1781.
sorular sormak için geldim şu dünyaya
yaşım acıların yaşıdır
boynumu üzgün bir çiçek gibi kırıp da
yollara düştüğümde, başımda deniz köpüklerinden
ya da sabah yellerinden bir taçla
yürüdüğüme inanırdım- yanılırdım
geceyi günle, acıyı sevinçle kardığım
bu söylencenin bir yerinde durakladım
ve anlatamadım, konuşmadım bir daha.
acını ödünç ver bana, gözyaşlarını
damarında uyuyan sevinci ödünç ver
yitirdim çünkü onları da...
ilenmiyorum, el çırpmıyorum artık
ne aklımda yaşadıklarım üstüne düşünceler
ne de geleceğe ilişkin bir tasa.
gelirken çan çalmıyor yalnızlık
bir adam, bir sokak, bir ev
yüzler, gülüşler, susuşlar boyunca.

ahmet erhan
devamını gör...
1782.
seviyorum seni çelik hançerim,
parlak ve soğuk arkadaşım.
bir gürcü, öç gününde dövdü seni örste,
özgür çerkez, kanlı bir savaşa biledi.

zambak bir el taşıdı seni bana
ayrılık anında, anmalık olarak;
ve ilk kez kan değildi üstünden akan
acının inciden gözyaşlarıydı, parlak.

o kara gözler, dikilen üstüme,
gizemli bir tasayla doluydular;
çeliğin gibi senin, titrek bir alevde,
ansızın bulanıyor, parlıyordular.

aşkın dilsiz güvencesi ve yol arkadaşımsın sen,
seni hep örnek olarak göreceğim;
değişmeyeceğim ben de, ve ruhum hep
senin gibi sert kalacak, demirden dostum benim.

(lermantov)
devamını gör...
1783.
kırılma payı/beyazıt bestami keçeli

çöküşle başlıyorum güne, yükselen borsaya inat
bismillah deyip şeytanıma gülümserken
aklım;
yüz yıldır yıkılıp inşa olan hayretime takılıyor
kimse bilmez
her uçurumdan adını söyleyerek düştüğümü
ne yapsam olmuyor çünkü
suretini verdiğim posta memurları
görevini kötüye kullanıyor

bir miktar cesurdur herkes ıslık çalınca
bense hüner sayarım yağmura direnmeyi
şahidim yok, sokağım çıkmaz,
nasıl diyeyim
direnmek, kaybetmenin yarısıdır sevgilim

yaşamakla bir yere varılmaz diye
girmeden kaybettiğim tüm savaşlarda
tek celsede ölüyorum
bu çaputlar, bu kolonya, bu tütünlerle
çürümüş yanlarımı sarıyorum
bir bir kırılıyor içimin fay hatları
kervanımızı eşkiyalar zapt etmiş
korkacak değilim elbet
ki sen gitmezsen, ki ben düşmezsem
neye yarar bu yollar

şimdi ben,
acısı hafiflesin diye vurulan atlar gibiyim
merhemini bir tüfekte arayan.
yüzünün hendeğine takılmıştı ayağım, ellerim, gözlerim
hangi yönde sıksan, aynı yerde ölüyorum.
teselliye gerek yok
hiç kıranla kırılan, bir olur mu sevgilim
devamını gör...
1784.

geceye bir şiir

yaşanacak çok şey var sanıyorsun
halbuki bir pıhtılık canın var...

bir nefes sonra,
başina ne geleceği meçhul,
gönlün ise nerelerde, nelerle meşgul...

hiç ibret almaz mı insan?
fanı dünyanın sonu hep hüsran.
öyleyse uyan ve ömrü verene dayan...
devamını gör...
1785.

manzara gülüşlü kız

öpüşmekte güçlük çeken bir kızdı işte
üstelik düşlerimden ödü kopardı
ne zaman farlar geceyi çizse
teni sakallarımda yanardı

soruları rahatlatan bir yanıttı belki
şimdi evde olsak
ne güzel
yatıp uyumazdık derdi
ev türkçesi ışırdı sesinde
dilime dolaştıkça sözcükleri

acıyı andıran bir anı artık
odamın şaşkınlığı bundan
düştutan akşam saatlerine
usul usul damlıyor zaman

gökyüzünde tuhaf bir başdönmesi
devamını gör...
1786.
kalbim değil sensin
böyle göğsüme vuran

sabahattin ali.
devamını gör...
1787.
bir yaz gecesi çamlıca mehtabına geldin.
billahi o gece sen iki mehtaba bedeldin.
aydan da, semadan, güneşten güzeldin.
billahi o gece sen iki mehtaba bedeldin.
devamını gör...
1788.
çalınmış yürek

üzgün yüreğim akıyor gemiye,
bir gevişlik tütün salyası gibi;
çorba artıkları yüzümde, niye?
üzgün yüreğim akıyor gemiye;

ya bu kaba saba sözler ne diye?
adamların bu zevzek gülüşleri?
üzgün yüreğim akıyor gemiye
bir gevişlik tütün salyası gibi.

hep belden aşağı edepsiz laflar
onu nasıl baştan çıkardı, bakın!
dümende de o biçim resimler var,
sevişmeler, kalkmış cinsel organlar...


siz ey beni büyüleyen dalgalar,
alın kirli yüreğimi, arıtın
hep belden aşağı edepsiz laflar
o'nu nasıl baştan çıkardı, bakın!

tütünün posası çıktı çıkacak
ey çalınmış yürek n'eyleyeceğim?
ayyaş hıçkırıkları başlayacak,
tütünün posası çıktı çıkacak;


midem boşalıp boşalıp dolacak,
ben ki, yenmiş yutulmuşsa yüreğim,
- tütünün posası çıktı çıkacak -
ey çalınmış yürek n'eyleyeceğim?

arthur rimbaud
devamını gör...
1789.
kan yasası bu insanın
üzümden şarap yapacaksın
çakmak taşından ateş
ve öpücüklerden insan !

can yücel
devamını gör...
1790.
ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
insan olmuştum ilk o zaman.
ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan.
kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
ölünmüyordu, hatırladım.
ölünmüyordu.

(bkz: birhan keskin)
devamını gör...
1791.
...şimdi bir mevsim değil,koca bir hayat girdi aramıza
biliyorum
ne sen donebilirsin artık,
ne de ben kapıyı acabilirim sana.
devamını gör...
1792.
ben de bugün öğrendiğim/okuduğum attila ilhan şiirinden* bir parça paylaşayım:

sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın

bizi böyle güzel şiirlerden haberdar eden yazarlara teşekkürler.
devamını gör...
1793.
boşuna değildi bu hayatta hiç bir şey
kavuşmalar için de ayrılıklar gerekiyordu!
z.s.
devamını gör...
1794.
sürgün bir anka masalı - yavuz doğan

musa için, hüseyn için dinle ey evlâd-ı âdem
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!
bu topraklar çocukları yorgan olup sardı madem
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


kaç tövbenin arkasına kaçıp sığınırsan sığın
her adımda rast gelecek geçip gidecek sandığın
işte şu dağ, işte şu gök; gam taşırken yığın yığın
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


tir tir titretirken arşı ölümün soğuk busesi
düşlerini yurt bilirken kendi evladının sesi
üşüyorsa bir çocuğun parçalanmış elbisesi
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


kaç korkunun süzgecinde kaç yıl esir edildi ar
kaç kerbelâ yaşanmalı suya doysun diye küffar
bir günahın gölgesine oba kurmuşsa istiğfar
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


habil de sen kâbil de sen, hem tanıksın cinayete
hem sanıksın hem ilhamsın hem konuksun bin ayete
ama hâlâ yüreğini yormuyorsan inayete
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


kaç ananın ağıdına ihtiyacı var toprağın
kaç kuzguna diyeti var taze yeşermiş yaprağın
kana susamış gözleri doymuyorsa kahpe çağın
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


takvimin her yaprağına bunca kurban verilirken
kör karanlık yeryüzüne ölüm olup serilirken
muhannetin tuttuğu yay sadağına gerilirken
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!


kaç sahibi var bu hanın, kimin bu mülk, kim kiracı
kaç efendi varsa artık yere batsın tahtı tacı
yeter artık! kaç şaire özne olsun bunca acı
ya şu dakika kopmalı, ya yok olmalı kıyamet,
susma bu kez, haykır artık; bir kere olsun kıyam et!buradan
devamını gör...
1795.

her şey çürüyor canım kardeşim bu dünyada
hatıralar bile
o hatıralar ki kafatasından muhkem bir yerde saklıdırlar
o hatıralar ki tüyden hafif
gök mavisinden duru
etten kemikten uzaktırlar
o hatıralar ki
bambaşka bir zaman içre yaşar dururlar
gel demeden gelir
git demeden giderler
nur topu gibi açıldıkları olur bazan
sonra sızım sızım sızlarlar
her şey çözülüp gidiyor bu dünyada
bir biri içinde
bir biri peşi sıra
bir tad dudakta
bir ses kulakta
sen toprakta çürürsün canım kardeşim
ben ayakta
devamını gör...
1796.
dolar olmuş on bir,
sattık her şeyi bir bir,
açız, üstümüz başımız pas kir,
uzun oğlan der ki ekonomistim.

cranium
devamını gör...
1797.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
-victor hugo
devamını gör...
1798.
bir nefes üfledi, titredi içim
hissettiğim tek şey o boşluğun içi
gitme vakti için kuşluk iyi bir seçim
dilimden dökülenlerdir ecir, ya rab ecir!

ardından geleceğim, geleceğim sensin
merak ediyorum nasıl tükeneceksin?
gökyaşı ormanlarına sinecek sis
gel çünkü gelmesen de gideceksin

gözyaşlarıma dokunma, acılarım bulaşır
gittikçe kırışıyor teninin ipek kumaşı
gittikçe uzuyor kirpiklerin
gittikçe bitiyor bildiklerim

dön dünya
beni ince bir koza ipliğine ör dünya
ne çektiğimi gör dünya
benim ne çektiğimi gördün ya;
artık unutmazsın
yaşanmaz güneşli günler bulutlarsız


öyle içten varsın ki bende en içte
seni görünce bir gün öleceğim sevinçten
seviyorsun aldatma sev içten
sanırım tükenmeyecek ayrılıklar gidişler

aldırma karanlığıma zaten geceyim ben
adının geçtiği şiirlerde gizli bir heceyim ben
kırılmaya mahsus yaratılmış bencileyin
bir yağmur damlasıyım, topraksız niceyim ben

yalnızlığı neresinden tutayım?
tutup yakasından olmadığını unutayım
bozkırımın kısrak görünümlü ciğeri kuru tayı
seni çatlatacak kamçı; koşturacak komutayım!

ayak bastığın yerdeyim, toprağım
nasıl beceriyorsun böyle güzel kokmayı?
yüreğinin surları ben kılıcım, ok yayım
nasıl beceriyorsun beni seninle cenge sokmayı?

kır beni kırağı; kır ki incineyim
kır ki kinci bakışların dağılsın
kırk ikinci günündeyim gidişinin
kırk ikinci günü bugün vücuda gelişimin.
devamını gör...
1799.

sen söylemeden de biliyorum,

seziyorum ki kaçacaksın..
yalvaramam koşamam
ama sesini bırak bende
biliyorum ki kopacaksın
tutamam saçlarından
ama kokunu bırak bende
anlıyorum ki ayrılacaksın
cok yıkkınım yıkılamam
ama rengini bırak bende
duyumsuyorum ki yiteceksin
en büyük acım olacak
ama ısını bırak bende
ayrımsıyorum ki unutacaksın
acı kurşun bir okyanus
ama tadını bırak bende
nasıl olsa gideceksin
hakkım yok durdurmaya
ama kendini bırak bende.
devamını gör...
1800.
ben sonbaharım, ölüm yağarım
toprak ağırır, unutur yaprak baharı
bulut kadar ağırım, eritirim umut olup bu harı
gökyüzünden yağmur yerine hüzün sağarım

et tırnaktan kopamaz; kar kıştan
gururumu okşuyor şu sahte alkışlar
eğer aşk diye yanıyorsan, sakın!
sakın, sakın kendini yemekten şikayet etme açlıktan

bu sonbaharı alın getirin yerine yazı
saba yelini bekliyorum çayımın demi de hazır
şişti eli nasır tuttu omuzları genç ihtiyarın
hiç olmadığı kadar var bir omuza ihtiyacı

bir soluk müsaade et bir dirhem kazı
içine günah doldurduğum şu karanlık mezarı
beni kurtaramıyorsan azad et, durma
çek fişini beni ikiye bölen pirana dişli hızarın

kazdığım kuyudayım, az mıyım suyuna?
ne götürdüm senden, duyulmuyor duyular
ölüm battı doğudan yaşam doğdu batıya
beni kaybettin üstadım ne yöndeydi pusulan

demir aldın, sırtıma bindin
sen sırtıma bindin, fırtına dindi
kayboldu adım bozuldu kimlik
çözüldü düğümlerim tutmuyor ilmik

balta vurdun gövdeme ettin lime lime etimi
beni bu darağacında tutacak kalın bir ip getirin
içme şu pervasız dünya şerbetini gönül
çünkü onun umut ektiği hayr, şer getirir

herkesin bir derdi var, her kesim aynı
insanın ruhunu örten etten parkesi vardır
ardım sıra kaldı garp doğuyu önüme aldım
beni âlimlerin seni konuştuğu şark esir aldı

kalbin toplar damarı aşk atar damarı ahtır
ah olmazsa o kalp atmayacaktır.
sen gözümden gittin, gözüm senle gitti
çözümler de bitti aşk barut sen kibritsin

nefis pusuda durur, hazır da kapanı
diyor ki: kaçma benden, kaçarsan kaparım
uzanıp içine şu maneviyat boşluğunun
her ışıkta durur, her günahta saparım

bu yolun görünmüyor sonu
ben düşürdüm aşkı karnımdan haydi sen doğur
her doğum yeni bir ölüm demektir
her adım bir zaman, her zaman bir emektir.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim