geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2501.
bir at neden ağlar düşün bunu sevgilim
birlikte rüzgara açamadığımız kollar
ay’ı seyretmek için üşüdüğümüz yollarda
birlikte söyleyemediğimiz şarkıları ağlatıyor şimdi
bizi seyrederken aydınlık bir avludan
çocukken beni güzelleştiren o çakıl taşlarıyla
vurulmak istiyorum dünyaya
bildin mi şimdi,
at vurulmadı, ondan ağlar sevgilim.
(bkz: serap kadıoğlu)
birlikte rüzgara açamadığımız kollar
ay’ı seyretmek için üşüdüğümüz yollarda
birlikte söyleyemediğimiz şarkıları ağlatıyor şimdi
bizi seyrederken aydınlık bir avludan
çocukken beni güzelleştiren o çakıl taşlarıyla
vurulmak istiyorum dünyaya
bildin mi şimdi,
at vurulmadı, ondan ağlar sevgilim.
(bkz: serap kadıoğlu)
devamını gör...
2502.
"bazı adamlar, incitmeden sevemezdi..
kırardı, dökerdi, yangınlar bırakırdı arkalarında…
bazı adamlarsa, tüm geçmişi unutturur,
parmak uçlarından öperdi."
–cemal süreya
şiir mi söz mü bilemedim.
güzel demiş.
cemal süreya üç noktadan önce kullanılan cümle gibiydi, ondan sevmem onu.
öyle adamlar gerçekten sevmiş olur mu?
sevdiğini kırıp döken sever mi?
sevdiğine, sevgisine kıyar mı?
devamını gör...
2503.
2504.
hayat seni,
sevmediğinle seviştirir,
sevdiğinle savaştırır.
kalbinin sahibi ile değil,
mecburiyetin izniyle evlenirsin.
gönlünün hayır dediğine evet der dilin.
ömrünün geri kalanını,
aynı evde, aynı odada, aynı masada, aynı yatakta,
ama sana dünyalar kadar uzak olan biriyle yaşarsın.
kalbini kürtaj ettirmiş bir mahkum gibi,
dolanır durursun kendi içinde.
etrafın "elalem ne der" telleri ile çevrilmiştir.
kendi hayatını uzaktan seyreden,
mutsuz biri olursun zamanla.
ve kimse seni duymaz sen kaderine bağırırken.
gözün gibi baktığın tenin,
ve herkesten sakındığın gözlerin,
acımasızca yağmalanır her gece.
sular yıkamaz,
gözyaşın olmadan,
üzerine sinen kiri.
çünkü,
insan ait olmadığı insanın yatağında sürgündedir.
ve ait olmadığı insanın hayatında rehindir...
sevmediğinle seviştirir,
sevdiğinle savaştırır.
kalbinin sahibi ile değil,
mecburiyetin izniyle evlenirsin.
gönlünün hayır dediğine evet der dilin.
ömrünün geri kalanını,
aynı evde, aynı odada, aynı masada, aynı yatakta,
ama sana dünyalar kadar uzak olan biriyle yaşarsın.
kalbini kürtaj ettirmiş bir mahkum gibi,
dolanır durursun kendi içinde.
etrafın "elalem ne der" telleri ile çevrilmiştir.
kendi hayatını uzaktan seyreden,
mutsuz biri olursun zamanla.
ve kimse seni duymaz sen kaderine bağırırken.
gözün gibi baktığın tenin,
ve herkesten sakındığın gözlerin,
acımasızca yağmalanır her gece.
sular yıkamaz,
gözyaşın olmadan,
üzerine sinen kiri.
çünkü,
insan ait olmadığı insanın yatağında sürgündedir.
ve ait olmadığı insanın hayatında rehindir...
devamını gör...
2505.
“sesinde ne var biliyor musun
söylemediğin sözcükler var
küçücük şeyler belki
ama günün bu saatinde
anıt gibi dururlar
sesinde ne var biliyor musun
söyleyemediğin sözcükler var”
cemal süreya - 8.10 vapuru
söylemediğin sözcükler var
küçücük şeyler belki
ama günün bu saatinde
anıt gibi dururlar
sesinde ne var biliyor musun
söyleyemediğin sözcükler var”
cemal süreya - 8.10 vapuru
devamını gör...
2506.
"âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı
uçar ve huzurlu olurdum
çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm
bu dünyada çok acı çektim.
bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor
allah'ım, senin gücün ve senin huzurun dışında
nereden sığınak bulurum?
eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasam
yine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim.
beni kararsızlıkla sarhoş ettin
senin yolların ne kadar gizemli
senin yolların ne kadar gizemli.
yüreğimin acısını söylüyorum
ruhumun yakıcılığını söylüyorum
sessizliğimi korurken, kemiklerim ufalıyor
çünkü elinin ağırlığı üzerimde.
hatırla; hayatım bir soluktan ibaret
çöldeki bir pelikan gibiyim
ve bir serçe gibiyim, damda tek başına kalmış.
dökülmüş su gibiyim
ve ölüp gitmişler gibiyim
ve ölümün gölgesi, gözkapaklarımı kaplıyor
beni bırak, beni bırak; günlerim sadece bir nefes.
beni bırak, yolculuğuma başlamadan önce geri dönüşü olmayan yere,
ebedi karanlıklar ülkesine.
allah'ım,
güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme.
hatırla; hayatım bir soluktan ibaret
değirmenlerin gürültüsü
ve o acı dolu aylara
ve çevremi saran neşeli şarkılar
ve canlı ışıklar yitip gitti.
ne mutlu, bu zamanda hasat yapanlara
ve elleriyle başakları toplayabilene.
çölde şarkı söyleyen ruhları dinleyelim
âh edenlerin ve ellerini gökyüzüne açanların şarkısı, diyor ki:
"eyvah, yaralarım ruhumu hissizleştirdi! "
âh sen,
beline kadar inen saçların dökülürken,
kırmızı elbiseler giydiğin,
altından mücevherler taktığın zamanları hep unuttun.
gözlerine sürme çekerdin
hatırla; kendini boşu boşuna güzelleştirirdin,
çölde yalnız bir şarkı olduğun
ve arkadaşların seni terkettiği için.
zaman akıyor ve öğlenin gölgeleri uzamaya başlıyor
ve kuşlarla dolu bir kafes gibi,
hayatımız da iniltiyle dolu.
içimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını
hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere
ve bir kurtuluş bulamadık.
güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için
ama kimse duymuyor bizi.
ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz.
ey sen, sevginin gücüyle taşan nehir
bize doğru gel
bize doğru gel."
füruğ ferruhzad - güvercinin ruhu
uçar ve huzurlu olurdum
çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm
bu dünyada çok acı çektim.
bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor
allah'ım, senin gücün ve senin huzurun dışında
nereden sığınak bulurum?
eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasam
yine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim.
beni kararsızlıkla sarhoş ettin
senin yolların ne kadar gizemli
senin yolların ne kadar gizemli.
yüreğimin acısını söylüyorum
ruhumun yakıcılığını söylüyorum
sessizliğimi korurken, kemiklerim ufalıyor
çünkü elinin ağırlığı üzerimde.
hatırla; hayatım bir soluktan ibaret
çöldeki bir pelikan gibiyim
ve bir serçe gibiyim, damda tek başına kalmış.
dökülmüş su gibiyim
ve ölüp gitmişler gibiyim
ve ölümün gölgesi, gözkapaklarımı kaplıyor
beni bırak, beni bırak; günlerim sadece bir nefes.
beni bırak, yolculuğuma başlamadan önce geri dönüşü olmayan yere,
ebedi karanlıklar ülkesine.
allah'ım,
güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme.
hatırla; hayatım bir soluktan ibaret
değirmenlerin gürültüsü
ve o acı dolu aylara
ve çevremi saran neşeli şarkılar
ve canlı ışıklar yitip gitti.
ne mutlu, bu zamanda hasat yapanlara
ve elleriyle başakları toplayabilene.
çölde şarkı söyleyen ruhları dinleyelim
âh edenlerin ve ellerini gökyüzüne açanların şarkısı, diyor ki:
"eyvah, yaralarım ruhumu hissizleştirdi! "
âh sen,
beline kadar inen saçların dökülürken,
kırmızı elbiseler giydiğin,
altından mücevherler taktığın zamanları hep unuttun.
gözlerine sürme çekerdin
hatırla; kendini boşu boşuna güzelleştirirdin,
çölde yalnız bir şarkı olduğun
ve arkadaşların seni terkettiği için.
zaman akıyor ve öğlenin gölgeleri uzamaya başlıyor
ve kuşlarla dolu bir kafes gibi,
hayatımız da iniltiyle dolu.
içimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını
hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere
ve bir kurtuluş bulamadık.
güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için
ama kimse duymuyor bizi.
ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz.
ey sen, sevginin gücüyle taşan nehir
bize doğru gel
bize doğru gel."
füruğ ferruhzad - güvercinin ruhu
devamını gör...
2507.
gökyüzünden geceme parlayan ışıkla aya aşık olduğum gibi,
yüzünden ruhuma parlayan ışıkla sana
aşık olmak istiyorum...
yüzünden ruhuma parlayan ışıkla sana
aşık olmak istiyorum...
devamını gör...
2508.
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
devamını gör...
2509.
bugün anlamsızca aklıma gelen atilla ilhan şiirini bırakıyorum bende. *
-ağlardım-
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım…
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdün içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
… akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım
~atilla ilhan~
-ağlardım-
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu, ağlardım…
ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdün içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
… akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu, ağlardım
~atilla ilhan~
devamını gör...
2510.
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk.
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk.
devamını gör...
2511.
kitaplarda ölmek
adı, soyadı
açılır parantez
doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
kapanır, parantez.
o şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.
ya sayfa altında, ya da az ilerde
eserleri, ne zaman basıldıkları
kısa, uzun bir liste.
kitap adları
can çekişen kuşlar gibi elinizde.
parantezin içindeki çizgi
ne varsa orda
ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
ne varsa orda.
o şimdi kitaplarda
bir çizgilik yerde hapis,
hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
öldürebilirsiniz.
behçet necatigil
adı, soyadı
açılır parantez
doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
kapanır, parantez.
o şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.
ya sayfa altında, ya da az ilerde
eserleri, ne zaman basıldıkları
kısa, uzun bir liste.
kitap adları
can çekişen kuşlar gibi elinizde.
parantezin içindeki çizgi
ne varsa orda
ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
ne varsa orda.
o şimdi kitaplarda
bir çizgilik yerde hapis,
hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
öldürebilirsiniz.
behçet necatigil
devamını gör...
2512.
bilmiyorum yaşamakta mısın öldün mü?
dünyada bir yerlerde bulabilir miyim seni?
yoksa akşamın yaslı karanlığında,
bir ölüyü mü düşünmeli.
anna ahmatova
dünyada bir yerlerde bulabilir miyim seni?
yoksa akşamın yaslı karanlığında,
bir ölüyü mü düşünmeli.
anna ahmatova
devamını gör...
2513.
......................
devamını gör...
2514.
ay karanlık
_
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık…
ahmet arif
_
maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık…
ahmet arif
devamını gör...
2515.
ne yazık
sevdim sanıyor insan
oldum sanıyor
benim sanıyor insan
tamamım sanıyor
ne yazık
ne kadar eksik insan
ne kadar az
ne kadar yarım
ne kadar ...
sevdim sanıyor insan
oldum sanıyor
benim sanıyor insan
tamamım sanıyor
ne yazık
ne kadar eksik insan
ne kadar az
ne kadar yarım
ne kadar ...
devamını gör...
2516.
yağdığını düşünüyorum onun
kuraklıktan salıverilmiş diliyle
ağzının açılmamış tepelerinden, dolarak
yüklü müjdeyle,
onun yükseldiğini gördüm
o apansız bulutu, küller içinden.
yerleşerek
buluştular kül rengi bir çemberde, içinde
durmadan dönen bir ruh.
ah, o yağmalı elbette
akıldaki bu kuşatma tutmalı bizi
tuhaf kederler içinde, öğreterek
kederin sessizliğini.
ve onun nasıl çırpındığını
ürkütüp saydam şeyleri kanatları üstünde
bizim istediklerimizin, koyu özlemleri yakıp kaçınılmaz vaftiz törenlerinde.
yağmur düdükleridir çalınan
boyun eğme inceliğinde,buralardan uzakta.
hâlâ boyun eğmeyen, bu, benim
çıplak kayaları çöken dünyamın
buluşmasıdır seninle.
(bkz: wole soyinka)(bkz: yağdığını düşünüyorum)
kuraklıktan salıverilmiş diliyle
ağzının açılmamış tepelerinden, dolarak
yüklü müjdeyle,
onun yükseldiğini gördüm
o apansız bulutu, küller içinden.
yerleşerek
buluştular kül rengi bir çemberde, içinde
durmadan dönen bir ruh.
ah, o yağmalı elbette
akıldaki bu kuşatma tutmalı bizi
tuhaf kederler içinde, öğreterek
kederin sessizliğini.
ve onun nasıl çırpındığını
ürkütüp saydam şeyleri kanatları üstünde
bizim istediklerimizin, koyu özlemleri yakıp kaçınılmaz vaftiz törenlerinde.
yağmur düdükleridir çalınan
boyun eğme inceliğinde,buralardan uzakta.
hâlâ boyun eğmeyen, bu, benim
çıplak kayaları çöken dünyamın
buluşmasıdır seninle.
(bkz: wole soyinka)(bkz: yağdığını düşünüyorum)
devamını gör...
2517.
savaştı
kime karşı
namussuz soyguncuya
vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz soyguncu
dediler
ne dediler
-elhükmilillah.
direndi
kime karşı
namussuz vurguncuya
vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz vurguncu
dediler
ne dediler
-elhükmilillah
vuruştu
kime karşı
namussuz sömürgene
vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz sömürgen
dediler
ne dediler
-elhükmilillah
demesinler bunu bir
deyip geçirmesinler
o çileli ellerini
o ışıksız yüzlerinden
karanlıkta insanlar
deve nalbant
eşek tellal
ağalarla beyler allah
bismillah
bismillah sömürüye
bismillah haksızlığa
bismillah kandan kına
hem de kardeş kanından
desem ki kardeş desem
desem ki barış desem
desem ki elhükmidiyalektik
tekel kadı
tröst cellat
oligarşi izbandut
insanlar ki bir güzel
insanlar ki bir tatlı
öyle de susamışlar ki
barışa kardeşliğe
söyle savcı
kim kıyar güzelliğe
söyle yargıç
kim kıyar tatlılığa
barışı kim
kim vurur kardeşliği
sen söyle ey bürokrat
gel aristo
gel eflatun
musa isa muhammet
siz de gelin açıklayın
şu işin gerçeğini
kim vurur kardeşliği
barışı kimler boğar beşikte
sürüseler leşlerini şu insan düşmanlarının
sürüseler şu kanlı sokaklarda
demem onlar gibi kalleşçe
elhükmilillah
derim bilim buyruğunca
elhükmidiyalektik
ne anlar canavarlar
ne anlar soyguncular
talancılar ne anlar
bilimsel güzellikten
/hasan hüseyin
kime karşı
namussuz soyguncuya
vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz soyguncu
dediler
ne dediler
-elhükmilillah.
direndi
kime karşı
namussuz vurguncuya
vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz vurguncu
dediler
ne dediler
-elhükmilillah
vuruştu
kime karşı
namussuz sömürgene
vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz sömürgen
dediler
ne dediler
-elhükmilillah
demesinler bunu bir
deyip geçirmesinler
o çileli ellerini
o ışıksız yüzlerinden
karanlıkta insanlar
deve nalbant
eşek tellal
ağalarla beyler allah
bismillah
bismillah sömürüye
bismillah haksızlığa
bismillah kandan kına
hem de kardeş kanından
desem ki kardeş desem
desem ki barış desem
desem ki elhükmidiyalektik
tekel kadı
tröst cellat
oligarşi izbandut
insanlar ki bir güzel
insanlar ki bir tatlı
öyle de susamışlar ki
barışa kardeşliğe
söyle savcı
kim kıyar güzelliğe
söyle yargıç
kim kıyar tatlılığa
barışı kim
kim vurur kardeşliği
sen söyle ey bürokrat
gel aristo
gel eflatun
musa isa muhammet
siz de gelin açıklayın
şu işin gerçeğini
kim vurur kardeşliği
barışı kimler boğar beşikte
sürüseler leşlerini şu insan düşmanlarının
sürüseler şu kanlı sokaklarda
demem onlar gibi kalleşçe
elhükmilillah
derim bilim buyruğunca
elhükmidiyalektik
ne anlar canavarlar
ne anlar soyguncular
talancılar ne anlar
bilimsel güzellikten
/hasan hüseyin
devamını gör...
2518.
ümit yaşar oğuzcan - her sabah seninle başlar
önce gözlerin girer odamdan içeri
sonra ellerin, saçların dudakların
bir bir hatırlarım
her sabah senin olan ne varsa
yüzüm aydınlanır
şarkılar söylemek gelir içimden
yakında bir kuş öter
uzaklarda bir tren sesi
sonra kornalar, çocuk ağlamaları
vapur düdükleri
sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden
ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma
sarar benliğimi birden
büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım
her sabah seninle başlar
ve ben her sabah
ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım
her sabah
rezil insanlar bekler her köşebaşında beni
yüzleri, yürekleri kadar kirlidir
biri gider, biri gelir
biri gider, biri gelir
yakamda duygusuz iğrenç elleri
ve soğuk gözbebekleri gözlerimde
o alışılmış yaşamak ki her sabah
iğreti bir elbise gibi durur üzerimde
bir isyandır sarar içimi
her şeyi üzerimden çıkarıp atasım gelir
fakat insanlar, insanlar bırakmaz beni
biri gider, biri gelir
hep aynı ses, aynı şarkı
aynı sağır gökyüzü
dilsiz bir deniz
kör bir düzen
hep aynı kör döğüşü
yalancı yüzler, aptalca bakışlar
o iki yüzlü selamlar
hep aynı tempoda geçen manasız bir gün
hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri
ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar
ya o geceler satılmış, utanç dolu
büyük avizelerin aydınlattığı sefil yüzlerimiz
renkli kumaşlar, altın kol düğmeleri
kristal kadehlerde kral içkiler
o hesaplı dostluklar
satın alınmış sevgiler
ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin
yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım
sevmekse gönlümce sevmeliyim
kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı
ölmekse istediğim anda ölmeliyim
ve yaşıyorsam
her şey bambaşka olmalı seninle
alışılmış şeylerden öte
yalanlardan, düzenlerden uzak
yeter, yeter artık
dönmesin o eski plak
her şey gölümüzce olsun
bulsun
dilediği zaman ellerim ellerini
paylaşalım seninle bütün geceleri
sabahları, akşam üzerlerini
görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım
şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında
her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi
yeter artık, yeter
kırılsın o çemberler
sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci
ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin
bütün bir ömür boyunca
seninle başlayan sabahlarım
seninle sürüp gitsin.
önce gözlerin girer odamdan içeri
sonra ellerin, saçların dudakların
bir bir hatırlarım
her sabah senin olan ne varsa
yüzüm aydınlanır
şarkılar söylemek gelir içimden
yakında bir kuş öter
uzaklarda bir tren sesi
sonra kornalar, çocuk ağlamaları
vapur düdükleri
sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden
ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma
sarar benliğimi birden
büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım
her sabah seninle başlar
ve ben her sabah
ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım
her sabah
rezil insanlar bekler her köşebaşında beni
yüzleri, yürekleri kadar kirlidir
biri gider, biri gelir
biri gider, biri gelir
yakamda duygusuz iğrenç elleri
ve soğuk gözbebekleri gözlerimde
o alışılmış yaşamak ki her sabah
iğreti bir elbise gibi durur üzerimde
bir isyandır sarar içimi
her şeyi üzerimden çıkarıp atasım gelir
fakat insanlar, insanlar bırakmaz beni
biri gider, biri gelir
hep aynı ses, aynı şarkı
aynı sağır gökyüzü
dilsiz bir deniz
kör bir düzen
hep aynı kör döğüşü
yalancı yüzler, aptalca bakışlar
o iki yüzlü selamlar
hep aynı tempoda geçen manasız bir gün
hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri
ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar
ya o geceler satılmış, utanç dolu
büyük avizelerin aydınlattığı sefil yüzlerimiz
renkli kumaşlar, altın kol düğmeleri
kristal kadehlerde kral içkiler
o hesaplı dostluklar
satın alınmış sevgiler
ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin
yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım
sevmekse gönlümce sevmeliyim
kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı
ölmekse istediğim anda ölmeliyim
ve yaşıyorsam
her şey bambaşka olmalı seninle
alışılmış şeylerden öte
yalanlardan, düzenlerden uzak
yeter, yeter artık
dönmesin o eski plak
her şey gölümüzce olsun
bulsun
dilediği zaman ellerim ellerini
paylaşalım seninle bütün geceleri
sabahları, akşam üzerlerini
görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım
şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında
her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi
yeter artık, yeter
kırılsın o çemberler
sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci
ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin
bütün bir ömür boyunca
seninle başlayan sabahlarım
seninle sürüp gitsin.
devamını gör...
2519.
caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var..
gece yarısında, eski yağmurlar
şarkı söylüyorlar, sessiz usulca
özlediğim şimdi çok uzaklarda..
deli dolu günler, hayat güzeldi
kahkalarıyla günler geçerdi..
ellerim uzanmaz, dokunamam ki
özlediğim şimdi çok uzaklarda..
o da özlüyormuş, benim bir tanem..
çok üşüyormuş, ben olmayınca
öyle yazıyor, son mektubunda
o da özlüyormuş, benim bir tanem..
hep ağlıyormuş, ben olmayınca
öyle yazıyor, son mektubunda
caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var..
gece yarısında, eski yağmurlar
şarkı söylüyorlar, sessiz usulca
özlediğim şimdi çok uzaklarda
o da özlüyormuş, benim bir tanem..
çok üşüyormuş, ben olmayınca
öyle yazıyor, son mektubunda..
buradan
gece yarısında, eski yağmurlar
şarkı söylüyorlar, sessiz usulca
özlediğim şimdi çok uzaklarda..
deli dolu günler, hayat güzeldi
kahkalarıyla günler geçerdi..
ellerim uzanmaz, dokunamam ki
özlediğim şimdi çok uzaklarda..
o da özlüyormuş, benim bir tanem..
çok üşüyormuş, ben olmayınca
öyle yazıyor, son mektubunda
o da özlüyormuş, benim bir tanem..
hep ağlıyormuş, ben olmayınca
öyle yazıyor, son mektubunda
caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var..
gece yarısında, eski yağmurlar
şarkı söylüyorlar, sessiz usulca
özlediğim şimdi çok uzaklarda
o da özlüyormuş, benim bir tanem..
çok üşüyormuş, ben olmayınca
öyle yazıyor, son mektubunda..
buradan
devamını gör...
2520.
*
sen yağmurlu günlere yakışırsın
yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler
ıslanan yapraklar gibi yüzün ışır
ışırsa beni unutma
alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
her şeye rağmen ellerin üşür
üşürse beni unutma
yeni dostlar yeni rüzgârlar gelir geçer
yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular
kahredersin başın önüne düşer
düşerse beni unutma
gülten akın
sen yağmurlu günlere yakışırsın
yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler
ıslanan yapraklar gibi yüzün ışır
ışırsa beni unutma
alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
her şeye rağmen ellerin üşür
üşürse beni unutma
yeni dostlar yeni rüzgârlar gelir geçer
yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular
kahredersin başın önüne düşer
düşerse beni unutma
gülten akın
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
