1461.
yaşadığım her şeyden bir ders çıkardım
hiçbirini atmadım, sakladım
kimini zihnimde
kimini fikrimde
kimini de yüreğimde…

-mehmet deveci-
devamını gör...
1462.
gün bitti lambayı hazırla
ışık kalmadı girecek odamıza
çek perdeleri sevdiceğim
kanadı kırık bir akşam
zonkluyor durmadan dışarda.

sen bugünden yarına
birazcık umut sakla

yarın farklıdır bugünden
adı değişir hiç olmazsa,
kara bir suyu
geçiyoruz şimdilerde
basarak yosunlu taşlara.

sen bugünden yarına
birazcık umut sakla

gün bitti sevdicegim
geriye kalan posa
bu serin güz akşamında
geç otur karşıma sessizce
devam et ördüğün hırkaya
-metin altiok
devamını gör...
1463.
“sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal”
devamını gör...
1464.
akşam güneşi
hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir
okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren
yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur
onun için yaşamak alelade bir lükstür

rüzgara karşı kalem oynatır hayatım
damla damla buyur beyninde bir gül
bir şiirdir ve hiç de kötü değildir
dizeleri birbirine iteleyerek geçer

sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım
genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer
yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır
her hafta sonu annesini görmeye gider

kartpostal görüntüleri ile intihar eder
donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak
altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır
yasaktır elini koynuna sokmak yasaktır

sonuçta bir hayattır, naftalinler kullanır
parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır
sevgilisi yoktur ve artık sevgiside yoktur
radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır...

ahmet erhan
devamını gör...
1465.
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…

belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…

çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp,göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer…
düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer…

rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer…

uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer…

gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden de onlar payını almasaydı eğer…

ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer…

sen gittikten sonra yalnız kalacağım
yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse?

evet sevgili,
kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer….
devamını gör...
1466.
ben tek kişilik geçiyorum ırmaktan

önce dilimden başlamalı bu yangın
önce bir rüzgâr geçmeli gözlerimin önünden
avucumda bir tutam çetrefil acı
uykularımda kaç şahdamar
adımlarımda kaç yalnızlık saydım
gövdemde gezinip durdu
adynı koyamadığım ürperten bir soğuk
sonra ayaklarıma indi
her mevsim yeniden başlayan yangın
sonra ellerimetoprak yollar kaç kişilik
asfaltlar
uçan kuşlar kaç kişilik
denizler
suyu çekilmiş nehirler
anneler kaç kişilik
babalar
omzumda taşıdığım
ölüm kaç kişilikhayatın ıssız yanlarını ayırdım kendime
en çok da akşam üstlerini
su sesi, aklımın yankısında kayboldu
titremesin geçtiğim hiçbir yol
tören mi beni kendimden kaçıran
şölen mi yüzümü sakladığım yergizleyen bir örtü gibi üstümde gökyüzü
sanki yalnız benim korunan ışıktan
bu kadarken yaşadığım her cennet
dünya sanki başımı döndürmüyor hiç
ben tek kişilik geçiyorum ırmaktan
sen ne yaparsan yap

mustafa uçurum
devamını gör...
1467.

caddeden sokaklara doğru sesler elendi,
pencereler kapandı, kapılar sürmelendi.
bir kömür dumanıyle tütsülendi akşamlar,
gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar...
son yolcunun gömüldü yolda son adımları,
bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları.
mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda:
yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda,
yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye,
yollarını bekledim görüneceksin diye.
senin için kandiller tutuştu kendisinden,
resmine sürme çektim kandillerin isinden.
saksıda incilendi yapraklar senin için,
söylendi gelmez diye uzaklar senin için...
saatler saatleri vurdu çelik sesiyle,
saatler son gecemin geçti cenazesiyle,
nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü,
sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...
devamını gör...
1468.
haydi abbas, vakit tamam;
akşam diyordun işte oldu akşam.
kur bakalım çilingir soframızı;
dinsin artık bu kalp ağrısı.
şu ağacın gölgesinde olsun;
tam kenarında havuzun.
aya haber sal çıksın bu gece;
görünsün şöyle gönlümce.
bas kırbacı sihirli seccadeye,
göster hükmettiğini mesafeye
ve zamana.
katıp tozu dumana,
var git,
böyle ferman etti cahit,
al getir ilk sevgiliyi beşiktaş’tan;
yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

(bkz: cahit sıtkı tarancı)
devamını gör...
1469.
sen geldin ve benim deli köşemde durdun
bulutlar geldi ve üstünde durdu
merhametin ta kendisiydi gözlerin
merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
bulutlar geldi altında durduk (sezai karakoç)
devamını gör...
1470.

daha az seviyorum seni..
giderek daha az..
unutur gibi seviyorum..
azala azala..
aramızdaki uzaklığın karanlığında.

geceler kısalıp..
gündüzler uzuyor öyle olunca..
daha az seviyorum seni..
kendini iyileştiren bir yara gibi..
daha az..
ve zamanla

sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
uzak dağ kışlalarında..
görmüyoruz birbirimizi..
usul usul sis iniyor..
kopmuş yollara..
ışığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

artık daha az seviyorum seni..
unutur gibi..ölür gibi daha az..
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini..
kolay değildi..
yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
kaç acı birden imtihan etti beni..
bir tek gece vardır insanın hayatında..
ömür boyu sürer nöbeti..
bu da öyleydi..
iyi ol..
sağ ol..
uzak ol..
ama bir daha görme beni..

gece nöbeti - murathan mungan*
devamını gör...
1471.
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
düşmanımdır ikisi..
sana gelince...
yazıyorsun..
okuyorum..
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
ne yazık!..
ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi...
kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
devamını gör...
1472.
iki şehri var gecenin,
biri gözümde tütüyor,
birinin dumanı üstünde yağmur gibi çöken siste,
bana bu uykusuz şehri niye bıraktın,
göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin!
gözlerini anlıyorum,
henüz bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde

kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?

-haydar ergülen, sis
devamını gör...
1473.
alacakaranlığı yazmak

ağustos'un otuzunda
güvertede güvertenin üzerinde
yaprakların saklandığı küçük nehrin üstünde
saç baş birbirine karışmış ihtiyar hippilerin
ot içip, birbirlerine siktir çektikleri
shakespeare'in diliyle gelişen
o küçük şehirde
akşamın geç vakitlerinde
yazın son günlerinde
geldiğimiz sonda, son yaşlarımızda
oturmuş, cırcır böcekleri korosunu dinliyorum
ve gaklamasını uzaktaki bir karganın
ve bir şiir yazmak istiyorum
geç vakitlerini anlatan ağustos'un
benim altın ağustos'umun
ve tüm yazın

ve sanırım onu yazdım.

hayır henüz değil
işte:

sona eren
rüzgarlı yazın, rüzgarı
usulca
oynaşır
yapraklar arasında, bir sürğ
yaprağın arasında
usul usul
hvanın her zertesinde
toplaşır, akşam
her yanda

ashland, oregon, 2014 ~ normal k. le guin
devamını gör...
1474.
...
chopin'in cenaze marşı çalınıyor
ölüler ayağa kalktı
görüyor musun
şu soldan ikinci benim
senin yüzünden öldüm
şimdi seni getiriyorlar karanlığıma
ağlıyorum
biraz sev beni
gül biraz
yaklaş biraz
seni affediyorum

kuşkonmaz dallarına astım kendimi
sedir ağaçlarına gül yapraklarına
başımı taşlara vurdum
gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı
tanrısal duygular içindeydim
bütün tanrısızlığımdan uzakta
bir kemiklerinin sertliğini aldım
bir teninin aklığını
sonra sıcaklığını dudaklarının
gel bak
sana bir tanrı getirdim
gel bak
bir tanrı yarattım senden

ümit yaşar oğuzcan / sana bir tanrı getirdim
devamını gör...
1475.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1476.
insanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
yaşantımız özlemlerle güzel.
özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
seni özlediğim içindir.
beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
seni özlediğim içindir.
yaşıyorsam; içimde umut varsa,
yine seni özlediğim içindir.
seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!
devamını gör...
1477.
gözlerin ipek yoludur ömrümün
akasya yüklü kervanlar geçer
çan sesleri arasında bir fener
yanar söner yanar söner yanar söner
gözlerin ipek yoludur ömrümün

ahmet erhan
devamını gör...
1478.
aynalar

aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
iste yakalandık, kelepçelendik!
çıktınız umulmaz anda karşıma,
başımın tokmağı indi başıma.

suratımda her suç bir ayrı imza,
benmişim kendime en büyük ceza!
ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
acı, hapsettiğin sefil gölgeme!

nur topu günlerin kanına girdim.
kutsi emaneti yedim, bitirdim.
doğmaz güneşlere bağlandı vade;
dişlerinde, köpek nefsin, irade.

günah, günah, hasad yerinde demet;
merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
gözyaşı döksem, nuh tufanına denk?

çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
bakamam, aynada, aynada vicdan;
beni beklemeyin, o bir hevesti;
gelemem, aynalar yolumu kesti.

necip fazıl kısakürek
devamını gör...
1479.
en sevdiğim şiir, biraz uzun kusura bakmayın.

unutma!
yüreğinde bir ismin imzası var
ve sen onu silemezsin.
söküp atamazsın ne kadar uğraşsan da.
seninle beraber büyür içindeki sızı.
ilk önce onu hissedersin
başkasına dokunduğunda...

unutma!
bir kere sevdin mi, uzun uzun yanarsın.
sitemler, öfkeler birikirken içinde,
sen azalırsın..
dilinde küfür, elinde kadeh eksik olmaz.
günler böyle geçer. alışırsın...

unutma!
sabahlar artık gecikir.
ister sağa dön ister sola,
gözüne uyku değil gidenin hayali gelir.
kendini şiirlere verirsin.
elin sigaraya gider,
her 10 dakika da bir fena zehirlenirsin.

unutma!
bir süre güvenmeyeceksin kimseye.
kendine sığınacaksın.
aşk konuşulduğunda sen susacaksın.
of'larla ah'larla
başlayacaksın her cümleye.
çevrende, senden başka
herkes haksız olacak,
senin haklılığınsa çaresiz gidecek çöpe.

unutma!
bir gün kaldığın yerden başlayacaksın.
biri seni bulacak...
önce korkacaksın
eski acılara yakalanmaktan.
biraz ürkeceksin.
ne kadar dirensen de nafile,
insansın sonuçta; seveceksin...
eski acılara bakıp da küsme sevdalara.
gavura kızıp da oruç bozulmaz.
sök at kafandan 'acaba'ları!
bir kemik, aynı yerden 2 defa kırılmaz.
artık kararmaz gecelerin.
bir daha yaşlar akmaz gözünden.
sabahların gecikmez.
kim bilir ağladığın günlere gülersin?
bir defa öldün ya zamanında,
bir daha ölmezsin...
devamını gör...
1480.
imkansızlıkları yaşamak mıdır sevmek,
yoksa severken imkansız mıdır yaşayabilmek?
zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek,
yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek?
kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek, yoksa gitmekten vazgeçip,sevmek mi gerek?özdemir asaf
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim