2181.
çok yakınlarda
sabahlardan bir sabah
seni gerçekten insanca kucaklasam
sımsıkı
ve yüreğimi avuçlarına koysam
ne dersin ?

nazım hikmet
devamını gör...
2182.
ne uyumak istiyorum ne de uyanmak
kararsızlıklarımla boğuşurken geçiyor zaman
pek hoş değil dilemmalarla yaşamak
insan kendi içinde yaşadığında olmuyor duyan

çok uzağa gitmeni istemesem de ben kaçarım
savaşacak gücü kendimde bulamıyorum
kalbinle beynin tersleşirse kazanan çıkmaz
sonunda senaryo senin, senin istediğin gibi bitsin
devamını gör...
2183.
''dağlar ile taşlar ile
çağırayım mevlâm seni
seherlerde kuşlar ile
çağırayım mevlâm seni

su dibinde mâhi ile
sahralarda âhu ile
abdal olup ''yâ hû!'' ile
çağırayım mevlâm seni

gökyüzünde isa ile
tur dağında musa ile
elimdeki âsâ ile
çağırayım mevlâm seni

derdi çokça eyyûb ile
gözü yaşlı yâkûb ile
ol muhammed mahbûb ile
çağırayım mevlâm seni

bilmişim dünya hâlini
terk ettim kıyl ü kâlini
baş açık, ayak yalını
çağırayım mevlâm seni

yûnus okur diller ile
ol kumru bülbüller ile
hakk'ı seven kullar ile
çağırayım mevlâm seni''
yunus emre

şiiri, dokunaklı ve buğulu sesiyle cihan ünal okumuş:
devamını gör...
2184.
beni güzel hatırla
bunlar son satırlar
farzet ki bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu
kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için
uyandın ve ben bittim..

beni güzel hatırla
çünkü sevdim seni ben, her şeyini
sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım
alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım..

beni güzel hatırla
sayfalarca mektup bıraktım sana
şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım
sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim
senden öncekiler gibi sen de anlamadın..

beni güzel hatırla
sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar
gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
söylenmemiş "merhaba"lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda
ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda..

beni güzel hatırla
dizlerimde uyuduğunu düşün
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
alnından öptüğüm dakikaları
birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun
bu da sana son sürprizim olsun
şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla
gidiyorum...


okan savcı

edit: şiirin orhan veli kanık'a ait olduğu da yazılıyor, bilemiyorum..
devamını gör...
2185.
“kim kaldı ittihat ve terakki'den
o jöntürkler ki - `hariçten
evrak-ı muzırra celbederlerdi' -
o fedailer ki barut öksürürler
sakal tıraşları mavi
kırmızı bıyıkları biber”

attila ilhan
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2186.
göğün en yüksek yerinden
itilivermişim bir boşluğa
tutunacak dal ararım
nereye düşeceğimi bilmeden.
(..)
devamını gör...
2187.
sana ne kadar çok şey anlatırsam anlatayım,
hala sana söylemeyi unuttuğum
ve söylemem gereken birşey kalacak,
ve sen bu gevezeliğin
kılık değiştirmiş aşk olduğunu hiç anlayamayacaksın.
erman....
devamını gör...
2188.
sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
*can yücel*
devamını gör...
2189.
o vakit, her cümlesini ezbere bildiğim bir başka attila ilhan şiiri olsun bu gecenin aksında yankılanan.

(...)
emperyal otelinde bu sonbahar,
bu camların nokta nokta hüznü
bu bizim berheva olmuşluğumuz,
bir nokta bir hat kalmışlığımız,
bu rezil bu çarşamba günü,
intihar etmiş kötümser yapraklar.
öksürüklü aksırıklı bu takvim,
ben hiç böylesini görmemiştim,
vurdun kanıma girdin, itirazım var.

sesleri liman sislerinde boğulur,
gemiler yorgun ve uykuludur.
sabahtır saat beş buçuktur,
sen kollarımın arasındasın,
onlar gibi değilsin sen başkasın,
bu senin gözlerin gibisi yoktur...
adamın rüyasına rüyasına sokulur,
aklının içinde siyah bir vapur,
kıvranır insaf nedir bilmez.
(...)
emperyal oteli'nin resmini çektim,
akşam saçaklarından damlıyordu.
kapısında durmanı söylemiştim,
yüzün zambaklara benziyordu.
cumhuriyet bahçesi'nde insanlar geziyordu,
tepebaşı'ndaki küçük yahudiler,
asmalımesçit'teki rum kemancı,
böyle rüzgarsız kalmışlığımız,
bu bizim çektiğimiz sancı...
el ele tutuşmuş geziyordu,
gazeteler cinayeti yazıyordu,
haliç'e bir avuç kan dökülmüştü.

emperyal oteli'nde üç gece kaldık.
fazlasına paramız yetmiyordu.
gözlerin gözlerimden gitmiyordu.
dördüncü gece sokakta kaldık,
karanlık bir türlü bitmiyordu.
sirkeci garı'nda sabahladık,
bilen bilmeyen bizi ayıpladı...
halbuki kimlere kimlere başvurmadık,
hiçbiri yüzümüze bakmıyordu,
hiç kimse elimizden tutmuyordu.
ben hiç böylesini görmemiştim,
vurdun kanıma girdin, kabulümsün.
devamını gör...
2190.
her defasında
kırılan kalbimin
birbirine uyan parçalarından
yeni bir kalp yaptım
seni tekrar sevebilmek için
işte gerçek sevgi budur.
eğer anlayabilirsen beni .
ermann....
devamını gör...
2191.
yazdığım şiirlere kulağını daya
kesinlikle kalp atışları duyacaksın
sana yazdığım bütün şiirler
senin sevginle yaşıyorlar.
ermann
devamını gör...
2192.
"garson masa iyi, manzarayı değiştir. "

(bkz: atilla ilhan)
(bkz: batan bu köhne şileb)
devamını gör...
2193.
ben seninle çay içmek istiyorum.
seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
sana şiir okumak istiyorum,
yazmaktan bıktım, usandım.
ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
sobanın yanında, seninle birlikte, üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına bırakmak istiyorum.
ben aslında sevmek değil,
seninle yaşlanmak istiyorum.

devamını gör...
2194.
mâra

bilmemek bilmekten iyidir,
düşünmeden yaşayalım
mâra,
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur.
seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri
yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın.
tanımamak tanımaktan iyidir,
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım.
bu acıyı beraber tadalım
mâra.
başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür.
ikimiz de ne uykudayız,
ne uyanık.

asaf hâlet çelebi
devamını gör...
2195.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2196.
'kuş koysunlar yoluna'
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
nilgün marmara
devamını gör...
2197.
sonra yapılacak tek şey var
sen. makine başındaki adam ve atölyedeki. sana yarın su boruları ve vanalar yerine
çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse, yapılacak bir tek şey var:
hayır de!...
sen. tezgahı ardındaki kız ve bürodaki kız. sana yarın bomba doldurmanı ve keskin
nişancı tüfekler için hedef dürbünleri monte etmeni emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. fabrika sahibi. sana yarın pudra ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. laboratuardaki araştırmacı. sana yarın eski yaşama karşı yeni bir ölüm icat
etmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. odasındaki ozan. sana yarın aşk şarkıları yerine nefret şarkıları söylemeni emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. hastası başındaki doktor. sana yarın savaşa adam yazmanı emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. kürsüdeki din adamı. sana yarın savaşa dair kutsal sözler söylemeni emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. vapurdaki kaptan. sana yarın buğday yerine top ve tank taşımanı emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. havaalanındaki pilot. sana yarın kentler üzerine bomba ve fosfor yağdırmanı emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. dikiş masası başındaki terzi. sana yarın üniformalar dikmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. cübbesi içindeki yargıç. sana yarın savaş mahkemesine gitmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. istasyondaki adam. sana yarın cephane treni ve kıt'a nakli için kalkış sinyali vermeni emrederlerse,
yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. kentin varoşlarındaki adam. sana yarın gelir de siper kazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
hayır de!...
sen. normandiya'daki ana ve ukranya'daki, sen frisko ve londra'daki ana. sen hoangho ve missisippi' deki
ve hamburg ve kore ve oslo'daki ana., bütün toprak parçaları üzerindeki analar, dünyadaki analar, sizden
yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse, dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var:
hayır deyin!... analar, hayır deyin!...
çünkü eğer hayır demezseniz, eğer hayır demezseniz analar, sonra, sonra:
gürültülü vapur dumanlarıyla yüklü liman kentlerinde büyük gemiler inildiye inildiye sessizleşecek, dev mamut
kadavraları gibi su üstünde ölgün ve hantal, su yosunu, deniz bitkileri ve midye kabuklarıyla kaplı, önceleri
öyle ipildeyip çınlayan gövdesi mezarlık ve çürümüş balık kokusuyla yüklü, yıpranmış, hasta ve ölü gövdesi
rıhtım duvarlarına karşı, ölü ve yalnız rıhtım duvarlarına karşı yalpalanacak.
tramvaylar beyinsiz, ışıltısız, cam gözlü kafesler gibi yamru yumru olacak. çürümüş hangarların arkasında, büyük
çukurlar açılmış yitik caddelerde raylar öylece duracak.
çamur grisi, pelteleşmiş, kurşuni bir sessizlik dönenecek ortalığı, her şeyi unutarak, büyüyecek okullarda ve üniversitelerde
ve tiyatro salonlarında büyüyecek, stadyumlarda ve çocuk parklarında, korkunç ve hırslı kesintisiz bir sessizlik büyüyecek.
güneşli taze bağlar yıkık yamaçlarda çürüyecek, kuraklaşan toprakta kuruyacak, pirinç ve patates ekilmeyen tarlalarda
donacak ve sığırlar katılaşmış bacaklarını devrilmiş iskemleler gibi dikecek gökyüzüne.
enstitülerde büyük doktorların dahi buluşları asitlenecek, çürüyüp, mantarsı küfle kaplanacak.
mutfaklarda, hücre odalarda ve kilerlerde, soğuk hava depolarında ve ambarlarda son torba un, son kase çilek, kabak
ve diğerleri bozulup gidecek, ekmek ters çevrilmiş masaların altında, parça parça olmuş tabakların üstünde yemyeşil kesilecek,
ortalığa yayılan yağ arap sabunu gibi kokacak, tarlalarda buğday paslanmış karasabanların yanına düşüp kalacak, yok edilmiş
bir ordu gibi ve tüten tuğla bacalar, demirci ocakları ve yıkık fabrika bacaları sonsuz çimle kaplanarak ufalanacak, ufalanacak,
ufalanacak.
sonra son insan dökülüp parçalanmış barsaklarıyla ve kirlenmiş ciğerleriyle zehir gibi kızaran güneşin altında yalnız ve yanıtsız
ve yalpalayan yıldızların altında bir yanılgı gibi ordan oraya dolaşacak, o kocaman beton yığınları, tenha kentlerin soğuk putları
ve gözden kaçması olanaksız toplu mezarlar arasında yalnız, son insan, kupkuru, delirmiş, allaha küfrederek, yakınarak o korkunç
soruyu soracak : neden? bu ses bozkır derinliğinde yiterek duyulmaz bir hale gelecek, yıkıntılar üzerinde esecek, çatlaklar
arasından akacak, bu ses, ibadethane enkazları içinde ve sığınaklara çarparak şaklayacak, kan birikintileri üzerine düşecek,
duyulmayacak, yanıtlanmayacak, son insan-hayvanın son hayvanca bağırışı.
tüm bunlar olacak, yarın, yarın belki, belki hemen bu gece, belki bu gece, eğer-eğer-eğer siz.
hayır demezseniz!...
-wolfgang borchert-
devamını gör...
2198.

sevmek ne uzun kelime!

dokunulmasa da, görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz...
sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
o kadar kalbimdesin ki...
gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
kırk yılın hatırına "sen" kalayım.
"sevmek" ne uzun kelime...
şimdi açsam pencereyi beklesem.
sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
hiçbir şey sormasan,
hiçbir şey söylemesen,
sussan,
sussam,
sussak...
susuşların anlattıklarını dinlesek.

cemal süreya


iyi değilim; acilen okuduğum, izlediğim, dinlediğim her şeyden aşırı aşırı aşırı (ne kadar aşırı yazsam yetmez) etkilenme huyumu değiştirmem gerek.
devamını gör...
2199.
alıntı!!buradan

gelin
bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
bana kötü
bana terkettiğiniz düşünceleri verin
o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
onları verin, yakınmalarınızı
artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
ben aştım onları dediğiniz ne varsa
bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
verin bana
verin taammüden işlediğiniz suçları da.
bedelinde biliyorum size çek
yazmam yakışık almaz
bunca kaybolmuş talan
parayla ölçülür mü ya?bakın ben, bir çok tuhaf
marifetimin yanısıra
ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
üstüme yoktur ödeme hususunda
sözün gelişi
üyesi olduğunuz dernek toplantısında
bir söyleve ne dersiniz?
bir söylev: büyük insanlık ideali hakkında!
yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
kazanana vertigolar, nostaljiler
karasevdalar çıkar.
yapılsın adil pazarlık
yapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
ne yapsam
döl saçan her rüzgarın
vebası bende kalacak
varsın bende biriksin
durgun suyun sayhası
yumuşatmayı bilen ateş
öğüt sahibi toprak
nasıl olsa geri verecek
benim kılıcımı.
devamını gör...
2200.
tomris
'senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz
kış gecesi amcamızdır bahar yakından kardeşimiz
alır başımı erzincan’a giderim seni düşünmek için
dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor
kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur
ne var ki ıslanır gider coskunluğum durmadan
durmadan
dağ biraz daha benden deniz her zaman senden
hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan
kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm
seni övdüğüm zaman
güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda
seni övdüğüm zaman'
turgut uyar
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim