2541.
acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun
izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma,
orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili
benden savrulan parçalar kurusa da,
izleri var hala yolun kenarında.

izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı
vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın
acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun,
ustası... olacaksın içine gerdiğin tellerin
hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin.

ne zamandı bilmiyorum. yaşadıklarından sana
kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun
yerde fırtına koparan korku. kendi sarmalında
döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin
kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun.

şimdi, acının ormanından geçiyorsun
her şey bir daha kanasa da
ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben
geç meleğim, senin de şarkıların olsun
içindeki telleri titreten.

[birhan keskin - iz]
devamını gör...
2542.
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi...
düşmanımdır ikisi...
sana gelince...
yazıyorsun...
okuyorum...
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
ne yazık!
ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz...
kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri...
sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi...
kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün...

artık seninle biz,
düşman bile değiliz...
-nazım hikmet
devamını gör...
2543.
ne beyaz üzerine aklar düşer,
ne siyah üstüne karanlık.
oldu ya,
düşse aklar da çökse karanlık
nerede karanlık nerede aydınlık
bilmez miyim?
...
duyulmayan sözlerin, çanağı kanlı gözlerin,
düşlerin, düşüncelerin...
şahidi bir ışık. bilir misin?
öyle ya
şahidim bir ışık.
bilmez miyim?
devamını gör...
2544.
şimdi açsam pencereyi beklesem
sen gelsen
olmaz ya hani geliversen
hiç bir şey sormasan
hiç bir şey söylemesen
sussam
sussan
sussak.
susuşların anlattığını dinlesek
sırt sırta otursak
katılasıya ağlasak
sormasak birbirimize sebebini
sarılsam
sarılsan
sarılsak.

cemal süreya
devamını gör...
2545.
şimdi bir rüzgâr geçti buradan
koştum ama yetişemedim.
nerelerde gezmiş tozmuş
öğrenemedim.

besbelli denizden çıkıp
kıyılar boyunca gitmiştir.
tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
yüreğini allak bullak etmiştir.

sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
bulutları koyun gibi gütmüştür,
okşayıp otları yaylalarda
büyütmüştür.

köylere de uğradıysa eğer
ıslak, karanlık odalarda beşik sallamıştır
güneş altında çalışanlara
imdat eylemiştir.

sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,
kıraçlarda mavi dikenler...
toz toprak gözlerine gitmiştir.

kentlere de uğramış ki yanımdan geçti,
haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür.
bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
alıp gitmiştir.

şimdi bir rüzgâr geçti buradan
koştum ama yetişemedim.
soraydım söylerdi herhalde
soramadım.

rüzgar - cahit külebi

ismet özel'in sesinden dinlemek isterseniz
devamını gör...
2546.

odalarda oturdum
odaları kapladım
sokaklara çıktım
sokakları doldurdum
görünen her şey ben oldum
ve her şey beni gören göz oldu
ve ben görünmez oldum.

asaf halet çelebi
devamını gör...
2547.
yolun bile tanımadığı bir yolcu akıyor şehrin damarlarından,
bir balerin gibi parmak uçlarında gecenin.
zincire vurulmuş bir köstekli saatin kapağının altında gizlice yaşlanıyor zaman.
göğsünde filizlenmekte yasadışı bir cenin.
paslı bir yarayı diker gibi adımlanıyor tren yolu.
ve vahşice ısırıyor çakıl taşları, öper gibi basıyor olsa da çıplak ayakları.
zincire vurulsa da, bir köstekli saatin kapağının altında sinsice akıyor zaman.
yolun yüksünmeden sırtlandığı bir yolcu, yalınayak geçiyor yaşamın şahdamarından.
{kanatlı sürüngen}
devamını gör...
2548.
kimseyi değiştiremezsin hayatta.
ve kimse için de değişmemelisin.
kimliğini kaybettiğin an, yaşamını çöpe attın demektir.
istemediğin sürece, hiçbir şey için ödün vermeyeceksin.
çünkü gün gelir, verecek hiçbir şeyin kalmaz.
her şeyi sen istediğin için yapacaksın,
başkası senden istediği için değil.
ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin yanında olanlar
da mutlu olacaktır.
bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle.

yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
herkesin gidebileceği bir yol vardır.
sen yeter ki, yanında yer almayı bil.
ne sen kimse için mecburi istikametsin,
ne de bir başkası senin için...
seninle gelmek isteyenleri yanına al.
belki beraber daha çok şey katabilirsiniz bu hayata.
yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında, zorlama kendini.
hayat rahat ve anlayışlı insanlarla
ve hayat hak ettiği gibi yaşandığında güzel...

ve unutma; aynı dili konuşanlar değil
aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir...



(bkz: ekmek arası) / (bkz: charles bukowski)
devamını gör...
2549.

bilirsin
sen elini bulutların içinde gezdirirsin

bence malumdur, attila ilhan.
devamını gör...
2550.
''kay" dedi kadın,
adam kadına yer açtı,
eliyle yastığı gösterdi.
kadın,
bir an için yastığa baktı
ve yüzünü buruşturdu.
"göğsün" dedi,
"göğsün daha rahat."
sonra tuttu,
başını adamın göğsüne yasladı.
kadından bir vanilya kokusu yayıldı
ama adam kadının teninin kokusuna aşıktı.
adam,
kadının kendininkine karışmış saçlarını okşadı, öptü.
öyle sıkı sarıldılar ki,
odada ki eski saatin yelkovanı kıyamadı hareket etmeye. öyle huzur doluydular ki,
o gün zaman durdu...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2551.
sen bana doğru her baktığında
saçlarının kıvrımları kalbimin kıyılarına vurur,
gözlerimi gözlerinden alamıyorun,
bırak bari sessizliğim sensizliğimle arkadaş olsun....
devamını gör...
2552.
seni bir kere öpsem
ikinin hatrı kalıyordu
iki kere öpsem
üçün boynu bükük
devamını gör...
2553.
"tüyden hafif olurum böyle sabahlar
karşı damda bir güneş parçası,
içimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
bağıra çağıra düşerim yollara;
döner döner durur başım havalarda."

| orhan veli kanık - baharın ilk sabahları
devamını gör...
2554.

çay bardağında
bırakılan dudak payı
kadar bile
uzak kalamam
gözlerine

yakın olsun isterim
ellerime ellerin
yanındaki beton binaya
yaslanması gibi
köhne bir evin

seni bir çivi
gibi çaktım
çünkü beynime
ve toplayıp
bütün kerpetenleri
attım denize
devamını gör...
2555.
sanırım baytardı
yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
boşver hipokrat amca
üzülme ne olur
sen de anne
sen de üzülme
hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi
ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim
korkak kahraman gecelerimi
düşlerimle sınırsız
diretmişliğimle genç
şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine
usulca açılıverdi
yanağımda tomurcuk
pir sultan'ı düşün anne
şeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşün anne
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşün anne
her mayıs şafağında uzun
uzun döverken darağaçlarını
ve o şafaktan doğma
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları
insanları düşün anne
düşün ki yüreğin sallansın
düşün ki o an
güneşli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın
devamını gör...
2556.

içindeki kaleleri yık ellerinle
sonsuz göklere uzan

özlem – afşar timuçin.
devamını gör...
2557.
...
açma pencereni perdeleri çek,
mona rosa seni görmemeliyim.
bir bakışın ölmem için yetecek.
anla mona rosa ben bir deliyim.
açma pencereni perdeleri çek.
zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
bende çıkar güneş aydınlığına.
bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
seni hatırlatır her zaman bana.
... ~sezai karakoç
devamını gör...
2558.
...
al şu serçe parmağım sende kalsın
ben kötüyüm
allahsızım
korkunç çirkinim
ben seksensekizinci tul dairesiyim
sağ gözümün üç kirpiğini kestim
al
ben lanetlendim

chopin'in cenaze marşı çalınıyor
ölüler ayağa kalktı
görüyor musun
şu soldan ikinci benim
senin yüzünden öldüm
şimdi seni getiriyorlar karanlığıma
ağlıyorum
biraz sev beni
gül biraz
yaklaş biraz
seni affediyorum


-ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
2559.
animatör bir kıza vuruldum adı nas(t)ya,
dansettik beraber avrupa, asya..
sordum, öğrendim ki memleketi rusya,
altın rengi saçların kremlin kubbesi mi?

maviydi gözleri sarhoş oldum denizinde,
çizilmiş yüreğimin dövmesi sol omzunda,
öpüşseydik dudaklarımız akdenizin tuzunda,
seni antalyaya gönderen putin ibnesi mi?

cenabettinim mühürlendi bir güzele gönlüm,
bir gün olsun ama onla olsun ömrüm,
ben nice kadınlar, nice sevdalar gördüm,
moskova gönlümün kıblesi mi?

cenabetname 7/31/22
devamını gör...
2560.
taş

bugünü bitirip yarına başlayamam
gözlerim sokakların ardına taşamıyor artık
herkesin güldüğü yerde ben ölüyorum
yüreğimde anlatılmaz bir kırıklık

ucu bucağı var mıdır ki bu acının
günler birbirine ekleniyor, tek bir gün oluyorlar
artık gecenin ardından sabah gelmiyor
ve uzun bir kışın ardından bahar

bugünü bitirip yarına başlayamam
dün kayboldu, ötesi bir o kadar uzak
sözcükler taşa dönüşüyor şimdi boğazımda
çok anlatılmış bir öykü oldu yaşamak ..

1979
ahmet erhan
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim