301.
çocuk gözleriyle ilkin,
kendi hikayesine ağladığını bilemedi.
şöyle uzanıverdi göğe son defa,
son defa maviyi aradı,
bulamadı...
devamını gör...
302.
şiir bir umutsuzluktur.
elbette bir umutsuzluktur.
niçin mi?
umutsuz olmayan adamlar şiir yazamaz.
umutsuz olmayan adamlar resim yapamaz, mimar olamaz.
yaratıcı olamaz.
çünkü kağıt bir umutsuzluktur.
boş bir kağıt...
tuğlalar, briketler, çimentolar, hepsi umutsuzluktur.
onların içinden bir umudu bulmaktır şiir.
onun için yazıyorum bende.
can yücel.
devamını gör...
303.

canı cehenneme rahat uyuyanın
kapısını örtenin perdesini çekenin
yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
duvarları ancak çarpınca görenin
canı cehenneme başkasının yangınıyla
evini ısıtıp yemeğini pişirenin.

bahçesine dek gelen alevleri
şehrayin sanan aptalın
canı cehenneme,camlarında
parçalanmış cesetler uçarken
bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
mutfakla yatak odası arasında
çarşılarla gövdesi bencillik hırsı
yılgınlıkla yenilgisi arasında
dünyayı tüketenin canı cehenneme.

orda dağlar bir mezarlık
bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm
orda evler oda oda kanarken
burda yeşerenin canı cehenneme.

ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
ey zulümle yükselen başarı
ölü sayısına endeksli maaş;

uzun masallar ardında mağrur
boynunda ölüm çanıyla oturan güç
senin de senin de canın cehenneme
ey sultan hamit tuğralı korucu alayları
kardeşi kardeşe kırdıran siyaset. . .

bir gün elbet bir gün elbet
örter üstünü bu ağır yanlışın
sevgiyle, yalnızca sevgiyle işlenen
bir dal incelik,bir simli gülüş
bir kardeş mavi.
devamını gör...
304.
rahmetli didem madak'ın içimi yakan şiiri ile eşlik etmek istediğim başlık

anlatarak bitiriyorum hayatımı
bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat
bir çiçek çizdim bu akşam avcuma
ismini her şey koydum.
simli ojeler sürdüm yalnızlıktan sıkıldığımdan.
müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım
yıldızlı bir gecenin.

yıl 2000
tekke ve zaviyeleri kapatıldı kalbimin
tombul güvercinler dolaşırdı kiremit çatısında
bulutlar akardı paçalarından, uğuldarlardı.
kuşların şarkılarından anlarım.
kimse hayra yormaz beni
kuşbaz ve uçmaya meraklı,
ütüsüz giyerim karabasanlarımı
sakarım, sık sık çarpar deviririm yazgımı
içimdeki suyu döktükten sonra işte, ondan sonra
şikayetim yok, rahatım.
taşralı ve safım.
yağmurda unutulmuş bir tanrı’yla ahbabım
balkonda asılı kalır günlerce gökkuşağım,
deterjan reklamına çıkacağız biz ikimiz tanrı’yla
ben böğürtlen lekeli çocuğu oynayacağım,
o kirli beyaz gömleğim.
ah bir de şu gömleğe, göynek diyecek kadar
cesur olaydım.

teyzem öldü.
kırkı yeni çıktı
en iyi hikayeleri ölüler anlatır
ölülerin anlattığı hikayeler
inşirah suresi gibi insanı ayartır

kırmızı günleriyim ben takvimlerin
okullar tatil oluyor ben söz konusu olduğumda
şeker istemeye geliyor çocuklar.
oyun oynuyoruz,
sağlam bir halatla çekiyorum acıyı kendime doğru.
siyah iş günleri müdahale ediyor hayatıma
mor bir köşe yastığı gibi isyankar oturmak istiyorum,
ben oysa divanın en ucunda.
çorba pişirmek istiyorum,
sonra kalkıp ekmek kızartmak,
bıçağın ucuyla kazımak aşkı fazla kızardığında.
söyleyin ateşe,
ruhunu üflemesin benden gayrısına.
çiçek silindi bu sabah ellerimi yıkadığımda
“ellerim bomboş...”
kötü şiirlerden koru beni tanrım
amin!
devamını gör...
305.
buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
bir teneffüs daha yaşasaydı,
tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
devlet dersinde öldürülmüştür.

devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
- maveraünnehir nereye dökülür?
en arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
- solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

o günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazmıştır:
ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
aldırma 128! intiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır
bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek

ece ayhan, meçhul öğrenci anıtı
devamını gör...
306.
tanrım açamadık içimizi
artık buluşmamız mahşere kaldı

ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak uzun bir sefere kaldı

mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı

rüştü onur
devamını gör...
307.
dinlensin diyedir gözlerimiz
bu önümüzde açılıp giden manzara;
bu dünya, yoruldu mu kuşlar konsun diyedir,
ve tanrılar boşluktan bıkınca.

demiş can baba
devamını gör...
308.
tarih olsam seni yazardım
devamını gör...
309.

bu ne çoğul yaşamak yeryüzündeki
bu ne kırmızı yüz kere kırmızı
bu ne mavi bin kere mavi
bu ne karanfil bu ne yoğun karanfil böyle
bu ne zulüm işkence
bu ne ölmezlik insandaki
devamını gör...
310.
"ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kimgüneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kimasma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim”

asaf halet çelebi
devamını gör...
311.
...
“anlasana” diye yazdım ve üç nokta koydum yanına, ama boşuna, boşuna; “boşuna!” diye yazdım ve kalkıp dışarı çıktım. saat 0.5’i birkaç dakika ve bir miktar saniye geçiyordu; ağaran günün teninden sağanak dökülüyordu.
yüzünü aradım...
yüzünü aradım: kalan kuşlar sen bu kentteymişsin gibi uçuyorlardı. insanlar kalabalık ve kabarıktı; silahları ellerine, tetikleri parmaklarına göre seçiyorlardı.
... y.odabaşı
devamını gör...
312.
gecenin karanlığında, ışığım loş
seviyorum şarkıları, yazmayı ne hoş
hayat bazen çok dolu, bazen boş
hadi sende kalk, dans et, coş.

hayat yaşlanmak için çok kısa
kim mutlu olsa, gülüş yakışsa
güler durur saatlerce anlamsızca
ne biçim bir şiir oldu, içi kızca.
-written by yaban otu..
devamını gör...
313.
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu
hani, kurşun sıksan geçmez geceden
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık
ve zehir zıkkım cıgaram
gene bir cehennem var yastığımda
gel artık
-kasvetin ve umudun bıçkın şairi ahmed arif
devamını gör...
314.

bir gece misafirim olsan yeter,
dolar odama lavanta kokusu;
soğur sevincinden sürahide su.
ay pencerede durup durup güler.

havva kızlarının en dilberini
görsün diye aya karşı soyunsan!
okşasam, öpsem, koklasam bir zaman,
vücudunun ürperen her yerini.

teneffüs eder gibi seviştikçe,
doğacak çocuğum aklıma gelir;
şiir söylerim saadete dair,
odama misafir olduğun gece.
devamını gör...
315.
günde bin kez ölür, bin kez doğarım,
o kadar uzağım kurtuluşumdan.
(bkz: canzoniere)
devamını gör...
316.
ben jiletin öteki yanına yatıyorum sana iyi geceler...

puhuların üstünden gece vardiyaları ve rıhtım görülüyor
üstündeki kan kokusu bütün cesetleri buraya çekecek
öyle şehvetli ki dudaklarını saran atmosfer
diplerine kömür çökmüş tırnaklarıyla küçük serseriler
senin ellerinden kabusun matarasını kapacak ve
içindeki sessizliği içecekler.

ben hüznün öteki yanına yatıyorum sana iyi geceler...

son tartışmamız olsun bu yoksa beni öldürecekler
usulca akan bir gözyaşı gibi sevişelim de biraz, eğer
istersen,
çok uzun yolları aydınlatan benzin istasyonları gibi
uykusuzluğumuzu gölgelesin alkolün dövdüğü saatler
bak, yatakta ikimiz de ağlıyoruz; meselemiz malum, aşk
üst kattaki komşu yine çocuklara su veriyordur
haplar da kayboldu, esrar da, bileklerimizdeki kesikler de
havaya bir kuş at, ben onu yerdeki gözlerimle vuracağım
dudakların ne ki, olsa olsa şurdan üç beş adım.

ben mezarın öteki yanına yatacağım sana iyi geceler...

aramıza bir hançer bırakacağım, belki küflü bir hançer
onun küfüyle paslanırken gizli saklı yalnızlığımız
rüyamıza giren prensler
içimizdeki mutsuzluğu içecekler.

ben intiharın öteki yanına yatıyorum sana iyi geceler...

k.iskender/ küflü prens
devamını gör...
317.
orhan veli-yaşamak

biliyorum, kolay değil yaşamak,
gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
gündüzleri gün ışığında ısınmak;
şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
yan gelebilmek çamlıca tepesine...
-bin türlü mavi akar boğaz'dan-
her şeyi unutabilmek maviler içinde.


biliyorum, kolay değil yaşamak;
ama işte
bir ölünün hala yatağı sıcak,
birinin saati işliyor kolunda.
yaşamak kolay değil ya kardeşler,
ölmek de değil;

kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
devamını gör...
318.

sevgili, bir başka güzelsin bugün;
ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün.
güzeller bayram günleri süslenir:
seninse bayramları süsler yüzün.
devamını gör...
319.
diyecekler ki arkamdan
ben öldükten sonra
o, yalnız şiir yazardı
ve yağmurlu gecelerde
elleri cebinde gezerdi
yazık diyecek
hatıra defterimi okuyan
ne talihsiz adammış
imanı gevremiş parasızlıktan
devamını gör...
320.
......
‘ hiçbir şeyi unutma! ben unutmayacağım!.’ diye fısıldamıştın kulağıma otobüse binerken. arkanda seni seven adam duruyordu. bakışlarımı kaçırmıştım. bakışlarımı kaçırıp yüzümden fidye istemiştim. şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz! ben bunu biliyorum, su biliyor, bardak biliyor; bir sen bilmiyorsun!
...... küçük iskender
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim