2681.
gözlerimde yanarken uykusuzluğumcaddelerinin tümü sana çıkan şehirlerde ellerini gezdirdiğin tüm yüzleri birer birer havsalama kazıdımsana varmak görkemli kaybetmişlikler isterne kurtlar konuşuyor ne atlar eskisi gibi gözlerimin içine bakmaya cesaretsizgençliğimi kuşandığım bin yıl sürmüş savaşların nişanesi olarakseni göğsümde taşıyarak giriyorum gönlünebütün bu adımın geçtiği hadiselerin yüzümün güldüğü kısımlarına sen için taht yaptıran tanrıgönlümü sayısız kere mağlup…
devamını gör...
2682.
fotoğraf


durakta üç kişi
adam kadın ve çocuk

adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş

adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

kadın güzel
güzel anılar gibi güzel

çocuk
güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel


cemal süreya
devamını gör...
2683.

deseydin"ki,
çıkar yüreğini koy avucumun içine,
düşünmeden koyardım avuçlarına.
deseydin"ki,
bir ömür bekle beni, beklerdim seni.
ey benim gönlü dağ olup, ruhu viran yüreğim.
nedir sevda dediğin.
sevmeyecek olanı sevmek'mi..?
hiç gelmeyecek olanı beklemek'mi..?
devamını gör...
2684.
kelimelerle arama zaman girdi. hiç uyanılmayacak bir kış uykusuna yattı kalbim. ne açan rengarenk çiçekler, ne ayaklarımı gıdıklayan çarşaf gibi deniz, ne saatlerce yorulmadan şarkı söyleyen kuşlar, ne bir çocuğun gülümsemesi, ne ağaçların üzerinde hınzırca açan hanımeli. kalbim benimle konuşmuyor artık. bazı geceler zift gibi oluyor. alabildiğine kopkoyu, içine düşersen yapış yapış olup hiç kurtulunamayacak gibi bir karanlık. sanki delicesine atıp binlerce kez başımı derde sokmamış gibi. sanki beyne hükmedip olur olmadık yere yaşlarla doldurmamış gibi gözlerimi.
neredesin ey kalbim? hiç gelmiyor artık sesin. kimse yok mu içeride? boşluğun yankısı mı bu kulakları yırtan? yoksa hep yenik düşmenin sessizliği mi?

*
devamını gör...
2685.

gece olur yanlız kalırsın,
herkes unutur seni,
birisi bedenini,
hiç kimse ruhunu düşünmüyor,
yanlızlıkta da sen seni düşünmüyorsun.
ah gece sen ne kötüsün.
devamını gör...
2686.
biz her şeye,
esirgeyen ve bağışlayan,
çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan,
hep esirgeyen ve hep bağışlayan
rabbin adıyla başlayan adamlarız anna.

büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan.
sanayi devriminde bile,
karanlık, rutubetli, çok bağırışlı,
çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz, çok kitapsız
bir fabrikada hayatta kaldık sırf bu yüzden.
devamını gör...
2687.
üstat sezai karakoç'tan gelsin:

yine akşam oldu,
yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,
uzaklık aynı gerçi,
heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,
yine akşam oldu orda olduğu gibi,
görebiliyorum seni burdan da,
aynısıydı ordayken de,
uzaklıktan korkmuyorum belki de,
orada da aynıydı uzaklık gerçi
donuklaşmış oldu artık bu,
bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,
galiba ben baştan kaybetmişim,
belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...


şiir adı: donuk aşk
devamını gör...
2688.

böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil

aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar
sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
bütün kara parçaları için
afrika dahil
senin bir havan var beni asıl saran o
onunla daha bir değere biniyor soluk almak
sabahları acıktığı için haklı
gününü kazanıp kurtardı diye güzel
birçok çiçek adları gibi güzel
en tanınmış kırmızılarla açan
bütün kara parçalarında
afrika dahil

birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
bütün kara parçalarında
afrika dahil

burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajında akşamüstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil


cemal süreya
devamını gör...
2689.

başı boş kuşların
özgürlüğe açılan kanatları gibi
sakin ve bir o kadar aceleciyim

başımın derdi eksilmediği zamanlarda
en güzel saatlerinde pilim bitmiş
yarım kalmışız
devamını gör...
2690.

yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yanı, yasamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
yanı, bütün işin gücün yasamak olacak.

yaşamayı ciddiye alacaksın,
yanı, o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel,
en gerçek şeyin yasamak olduğunu bildiğin halde.

yanı, öylesine ciddiye alacaksın ki yasamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yasamak, yani ağır bastığından.

diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yanı, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var
duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatman bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savasın sonunu

diyelim ki, hapisteyiz,
yasımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
yine de dışarıyla beraber yasayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yanı, duvarın arkasındaki dışarıyla.

yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yıldız zerresi yanı,
yanı, bu koskocaman dünyamız.

bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
devamını gör...
2691.

seni sevdiğim zamanlarda
sevda gönlümde hevenk hevenkti
güzel bir kadındın amma
gözlerin ne renkti?
unuttum....
başını göğsüme dayadığın an
saçların ne kokardı?
ve ilk defa karşılaştığımız akşam,
üstünde hangi elbisen vardı?
unuttum....
hiçbirşeyi unutmayacağımı sanırdım.
aşk ne tatlı...
ne yalan şeydi....
ismin neydi?
unuttum....

buradan
banu - unutulur
devamını gör...
2692.

kim nasıl tanıyorsa beni,
öyleydim işte.
sağ tarafımda deniz,
solumda rüzgar…

turgut uyar
devamını gör...
2693.
ağlamak meselesi



nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misâli?

neylersin alışkanlık,
için kan ağlarken yüzün güler,
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?




nazım hikmet ran
devamını gör...
2694.
bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından yetişir bunca keder, bunca elem diyorum
her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
bune bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum
beni çağırdığını bir defa duyabilsem
avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
başımı duvarlara vurup ölsem diyorum
devamını gör...
2695.
naçizane kendi şiirimi bırakıyorum şöyle..

kafein

uyku bir zehir
ağır ağır işler vücuduma
eğer içmezsem etki eder
hoşgeldin ters dünyama
balinalar yaşıyor şimdi
yorgun göz kapaklarımda
göz kapaklarımdan da yorgun
yatağım ve yastığımda
artık işlemiyor güzel akşamında ne kafein
ne de bir kedi uyandırır beni sabahleyin
ne açar kafamı kafa açan müzikler
ne de kurtulur düşlerimde ezikler
düşlerde doğdum düşlerde öleceğim
kim hayal kim gerçek ne zaman bileceğim
bir ağacın gerçekleri dost olur mu kaldırımlara
bir insanın yalanı yön verir mi yıldırımlara
benim güzel meleğim ne zaman oynayacak
bir kelebek ya da bir yarasa rolü yapacak
sahne onu bekliyor, bu zehiri akıttım
buyursun gelsin, verdiği gülleri yaktım
kara bulutlar hiç ağlar mı gülmekten
kurtarırlar mı bir balığı ölmekten
ben her gündoğumunda zehirlenirim
gökteki yapraklarla dans eder eğlenirim
bu şehrin isyanları rüzgarlarında saklı
hiçbir güzel kızın ermez buna aklı
saçları bozulmasın, aynalar kırılmasın
makyajları ve gülüşleri hiç silinmesin
düşlerimde yazıyorum ben bu satırları
içime akıta akıta tüm hatıraları
bir işe başlamak zor olduğu kadar
son vermek de öyle, ebedi fıkralar
yine içmedim zehirimi uyuyorum
sonsuz düşlerimde ben kayboluyorum

sueda çetin
devamını gör...
2696.
ali lidar

adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
anne dedim, hadi çay koy da içelim..
devamını gör...
2697.
yusuf hayaloğlu denince aklıma ilk gelen, bir zamanlar sürekli okuduğum şiir. uzunluğuna aldanmayın, hemen bitiveriyor.



bazen acı dinmez, bazen de yağmur
sevgilim gülümse, her şey unutulur
suskunuz bu akşam üstü
hasrete yanmışız, neylersin

bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
kalırsa, sadece o hüzün kalır..
sen de anladın ki yapa-yalnızız...
buluşmamız yasak,
görüşmemiz uzak...
devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
neylersin...

ah güzelim,
incinmiş bir sesi vardır yağmurun;
yanaklarına vurduğunda hissedersin.
ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
bir film sahnesi gibi
akar gider ayrılık,
neylersin...

biz zaten hiçbir romanda
kendi hayatımıza rastlamadık.
bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
oysa, tuttuğumuz balıkları bile
yeniden denize bağışlamıştık.
biz, hayata dair
hiçbir yanlış yapmamıştık...
neylersin...

biz bu sonucu hak etmedik,
hayır etmedik...
ömrümüz bu talana lâyık değildi.

bazen acı vurdu, bazen de yağmur
hiç gülmedi yüzümüz,
hiç büyümedi gülümüz...
bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
biliyorsun,
sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

bir gün, bu öykünün sonuna gelince
ansızın desem ki: hoşça kal canım!
unutursun,
mecburen unutursun...
yıldızlar söner, bu aşk da biter!
bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
neylersin...

ah bebeğim, ah.. .
kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
dudaklarına sızınca fark edersin.
içindeki vurgun aşklar mezarlığında,
ayrılık, ölümden üste yazılınca,
gideni durdurmaya yetişmez sesin...
bir inme gibi
dolanır bedeninde pişmanlıklar,
neylersin...

biz zaten hiçbir sinemaya
tam vaktinde yetişemedik.
bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
oysa nuh'un gemisinde bile
bize yer kalmamıştı.
ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
neylersin...

biz bu aşkı sürdüremezdik,
inan, sürdüremezdik...
kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
unutmasan bile artık
unutur gibi yapacaksın.
ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
hiç bitiremediğim
bir şiir olarak kalacaksın...
devamını gör...
2698.
istasyon şefi ramazan, bozkırın tek üniforması...
devamını gör...
2699.

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul

adım sonbahar


*attila ilhan
devamını gör...
2700.
can yücel'in bir şiiri


"yaşadıklarını kâr sayma, yaşadığın kadar yakınsın sonuna
ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün"
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim