1021.
şiirlerim ve çocukluğum.
döner mi eski günlerim?
seni çok bekledim.
geldi mi güneşim?
yoksa bir rüya mı hala?
hayalin ruhumda.
masumiyette son parça.
saklar mısın acaba?
kafiye aramam.
sen olunca.
çemen-i ruhum.
yeniden uyanınca.
gülümser gözyaşlarım.
hatıralarla, hatırla.
devamını gör...
1022.
seni her özlediğimde sevgilim,
gökyüzüne bakıyorum;
göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
seni her özlediğimde bir tanem,
denizlere bakıyorum.
ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
seni her özlediğimde bir tanem,
kuşlara bakıyorum.
o kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
ve aşkım, seni her özlediğimde,
adında isyan ediyorum.
seni özlemek istemiyorum ben,
ben seni yaşamak istiyorum,
seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
ve seni sende görmek sadece

behçet necatigil
devamını gör...
1023.
"saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre
insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam
günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
'bir daha gelmem belki' diye bir not bakır maşrapanın yanında."

kan kalesi - ismet özel
devamını gör...
1024.
ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim

asaf halet çelebi
devamını gör...
1025.
geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık, neye yarar?
devamını gör...
1026.

görünmeyeni görmenin azabı
içimizde durmadan ödediğimiz
ne ruhumun ay ışığı
ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
yorgun bedenim
ihtiyar atlar gibi kapandım içime
yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin

görünmeyeni görmenin azabı
çılgınlar otu ağzımda
kırların yırtığına takılmış karaca
sıvası dökülmüş duvarlardaki
donmuş halı zamanı

çılgınlıklar otu ağzımda
değişik kalibreli intiharlar denedim
dipteki arayış boş kovan
başkalarının gecesi bitmedi daha
devamını gör...
1027.
durakta üç kişi
adam kadın ve çocuk

adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş

adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

kadın güzel
güzel anılar gibi güzel

çocuk
güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel
devamını gör...
1028.
an
gülüş bir yanaşım'dır bir öbür bir kişiye;
bir'den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
anılarından kale yapıp sığınsa bile,
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

özdemir asaf
devamını gör...
1029.
(bkz: reading zindanı baladı)

oysa herkes öldürür sevdiğini,
bunu böyle bilin,
kimi hazin bir bakışla öldürür,
kimi latif bir sözle,
korkaklar öperek öldürür,
yürekliler kılıç darbeleriyle!

kimi gençken öldürür sevdiğini,
kimi ihtiyarken;
kimi şehvetli ellerle boğar,
kimi sevdiğini altına boğar:
merhametlisi bıçağını savurur,
çünkü böyle ölen çabuk soğur.

kimi az sever, kimi çok,
kimi alır, kimi satar;
kimi öldürürken gözyaşı döker de,
kimi gözünü bile kırpmaz:
çünkü herkes öldürür sevdiğini,
ama herkes öldürdü diye ölmez
.

(bkz: oscar wilde)
devamını gör...
1030.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1031.
gidişini anlatıyorum - rıfat ılgaz

sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
saçlarını, gözlerini, ellerini
neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
termometrede yükselen çizgi
kim bilir nerelerde soğuyorsun

senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
insan insan bakan gözbebeklerin
beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

ne gelirse onlardan gelir bana
çalışma gücü yaşama direnci
mutluluk gibi kazanılması zor
mutluluk gibi yitirilmesi kolay

bir açarsın ki mutluyum
bir kaparsın ki her şey elimden gitmiş .
devamını gör...
1032.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

beni anlatıyor sanki...
devamını gör...
1033.
cahit sıtkı tarancı - ölüm

sözünde durmadı mavi gökler;
gün kararıyor gitgide ölüm.
akşam yeli nedameti söyler;
nedamet yer etti bende ölüm.

ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
sudur akar kendi bildiğince,
hangi pencereye koşsam gece;
gitmiyor bu can bu tende ölüm.

ne vefasız geçmişten hayır var,
ne gelecekler imdada koşar,
çoktandır tekneyi aldı sular;
çoktandır ümitler sende ölüm...
devamını gör...
1034.
yol zamanın bir fonksiyonu değildir.
hız yolun zamana bölünmüş halidir.
ivme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez.
yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir,
aksi durumda yol durmaktır.
durmak sıkıcıdır.
yolda durmak yolda olmak anlamına gelmez,
yolda durmak yolda durmak anlamına gelir.
yolun bittiği yerde durulmaz.
ya önce durulur ya durulmaz.
bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar.
o sularda balık da vardır,
yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak diğeri bej olabilir.
su aktığı yerin rengine bürünmez.
ama sana öyle gelebilir.
ayrıca yol bitmez.
o labirentin duvarıdır…

(bkz: kaan çaydamlı)
devamını gör...
1035.
atilla ilhan

" sevdaysa eskitememiş yıllar
bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık
dudaklarımızda birbirimizden mısralar”
devamını gör...
1036.
insansız adalet olmaz
adaletsiz insan olur mu?
olur, olmaz olur mu!
ama, olmaz olsun

özdemir asaf(adalet şiiri)
devamını gör...
1037.
ne çıkar yanımda olmasan
kalbim senden ibaret değil mi
uzaktan sevmek zor demişsin
etme sevdam
görmeden sevmek ibadet değil mi


|cemal süreya
devamını gör...
1038.
her yağış bir başka kalkışmaya gönüllü
ve kim neye erse bu geçişte
bir tomurcuk bir gözyaşı mutluluk işte
her bahar arifesinde korkulu bir kimsesiz gecenin
aklım elim yüreğim kirişte hep biraz korku biraz yalan telefon
seslerinde.....
ya yine boş koridor islaklığıysa ve beton efesi
bütün fakir çocukluklarda....
ama herşey sırasını beklerken
mukaddes bir kuytuda
senden umut kesenin hüzün kesesinde bir yavru
herhangi bir anne kadar kanguru
işte bahar işte sevda işte tomurcuk bir bakıma
ağzım mavi ıslaklığının uçurumunda
rüyayla gerçeğin arasında
hep iyinin aşkın tarafında
ve
değmediğim yerin kalmayıncaya
bu bahar sonsuza tomurcuklanmaya
ben sana sen çatlak bir anadoluyu kucaklamaya
bu bahar aşk için hazır
hazır vazgeçmeye
adının bile baş harflerinden
kayıtsız bir sarhoşluğun her gün erkenden sabah oluşundan
her şeyi biraz şakalaştıran bakışından
şakadan başka izahı olmayan bu kalp ağrısından
ve
bahanesi bir yürek bir et
bir bedenin içine girmek!
hazır bu bahar
akılsız! bir yeşermenin şahane hasadına
hazır nur topu bir yaşama sevincini kundaklamaya....
unutma baharda çiçek olan
meyvedir yaza....
bu erik tanesi bu şakacı bahar çiçeği
her dem taze kalsa... (bkz: yılmaz erdoğan)
devamını gör...
1039.
onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun
meyve çağında ağacın,
serip gelişen hayatın düşmanı.
çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
çürüyen diş, dökülen et,
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler,
ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle:
işçi tulumuyla,
bu güzelim memlekette hürriyet.
bursa'da havlucu recebe,
karabük fabrikasında tesviyeci hasana düşman,
fakir köylü hatçe kadına,
ırgat süleyman'a düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman…
devamını gör...
1040.

bir ufka vardık ki artık
yalnız değiliz sevgilim.
gerçi gece uzun,
gece karanlık
ama bütün korkulardan uzak.
bir sevdadır böylesine yaşamak,
tek başına
ölüme bir soluk kala,
tek başına
zindanda yatarken bile,
asla yalnız kalmamak.

şafakları ben balığa çıkarım
akan akmayan sularda
benim, bütün tezgahlarda paydosa giden
bir bahar akşamı dünyada.
ben dört duvar arasında değilim
pirinçte, pamukta ve tütündeyim,
karacadağ, çukurova ve cibalide.

zehirli kör yılanları
ve sıtmasıyla
gün yirmidört saat insan avında
karacadağda çeltikler.
bir kız çocuğunun gözyaşı gibi
- ayak bileklerinde bir dizi boncuk,
sol omzunda nazarlık,
dağ başında unutulmuş üşümüş,
minicik bir aşiret kızının -
damla-damla, berrak olur pirinci.
kamyonlarla, katır kervanlarıyla
beyler sofrasına gider...

çukurovam,
kundağımız, kefen bezimiz
kanı esmer, yüzü ak.
sıcağında sabır taşları çatlar,
çatlamaz ırgadın yüreği.
dilerse buluttan ak,
köpükten yumuşak verir pamuğu.
külhan, kavgacıdır delikanlısı,
ünlü mahpusanelerinde anadolumun
en çok çukurovalılar mahpustur,
dostuna yarasını gösterir gibi,
bir salkım söğüde su verir gibi,
öyle içten
öyle derin,
türkü söylemek, küfretmek,
çukurova yiğidine mahsustur...

tütünü bilir misin?
"kız saçı" demiş zeybekler,
su içmez her damardan,
yerini kolay beğenmez,
üşür
naz eder,
darılır
iki parmak arasında kıyılmış,
bir parçası var kalbimin
incecik, ak kağıtlara sarılır,
dar vakit yanar da verir kendini.
dostun susan dudağına...

sokaklardan,
kıyılardan,
gök mavisinden,
ekmeğinden,
canevinden ayrı düşmeye
yani bütün hasretlerin kahrına
ve zehrine çaresiz kalmaların,
ilk nefesi hızır gibi yetişir
cibalide sarılan cıgaranın...

tütün isçileri yoksul,
tütün işçileri yorgun,
ama yiğit
pırıl - pırıl namuslu.
namı gitmiş deryaların ardına
vatanımın bir umudu...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim