3141.
attila ilhan - barakmuslu mezarlığı

kuş uçmaz kervan geçmez, karanlık tuttu yolları,
gözün gönlün kararmış, sen nasıl gecesin hey gidi,
buğdaysız, çavdarsız kara ekmeğe benzersin.
yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler?

kalbin neden durmuş rüzgarı kesilmiş değirmen gibi?
suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları,
barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için.
barakmuslu mezarlığı'nda seyran seyran ölüler,
kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları,
gözün gönlün kararmış, sen nasıl gecesin hey gidi.

ben ne inim, ne cinim, ben bir garip ademim.
barakmuslu köyü'nden selâmsız oğlu bekir,
yıkılası hanede sekiz boğaz avcuma bakar,
ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir,
benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir.

ben ne inim, ne cinim, ben bir garip ademim.
nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var,
dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar.
söyleyin dağlar-taşlar, ben selâmsız oğlu bekir,
iki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim,
yıkılası hanede sekiz boğaz avcuma bakar.

gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir,
barakmuslu mezarlığı'nda seyran seyran ölüler,
bir giden bir daha dönmez, gitti gider.
sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış,
sen hasretli şâkir, mapuslarda ölen şâkir,
evlâdım kadir, nasıldı o, seni dağda mı vurdular?
ya hüsne gelin, yar yoluna serden geçmiş,
fâdime'm, sıtmalar girdi kanına, fâdime'm.
barakmuslu mezarlığı cümlenize mekân oldu,
barakmuslu mezarlığı'nda koyun koyuna girdiler,
bir giden bir daha dönmez, gitti gider.

barakmuslu mezarlığı cümlenize mekân oldu,
iki elim kızıl kanda selâmsız oğlu bekir'im,
hem babam, hem dedem yâdellerde kurban oldu,
herkesin kökü toprakta, bir ben köksüz gibiyim.
şavkın yok, ateşin yok, sen nasıl gecesin hey gidi,
gözün gönlün kararmış, tadın tuzun kalmamış,
yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler?

ben ne inim, ne cinim, selâmsız oğlu bekir'im.
benim babam, benim dedem yâdellerde öldüler,
bir giden bir daha dönmez, gitti gider..

neylersin oğlum bekir, bak işte ben dedenim,
benim mezarım yoktur, dardanos şehitlerindenim,
kül oldu yirmi-üç baharım kıvırcık bir mart günü,
başımı ayrı gömdüler, gövdemi ayrı gömdüler.
ya gâzi ya şehid diye geldik, şehid olduk.
iki gözümle gördüm topların ölüm tükürdüğünü,
tövbeler olsun, göklerin veremli gibi öksürdüğünü.
neylersin oğlum bekir, şehitlik alın yazısı,
benim dedemin de tarablus'tan geldi künyesi.
biraderim ismail vurulmuş, akar kanları,
ah şipka'nın balkanları, ah şipka'nın balkanları.
ninen köyde uyudu, biz gâzâ'da uyuduk,
kırıldı kanadımız, kaldık çöllerde,
ya gâzi ya şehid diye geldik, şehid olduk

ben sakarya'da bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim,
sakarya ığranıp gider, ben sakarya'yı beklerim.
selâmsız duran çavuş barakmuslu'dan
ah başıma gelenler, yapraklarım gözlerim.
ben sakarya'da bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim,
benim mezarım yoktur, ben üçüncü taburdan,
bir kahbenin kurşunu geldi, gelip ciğerimi deldi,
at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
ben öldüm, selâmsız çavuştan bir garib kavak kaldı.
telli kavak, telli kavak, ne uzarsın boyuna,
suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları.
söğüt yaprağı narin, gözlerim yanıyor, gözlerim,
kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları,
ben ne inim, ne cinim, siz kimsiniz kimsiniz
derviş gibi nerden gelip böyle nereye gittiniz?
barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için,
benim dedem, benim babam yâdellerde öldüler,
yüreğimi zehir ettin sen nasıl gecesin hey gidi,
kapkara, gözü yaşlı mezar taşına benzersin,
yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler?


ben ne inim, ne cinim, selâmsız oğlu bekirim,
yâdelde ölmek istemem, dedem gibi, babam gibi,
iki elim kızıl kanda, sekiz boğaz avcuma bakar,
ağlar mı şipka'nın balkanları, ben ağlarım,
babam duran çavuş'tan, kavak ağacından dilerim,
telli kavak, amanın telli kavak derdime bir çâre,
yüreğimde bir yılan çöreklenmiş yatar,
barakmuslu köyündenim, selâmsız oğlu bekir'im
ben bu köyde doğmuşum, bu köyde ölmek isterim."
devamını gör...
3142.
öndeyiş

bedenim üşür, yüreğim sızlar.
ah kavaklar, kavaklar

beni hoyrat bir makasla
eski bir fotoğraftan oydular.

orda kaldı yanağımın yarısı,
kendini boşlukla tamamlar.

omuzumda bir kesik el,
ki durmadan kanar.

ah kavaklar, kavaklar
acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.

metin altıok
devamını gör...
3143.
nurullah genc, “beni yakisina”

o esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
sahile vurdu kalbim, su yandı, kum da yandı
bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı
yurdundan mahrum edip dolaştırdın cem gibi
ruhumla söndü alev, sonra ruhum da yandı
kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut
bülbülün küllerine konan puhum da yandı
böylesi bir yangını görmedi nemrut bile
kaktüsün gölgesinde nazlı âhum da yandı
âhımdır zannederdim en belalı kıvılcım
kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı
bir damla su ver bana ey çöl! bari sen küsme
kalmadı hiçbir şeyim bak, günahım da yandı
yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
ülkem yıkıldı heyhat!
ordugâhım da yandı
köleleri her akşam duman kıldı gözlerin
başıma tâc ettiğim padişahım da yandı
ilk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
renklerim siyâh oldu ve siyâhım da yandı

o'ndan başka ne varsa yandı
yandık sen ve ben
o'nu göreyim diye, kıblegâhım da yandı
devamını gör...
3144.
okyanus

evrenin sonsuzluğunda kaybolmuyorsak eğer,
evrenin sonsuz olmamasındandır.
en az bir kez doğrulukla kesişmişse yolumuz eğer,
onsuz değerli biri olmamamızdandır.

alemlerin ufkunda bizi bekleyen biri var.
doğruluk olmazsa nasıl ulaşırız ona?
insan, ırmak gibi oradan oraya akar,
kavuşmak için sonsuz ışıktan okyanusa.
devamını gör...
3145.
gün gelir...
hırsızlar zengin...
metresler eş...
serseriler adam olur...
odundan kapı, taştan saray olur...

gün gelir...
kezbanlar destan...
onları destan yapanlar mestan olur...

gün gelir...
çivisi çıkar dünyanın...

konuşamayanlar hatip...
şifa veremeyenler tabip...
yazamayanlar kâtip olur...

ama yine öyle bir gün gelir ki...
işler ters döner
aldatan, bir gün sadakat için...
çalan, bir gün adalet için...
döven, bir gün şefkat için yalvarır...

‘piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur....
şâha da fazla güvenme…
gün gelir mat olur.

insan yaratıcısına bile nankör iken
sana vefalı mı olur?

oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...

bahar biter kış olur.
gün biter gece olur.
söz biter sükût olur.

zenginlerde metelik,
güzellerde cemâl,
güçlülerde kuvvet kalmaz olur...

hayaller kaybolur...
ümitler yok olur...

hayat bazen
boş olur, saçma olur,
çekilmez olur, yalan olur...

gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur...

ve
öyle bir gün gelir ki:
hayat biter son olur...
gün artık gelmez olur...

-ömer hayyam
devamını gör...
3146.
eski usul sev beni..!
alışamadım yeni sevmelere.
bir anda alevlenip sönmelere,
aşk uğruna her şeyi mübah görmelere.
sen eski usul sev beni;
elimden önce yüreğime dokun,
uykularıma, şiirlerime dokun.
ne bileyim?
"fikrinin ince gülü" et meselâ.
devamını gör...
3147.
kıyam et

bil ki mutlak hayır yeri burası değil.
asıl hayır kıyamette.
sen sadece tanrı'nın huzurunda eğil,
firavunun karşısında kıyam et de.
devamını gör...
3148.
“benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
”

ruknettin’in kalbi için kehanetler
kemal sayar
devamını gör...
3149.
ben böyle seven insanlardan biri oldum hep.
emin olduğum tek şey kendi sevgimdi.
“ben bana düşeni yaptım, olmazsa yapacak bir şey yok”
deyip gittim hep.
çünkü biraz da öyledir bu sevmek dediğimiz şey.



seni bir kere sevdim
bir daha sevmem, sevmeyeceğim.
öyle bir sevda ki bu;
ne ellere yar olur
ne yüreğime zarar
bir gün gelir unutursun diye korkmam
aklımdan çıkarsın diye ağlamam
seni beklemem özlemem

ben seni sevdim
ister unut, ister hatırla
bana ne?
ben seni sevdim ya
bu bana yeter…
devamını gör...
3150.
bir duvar örsek ortadan ikiye
yalaka, yavşak, hırsız, uğursuz kim varsa
kalsa duvarın öte yüzünde
​yok yok, en iyisi
bir dünya kuralım, duvarları olmayan
çalmaya çırpmaya gerek kalmayan
kırk takla atmadan ayakta duran
​insan yetiştirelim mesela
çiçek sulayan, utanan
bir şiir dizesinde duyguya dalan
kadını, çocuğu kedisini köpeğini
seven koruyan
güçlü karşısında cesurca duran
az şey değil insan...
devamını gör...
3151.

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

hayır sanmayın ki beni unuttular
hâlâ arasıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

yalnızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular şimdi kimbilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

— attila ilhan
devamını gör...
3152.

karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki, yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim
ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim

(bkz: ismet özel)
devamını gör...
3153.
“leylâ, zalım leylâ!
bu, benimki dördüncü. oysaki senden bir tek mektup aldım. o belâlı ve korkunç ilk mektubun, yani 4-1, ben mağlubum...”

ne diyorduk, zalım leyla...
devamını gör...
3154.
gökyüzüne tırmanan merdivenler örersin,
aklında, fırtınaları dindiren büyülü bir ses.
tek bir adımda çatırdar o göksel basamak
gerçeğin ayazı keser nefesini.

kendi kurduğun dünyada hükümdarsın sanırsın,
sınırları çizilmemiş umutlar ülkesinde.
fakat hayatın taş duvarında uyanırsın birden,
yalnızlığın o kaskatı, buz tutmuş gölgesinde.

​savaş başlar karanlıkta, çekilir kılıçlar,
biri hülyalı bir çocuk, diğeri taştan bir dev.
savrulur etrafa narin, kırılgan ahlar,
küllere karışır sığındığın o sonsuz, sıcak ev.

​sessizlik çöker nihayet savaş meydanına,
ne bir kazanan kalır geriye ne dikili bir taş.
hayallerin ile gerçekler çarpıştığında
ölen hep sen olursun,
geride kalan ise; bir masal.

echoes...
devamını gör...
3155.

ben orda, akşamına orospular dadanan
camlarında pis sinekler gezinen, ben orda
eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor
kadınlarda oluyor kadınsız bakışlarla
başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber
ya tanrıya inanır ya da isyana.
*
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim