3081.
anlatsam duyar misiniz sesinizle
dokunur musunuz misralarima
ıviz zivir falan filan zattiri zottiri zort zort zort

orhan veli
devamını gör...
3082.
"düş kokusu yayılıyor sokaklara
tuttuğum matemin soluğu yok
gölgelerin parsellediği karanlık
soytarı
bıyık altından gülüyor yalnızlığıma
kim yaktı karanlığın rengini…

oysa hiç kanatlarım olmamıştı benim
yerden yükseldiğim vakitlerde
ve yine gecikirdi kapkara trenler
söylenip durduğum
çıkar gelirdi ay ışığı güne dogmadan
șimdilerde kesip attım dilimi
duyan var mı suskunluğumu…

bir kız çocuğu tanımıştım eminönü’nde
simidini martılarla paylaşan
yalnızlığından kimsesizlikler çalip
șarkılar mırıldanan yersiz yurtsuz
paslı demirler vardı rıhtımda
bir de gerçek lekeli hayallerini yamayan
o kız çocuğu, duydum ölmüş
mezarını bilen var mi…

sesimin eremediği makamlardan
uydurduğum şarkılarım vardı
çocuktum
ve oyunlarım elimi yüzümü kirleten
oyuncaklarım bir bir kırıldı
ağlayamadım
gözyaşlarımı gören var mı…

acılardan süzme mutluluklarım oldu hep
bir de sonunu hiç yazamadığım hikayelerim
șafak vaktinden açan aksam sefalarım
bu yüzden mi erken soldular hep..
gitarımdan dökülen sessiz sedasız tınılarım
yakışmadı hiç haykıran uğultulara
bu yüzden artık sustum ben
sustum!
duyan var mı…"
devamını gör...
3083.
hangi gece son bulacak
seni düşündüğüm vakitler
kaç sabahı sabah edeceğim
senin yokluğunda

tutulmayan sözlerin sızısı bu
yüreğimi yakan ateş
sandığımız şeylerin yankısı
bu düştüğümüz yanılgı

senin umurunda olmasa bile
benim yıllardır ruhumda saklı
bir enkaz bıraktığını bilmesen de
ruhum o enkazın altında kaldı

...
devamını gör...
3084.
sampiyonuz dediniz, koyduk galatasaray,
harbi yokuz kendimiz, koyduk galatasaray,
harbiden galibiyete, doyduk galatasaray,
bir gecede mulkunuzu, soyduk galatasaray.

kurtarmaz sizi artik, gelse de icardi,
gezdik sehir sehir, bi samsun bi mardin,
gercek aslan biziz, kupaniz plastik,
derseniz kral biziz, deriz ki bi bas git.

cunku biz neysek, oyduk galatasaray,
eskiden sizin gibi, toyduk galatasaray,
ve gunlerce yenilgiye, doyduk galatasaray,
ama bu sefer harbiden de, koyduk galatasaray..
devamını gör...
3085.

nazlan
sitem et
kırıl bana
beni geç vakit
tek başıma suya yolla
bahçede yüzünü öteye çevir
güle hayret ediyormuş gibi yap

ismet özel
devamını gör...
3086.
gökkuşağının da bir sesi vardı hatırlarım çocukluğumdan,
yankılanarak sağır ederdi gönlümü bu renk cümbüşleri,
bilir misiniz?
büyük megafonları vardır renklerin,
bağır bağır bağırırlar,
çağır çağır çağırırlar,
duyamam, duymam onları,
duyarsam, korkarım güzel şeylere sahip olmaktan,
sahip olmak ki öncüsüdür kaybetmenin,
güzel görünsün diyerek nice astığım gülüşlerim yüzüme,
çamurlu, pis bir odaya öylece koyduğum,
kederli bir çiçek gibi sırıtır bilirim.
gazete küpürlerinin idam sayfalarında,
en azılı suçlular kısmında
kendimi görürüm, kendini öldürenler bölümünde,
yarattığım dünyanın bir köşesinde.
devamını gör...
3087.
uyusana düşüncem
saat on ikileri geçiyor uyusana
uyusana göz bebeğim, uyusana düşüncem
daha yitirmedik içimizdeki güzel şeyleri.
senin gözlerin görecek gözlerden

sabah olsun gün ağarsın
nasıl canı gönülden duyacaksın
nasıl yeni adımlar gelecek adımlarına
uyusana göz bebeğim, uyusana düşüncem
saat on ikileri geçiyor uyusana.

-şükran kurdakul-
devamını gör...
3088.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
3089.
yadsıma / inkar
"
bir güvercin gibi ak
o gizli kıyıda
susadık öğle üzeri:
ama tuzluydu sular.

sarı kumların üstüne
adını yazdık onun,
ama bir rüzgâr* esti denizden
ve silindi yazılar.

nasıl bir ruh, bir yürek,
nasıl bir istek ve tutkuyla
yaşadık: yanılmışız!
değiştirdik öyle yaşamayı." *

yorgo seferis

bu da şarkısı, melina kana yorumu, arnisi *
devamını gör...
3090.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
3091.


ben deliyim…

yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
gecenin gözleri üzerimde.
denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem…
emrederim adım gibi,
emir benim!

yüreğimi bir yere bırakmışım,
bıraktığım yerden çok uzaklardayım.
kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.

hey… hey sana diyorum!
sabreden derviş!
bir koç'um ben,
bana da sabretmeyi öğretsene?

ben deliyim, ama çok şey bilirim.
renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
sonların başladığı yerden,
başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…

ben deliyim…
yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim.
benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez,
ay'ım hep mehtap halindedir,
rüzgârlarım doğudan eser…
kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,
mezem ise bir dilim umut…
ezbere bilirim yaşamayı,
yaşarken savaşmayı…

ben deliyim…
benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
kuşlardan sadece güvercini bilirim,
yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
insanlardan yalnız çocukları severim,
onları da büyüyünceye kadar..

ben deliyim…
benim tanrım yoktur..
bir çift göze, bir güler yüze taparım…

bazen en içten gülüşe aşık olurum,
en güzel kahkahayı “ilah!” ilan ederim,
dokunuşunda bir kızıl elmanın,
bazen kendim bile çözemem kendimi,
bulmacaya benzerim..

kimi zaman soldan sağa bir nota,
kimi zaman yukardan aşağıya
eski mısır'da bir tanrıyım…

bağıra bağıra şarkılar söylerim,
sessiz sessiz şiirler yazarım.
bilmediğim yerlerin,
tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim…
aşık olduğum yüzlere sarkılar bestelerim,
ozan olurum, aska aşığımdır,
sevdiğimi göklerde yürütürüm de,
kendimi cehennemin yedinci katında ağrılarım

ben deliyim…
kendimle sohbet eder,
kendi kendime gülerim.
telefon kulübeleriyle kavga ederim.
asfaltın siyahında kaybolup,
düşüncelere dalarım.
çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
bir de güzel hayaller kurarım…

hayal kurmayı çok severim,
biriyle hayal kurmayı daha bir severim ama,
siyah bir deri koltukta öperim kadınımı,
bir beyaz gömlekli psikoloğumu mesela,
bazen vucudunda kaybederim kendimi,
sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

bir düş'tü…
suya düştü der, hayıflanırım..

ben deliyim…
çayım sekiz şekerlidir,
sigara üstüne sigara yakarım.
sonra hatırıma gelir,
sigara içmem ki ben?
nargileyi pek severim ama,
tophane'de, elmalı olsun!
çekin oradan hemen!
haydi oglum! biraz hizli,
yetismem gereken bir vapurum var,
8:15 vapuru,
parayı sevmem ama para için çalışırım.
çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım…
babamı özlerim…

ananemin masallarıyla ,
annemin radyodan ezberlediği
türk sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
dört yaşında aşık olduğumu,
ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..

sonra babamın
başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..
rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

ben deliyim…
güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..

ben yabancıyım bana..
söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda
atatürk heykelinin karşısında,
olmayan aklımı darağacına asar, ipini çekerim….
deniz gibi…
bir özgürlük türküsüne kurban ederim kendimi,
her gece bitmeden!
deniz'im ben!
devrimin bekçisiyim!

ben deliyim..
ben buralara ait değilim.
dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
surlarla çevrili bir şehrim,
on ikiden sonra volta attığım caddelerim
kızıl sakallı bir dayım bir de kara saçlı yarim var benim..
koyu kahve gözleri var bir de,
neyse ki konumuz bu değil…

ercan intaş
devamını gör...
3092.

ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında,
yekpare geniş bir anın
parçalanmaz akışında.


ahmet hamdi tanpınar
devamını gör...
3093.
kırk bavulla geliyorum
hergün sana.
dünyanın sekizinci,
yüreğimin ilk kıtası olan
ruhunu koymaya.
kırk bavulla geliyorum
yetmiyor
ruhunu sığdırmaya..
kırk bavulla geldim
yalnızlığını toplamaya...
devamını gör...
3094.
her bakan göremez
kırdığı kalbin parçalarını
ruhunda bıraktığı izlerin
her gün yeniden kanadığını

bunca geçen zaman
geçmişi de geçirir mi bir gün
kalan izlerin acısını
yokluğunla avutabilir mi

bana hayal kurmayı anlatıp
nasıl yıkılıcağını öğrettin
bir umut tutunmuşken sana
beni umudumla yok ettin
devamını gör...
3095.
o esrarlı yangına bu can nasıl dayandı?
sahile vurdu kalbim,su yandı,kum da yandı.
bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum,
ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı.
-nurullah genç, beni yakışına
devamını gör...
3096.
beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana sana
yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni


arkadaş zekai özger
devamını gör...
3097.
"yigit harmanları, yığınaklar,
kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
dize getirilmiş haydutlar,
hayınlar, amana gelmiş,
yetim hakkı sorulmuş,
hesap görülmüş.
demdir bu...

demdir,
derya dibinde yangınlar,
kan kesmiş ovalar üstünde mayıs...
uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
çelik kadavrası korugan’ların.
ölünmüş, canım,ölünmüş
murad alınmış...

gelgelelim,
beter, bize kısmetmiş.
ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
susmak ve beklemek, müthiş
genciz, namlu gibi,
ve çatal yürek,
barışa, bayrama hasret
uykulara, derin, kaygısız, rahat,
otuziki dişimizle gülmeğe,
doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.

içim, bir suskunsa tekin mi ola?
o malta bıçağı,kınsız,uyanık,
ve genç bir mısradır
filinta endam...
neden, neden alnındaki yıkkınlık,
bakışlarındaki öldüren buğu?
kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
nasıl da almış aklımı,
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
dost, düşman söz eder kendi kavlince,
kınanmak, yiğit başına.
bu, ne ayıp, ne de yasak,
öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaşamama sebep...

evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir - zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık..."

ahmed arif
devamını gör...
3098.
dünya. çıplak omuzlar üstünde duran.
herkes alışkın dölyatağı borsalarla ağulanmış bir dünyaya
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.


ismet özel - şu zalim şüpheyi kaldır

devamını gör...
3099.
"benim adım insanların hizasına yazılmıştır.
her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu.keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım
ölüm ve acılar çatsaydı beni
düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı."

-ismet özel/ karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak
devamını gör...
3100.
uyandım, seni düşündüm ,
birdenbire duvar ,
birdenbire gece yarısı .

ve rüzgar ,
ve birdenbire kalp ağrısı...

uyandım, seni düşündüm ,
ey yar ,
ey göğsümün sol yarısı!

dert etme, iyiyim ben .
ara sıra mahşer ,
ara sıra yaşama hırsı...

ve mektuplar ,
ve ara sıra hasret belası...

yusuf hayaloğlu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim