geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1781.
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-haydi iç de çay koyayım.
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
-senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
-yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
-freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-haydi iç de çay koyayım.
devamını gör...
1782.
bir sigara yakıyorum
parmaklarımı yakıyorum
parmaklarımı yakıyorum
devamını gör...
1783.
uykumun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben..
bir yere gidiyorum,
delice..
aklımda sen.
rüyamda bir gece,
gecede ben..
bir yere gidiyorum,
delice..
aklımda sen.
devamını gör...
1784.
hissettiğim engel yükseliyor kümelerini öldürmüş tasarımlarımda.
büyük bir akvaryumda nefes almaya çalışıyorum,
içerisindeki plastik ağaçların doğa adı verilen rastgelelik isteminde.
artık gözlerimden akan kan
mekanı soluyan zamanın haykırışlarında süzülüyor...
büyük bir akvaryumda nefes almaya çalışıyorum,
içerisindeki plastik ağaçların doğa adı verilen rastgelelik isteminde.
artık gözlerimden akan kan
mekanı soluyan zamanın haykırışlarında süzülüyor...
devamını gör...
1785.
(bkz: penye ve hakikat)
devamını gör...
1786.
yerçekimli karanfil
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.
devamını gör...
1787.
devamını gör...
1788.
kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kıcacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kıcacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
devamını gör...
1789.
''halkın emvâlin alıp sonra teselli vermek
füls-i mâhîyi soyup yağda pişirmek gibidir
gûsfendânın edip kat' tarîk-ı nefesin
ayağından üfürüp sonra şişirmek gibidir.'' urfalı nâbî
anlamı: halkın malını elinden aldıktan sonra teselli vermek, bir balığın pullarını soyup yağda kızartmaya benzer, ya da bu durum, bir koyunun soluk borusunu kesip sonrasında ayağından üfürerek şişirmek gibidir.
füls-i mâhîyi soyup yağda pişirmek gibidir
gûsfendânın edip kat' tarîk-ı nefesin
ayağından üfürüp sonra şişirmek gibidir.'' urfalı nâbî
anlamı: halkın malını elinden aldıktan sonra teselli vermek, bir balığın pullarını soyup yağda kızartmaya benzer, ya da bu durum, bir koyunun soluk borusunu kesip sonrasında ayağından üfürerek şişirmek gibidir.
devamını gör...
1790.
“olmadım çocukluğumdan beri
başkalarının olduğu gibi
görmedim dünyayı, nesneleri
başkalarının gördüğü gibi
kandırmadı hüznümü, tutkuları
aynı ortak pınarların suları.
aynı zevki duymadı yüreğim
aynı şevkle uyanmadı yüreğim
sevdiğim her şeyi yalnız sevdim.”
edgar allen poe
başkalarının olduğu gibi
görmedim dünyayı, nesneleri
başkalarının gördüğü gibi
kandırmadı hüznümü, tutkuları
aynı ortak pınarların suları.
aynı zevki duymadı yüreğim
aynı şevkle uyanmadı yüreğim
sevdiğim her şeyi yalnız sevdim.”
edgar allen poe
devamını gör...
1791.
bir an sevinç duyarken, korkuyorum sonra hemen,
haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi;
bir an, başbaşa kalmaktan öte bir şey istemezken,
sonra diyorum ki, alem niye görmesin sevincimi?
bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle,
doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra,
senin bana verdiğin ya da verebileceğinden öte,
ne bir şeyden zevk alıyorum, ne de çabalıyorum almaya.
işte böyle, her gün hem açlıktan ölüyor, hem tıkanıyorum;
ya oburca her şeyi yiyorum, ya da hiçbir şeye dokunmuyorum.
haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi;
bir an, başbaşa kalmaktan öte bir şey istemezken,
sonra diyorum ki, alem niye görmesin sevincimi?
bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle,
doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra,
senin bana verdiğin ya da verebileceğinden öte,
ne bir şeyden zevk alıyorum, ne de çabalıyorum almaya.
işte böyle, her gün hem açlıktan ölüyor, hem tıkanıyorum;
ya oburca her şeyi yiyorum, ya da hiçbir şeye dokunmuyorum.
devamını gör...
1792.
dokunulmasada görülmesede kalpte yer verilir bazısına nedensiz sen aklım ve kalbim arasında kalan en güzel çaresizliğimin.
devamını gör...
1793.
sevmek'' bir kelimedir
``sarı saçlı'' dersem bir kız için
sıfat söylemiş olurum
``ben sarı saçlı bir kız sevdim''
bir cümledir. sevda dolu bir cümle
nokta koymalı, durmalı zira
muzaffer tayyip uslu
``sarı saçlı'' dersem bir kız için
sıfat söylemiş olurum
``ben sarı saçlı bir kız sevdim''
bir cümledir. sevda dolu bir cümle
nokta koymalı, durmalı zira
muzaffer tayyip uslu
devamını gör...
1794.
eylül'ün cesedi çamurda yatıyordu
gülhane parkı'nda bıçaklamışlar
cesedin ağzından kan akıyordu
kıpkızıl sakalları uzamıştı
suna su karanlıktan korkuyordu
sıçramış uykusundan uyanmıştı
kalbini sımsıkı elinde tutuyordu
eylül'ün gözleri camlardan bakıyordu
kirpikleri yoktu dökülmüştü
suna su kalbinden korkuyordu
her sene bir eylül bıçaklanır
ufuktan martılar dökülüşür
sonbahar istanbul'dan utanır
kanlı ellerini saklar utanır
elleri bir serçe gibi üşür
ben hayallerimden utanırım
suna su parça parça uyanır
bulutlar parça parça düşünür
her dakika bir roman yasanır
her dakika bir yola düşülür
öpüşülür öpüşülür öpüşülür
ufuktan martılar döküşülür
denizin gözü kanlanmıştır
içimdeki volkan uyanmıştır
istanbul külrengi yıkanmıştır
ben yalnızlığımı giyinirim
suna su hayallerini giyinir
ellerine eylül bulaşır
kalbini bir yerlere koyamaz
düşünür düşünür düşünür
attila ilhan
gülhane parkı'nda bıçaklamışlar
cesedin ağzından kan akıyordu
kıpkızıl sakalları uzamıştı
suna su karanlıktan korkuyordu
sıçramış uykusundan uyanmıştı
kalbini sımsıkı elinde tutuyordu
eylül'ün gözleri camlardan bakıyordu
kirpikleri yoktu dökülmüştü
suna su kalbinden korkuyordu
her sene bir eylül bıçaklanır
ufuktan martılar dökülüşür
sonbahar istanbul'dan utanır
kanlı ellerini saklar utanır
elleri bir serçe gibi üşür
ben hayallerimden utanırım
suna su parça parça uyanır
bulutlar parça parça düşünür
her dakika bir roman yasanır
her dakika bir yola düşülür
öpüşülür öpüşülür öpüşülür
ufuktan martılar döküşülür
denizin gözü kanlanmıştır
içimdeki volkan uyanmıştır
istanbul külrengi yıkanmıştır
ben yalnızlığımı giyinirim
suna su hayallerini giyinir
ellerine eylül bulaşır
kalbini bir yerlere koyamaz
düşünür düşünür düşünür
attila ilhan
devamını gör...
1795.
uçun kuşlar uçun doğduğum yere;
şimdi dağlarında mor sümbül vardır.
ormanlar koynunda bir serin dere,
dikenler içinde sarı gül vardır.
o çay ağır akar, yorgun mu bilmem?
mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?
yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?
yüce dağ başında siyah tül vardır.
orda geçti benim güzel günlerim;
o demleri anıp bugün inlerim.
destan-ı ömrümü okur dinlerim,
içimde oralı bir bülbül vardır.
uçun kuşlar, uçun burda vefa yok;
öyle akar sular, öyle hava yok;
feryadıma karşı aks-i seda yok;
bu yangın yerinde soğuk kül vardır.
hey rıza, kederin başından aşkın,
bitip tükenmiyor elem-i aşkın,
sende -derya gibi- daima taşkın,
daima çalkanır bir gönül vardır.
rıza tevfik bölükbaşı - (serab-ı ömrüm)
şimdi dağlarında mor sümbül vardır.
ormanlar koynunda bir serin dere,
dikenler içinde sarı gül vardır.
o çay ağır akar, yorgun mu bilmem?
mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?
yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?
yüce dağ başında siyah tül vardır.
orda geçti benim güzel günlerim;
o demleri anıp bugün inlerim.
destan-ı ömrümü okur dinlerim,
içimde oralı bir bülbül vardır.
uçun kuşlar, uçun burda vefa yok;
öyle akar sular, öyle hava yok;
feryadıma karşı aks-i seda yok;
bu yangın yerinde soğuk kül vardır.
hey rıza, kederin başından aşkın,
bitip tükenmiyor elem-i aşkın,
sende -derya gibi- daima taşkın,
daima çalkanır bir gönül vardır.
rıza tevfik bölükbaşı - (serab-ı ömrüm)
devamını gör...
1796.
anam anam garibem / murat kapkıner
anam anam garibem
gangster yetiştirseydin beni
on yılda ıslah olurdum
eşkıya kılsaydın
bir gün
kızıl bir şafakta vururlardı
eroinman kılsaydın
lsd'ye alıştırsaydın
kliniklerde gezerdim
sırtıma spiral koyarlardı
cinnete zorlasaydın
tuluma sarar
zincire vururlardı
yatır yatır gezdirirlerdi yahut
anam anam garibem
fransız doğursaydın
islama geçerdim belki
anam anam garibem
gangster yetiştirseydin beni
on yılda ıslah olurdum
eşkıya kılsaydın
bir gün
kızıl bir şafakta vururlardı
eroinman kılsaydın
lsd'ye alıştırsaydın
kliniklerde gezerdim
sırtıma spiral koyarlardı
cinnete zorlasaydın
tuluma sarar
zincire vururlardı
yatır yatır gezdirirlerdi yahut
anam anam garibem
fransız doğursaydın
islama geçerdim belki
devamını gör...
1797.
bilmem neden tutkunum sana
neden yangınım ölesiye
her sabah gözlerimi açınca
neden ilk sen gelirsin aklıma
yaşamaktan önce
neden sensiz soğuk ellerim
söyle neden
içim üşüyor sensiz her gece
bir ay doğar yücelerden yücelerden
ben seni düşünürüm
ay ışığı olur dolarsın içime
bir bulut geçer göklerden
ben seni hatırlarım
bulut bulut yağarsın gözlerime
sonra serin bir rüzgar eser
bir martı süzülür enginlere
seni özlerim neden
bahar geldi bak
ağaçlarda bir cümbüş bir kıyamet
şen şakrak dallarda kuşlar
benim içimde bu kahır bu hüzün neden
neden bu sel gibi gözyaşları
bu ümitsizlik neden
gel artık
gel de bir bak gözlerimin içime
her şeyi anla sevdiğim
ben söylemeden
ümit yaşar oğuzcan
neden yangınım ölesiye
her sabah gözlerimi açınca
neden ilk sen gelirsin aklıma
yaşamaktan önce
neden sensiz soğuk ellerim
söyle neden
içim üşüyor sensiz her gece
bir ay doğar yücelerden yücelerden
ben seni düşünürüm
ay ışığı olur dolarsın içime
bir bulut geçer göklerden
ben seni hatırlarım
bulut bulut yağarsın gözlerime
sonra serin bir rüzgar eser
bir martı süzülür enginlere
seni özlerim neden
bahar geldi bak
ağaçlarda bir cümbüş bir kıyamet
şen şakrak dallarda kuşlar
benim içimde bu kahır bu hüzün neden
neden bu sel gibi gözyaşları
bu ümitsizlik neden
gel artık
gel de bir bak gözlerimin içime
her şeyi anla sevdiğim
ben söylemeden
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
1798.
....
bir zamanlar kendimi
bulunmaz hint kumaşı sanmıştım.
kaç metredir benim yokluğum?
benden daha çok var sanmıştım.
benim yokluğumdan dünyaya
bir elbise çıkar sanmıştım.
dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
sonunda ben de alıştım.
ah...dedim sonra,
ah!
...
bir zamanlar kendimi
bulunmaz hint kumaşı sanmıştım.
kaç metredir benim yokluğum?
benden daha çok var sanmıştım.
benim yokluğumdan dünyaya
bir elbise çıkar sanmıştım.
dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
sonunda ben de alıştım.
ah...dedim sonra,
ah!
...
devamını gör...
1799.
çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
seyir defterini başkası yazsın.
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
beni o limana çıkaramazsın...
(bkz: nazım hikmet)
seyir defterini başkası yazsın.
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
beni o limana çıkaramazsın...
(bkz: nazım hikmet)
devamını gör...
1800.
saat gecenin bir vakti
uçsuz bucaksız okyanusta
aklımda tarifsiz bir boşluk
yıkılır senle dolu düşüncelerim
birden çıkan fırtınalarda...
ormanci
uçsuz bucaksız okyanusta
aklımda tarifsiz bir boşluk
yıkılır senle dolu düşüncelerim
birden çıkan fırtınalarda...
ormanci
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
