geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1861.
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli
şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki
çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.
devamını gör...
1862.
zaman beni sana mahrum bıraktı
gözlerine kör
sesine sağır
sana hasret kaldım
(alıntı değildir benimdir)
gözlerine kör
sesine sağır
sana hasret kaldım
(alıntı değildir benimdir)
devamını gör...
1863.
buluşma
hiçlik'te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım
dört yanımız dizboyu insan
yağmurdan bile usanalım
yağmurla sevişirken
bende inanmaların çağı geçti
sende sanki ilkbahar
bizimkisi karşıtların birliği
böyle sevgili olunur herhal
nihilist bir otobiyografi
buldum iç cebime astım
ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında
türkiye benim yurdum
hiçlik'te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım
başağrısı çekelim üç gün üç gece
yalnızlığın sularını bulandıralım
görünmesin bir şey geride
ben ki boynumda süpürgeler taşırım
ardımdan gelenler ırgalamaz
hiçlik'te buluşalım ve konuşmayalım
dünyaya çarpan yürek onmaz
hızla yaşadım genç ölmedim
bir koşuymuş yaşam geç anladım
otuzu geçiyorken saate baktım
ben yanlız bir adamım tırnaklarım uzamaz
beni kimseler sevmez...
ahmet erhan
devamını gör...
1864.
bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
behçet necatigil- sevgilerde
devamını gör...
1865.
dokunulmasada görülmesede kalpte yer verilir bazısına nedensiz sen aklım ve kalbim arasında kalan en güzel çaresizliğimsin.
devamını gör...
1866.
badem yedim kuru badem
lazım hes kodu madem
anamiz havva babamiz adem
dolacaktır elbet vadem.
lazım hes kodu madem
anamiz havva babamiz adem
dolacaktır elbet vadem.
devamını gör...
1867.
bilmezler yalnız yaşamayanlar
nasıl korku verir sessizlik insana
insan nasıl konuşur kendisiyle
nasıl koşar aynalara
bir cana hasret
bilmezler
orhan veli kanık
devamını gör...
1868.
değişir yönü rüzgârın
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
i̇çinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
bir anı bile kalmamıştır
geceler boyu sevişmelerden;
binlerce yıl uzaklardadır
binlerce kez dokunduğun ten;
yazabileceğin şiirler
çoktan yazılıp bitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
avutamaz olur artık
seni, bildiğin şarkılar,
boşanır keder zincirlerinden
sular tersin tersin akar;
bir hançer gibi çeksen de sevgini
onu ancak öldürmeye yarar:
uçarı kuşu sevdanın
alıp başını gitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
yitik bir ezgisin sadece,
tüketilmiş ve düşmüş gözden;
düşlerinde bir çocuk hıçkırır
gece camlara sürtünürken;
çünkü hiçbir kelebek
tek başına yaşamaz sevdasını,
severken hiçbir böcek
hiçbir kuş yalnız değildir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
ataol behramoğlu
( şair (b:aşk iki kişiliktir) diyor,
bense her defasında tek kişilik yaşıyorum. sanırım sevdiğim şey bir insanı sevmek ya da onun buna karşılık vermesi değil. ben bana karşılık verilse bile reddediyorum. çünkü layık görmüyorum. sevme ve sevilme duygusunun büyüsünün bozulmasından korkuyor(muş)um.
artık içimdeki bu durumu tanimlayabiliyorum. ne hoş. platoniklik olsa, değil; platonik, aşkına karşılık bulduğunda bir şans verir. bu platoniklik değil. bu sevilen kişinin gerçekliğinin tamamen reddi. )
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
i̇çinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
bir anı bile kalmamıştır
geceler boyu sevişmelerden;
binlerce yıl uzaklardadır
binlerce kez dokunduğun ten;
yazabileceğin şiirler
çoktan yazılıp bitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
avutamaz olur artık
seni, bildiğin şarkılar,
boşanır keder zincirlerinden
sular tersin tersin akar;
bir hançer gibi çeksen de sevgini
onu ancak öldürmeye yarar:
uçarı kuşu sevdanın
alıp başını gitmiştir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
yitik bir ezgisin sadece,
tüketilmiş ve düşmüş gözden;
düşlerinde bir çocuk hıçkırır
gece camlara sürtünürken;
çünkü hiçbir kelebek
tek başına yaşamaz sevdasını,
severken hiçbir böcek
hiçbir kuş yalnız değildir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk iki kişiliktir.
ataol behramoğlu
( şair (b:aşk iki kişiliktir) diyor,
bense her defasında tek kişilik yaşıyorum. sanırım sevdiğim şey bir insanı sevmek ya da onun buna karşılık vermesi değil. ben bana karşılık verilse bile reddediyorum. çünkü layık görmüyorum. sevme ve sevilme duygusunun büyüsünün bozulmasından korkuyor(muş)um.
artık içimdeki bu durumu tanimlayabiliyorum. ne hoş. platoniklik olsa, değil; platonik, aşkına karşılık bulduğunda bir şans verir. bu platoniklik değil. bu sevilen kişinin gerçekliğinin tamamen reddi. )
devamını gör...
1869.
sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.
ismet özel
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.
ismet özel
devamını gör...
1870.
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-haydi iç de çay koyayım.
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-haydi iç de çay koyayım.
devamını gör...
1871.
bir sigara yakıyorum
parmaklarımı yakıyorum
parmaklarımı yakıyorum
devamını gör...
1872.
uykumun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben..
bir yere gidiyorum,
delice..
aklımda sen.
rüyamda bir gece,
gecede ben..
bir yere gidiyorum,
delice..
aklımda sen.
devamını gör...
1873.
gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?
her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe,
altınları gümüşleriyle övünmeğe.
tam işleri dilediği düzene girer:
ecel çıkıverir pusudan: benim ben, diye.
bu dünya iki kapılı bir han,
girdi mi dertlere düşer insan.
tanınmadan yaşamak en iyisi:
elinde olsa da hiç doğmasan.
yıllar günler gibi geçti gider;
nerde o eski dertler, sevinçler?
belaya aldırmaz aklı olan:
bu da her şey gibi geçer, der.
neylesem bu benim iç kavgalarımla?
pişmanlığım, kendime düşmanlığımla?
sen bağışlasan da ben yerim kendimi:
neylesem bu yüzkaram, bu utancımla?
canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?
her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe,
altınları gümüşleriyle övünmeğe.
tam işleri dilediği düzene girer:
ecel çıkıverir pusudan: benim ben, diye.
bu dünya iki kapılı bir han,
girdi mi dertlere düşer insan.
tanınmadan yaşamak en iyisi:
elinde olsa da hiç doğmasan.
yıllar günler gibi geçti gider;
nerde o eski dertler, sevinçler?
belaya aldırmaz aklı olan:
bu da her şey gibi geçer, der.
neylesem bu benim iç kavgalarımla?
pişmanlığım, kendime düşmanlığımla?
sen bağışlasan da ben yerim kendimi:
neylesem bu yüzkaram, bu utancımla?
devamını gör...
1874.
hissettiğim engel yükseliyor kümelerini öldürmüş tasarımlarımda.
büyük bir akvaryumda nefes almaya çalışıyorum,
içerisindeki plastik ağaçların doğa adı verilen rastgelelik isteminde.
artık gözlerimden akan kan
mekanı soluyan zamanın haykırışlarında süzülüyor...
büyük bir akvaryumda nefes almaya çalışıyorum,
içerisindeki plastik ağaçların doğa adı verilen rastgelelik isteminde.
artık gözlerimden akan kan
mekanı soluyan zamanın haykırışlarında süzülüyor...
devamını gör...
1875.
(bkz: penye ve hakikat)
devamını gör...
1876.
yerçekimli karanfil
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
1877.
devamını gör...
1878.
kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kıcacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kıcacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
devamını gör...
1879.
''halkın emvâlin alıp sonra teselli vermek
füls-i mâhîyi soyup yağda pişirmek gibidir
gûsfendânın edip kat' tarîk-ı nefesin
ayağından üfürüp sonra şişirmek gibidir.'' urfalı nâbî
anlamı: halkın malını elinden aldıktan sonra teselli vermek, bir balığın pullarını soyup yağda kızartmaya benzer, ya da bu durum, bir koyunun soluk borusunu kesip sonrasında ayağından üfürerek şişirmek gibidir.
füls-i mâhîyi soyup yağda pişirmek gibidir
gûsfendânın edip kat' tarîk-ı nefesin
ayağından üfürüp sonra şişirmek gibidir.'' urfalı nâbî
anlamı: halkın malını elinden aldıktan sonra teselli vermek, bir balığın pullarını soyup yağda kızartmaya benzer, ya da bu durum, bir koyunun soluk borusunu kesip sonrasında ayağından üfürerek şişirmek gibidir.
devamını gör...
1880.
“olmadım çocukluğumdan beri
başkalarının olduğu gibi
görmedim dünyayı, nesneleri
başkalarının gördüğü gibi
kandırmadı hüznümü, tutkuları
aynı ortak pınarların suları.
aynı zevki duymadı yüreğim
aynı şevkle uyanmadı yüreğim
sevdiğim her şeyi yalnız sevdim.”
edgar allen poe
başkalarının olduğu gibi
görmedim dünyayı, nesneleri
başkalarının gördüğü gibi
kandırmadı hüznümü, tutkuları
aynı ortak pınarların suları.
aynı zevki duymadı yüreğim
aynı şevkle uyanmadı yüreğim
sevdiğim her şeyi yalnız sevdim.”
edgar allen poe
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
