1281.
bu vatana nasıl kıydılar


insan olan vatanını satar mı?
suyun içip ekmeğini yediniz.
dünyada vatandan aziz şey var mı?
beyler bu vatana nasıl kıydınız?

onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : «buyur...» dediler.
beyler bu vatana nasıl kıydınız?

eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
oturmuş göğsüne teksaslı çavuş.
beyler bu vatana nasıl kıydınız?

günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
günü gelir sualiniz sorulur :
beyler bu vatana nasıl kıydınız?
devamını gör...
1282.
bir kere susabilsem
bir daha çıkamayacak sanki sesim
kalakacam içimdeki
haykırışlarla, kavgalarla.
dilim söylemese birseyler
gözlerim anlatacak kalbimdekileri
salıverecek kendini
ben lal olsam
ahraz olsam
yeni şeyler duymasam hatta
öyle lafazan ki beynimdeki kargaşa
gözyaşı olur
işaret olur
sana bana keder olur
sessizlikte çınlar adeta
umudaakin
devamını gör...
1283.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1284.
ben artık küstüm

beni de kırdılar içimde kırdılar
karanlık camlardan sular akıyordu
şimşekli bir boşlukta saat vurdu
beni de kırdılar belki yalnızdılar
belki onların da çocukluğu yoktu
bütün şarkılara kapalıydılar
bir genç kız değmemişti saçlarına

beni de kırdılar ben artık küsüm
yağmurları yağmıyor ağaçlarıma
sularından içmiyorum susadım ama
beni de kırdılar soğuk bir ölüm
çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma
oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm
bütün şarkılara kapalıydılar

atilla ilhan
devamını gör...
1285.
ben bir şey anlatacaktım kime anlatacaktım
ben bir yere gidecektim nereye gidecektim
biri vardı yanımdaydı, kimdi o
bana bir şeyler söylemişti neler demişti.

- özdemir asaf
devamını gör...
1286.
"sen ki talihin suikastına kurban giden bir yabancısın
içinde papatya alkışları ve perde
ve içinde eskiyen bir yoruluşa doğru
yaşanmışlıkların ertelenmesi"
devamını gör...
1287.
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia.”

özdemir asaf.
devamını gör...
1288.
tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;

gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.

n.f.k.
devamını gör...
1289.
ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni bekledigim kadar.
n.f.k
devamını gör...
1290.
ödül değilsin ceza değilsin
sen hep benimsin yalnızlık
günah değilsin ayıp değilsin
yasak değilsin ayrılık
uzak değilsin yakın değilsin
neredesin ey mutluluk
her şeyine vuruldum
aşk beni ben aşkı unuttum

mabel'in ip atlanılası sesinden dinleyiniz..
devamını gör...
1291.
“seni düşünmek güzel şey, ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum…”
nazım hikmet.
devamını gör...
1292.
yaz bitti

bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiç bir şey hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi…

-mungan
devamını gör...
1293.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni, anladim
gencken almadın canımı, bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.

şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
-ismet özel
devamını gör...
1294.
güneşi sevdiğini söylüyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun.

rüzgarı sevdiğini söylüyorsun,
rüzgar esince pencereni kapatıyorsun.

yağmuru sevdiğini söylüyorsun,
yağmur yağınca şemsiye açıyorsun.

işte bu yüzden korkuyorum,
beni de sevdiğini söylüyorsun...

(william shakespeare)
devamını gör...
1295.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgarı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.

fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.

gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde..
(bkz: şükrü erbaş)(bkz: koşaradım)
devamını gör...
1296.

temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek için
asıldığı çividen indirilmelidir
yaprakları biten takvim

zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir halı

içinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve topluiğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek için zulmüne
makas denilen patronun

gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

kim bilir kaç yunus görmüş
kaç deniz gezmiş...
devamını gör...
1297.
fransız şair peguy;
“insan 20 yaşında ve şairse bu onun
20 yaşında olduğunu gösterir,
ama 40 yaşında ve şairse, bu onun
gerçekten şair olduğunu gösterir” der.

ve ülkü tamer
“içime çektiğim hava değil, gökyüzüdür”

diyen gerçek şairdir.
devamını gör...
1298.

hasretinden prangalar eksittim
seni anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
art arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
dışarda gürül gürül akan bir dünya…
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana…
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara.
akan yıldıza.
bir kibrit çöpüne varana.
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni…
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini…

ahmed arif- hasretinden prangalar eskittim

kendi sesinden dinlemek isteyenlere..
devamını gör...
1299.
sen yoktun o zamanlar,
çocukluğumda en çok
yağmuru severdim ben...
ne zaman bir dert gelse bana
yağmur yağar dinler , dokunur
ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım
ateşim sönerdi.

sonra büyüdüm...
gözlerini gördüm
yandım,
yağmur yağdı
ve ilk kez sönmedim...
ben yağmurdan daha fazla
bir seni sevebildim.
devamını gör...
1300.
"epigrafik mırıldanmalar

ı/
baba diyorum, incinmiş yazdan
bir ıslık çamların ağzına yakışık

çok orman ki sığla geçitlerinden
güneyli yaz sağanakları kaçkını

nane kokuşlu iç bahçelerimde
eksilmiş narlar dalında kallavi

alnıma inmiş toroslar dikine,
mor pürenleriyle ön balkonda

ıı/
anne diyorum, hayal defterinde
çulluklar geçiyor boylamımdan

gölün üstünde erguvan çemberi
balıkçı türküleri, ağlardaki kefal

al diyorum dumanlı kamışlardan
rüzgârın fısıldadığı paslı mızrağı.

ııı/
kesilmiş içimde incirin kar sütü
bakırcılar çarşısına uzak geçmiş

rampada bitsin diyorum asfaltın
nilüferlerin sınandığı yerde safir

ney ağzımıza lehimli sülfür şarkı
zımpara taşı, annesiz, babasız döl

varlıkla yokluk arası cinnet valsı
ilk ölüm vuruşu tekleyen akrebin

ıv/
baba biçiyorum, silinmiş atlastan
bir fırtına vadilerin ağzına alışık

anne çiziyorum, unutma defterine
kuşlar göçüyor, şehrin çatırtısından"

güçlü_
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim