1741.
bunca yıl sönmemiş umudum
nisan değilse mayıs
perşembe değilse pazar
ben belma sebil'i bulurum

attila ilhan-belma sebil
devamını gör...
1742.
işte ben

ben alışılmamış bir insanım biliyorum
bir karanlıktır ben de pırıl pırıl zamanlar
mağrur kalbim her yerde asi ve yalnız
neyleyim umduğum gibi çıkmadı insanlar.
herkes bir şey aldı götürdü benden
dağıttım kaç yıl sevgilerimi cömertcesine
gözlerim bir vefa arar, arar da bulamaz
nicedir hasret kulaklarım bir dost sesine
bilirim, çoğu gün hüzünlüdür bakışlarım
içimde biri ağlar güldüğüm zaman bile
gömerken kalbime bütün arzularımı
yanarım yaşanmamış anıların özlemiyle
sevdiğim mahzun şarkılardır, hüzünlü resimler
garip akşamlarda yaşadığımı anlarım
çevremde kim varsa konuşur durmadan
ben hep bir heykel asaletiyle susarım.
gecenin bir yerinde teselliler biter de
dağıtır saçlarımı onun güzel elleri
kokusu rengi kalır ellerinin gecelerde
doğan gün uzaklardan getirir sevdiğimi...

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)
devamını gör...
1743.
hani o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın
alnına koyarken veda buseni
yüzüme bu türlü bakmayacaktın
gelse de en acı sözler dilime
uçacak sanırım birkaç kelime
bir alev halinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın
devamını gör...
1744.
hani derler ya; ben sensiz yaşayamam, diye.
işte ben onlardan değilim.
ben sensiz de yaşarım;
ama seninle bir başka yaşarım.
devamını gör...
1745.
kendi tanımıma favori atabilseydim,
yüz kere, bin kere bu tanıma atardım.

...

seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.

akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
durgun sular gibi azalacağım
bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
yalnız gözlerime bak diyeceksin.
ellerim usulca ellerine değince
kaybolup gideceksin

bir elim seni çizecek bütün pencerelere
bir elim seni silecek.
kalbim: ebemkuşağı; günde bin kere
senin için yeni baştan can kesilecek.

ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
sonra seni kaybetmek hemen her yerde
ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
yapayalnız kalmak iskelelerde.

seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
martılar konuyor omuzlarıma,
gözlerin istanbul oluyor birden.


yavuz bülent bâkiler gözlerin istanbul oluyor birden şiirinden...
devamını gör...
1746.
i

güneşin müjdecisi sabah yıldızına,
ismi tarık olana,
gebeliğin tanrıçası olan incir'e,
sırt suyunun zürriyeti olan zeytin'e
tek gamzeli veletlere,
ayaklarında cihanı sallayan annelere,
atlara, halktan yana olan kanunlara
kökleri kurusuca saray sütünlarına
doğum anımda annemin kırmızı yanaklarına
allah'a inanır gibi inanıyorum,
kâfir olduğumu söylüyor mollalar şeyhler,
şerlerinden o'na sığınıyorum.

(...)
devamını gör...
1747.
çok özledim.
gözlerim benden habersiz,
sihirli kutuya kayıtsız teslim olmuş.
şu darmadağın halimi görmüyorlar.
kulaklarım sadece sana kesilmiş
yüreğimin yangınına aldırış etmiyorlar.
iyi hissetmiyorum kendimi bir tuhafım.
ben üşümem bilirsin.
peki, neden tutmuyor ellerim, ayaklarım?
gözlerim neden mat ve donuk?
neden kilitlendi kör bakışlarım boşluğa?
neden konuşmuyor aynalar?
neden cevap vermiyor duvarlar?
devamını gör...
1748.
bakışsız bir kedi kara

gelir dalgın bir cambaz.
geç saatlerin denizinden.
üfler lambayı.
uzanır ağladığım yanıma.
danyal yalvaç için.
aşağıda bir kör kadın.
hısım.
sayıklar bir dilde bilmediğim.
göğsünde ağır bir kelebek.
içinde kırık çekmeceler.
içer içki üzünç teyze tavan arasında.
işler gergef.
insancıl okullardan kovgun.

geçer sokaktan bakışsız bir
kedi kara.
çuvalında yeni ölmüş bir çocuk.
kanatları sığmamış.
bağırır
eskici dede.
bir korsan gemisi! girmiş körfeze.

ece ayhan
devamını gör...
1749.
--seninle olmanın en güzel yanı --

seninle olmanın en güzel yanı
seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
nereden bileceksin?
sen benimle hiç olmadın ki. olsaydın avuçlarım terlemezdi... ısırmazdım dilimin ucunu... özlemezdim seni yanımdayken.kıskanmazdım.

korkmazdım yollarda yürümekten. ıslanmazdım yağmurlarda... yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... ve her kulaçta haykırırdım seni..

ama sen hiç benimle olmadın ki...
ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin...

bir ara deli gibi okuyup ezberimde gezen bir şiirdi . ama hiç bilmedi.
devamını gör...
1750.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1751.
"bin birinci gece şairi yarattı,
bin ikinci gece cemal'i
bin üçüncü gece şiir okudu tanrı,
başa döndü sonra,
kadını yeniden yarattı."
-ülkü tamer
devamını gör...
1752.

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil bu anılacak şey değil
apansız geliyor aklıma

neredeyse gün doğacaktı
herkes gibi kalkacaktınız
belki daha uykunuz da vardı
geceniz geliyor aklıma

sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
bütün sevdiklerimin adları gibi
adınız geliyor aklıma

rahat döşeklerin utanması bundan
öpüşürken bu dalgınlık bundan
tel örgünün deliğinde buluşan
parmaklarınız geliyor aklıma

nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
kahramanlıklar okudum tarihte
çağımıza yakışan vakur, sade
davranışınız geliyor aklıma

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil unutulur şey değil
çaresiz geliyor aklıma.
devamını gör...
1753.
bu gecede mi yoksun yanımda ? bitmeyecek mi sensizligim? ne zaman dolacak çilem? söyle be ömrümün kara gülü seni beni kimler kanattı? yine mi bitmez sorular bana seni aratti...........bitmesin gecem .......hep seninle sonsuzluğa uzansin......,...................................
devamını gör...
1754.

yalnızlık

şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan

daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı

ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa
devamını gör...
1755.
eskisi gibi yaşıyorum
gezerek, düşünerek..
yalnız biletsiz biniyorum vapura, trene
pazarlıksız alış-veriş ediyorum.geceleri evimdeyim, rahatım yerinde
(bir de sıkılınca pencereyi açabilsem)
ah... başımı kaşımak, çiçek koparmak
el sıkmak istiyorum arada bir...
melih cevdet anday
devamını gör...
1756.
suz-i dilâra

ben yaşın on sekizinde
delilikler divanelikler ettim
fındık fıstık yükledim şileplere
çımacılarla gün kavşağına gittim

senin bildiğin işler
benim bildiğim işler değildi
ben her tanrının günü
kırlarda gezindim

ben yağmur sularıyla yaşadım oluklarda
toprağın içine geçtim
dört mevsim kapında ben
ağaç gibi bekledim

bendim nehirden su taşıyan
odun yaran ormanda
ıslık çalarak şehre
üzümcülerle giren bendim

benim aklımdan geçenler
senin aklından geçenler değildi
ben 10 yıl istanbul’da
sensiz ayak teptim

ben yaşın on sekizinde
bir hayli serüven geçirdim
ismimi yazdım vapurlara
delilikler divanelikler ettim.

salâh birsel
(1919-1999)
devamını gör...
1757.
takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri lazlı
takalar geçiyor en nazlı
yelkenlilerden de güzel

güvenli sularda işsiz dönenen
gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
takalar geçiyor enginlere
yamalı göğsünü gere gere

takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde anadolu

kıyılar kadın olmuş
açılır gider erkeği
takalar takalar toprağın
denizde çarpan yüreği

bülent ecevit
devamını gör...
1758.
1759.
böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil

aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar
sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
bütün kara parçaları için
afrika dahil

senin bir havan var beni asıl saran o
onunla daha bir değere biniyor soluk almak
sabahları acıktığı için haklı
gününü kurtardı diye güzel
birçok çiçek adları gibi güzel
en tanınmış kırmızılarla açan
bütün kara parçalarında
afrika dahil

birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
bütün kara parçalarında
afrika dahil

burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajında akşamüstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil
cemal süreya
devamını gör...
1760.
kaybettiğim çok şey var,
gidemediğim çok yer var.

kafamın içinde 5 ton tuğla
hadi gel beni topla.

kaybettiğim çok şey gibi
umutlarım da
geri gelmeyecek.

ağlama,
paramparçayım,
hadi gel beni topla.

ahmed arif gibiyim;
"çaresizliğimden gayrı hiçbir kabahatim yok benim."

topraklaştı bedenim,
biraz su serp,
yeşersin.

murat gülakar - 5 ton tuğla
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim