1121.
seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,
çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat.
bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın,
ateş de pay alır kendine soğuktan.

seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,
sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak
bir yolculuğa yeniden başlamak için:
bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni.

sanki ellerindeymiş gibi mutluluğun
ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları
hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni.

sevgimin iki canı var seni sevmeye.
bu yüzden sevmezken seviyorum seni
ve bu yüzden severken seviyorum seni.
pablo neruda.
devamını gör...
1122.
iki doruk arası bir dar geçitte
sevgi de boğuntu da artık erdemde
eşik altına saklanan bir anahtar gibi
kapandı tüm sayfalar günü gelesiye

sen ki hem burdasın hem kaç yıldız ötede
ermişlere özgü bir tepkisizlik
yaz ortası güz gölgeli yüzünde
ben ki ozan, söz tanrısı
sözsüzleşiyorum bunca söz arasında
bakışsız suskunluğunun önünde
yıllandıkça ekşiyor tenimiz de
ve biz kaya tuzu yalayan bir dil örneği
değip geçiyoruz gençliğe, güzelliğe.

kendinde başlıyor insan, kendinde bitiyor yine
ve hiçbir şey derine kök salamıyor
yalnızlığı olmayan kişide.
unutma, bu gündönümünde
kıyımcı satraplar iz sürüyor gecede

tahsin saraç
devamını gör...
1123.
ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp da kıran kim

asaf halet çelebi
devamını gör...
1124.
bırakmam geceye bir şiir
gece tenha ve karanlıktır
gün vakti görünmeli şiir
o en güzele layıktır
devamını gör...
1125.
seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
öğren susmasını ve ağlamamasını.
bir kavanozun içinde mavi bir gül
yetiştir her gün daha çok yaşayan.
bir masalın ağzını kapat ve yat
geniş odalarda. bir oksijen çadırında.

ona kötü bir şey olsun istedim.
bana aşık olsun istedim.

(bkz: lale müldür)
devamını gör...
1126.
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka\'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

-atilla ilhan
devamını gör...
1127.
sen ki, saçından tırnağına kadar
bir hürriyete bedelsin,
bu ılık saçlar, bu gözler; fakat her şeyden önce
yaşadığın için güzelsin...

-turgut uyar
devamını gör...
1128.
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
devamını gör...
1129.

hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran
tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya
su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi
bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti

meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte
koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını
azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru
neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?

en arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne
intihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar
yalnız orta doğu'da el altında satılan bir atlas
kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz

bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş
ikinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp
öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun
boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın fırat ama

hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların
bir cenaze töreninde daha ölümü karşılamaya götürüleceğiz

efendiler! eşekler susabilirler
ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?
devamını gör...
1130.
çiçekleri umudumuzun
çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.

bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
bu dünya aşkın içinde, alın terinde.

çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.

mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.

çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.
çocuklar, çiçekleri umudumuzun.

a. kadir
devamını gör...
1131.
sana bakmaktan
onu göremiyorum.
bilmiyorum bunda ne var.

bunu ben anlamam,
bir o var,
o anlar.

özdemir asaf - bildiğim.
devamını gör...
1132.
gizlice sevgilim

rüyalar bile geceleri bekler
gizlice görünmek için
yüreğimdesin, saklısında içimin
gizlice sevgilim

kimse bilmesin üzgünlüğümü
taşırım ölümüm gibi bu duyguyu
en gizli kuytularında ömrümün
bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu

gizlice sevgilim, yaşam kadar acı
canımı tutuşturan özlem gibi
özlüyorum derin yokoluşta
gizlice sevgilimi

| ataol behramoğlu
devamını gör...
1133.
gün çekildi pencerelerden;
aynalar baştan başa tenha.
ses gelmez oldu bahçelerden;
gök kubbesi döndü siyaha.

sular kesildi çeşmelerden;
nerden dolacak bu taş nerden,
nergislerin açtığı yerden
ey kuş uçurtmayan ejderha?

ne yardan geçilir, ne serden;
korkuyorum bu gecelerden.
bel bağladığım tepelerden
gün doğmayabilir bir daha.

cahit sıtkı tarancı
devamını gör...
1134.
ben ona sıkıntılı güz günlerinde
yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim
kırmak istememiştim duygu filizlerini
büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu
rüzgarımı olanca yumuşaklığıyla salmıştım üzerine
incinmesin diye tek
acıyı bile ters yüz eden
incelikli bir gülümsemeyle yüzümde

ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
sıcacık bir sığınak olayım istemiştim
insanlar içinde üşüdükçe
güvenle gelebileceği

kuşların kanatları neden vardır?
bir insan neden ağlar yarı yaşına gelince?
bulutlar gökyüzünün yükü müdür, süsü müdür?
tutsağı mıdır rüzgarın, sevgilisi midir?
konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince
yanıtı olmayan sorularda boğmak istememiştim

ben ona sabah olamasam da
dingin bir ikindi olayım istemişimdir
herşeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin
yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına
serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
dinlendireyim istemiştim
üşütmek istememiştim.

ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
gecikmiş… ince… güzel ve uzak…
biraz da kendime istemiştim
sevgi adına

dost şükrü erbaş
devamını gör...
1135.

vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
devamını gör...
1136.
...
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yangelmişim diz boyu sulara
hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
hiçbirinizle dövüşemem
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız.

turgut uyar/denge
devamını gör...
1137.
"ağaca bir taş attım;
düşmedi taşım,
düşmedi taşım.
taşımı ağaç yedi;
taşımı isterim,
taşımı isterim!"

orhan veli kanık
devamını gör...
1138.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh,
kalbi bağlayamaz mı?
victor hugo
devamını gör...
1139.

iz!

beyaz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!

lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen sonsuzluk

ve giz, yaklaş!

beden nerede parçalandıysa kartallar oradadır. uykunun

beyaz kum tanecikleri gibi dağıldığı bir gün şeffaf

kanatlar seni yerden kaldıracaklar.

tuz! buzu çözen formül, kanallardan akan kar ve pus

beden nerede parçalandıysa kanatlar oradadır.

dev kanatların yalayıp geçtiği tuz çölleri,

kızgın havanın ve tuzun örttüğü, örterek çizdiği figürler,

prizmatik kuşlar, bale, beyaz değme noktaları....

kim yaşamını kurtarmaya çalıştıysa kaybedecek. kim

kaybettiyse bulacak onu yeniden. fezanın

lacivert bir serap gibi insanları sardığı bir gün

dağınık hafif bir uykudan kalkar gibi

teyelleyeceksin kendini.

yırtık neredeyse beyaz uyum noktaları oradadır sevgilim.

uz! yırtık bir göğün altında yaşıyor muyuz?

işyerlerini saran beyaz yası

unla kaplanan hasta yataklarını

çocukluğun kırık kollu eğitimini düşündüğümde

bana değdiğinde

o bilinmez elektrikte

seni düştüğün yerden birisi kaldırdığında

mutsuz bilincin beyaz kelebekleri savrulduğunda

savrulduğunda

şok

elektroşok

kim rezerve ranzada yattıysa bilir.

parçalar neredeyse kanatlar oradadır.

seninle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim

kendimi bütünlemeyi beklerken diktiğim.


iz!

ikiz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!

lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen makas

ve sis, yaklaşma!

tuz! tuz ve buz! kendinden ayrılarak akan kar ve pus!

o beyaz ülkeden çıkıp giden ikizindi

ardından gelen yağmuru dinle şimdi

ikizinle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim

kendini bütünlemeyi beklerken diktiğim.
devamını gör...
1140.
ne kadar sen dolu yanımda, sen’den kalma yaram varsa,
kabuğunu geçtim,
acısı bile hala aşık sana…
ve hala ilk gün ki heyecan…
bir insan "seni seviyorum" derken,
başına silah dayanmış gibi tir tir titrer mi hala?

e.gelir
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim