız omuzlarımla
sırtıma hançer gibi bir çift göz saplanıyor dönüp giderken arkamı
varlığımı kimsenin bulunmadığı bir ihale ile açık arttırmaya çıkarıyorum
var mı talip?
enkazlar sırtlıyorum şuncağız omuzlarımla
sırtıma hançer gibi bir çift göz saplanıyor dönüp giderken arkamı
varlığımı kimsenin bulunmadığı bir ihale ile açık arttırmaya çıkarıyorum
var mı talip?
devamını gör...
2800.
kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
~yahya kemal beyatlı
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
~yahya kemal beyatlı
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167

