281.
ağlıyor ve ölüyor. zaman yüzünü eskitemez çünkü yüzü yok!
yok yüzlü palyaçonun giysisi olması gerektiği gibi oysa, kabarık yakalar ve renk renk kareli tulumu.yüzüyorlar, saydam ve ılık suyun içinde, şiddetle. yukarıdan görülüyor bedenleri yarım, belden aşağıları yok. hızla kayıyorlar sıvının içinden, aşağıya vardıklarında kollarıyla tırmanıyorlar kesik bedenlerini yukarı çekerek adamlar...
benle benim aramdaki farkı görebiliyor musun?ölüm, yaşayabilmek için sonsuzca kaçındığımız, ama sözcükleri yaşatabilmek için kucak açtığımız...deniz tepiniyor.akıl hastanesinde gidişat üzerine sorgulamada, hastalardan biri: ’’ hepiniz bir gün buraya geleceksiniz, gelecek, geleceksiniz, gelecekler ’’ demiş.kafka insan vücudundaki karanlığı görmüştü yalnızca, ışığı, aydınlığı gözden kaçırmıştı.çöl rengi elbise giydim.beden kaç atom barındırıyorsa o kadar da anlam ve sembol taşır. hücrelere çok önceden /her zaman/ zaten işlemiş, işlenmiş sözcük ve arzu.
nilgün marmara
devamını gör...
282.
sesinde ne var biliyor musun
bir bahçenin ortası var
mavi ipek kış çiçeği
sigara içmek için
üst kata çıkıyorsun
-cemal süreya
devamını gör...
283.
sen benim hiçbir şeyimsin.
yabancı bir şarkı gibi yarım,
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak...
hiç kimse misin, bilmem ki nesin?
uykumun arasında çağırdığım,
çocukluk sesimle ağlayarak...
-------------------------------atilla ilhan
devamını gör...
284.
yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
işte,bunun için korkuyorum;
beni de sevdiğini söylüyorsun...

william shakespeare
devamını gör...
285.
niye bu kadar geç tanıştık diye sorgularken,
tanıdığına pişman olmak
devamını gör...
286.
"kim bilir, belki de biz
tanrısıyız en olunmaz şeylerin."
(bkz: edip cansever)
devamını gör...
287.
kimseye demeden,
kimseye değmeden,
kimseden olmadan,
kimseden ummadan,
kimsenin saçına ak, sırtına yük,
kalbine iz olmadan gitsem şu dünyadan.
devamını gör...
288.
dağlarda bir çin lokantasıydık senle ben
müşterisiz
mütemadiyen ağlamaklı
için için eğlenceli
temiz...
çevresinde çizgifilm hayvanlarının oynaştığı
bir çin lokantasıydık dağlarda senle ben
bir tahta masa, iki iskemleyle sınırlıydı ülkemiz!

küçük iskender...
devamını gör...
289.
değişir rüzgarın yönü,
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi,
boşuna bir liman arar.
gülüşü bir yabancının,
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir,
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına
aşk iki kişiliktir.
devamını gör...
290.
ben gülüşüne öldüm
o ölüşüme güldü
farklıydık işte...
(özdemir asaf)
devamını gör...
291.
ve güz geldi ömür hanım.
dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul.
insanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. yağmur ha yağdı ha yağacak.
incecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı..
ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım?

...
dünya bir testidir, de, ömür hanım, ömür bir su.. sızar iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir yudum mutluluk için.
ve bir gün ölümün balkonundan.. dökülür toprağa el içi kadar bir su.
yerde birkaç damla nem, bir avuç ıslaklık.. ölümü bilerek nasıl yaşar insan, geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün acıların anasıdır, de.

şükrü erbaş - ömür hanımla güz konuşmaları
devamını gör...
292.
dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
(bkz: yahya kemal beyatlı)
devamını gör...
293.

açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan
ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sahili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı
hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek aşkımız

(bkz: attila ilhan)
devamını gör...
294.
"denize yakın mağaralarda
bir susuzluk duyarsın, bir aşk,
bir coşku
deniz kabukları gibi sert
alır avucuna tutabilirsin.

denize yakın mağaralarda
günlerce gözlerinin içine baktım,
ne ben seni tanıdım ne de sen beni."

yorgo seferis
devamını gör...
295.
bedava yaşıyoruz, bedava;
hava bedava, bulut bedava;
dere tepe bedava;
yağmur çamur bedava;
otomobillerin dışı,
sinemaların kapısı,
camekanlar bedava;
peynir ekmek değil ama
acı su bedava;
kelle fiyatına hürriyet,
esirlik bedava;
bedava yaşıyoruz, bedava.

-orhan veli kanık
devamını gör...
296.
"herkesin
bir umudu vardır,
bir savaşı,
bir kaybedişi,
bir acısı,
bir yalnızlığı,
bir hüznü…
çünkü herkesin bir gideni vardır,
içinden bir türlü uğurlayamadığı…"
t. u.
devamını gör...
297.
kuşlarla bulutlar

bir hanın mahzeninde bulmuştum, 
bakır bir lâmbanın altında,
el yazması eski bir isagoci,
belki de selçuklu'dan kalma.
her sayfasında şarap lekeleri. 
yazıcısı mı, bir okur mu, bilemem. 
sonuna doğru, gizli bir yerine 
katmıştı şu korkunç sözleri:

«gökyüzüdür zarı beynimizin, 
kuşlar, bulutlar gezinir içinde.»

melih cevdet anday
devamını gör...
298.
.............
ne güzeldin, uzayan hep uzayan ellerin vardı
bütün çocukların ağzıyla konuşur gibiydin. gözlerinden bir gül çıkarıp atamasan da; her bakışın bir gül dolgunluğuyla açardı.. bunun için hiç uçurumlara yürümedin, denizleri bilmedin.. duraklarda hep kendini bekledin..
herkesin indiği otobüslere bindin usulca...
ahmet erhan
devamını gör...
299.
duygusuz olmak kadar dünyada lakin derd yok;
öyle salgınmış ki me'lun: kurtulan bir ferd yok!
kendi sağlam... hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin!
işte en korkuncu hüsranın, helakin, haybetin!

- mehmet akif ersoy
devamını gör...
300.
"bütün yaptıklarımdan ve bütün söylediklerimden
kimse anlamaya çalışmasın kim olduğumu
bir engel vardı, bir engel, bütün eylemlerimi
ve baştan aşağı tutumumu değiştiren
hep bir engel vardı tam konuşacağım sıra
susturuverirdi beni
en göze çarpmamış davranışlarımdan
en kapalı sözlerimden, yazdıklarımdan
yalnız onlardan anlaşılabilirim
ama belki de değmez bunca çabaya
bunca dikkate, gerçekte kim olduğumu bulmak,
daha güzel bir toplumda, ilerde
bir başkası tıpkı bana benzeyen
çıkar kuşkusuz, yaşar özgürce."

konstantinos kavafis, yürek yolcularına ithaf olunur
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim