1641.
acının miladıyla

acının miladıyla başlayan bir hikayedir bu
yaşayıp gelmişiz ormanlar bir yanarak
her dönemeçte uğultulu uçurumlar
her şafakta uzun uzun kurt ulumaları
ey masalcı
otur şu geyik postuna
ve anlat şimdi bütün bunları
önce yaşadıklarımızı koy ortaya
hatamızı ve sevabımızı anlat
görelim nelere kahretmişiz bunca zaman
nelere göğüs germişiz görelim bir bir
bedeli ödenmiş midir şafağın, bilelim
yaşamak
yeni acılara sürgün etse de bizi
hayatımız göründüğü kadar basit değil
ama anlaşılmaz gibi de değil öyle
çoğunu unuttuk belki şimdiden
belki bitti birtakım bekleyişler
umutlar da bitti bir zaman, sevgiler de
ama unutmayalım
zulüm de biter hayatımızda

ahmet telli
devamını gör...
1642.
not: kendime armağan

"sen değil misin gizli bir kıvılcım gibi
gözbebeklerimde duran
umutsuzlandığım her akşam
senin rüzgârın almıyor mu
uğultulu yorgunluğumu
yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman
ellerimden sımsıkı tutmuyor mu senin
iyimserliğin"

"sen beyaz bir kadınsın
uzaktaki
gözlerin aklımdan çıkmıyor
sen beyaz bir kadınsın
karanlıkları dinleyen
uzaktaktaki"

(bkz: attila ilhan)
devamını gör...
1643.
sen akışkan ayna dertli böcek
çamaşırımda besleyici leke
alınyazımın tek okunaklı yeri
bıçkın sevinç kunt öfke
küçük dilini yutmuş kırmızı soğan
yücegönüllü akasya
havı çıkmış eteklik
hafifçe karnı olan
sen elisürencil
öyle bir laf varsa işte o
dün için özür dilerim
şimdi işten çıktın beşiktaş'tasın
kim istemez mutlu olmayı
mutsuzluğa da var mısın?

cemal süreya
devamını gör...
1644.
gidecek yerimiz kalmamış
dünya bir avuç toprakmış
kimse anlamamış
kimin kapısını çalsam geri çevrildim
hep reddedildim
sokaklarda dayak yedim
bazen sızdım bir köşede
küfürlerle uyandım diğer güne
dünyaya sığamadım
nereye gitsem ayak uyduramadım
deli dediler sustum
dilime gelen lafları tek tek yuttum
kusurluydum
anladım bir ben suçluydum
devamını gör...
1645.
kendi adımı bile çaldım
tutamayacağım sözleri verip kaçtım
boğazıma kadar borca battım
kaç kez kumar masasından sürüklenerek atıldım
işe yaramazın tekiyim
oksijen tüketen bir pisliğim
ellerim kanlı
günahım çok
tanrıyı kızdırdım
annem hep üzdüm
saçlarımda aklar var
kalbimde yanıklar
daima ağlarım
bileklerim hep kanar
pisliğin tekiyim
her şeyi hak ettim
devamını gör...
1646.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1647.

iyilik neye yarar?

1.

iyilik neye yarar,
öldürülürse iyiler çarçabuk,
ya da iyilik görenler?

özgürlük neye yarar,
yaşarsa bir arada
özgürlerle tutsaklar?

akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese,
akıl neye yarar?

2.

iyi insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
iyilik beklenmesin!

özgür insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
kavuşsun özgürlüğe herkes,
özgürlük sevgisi geçersiz olsun!

akıllı insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
akılsızlık zararlı olsun!

bertolt brecht
devamını gör...
1648.
coşku, bir kara ruhunun
gidişidir denize -
evleri geçip -
burunları geçip -
derin sonsuzluk içine -
bizim gibi büyümemiş dağların arasında
gemici anlayabilir mi
karadan öteye o ilk fersahın
tanrısal esrikliğini
devamını gör...
1649.
yalnız kaldığım zamanlarda büyüdüğümü fark ettim.
kimin bende ne kadar olduğunu gördüm.
en zor sınavımı tek başıma atlatmaya çalıştım, ama olduğumdan çok daha sağlam ayağa kalktım.
kimseden medet ummamam gerektiğini anladım.
herkesi nereye ne kadar koymam gerektiğini öğrendim.
devamını gör...
1650.
"susuyor ve bekliyorum: zamanı geldi.
geride benden bir iz kalmayacak
karanlık ve soğuk kuşatacak
benim yorgun ruhumu.
ruhum, ham bir yemiş gibi, özsudan yoksun.
soldu fırtınalarında yazgının
yaşamın kızgın güneşi altında kavruldu." - lermontov (1838)
devamını gör...
1651.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1652.
sana duyduğum öyle bir aidiyet ki
bana bir ömür daha lazım.

-sevgili claudemon.
devamını gör...
1653.
yabancıların en yakınıydın sen

en yakın yabancı sendin,
daha sürülmemişken ışığın biberi yaramıza,
yaslanırken boşlukta duran bir merdivene
henüz.
güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
ilkyaz derken - kışı gözden kaçıran.
yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız
en güçsüz kollarla
çözüldü aşkın zarif ilmeği
bulandı aynalar duruluğu.
çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
olduğunu…

yabancıların en yakınıydın sen !
(bkz: nilgün marmara)
devamını gör...
1654.
sen onu seviyorsun ben seni,
başka bir adam da beni.
sen sevdiğin kadınla başını koyuyorsun yastığa,
ben bir ömür seni tanımayacak yastığımla baş koyuyorum yalnızlığa.
lügatımda inan başka bir kadına ait bir adamı sevmek yoktu,
neyse ki o kadından önce bana aitti uyurken alıp verdiği soluğu.
sen ve ben ölen insanın dirilmesi kadar imkansız,
ah ettiğim sevdiğim, biliyorum seninde bir tarafların hep ıssız.
seni yılmaz erdoğan şiirlerinde yahut incir reçelinde seni sensiz yaşayacağım.
ve unutma biriciğim ölüm gelene kadar milyonlarca insan arasında ben seni bekliyor olacağım...
devamını gör...
1655.
sana yüzme bilmeyen kuşlarımı
ellerinden yeryüzüne düşmekten
yorgun düştüğüm düşlerimi
sensiz hiçbir şeye yaramayan
gülüşlerimi bırakıyorum.
sana belki uğrarsın diye
açılmış bir gönül kafesi,
bir yangının külünü
yeniden yakacak hevesi,
başka birine 'sensiz yaşamam' demek
için benden aldığın nefesi bırakıyorum.
sana affetmekten asla
vazgeçemediğim suçlarımı,
seninle buluşmak için
gidemediğim beşiktaş maçlarını
ve intiharımın ipuçlarını bırakıyorum.
ben sana ezberlediğim şiirin
ardından kalan son iki cümle,
sana istikbalim kadar uykusuz
karanlık ve biçare bir gece,
isminden bile güzel
gözlerine kurduğum iki hece,
yakışıklı prensin seni öpmesine
kıyamadığım 6 cüce bırakıyorum.
ben sana düşen her yaprağa sela okuyan
aşkların ve şarkıların sözlerini,
belki ağlayasın gelirse diye
hülya avşar'ın mavi gözlerini,
ben sana baharı bekleyen
kumruların güzlerini bırakıyorum..
yani ben sana her şeyimi bırakıyorum..*
devamını gör...
1656.
aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin
devamını gör...
1657.
seni bulmaktan önce aramak isterim.
seni sevmekten önce anlamak isterim.
seni bir yaşam boyu bitirmek değilde sana hep hep yeniden başlamak isterim..

özdemir asaf
devamını gör...
1658.

boşuna
sen yoksun.........
boşuna yağıyor yağmur...
birlikte ıslanmayacağız ki.....
boşuna bu nehir......
çırpınıp pırpırlanması.....
kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
uzar uzar gider..
boşuna yorulur yollar..
birlikte yürüyemiyeceğizki..
özlemlerde ayrılıklar da boşuna
öyle uzaklardayız..
birlikte ağlayamayacağız ki
seviyorum seni boşuna..
boşuna yaşıyorum
yaşamı bölüşemiyeceğiz ki ...
devamını gör...
1659.
"indiğim yerde beni bir bekleyen yok
indiğim yerde biçilmiş ot gibiyim
puslu, çapraşık, koklanmamış
ihmalkâr gözle okunmuş bir kitap
bîtab bir gözle okunmayı tercih ederdim”
ismet özel
devamını gör...
1660.
yolda yürüyorum.
kaldırımda çok derin bir çukur var.
düşüyorum.
kayboldum… çaresizim…
bu benim hatam değil.
dışarı çıkmak için yolumu bulmak çok zamanımı alıyor.

aynı yolda yürüyorum.
kaldırımda çok derin bir çukur var.
sanırım onu görmüyorum.
yine düşüyorum.
aynı yerde olduğuma inanamıyorum.
ama bu benim hatam değil.
dışarı çıkabilmek yine çok zamanımı alıyor.

aynı yolda yürüyorum.
kaldırımda çok derin bir çukur var.
orada olduğunu görüyorum.
yine de düşüyorum… bu bir alışkanlık…
gözlerim açık.
nerede olduğumu biliyorum.
bu benim hatam.
hemen dışarı çıkıyorum.

aynı yolda yürüyorum.
kaldırımda derin bir çukur var.
etrafından yürüyorum.

başka bir yoldan yürüyorum.

(yürüdüğüm yolda bir çukur var - portia nelson)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim