geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1581.
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
1582.
''döner yine kenân'a kaybolan yûsuf, üzülme !
üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme !
iyileşir durumun ey gâm çeken gönül kaygılanma
geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme !
dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün
bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme !
gelirse ömrün bahârı, yine çimenler üstünde
başına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme !
ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını
perde ardında olur gizli oyunlar, üzülme !
kâ'be aşkıyla çölde yürüyeceksen eğer
batsa da ayağına muğîlân dikeni, üzülme !
sevgilinin ayrılığında, rakibin sıkıntısında hâlimizi
bilir hep halden hale sokan allah, üzülme !
söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey gönül
kaptanın nûh yâ ! korkma tufandan, üzülme !
konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da
sonu olmayan bir yol yok, üzülme !
yoksulluk köşesinde, karanlık gecelerin yalnızlığında hâfız,
oldukça virdin dua ve kur'ân üzülme !'' hâfız-ı şirâzî
üzüntüler kulübesi gül bahçesi olur bir gün, üzülme !
iyileşir durumun ey gâm çeken gönül kaygılanma
geçer bu çılgınlığın, sakinleşir başın, üzülme !
dönmese de felek bizim arzumuzca iki gün
bir kararda kalmaz devran her zaman, üzülme !
gelirse ömrün bahârı, yine çimenler üstünde
başına gülden şemsiye çekersin ey bülbül, üzülme !
ümitsiz olma sakın ha, bilmezsin gaybın sırrını
perde ardında olur gizli oyunlar, üzülme !
kâ'be aşkıyla çölde yürüyeceksen eğer
batsa da ayağına muğîlân dikeni, üzülme !
sevgilinin ayrılığında, rakibin sıkıntısında hâlimizi
bilir hep halden hale sokan allah, üzülme !
söküp götürürse de yokluk seli varlık temellerini ey gönül
kaptanın nûh yâ ! korkma tufandan, üzülme !
konak tehlike dolu, hedef çok uzak olsa da
sonu olmayan bir yol yok, üzülme !
yoksulluk köşesinde, karanlık gecelerin yalnızlığında hâfız,
oldukça virdin dua ve kur'ân üzülme !'' hâfız-ı şirâzî
devamını gör...
1583.
vazgeçmek;
her zaman, birini terk etmek veya bir şeyden el çekmek anlamına gelmez.
öyle anlar vardır ki vazgeçmek kurtulmaktır.
onsuz yapamam sandığın şey her neyse;
senin bir parçan mı
yoksa hayatını karartan bir engel mi ?
bunu ondan kurtulmadan anlayamazsın.
bazı kararlar cesaret ister.
ve bazı kararlar da an meselesidir.
biraz sancılı bir süreç belki ama,
sonrası kendini bulabilme meselesidir.
her zaman, birini terk etmek veya bir şeyden el çekmek anlamına gelmez.
öyle anlar vardır ki vazgeçmek kurtulmaktır.
onsuz yapamam sandığın şey her neyse;
senin bir parçan mı
yoksa hayatını karartan bir engel mi ?
bunu ondan kurtulmadan anlayamazsın.
bazı kararlar cesaret ister.
ve bazı kararlar da an meselesidir.
biraz sancılı bir süreç belki ama,
sonrası kendini bulabilme meselesidir.
devamını gör...
1584.
akın var güneş'e akın, güneş'i zaptedecegiz güneş'in zapti yakın.
devamını gör...
1585.
"... nasıl da almış aklımı
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan
dost, düşman söz eder kendi kavlince
kınanmak, yiğit başına
bu, ne ayıp, ne de yasak
öylece bir gerçek, kendi halinde
belki, yaşamama sebep
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu
hani, kurşun sıksan geçmez geceden
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık
ve zehir zıkkım cıgaram
gene bir cehennem var yastığımda
gel artık . "
ahmed arif - hani kurşun sıksan geçmez geceden
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan
dost, düşman söz eder kendi kavlince
kınanmak, yiğit başına
bu, ne ayıp, ne de yasak
öylece bir gerçek, kendi halinde
belki, yaşamama sebep
evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu
hani, kurşun sıksan geçmez geceden
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık
ve zehir zıkkım cıgaram
gene bir cehennem var yastığımda
gel artık . "
ahmed arif - hani kurşun sıksan geçmez geceden
devamını gör...
1586.
halkım ben,
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
soluğumun öyle bir gücü var ki
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.
zulüm, acı, ölüm, şu bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
ölümün içinden yeşerir yaşamak.
pablo neruda
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
soluğumun öyle bir gücü var ki
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.
zulüm, acı, ölüm, şu bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
ölümün içinden yeşerir yaşamak.
pablo neruda
devamını gör...
1587.
baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
unut diyor o güzel günleri unut
baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
kuşlar av peşinde balıklar pusuda
çok gerilerde kalmış çıktığım liman
yok görünürde sığınacak bir ada
baktım ki musibet gün gelip çatmış
yolcusunda tayfasında şafak atmış
ne yelken kâr eder ne kürek ne istim
dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
aşk ile koskoca dağları düz ettim
avladım sonunda o civân kekliği
devamını gör...
1588.
gözlerim kan denizi,
geleceğe sıçrıyor geçmişteki sızı.
bir lokma bir hırka olmasa da olur,
insanoğlu ancak acılarla yoğrulur.
dost, düşman yanyanalaştı;
tırafiği zor bir çamur kavşaktayız:
yaşamak geç, ölüm dur!
devamını gör...
1589.
bir bakışın bende bir söz olurdu,
bir sözün bende bir eylem.
bir eylemin bende bir devrim olurdu
bir devrin bittiği yerde de kalbim.
sen bakmadın ya bana o gün
belki de aklından bile geçmedim.
ölüm gibi de olsa geride kaldı dün
ben üzülüp ağlamayı seçmedim.
bekliyorum seni sıradan bir günde,
yanda kocan elinde küçük kızın var.
duraksar şöyle, bir parıltı gözde,
kaçar giderim sorma işte zamanım dar.
o bakışın kalbimde köz olurdu işte
o köz damarda kanı kaynatırdı
iyi ki bakmadın yoksa bu gidişle
kalbim çarpar beynimi hoplatırdı.
bir sözün bende bir eylem.
bir eylemin bende bir devrim olurdu
bir devrin bittiği yerde de kalbim.
sen bakmadın ya bana o gün
belki de aklından bile geçmedim.
ölüm gibi de olsa geride kaldı dün
ben üzülüp ağlamayı seçmedim.
bekliyorum seni sıradan bir günde,
yanda kocan elinde küçük kızın var.
duraksar şöyle, bir parıltı gözde,
kaçar giderim sorma işte zamanım dar.
o bakışın kalbimde köz olurdu işte
o köz damarda kanı kaynatırdı
iyi ki bakmadın yoksa bu gidişle
kalbim çarpar beynimi hoplatırdı.
devamını gör...
1590.
acının duvarı asılınca
kendisi çatlamadan
toprağı çatlatamaz tohum
asmışım sinirini mutsuzluğun
ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
acısını artık duyamıyorum
ki kendim öyle bir acı olmuşum
nasıl görmezse göz kendini
kendimi arıyor bulamıyorum.
aziz nesin
devamını gör...
1591.
kimseye yakın değilim inan
susmaktayım, uzağında değilim unutmanın
ah! öfke için geç vakitteyim
durup dururken bir yerde
karşıma çıkan rastlantıdayım
hafızasındayım eski bahçenin
sarhoş asmaların biriktirdiği
boğazımı yakan acı bir imgedeyim
güneşi anımsamada,
ve orada durmakta
ama orada kaybolmaktayım.
birhan keskin.
susmaktayım, uzağında değilim unutmanın
ah! öfke için geç vakitteyim
durup dururken bir yerde
karşıma çıkan rastlantıdayım
hafızasındayım eski bahçenin
sarhoş asmaların biriktirdiği
boğazımı yakan acı bir imgedeyim
güneşi anımsamada,
ve orada durmakta
ama orada kaybolmaktayım.
birhan keskin.
devamını gör...
1592.
" öyle bir vakitte gel ki vazgeçmek mümkün olmasın"
(bkz: orhan veli kanık).
(bkz: orhan veli kanık).
devamını gör...
1593.
ne atom bombası
ne londra konferansı
bir elinde cımbız,
bir elinde ayna;
umurunda mı dünya!
-orhan veli kanık
ne londra konferansı
bir elinde cımbız,
bir elinde ayna;
umurunda mı dünya!
-orhan veli kanık
devamını gör...
1594.
bir gün sevişmeyi bana
kandan
ve ceninden bir gün daha
başlarken
bir dalı kanatıyorum tırnaklarımla
ağzı açılmamış bir güle dokunuyorum
geceden kalma bir şeyle oynuyor kalbim
bugün biraz daha yorgun başlıyorum
sabah
yeni doğmuş çocuk çirkin ve sisli
vurdukça ilk ışıkları penceremden içeri
kımıldaşır içimin ölü dolu coşkusu
güneş bir ürkekliği gizliyemez
ne de olsa çözülmez yüreğimin kuşkusu
gün, o sevecen çığırtkan
beni yeni bir oyuna çağırıyor
yalnızlık yenilmeyen gladyatör
bana eski bir ölümü anımsatıyor
sabah
taşıyarak bir celladı odama
aşkımın ve bırakılmışlığımın celladını
hüznümle ve çirkinliğimle yargılamadan beni
tanıdığım bir ölümle tehdit ediyor
yalnızlık her sabah öldürüyor beni
çözerek gecenin ipliğini hızımla
hüznümü ve yalnızlığımı sarıyorum sabaha
adi bir etiketi yamayarak üstüne
boyna genişliyen bir orospu gibi
genişledikçe küçülen bir orospu gibi
aşksızlığım küçültüyor beni
korkum ve çirkinliğim utandırıyor beni
gecikilmiş bir aşkı yaşamıya
cinayet tek kurtuluşsa bir yanlışlıktan
önce acıya direnmesini öğrenmeliyim
eskitilmiş bir kurşunla kaplıyorum yüreğimi
acıya ve aşka hazırlıyorum
hergün yeniden yaşamak
boşalan bir birikimi kocamış acılarla
uzuyan bir ölümü bitimliyen vücudum
yani istek. o hep tiksinç görünen
çirkin ve güzel orospu. yeniyetme
bir çırpınışın yorgunluğu yüreğimde
o hep güzel görünen bana
çirkin ve güzel orospu
vücudum. seni seviyorum
acıyla büyütüyorum aşkımı
bir gün bana sevişmeyi öğreticek.
devamını gör...
1595.
bezm-i hamam edelim
sürtüştürem sana ben
kese ile sabunu
rahat etsin cism-i can
lal-ı şarap içirem
ıslatarak geçirem
parmağına yüzüğü
hatem-i zer dirahşân
eğil de bir sokayım
iki tutam az mıdır
lale ile sümbülü
saçına ey nevcivan
diz çökerek önüne
ılık ılık akıtam
bir gümüş ibrik ile
destine ab-ı revan
sen salınıp giderken
ben ardından sokayım
eteğini beline
olmasın çamur aman
kulaklarından tutam
dibine kadar sokam
sahtiyandan çizmeyi
olasın yola revan
öyle bir sokayım ki
dışarda hiç kalmasın
düşmanının bağrına
hançerimi na-gehan
herkese vermektesin
bir de bana versene
avuç avuç altını
olsun kulun şadüman
sen elinle tutmadan
ben ağzına vereyim
yeter ki sen kulundan
lokum iste her zaman
sen her sabah gelesin
ben vehbi’ye veresin
esselamünaleyküm
ve aleykümselam
sürtüştürem sana ben
kese ile sabunu
rahat etsin cism-i can
lal-ı şarap içirem
ıslatarak geçirem
parmağına yüzüğü
hatem-i zer dirahşân
eğil de bir sokayım
iki tutam az mıdır
lale ile sümbülü
saçına ey nevcivan
diz çökerek önüne
ılık ılık akıtam
bir gümüş ibrik ile
destine ab-ı revan
sen salınıp giderken
ben ardından sokayım
eteğini beline
olmasın çamur aman
kulaklarından tutam
dibine kadar sokam
sahtiyandan çizmeyi
olasın yola revan
öyle bir sokayım ki
dışarda hiç kalmasın
düşmanının bağrına
hançerimi na-gehan
herkese vermektesin
bir de bana versene
avuç avuç altını
olsun kulun şadüman
sen elinle tutmadan
ben ağzına vereyim
yeter ki sen kulundan
lokum iste her zaman
sen her sabah gelesin
ben vehbi’ye veresin
esselamünaleyküm
ve aleykümselam
devamını gör...
1596.
bir şarkı gibisin dünya!
çoğu zaman hüzün makamında
coşkulu bazan da
kimi zaman bir öğle vakti gibi
sıkıntılı ve sabit
şiirler, erdem bayazıt
çoğu zaman hüzün makamında
coşkulu bazan da
kimi zaman bir öğle vakti gibi
sıkıntılı ve sabit
şiirler, erdem bayazıt
devamını gör...
1597.
orhan veli - odamda
ben miyim bu şeylerin sahibi?
kafamda bir çocuk var, meraksız.
iç âlemim oyuncaktan farksız;
odam, içime bir ayna gibi.
bir ışık oyunu var tavanda
gölgeler seslerle birleşiyor
ve bir karga beynimi deşiyor
azaplar kemirdiğim bu anda.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
bağlanıyor bir iple, bir sürü
düşünce köyleri birbirine,
çöküyor her şeyin üzerine
hülyam boyunca kurduğum köprü.
ve doluyor sessiz, ordularım,
durmadan dinlenmeden odama.
urbam içinde yatan adama
hayretle bakıyor dört duvarım.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
ve delirmenin tatlı vehmini
sessizlik odama dolduruyor.
kargam hâlâ başımda duruyor
bulmak'çün beynin cehennemini.
düşüp yatağın dalgalarına
günlerce sürüyor bu yolculuk.
durmadan akıtıyor bir oluk
korkuyu sükûtun mezarına.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
dünyaya tek gelen insan gibi
atılıyorum bir hint dağına.
giriyor kafamın darlığına
kimsesiz dünyaların sahibi
gidip gidip gelmede ayni his
iskeleye ulaşmıyor çıma
dikiliyor ansızın karşıma
boynum kalınlığındaki ceviz.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
ben miyim bu şeylerin sahibi?
kafamda bir çocuk var, meraksız.
iç âlemim oyuncaktan farksız;
odam, içime bir ayna gibi.
bir ışık oyunu var tavanda
gölgeler seslerle birleşiyor
ve bir karga beynimi deşiyor
azaplar kemirdiğim bu anda.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
bağlanıyor bir iple, bir sürü
düşünce köyleri birbirine,
çöküyor her şeyin üzerine
hülyam boyunca kurduğum köprü.
ve doluyor sessiz, ordularım,
durmadan dinlenmeden odama.
urbam içinde yatan adama
hayretle bakıyor dört duvarım.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
ve delirmenin tatlı vehmini
sessizlik odama dolduruyor.
kargam hâlâ başımda duruyor
bulmak'çün beynin cehennemini.
düşüp yatağın dalgalarına
günlerce sürüyor bu yolculuk.
durmadan akıtıyor bir oluk
korkuyu sükûtun mezarına.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
dünyaya tek gelen insan gibi
atılıyorum bir hint dağına.
giriyor kafamın darlığına
kimsesiz dünyaların sahibi
gidip gidip gelmede ayni his
iskeleye ulaşmıyor çıma
dikiliyor ansızın karşıma
boynum kalınlığındaki ceviz.
kardeşini öldürüyor kaabil,
içimde bir yalnızlık duygusu,
ölüm kadar uzun yaz uykusu,
sıkıntı ile geçilen sahil.
devamını gör...
1598.
yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
dante gibi ortasındayız ömrün.
delikanlı çağımızdaki cevher,
yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
gözünün yaşına bakmadan gider.
.
.
.
neylersin ölüm herkesin başında.
uyudun uyanamadın olacak.
kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
bir namazlık saltanatın olacak,
taht misali o musalla taşında.
dante gibi ortasındayız ömrün.
delikanlı çağımızdaki cevher,
yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
gözünün yaşına bakmadan gider.
.
.
.
neylersin ölüm herkesin başında.
uyudun uyanamadın olacak.
kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
bir namazlık saltanatın olacak,
taht misali o musalla taşında.
devamını gör...
1599.
sen iyilikler ve güzellikler uzmanı
suskunun gizemli sabrı
bir teraziyi en iyi kullanan
iğnenin ve ipliğin mercek gözlü büyücüsü
karnaval gecesinin eğlentisiz parmak çocuğu
ey hayat cambazı
ey ip şaşkını
ezberle o incecik tel üzerinde
hayatı dengeleyen asayı:
aşkın ve dostluğun ayrımı yoktur çocuk
ikisini de doğuran şey aynıdır.
arkadaş zekai özger
suskunun gizemli sabrı
bir teraziyi en iyi kullanan
iğnenin ve ipliğin mercek gözlü büyücüsü
karnaval gecesinin eğlentisiz parmak çocuğu
ey hayat cambazı
ey ip şaşkını
ezberle o incecik tel üzerinde
hayatı dengeleyen asayı:
aşkın ve dostluğun ayrımı yoktur çocuk
ikisini de doğuran şey aynıdır.
arkadaş zekai özger
devamını gör...
1600.
anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin.
seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz.
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?
şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni.
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.
bertolt brecht
ama neye yarıyor iyiliğin.
seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz.
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?
şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni.
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.
bertolt brecht
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158