geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2141.
resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim,
resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü; fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız? resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret! ’;
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydinizresulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarınınanneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz! olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.
devamını gör...
2142.
eylül hüzünlendirir..
ekim üşütür..
kasımda aşk başkadır..
hepsi laf işte..
bahar gelmişse yüreğine..
çiçekler açar aralığın beşinde..
kalmışsa yüreğin zemheride..
kar yağar ağustosta..
ısınmaz her hangi bir gününde..
seviyorsan,seviliyorsan..
hissediyorsan aşkı yüreğinde..
her ay her gün güzeldir..
gerisi sadece bir yapraktır takvimde..
ekim üşütür..
kasımda aşk başkadır..
hepsi laf işte..
bahar gelmişse yüreğine..
çiçekler açar aralığın beşinde..
kalmışsa yüreğin zemheride..
kar yağar ağustosta..
ısınmaz her hangi bir gününde..
seviyorsan,seviliyorsan..
hissediyorsan aşkı yüreğinde..
her ay her gün güzeldir..
gerisi sadece bir yapraktır takvimde..
devamını gör...
2143.
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.
-cemal süreya
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.
-cemal süreya
devamını gör...
2144.
2145.
gözlerim daldı gitti bir rüya denizine,
sularda uzun uzun baktım ayın izine
dedim: yirmi yaşımın ay ışığı değil bu,
hani başım düşerdi bir sevgili dizine.
sular gene o sular, kıyı gene o kıyı,
gene çamlar dinliyor uzaktan bir şarkıyı,
ah artık görmüyorum eridi mi ne oldu?
iri yeşil gözlerde gördüğüm pırıltıyı!
halit fahri ozansoy / sulara dalan gözler
sularda uzun uzun baktım ayın izine
dedim: yirmi yaşımın ay ışığı değil bu,
hani başım düşerdi bir sevgili dizine.
sular gene o sular, kıyı gene o kıyı,
gene çamlar dinliyor uzaktan bir şarkıyı,
ah artık görmüyorum eridi mi ne oldu?
iri yeşil gözlerde gördüğüm pırıltıyı!
halit fahri ozansoy / sulara dalan gözler
devamını gör...
2146.
şimdi yoksun
seni düşünebilirim artık
tutar ellerini öperim uzun uzun
kimseler ayıplayamaz beni
yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar
-ümit yaşar oğuzcan/karanlığın gözleri
seni düşünebilirim artık
tutar ellerini öperim uzun uzun
kimseler ayıplayamaz beni
yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar
-ümit yaşar oğuzcan/karanlığın gözleri
devamını gör...
2147.
keşke bir gemide olsak” dedi. “nereye gittiğimizi bilmeden denizin sonsuz maviliğinde kaybolsak. başbaşa..” “peki gemiyi kim kullanacak? ne yiyip ne içeceğiz? bu geminin mazotu hiç mi bitmeyecek? ” gibi mantık dışı sorularla kafasını kucalamak istemedim. gemiye binmekten pek hoşlandığım söylenemezdi, ama gemiye binmemeyi seviyorum da diyemezdim. bir süre kelime aradım. sonra ‘keşke’ dedim. çok sevdim keşkeyi, yalan söylemiş olmazsın keşke dediğinde. söylememiş de olmazsın. hatta bir şey söylemiş bile olmazsın. ama söylemişsindir de bir taraftan. baştan savar bir temenniyle ağır başlı bir istek arasında nazlı nazlı salınan sihirli bir sözcük gibiydi keşke. “sikeyim gemisini, gel şurada birer oralet içip hiç konuşmadan gelip geçen insanlara bakalım” dedim sonra. demez olaydım. benimle hayal kurulmazmış. o an karar verdim, artık keşkeden başka laf etmeyecektim. “ben gidiyorum” dedi. “keşke” dedim. kalsaydı yine keşke diyecektim. anlamlı olup olmaması umurumda değildi. çünkü anlamıştım, karşımızdaki insanlar, hatta en sevgililerimiz bile hayallerine yancı arıyorlardı sadece. gemide de oralet içebiliriz deyip kalbimi fethedebilirdi isteseydi. aklına bile gelmedi. gelseydi. keşke..
ali lidar
ali lidar
devamını gör...
2148.
aklımda bir tek sen
dolaştım kendimi bilmeden
güneş doğuyor artık yavaş yavaş
o bomboş sokaklar birden dolmaya başladı
halimi görenler acır gibi bakıyorlar yüzüme
bilmiyorlar bu hırçınlığımın sebebini
anlamıyorlar seni ne çok sevdiğimi…
dolaştım kendimi bilmeden
güneş doğuyor artık yavaş yavaş
o bomboş sokaklar birden dolmaya başladı
halimi görenler acır gibi bakıyorlar yüzüme
bilmiyorlar bu hırçınlığımın sebebini
anlamıyorlar seni ne çok sevdiğimi…
devamını gör...
2149.
bakır tenli yapraklar
bak, ölüm güzü kiskaniyor
simdi issizdir onun sevimli kedisi
ve herkes onun el degmedik yerleri oldugunu saniyor.
uzayor defterine ugrayan kan lekesi
senin kuslarin olurdu mevsimi yolculuklara çagiran
içli tasra kizlarin gizemli eviçleri
kapilarin olurdu korkudan çok denizlere açilan
o denize açilan ellerin nerde simdi?
yine bir güz büyümekte kaninda gölgelerin
o üzünç ordulari tarlalar çignemekte
bak, ölüm güzü kiskaniyor
mevsimi aska çagiran kuslarin nerde senin
güze el degdirmeyen ellerin nerde?
ismet özel
bak, ölüm güzü kiskaniyor
simdi issizdir onun sevimli kedisi
ve herkes onun el degmedik yerleri oldugunu saniyor.
uzayor defterine ugrayan kan lekesi
senin kuslarin olurdu mevsimi yolculuklara çagiran
içli tasra kizlarin gizemli eviçleri
kapilarin olurdu korkudan çok denizlere açilan
o denize açilan ellerin nerde simdi?
yine bir güz büyümekte kaninda gölgelerin
o üzünç ordulari tarlalar çignemekte
bak, ölüm güzü kiskaniyor
mevsimi aska çagiran kuslarin nerde senin
güze el degdirmeyen ellerin nerde?
ismet özel
devamını gör...
2150.
2151.
ama sen uzaklardaydın ey kalbim
uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
ayın yıldızların çağlayarak
berrak şelaler yaparak
coşku içinde aktığı
bir yerlerdeydi.
hani bir gün bir çobana rastlamıştık
adı ferhat mıydı neydi
koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin
sadakatten mest oldukları
herbirinin gözlerinde
kaybolur gibi kayar gibi
dalıp gittiğimiz o saadet evreni
kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan
yaslan göğsüme sevdiğim
benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
toprak gibidir
sen ki bulut gibisin
ay gibisin güneş gibi bazen
usul usul inen
yağmur tıpırtılarını
dinler gibi
dalıp gitmiştik
sen konuşuyordun
ipil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
onlar ki konuklarımızdı
adları keremdi,yusuftu, kaystı
hepside ezelden tanıdıktı dosttu
aşk risalesi / erdem bayazıt
uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
ayın yıldızların çağlayarak
berrak şelaler yaparak
coşku içinde aktığı
bir yerlerdeydi.
hani bir gün bir çobana rastlamıştık
adı ferhat mıydı neydi
koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin
sadakatten mest oldukları
herbirinin gözlerinde
kaybolur gibi kayar gibi
dalıp gittiğimiz o saadet evreni
kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan
yaslan göğsüme sevdiğim
benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
toprak gibidir
sen ki bulut gibisin
ay gibisin güneş gibi bazen
usul usul inen
yağmur tıpırtılarını
dinler gibi
dalıp gitmiştik
sen konuşuyordun
ipil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
onlar ki konuklarımızdı
adları keremdi,yusuftu, kaystı
hepside ezelden tanıdıktı dosttu
aşk risalesi / erdem bayazıt
devamını gör...
2152.
git iş işten geçmeden git, çok geç olmadan vakit,
günahıma girmeden, katilim olmadan git!
git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.
git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
mademki benli hayat sana kafes kadar dar, uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.
hadi git, benden sana dilediğince izin,
öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
çünkü herkes beni kays, seni leyla bilirler.
sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.
hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!
sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.
her darbene tahammül edecektir bedenim, gururum mani olur perişanıma benim.
yari ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.
henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, sana gül bahçesini kim açar benden başka!
hercai arılara meyhanedir çiçekler,
kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!
madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.
ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
git de allah aşkına bir selama muhtaç et!
güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!
kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.
korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.
git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, günahıma girmeden, katilim olmadan git!”
devamını gör...
2153.
"umduğun inceliğe inmiyorsa söz,
çekil suskunluğun tüneklerine;
ucuz etme anlamı...
böyle zamanlarda insan
çokluk yalnız kalmalı...
sevgisiz seslerle çevren çiğ,
uysan uzaklaşırsın kendi özünden,
dirensen günün karanlık...
bu yüzdendir gecelerin güzelliği,
geceler aydınlık
al getir kendi derinliklerine,
ufuksuz sularda duran gemini...
getir ki sabaha çok var...
hem bakarsın gecelerin koynundan
bir bilen çıkar..."
(bkz: şükrü erbaş)
çekil suskunluğun tüneklerine;
ucuz etme anlamı...
böyle zamanlarda insan
çokluk yalnız kalmalı...
sevgisiz seslerle çevren çiğ,
uysan uzaklaşırsın kendi özünden,
dirensen günün karanlık...
bu yüzdendir gecelerin güzelliği,
geceler aydınlık
al getir kendi derinliklerine,
ufuksuz sularda duran gemini...
getir ki sabaha çok var...
hem bakarsın gecelerin koynundan
bir bilen çıkar..."
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...
2154.
o mavi gözlü bir devdi,
minnacık bir kadın sevdi.
kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
bir dev gibi seviyordu dev,
ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
o mavi gözlü bir devdi,
minnacık bir kadın sevdi.
mini minnacıktı kadın.
rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...
minnacık bir kadın sevdi.
kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
bir dev gibi seviyordu dev,
ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
o mavi gözlü bir devdi,
minnacık bir kadın sevdi.
mini minnacıktı kadın.
rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...
devamını gör...
2155.
monna rosa / sezai karakoç
monna rosa, siyah güller, ak güller;
gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
kanadı kırık kuş merhamet ister;
ah, senin yüzünden kana batacak,
monna rosa, siyah güller, ak güller!
monna rosa, siyah güller, ak güller;
gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
kanadı kırık kuş merhamet ister;
ah, senin yüzünden kana batacak,
monna rosa, siyah güller, ak güller!
devamını gör...
2156.
bilirim ki
kulağım çınladığında
özleyenim vardır uzaklarda..
ve yine bilirim ki..
özleyenim,
özlediğimdir aslında.
kiminle yaşarsan yaşa
kalbindekiyle yaşlanırsın..
sam smith - stay with me
kulağım çınladığında
özleyenim vardır uzaklarda..
ve yine bilirim ki..
özleyenim,
özlediğimdir aslında.
kiminle yaşarsan yaşa
kalbindekiyle yaşlanırsın..
sam smith - stay with me
devamını gör...
2157.
birileri mutsuzsa, mutsuzlara nergis yolla, bir kırmızı battaniye, onlara bir mutluluk çadırı yolla, sonra belki, ben de gelirim. kuşlarımı da bırakayım gitsinler, dışarıda ölürler mi sence? / didem madak
devamını gör...
2158.
sıfırdan yüze
bastıkça çatırdayan
taş
baktıkça ağrıyan
kalp
sustukça ağırlaşan
söz
benim
sanırım başlamak için en iyi yerdeyim
tutma
sıfırdan yüze çıksın şiirim
su yüzüne
gök yüzüne
gül yüzüne
bağırsın sesim
yıldıray coşkun
bastıkça çatırdayan
taş
baktıkça ağrıyan
kalp
sustukça ağırlaşan
söz
benim
sanırım başlamak için en iyi yerdeyim
tutma
sıfırdan yüze çıksın şiirim
su yüzüne
gök yüzüne
gül yüzüne
bağırsın sesim
yıldıray coşkun
devamını gör...
2159.
"gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde."
(bkz: şükrü erbaş)
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde."
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...
2160.
sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...
anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
bak emrediyor:daldığın alemden uyan ki,
mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...
kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder...
cismin sana yetmez mi? çabuk kalbini sök,ver!
yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...
ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin...
yazmış kaderin:aşkıma ömrünce esirsin!
aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...
anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
bak emrediyor:daldığın alemden uyan ki,
mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...
kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder...
cismin sana yetmez mi? çabuk kalbini sök,ver!
yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...
ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin...
yazmış kaderin:aşkıma ömrünce esirsin!
aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167

