geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2421.
ben unutulan mıyım
ben var mıyım
ben bir neyim
sevilmeyi uman bir kedi miyim
ya da güneşini yitiren miyim
ben bir yara mıyım
ya da yardan düşen miyim
ben kaç kişiyim
ben var mıyım
ben bir neyim
sevilmeyi uman bir kedi miyim
ya da güneşini yitiren miyim
ben bir yara mıyım
ya da yardan düşen miyim
ben kaç kişiyim
devamını gör...
2422.
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
desem ki...
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm...
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
desem ki...
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
ben sende yaşıyorum,
sen bende hüküm sürmektesin.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen,
rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm...
devamını gör...
2423.
mataramda tuzlu su
west ındies, kızıl elma, itaki, maçin!
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı suç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
uzak nedir?
kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbuki suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargı yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
gibi lükslerim de burada kalacak
siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
ismet özel
west ındies, kızıl elma, itaki, maçin!
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı suç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
uzak nedir?
kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbuki suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargı yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım muşta
gibi lükslerim de burada kalacak
siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
ismet özel
devamını gör...
2424.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle,
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce..
|edip cansever
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce..
|edip cansever
devamını gör...
2425.
ay'a baktım yüzün diye.
deniz'e dokundum tenin diye.
rüzgarları dinledim sesin diye.
sensizlik dayanılmaz işkence. . .
deniz'e dokundum tenin diye.
rüzgarları dinledim sesin diye.
sensizlik dayanılmaz işkence. . .
devamını gör...
2426.
love poem
ıt's so nice
to wake up in the morning
all alone
and not have to tell somebody
you love them
when you don't love them
any more
richard brautigan
ıt's so nice
to wake up in the morning
all alone
and not have to tell somebody
you love them
when you don't love them
any more
richard brautigan
devamını gör...
2427.
sen geldin benim deli köşemde durdun
bulutlar geldi üstünde durdu
merhametin ta kendisiydi gözlerin
merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
bulutlar geldi altında durduk
konuştun güneşi hatırlıyordum
gariptin yepyeni bir sesin vardı
bu ses öyle benim öyle yabancı
bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı
sezai karakoç
bulutlar geldi üstünde durdu
merhametin ta kendisiydi gözlerin
merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu
bulutlar geldi altında durduk
konuştun güneşi hatırlıyordum
gariptin yepyeni bir sesin vardı
bu ses öyle benim öyle yabancı
bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı
sezai karakoç
devamını gör...
2428.
yüzlerce hatta binlerce cümle vardı kurulacak.
tek bir kelime bütün cümleleri yerle yeksan etmeye yetti...
susuyorum şimdi bir daha konuşmamak üzere, biraz da sen anla sustuklarımı.
sustuklarım konuştuklarımdan fazla...
kalbimin baharında açan papatyalar şimdi yine aynı kalbin mezarında.
her papatya kokladığında ölen kalbimi hatırla
şayet hatırlayabilecek bir kalbin kaldıysa.
tek bir kelime bütün cümleleri yerle yeksan etmeye yetti...
susuyorum şimdi bir daha konuşmamak üzere, biraz da sen anla sustuklarımı.
sustuklarım konuştuklarımdan fazla...
kalbimin baharında açan papatyalar şimdi yine aynı kalbin mezarında.
her papatya kokladığında ölen kalbimi hatırla
şayet hatırlayabilecek bir kalbin kaldıysa.
devamını gör...
2429.
~ağlamak~ <süleyman çobanoğlu>
hangi tele vurunca böyle hıçkırabilir
güneşi kanadında taşıyan büyük melek
senin ince gönlünü hangi kış kırabilir,
ey sırma nakışında sarkıt duran kelebek!
yaz, bütün binalara birden geldiği zaman,
kanın gelişi gibi tıkalı bir damara,
ılık bir sükûnetle sarmalanır uyuman;
narin bir kadifeyle kaplanır derin yara.
ağzın artık yanıyor. artık anlatmayalım,
kim bu ağır şeyleri böylece diyebilir!
demirden kapıları neden ıslatmayalım
ta çürüsün çürüyen; evet çürüyebilir!
gözyaşların geçiyor keskin kayalıkları,
şiir haddi olmayan bir denize varıyor
gözlerin, en dipteki gümüşî balıkları,
suvarıyor gözlerin, ve yüzün ağarıyor.
hangi tele vurunca böyle hıçkırabilir
güneşi kanadında taşıyan büyük melek
senin ince gönlünü hangi kış kırabilir,
ey sırma nakışında sarkıt duran kelebek!
yaz, bütün binalara birden geldiği zaman,
kanın gelişi gibi tıkalı bir damara,
ılık bir sükûnetle sarmalanır uyuman;
narin bir kadifeyle kaplanır derin yara.
ağzın artık yanıyor. artık anlatmayalım,
kim bu ağır şeyleri böylece diyebilir!
demirden kapıları neden ıslatmayalım
ta çürüsün çürüyen; evet çürüyebilir!
gözyaşların geçiyor keskin kayalıkları,
şiir haddi olmayan bir denize varıyor
gözlerin, en dipteki gümüşî balıkları,
suvarıyor gözlerin, ve yüzün ağarıyor.
devamını gör...
2430.
ilk çiçek açan hep sen ol sevdiğim,
bir kır çiçeği gibi,
için için baharı özlemiş,
misal bir papatya gibi…
yanında al bir gelincikte olsun.
her zaman her güzelliğin içinde ol,
baharın, sabahın, akşamın,
hasretle açılan kapının,
bir bardak çayın şekeri,
kahvenin kokusu,
karanlığa yakılan ilk lambanın ışığı,
tatlıya uzatılan ilk kaşığın isteği,
toprağa düşen ilk yağmur damlası,
ilk öpücükteki nefesin sıkışması,
ilk sarılıştaki haz,
baş döndüren heyecan…
söze ilk sen başla istersen,
ilk güzel sözün bu olsun mesela…
ilk sen söyle “seni seviyorum” diye…
gerisini şiirin akışına bırak sevgilim,
o senin ellerini hiçbir zaman bırakmaz…
bir kır çiçeği gibi,
için için baharı özlemiş,
misal bir papatya gibi…
yanında al bir gelincikte olsun.
her zaman her güzelliğin içinde ol,
baharın, sabahın, akşamın,
hasretle açılan kapının,
bir bardak çayın şekeri,
kahvenin kokusu,
karanlığa yakılan ilk lambanın ışığı,
tatlıya uzatılan ilk kaşığın isteği,
toprağa düşen ilk yağmur damlası,
ilk öpücükteki nefesin sıkışması,
ilk sarılıştaki haz,
baş döndüren heyecan…
söze ilk sen başla istersen,
ilk güzel sözün bu olsun mesela…
ilk sen söyle “seni seviyorum” diye…
gerisini şiirin akışına bırak sevgilim,
o senin ellerini hiçbir zaman bırakmaz…
devamını gör...
2431.
sana hasret sana vurgun gönlümüz
neredesin mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
bu gemi bu karadeniz
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
ararım izini dolmabahçe'den
bir daha dönmez mi bu yola giden
içimde sen gözümde sen
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
kurban olam yürüdüğün yollara
kara peçe yakışmıyor kullara
uyan bak bizim hallara
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
bulutlar terinden dağlar kokundan
sarhoştur sevdiğim mahzuni bundan
bir daha gel gel samsun'dan
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
âşık mahzuni şerif
buradan
neredesin mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
bu gemi bu karadeniz
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
ararım izini dolmabahçe'den
bir daha dönmez mi bu yola giden
içimde sen gözümde sen
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
kurban olam yürüdüğün yollara
kara peçe yakışmıyor kullara
uyan bak bizim hallara
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
bulutlar terinden dağlar kokundan
sarhoştur sevdiğim mahzuni bundan
bir daha gel gel samsun'dan
sarı saçlım mavi gözlüm
nerde nerde nerdesin dost
âşık mahzuni şerif
buradan
devamını gör...
2432.
sıcak saklayın gecelerimi şiiri - nevzat çelik
geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim
sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim
demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı
uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım
can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim
nevzat çelik
geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim
sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim
demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı
uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım
can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim
nevzat çelik
devamını gör...
2433.
yağmur altında ağlanmaz ki
üstelik gözlerinde çapak
elini sallasan elli tane ölüm doğacak
önündeki ilk sapağı dön, hayata sığın
bir şeyler var, düşünecek, konuşacak
dünün bugünün çocuğun karın
yoksa deniz bile bedenini çapalayacak
erhan, çok mu iyi olacak ...
ahmet erhan
üstelik gözlerinde çapak
elini sallasan elli tane ölüm doğacak
önündeki ilk sapağı dön, hayata sığın
bir şeyler var, düşünecek, konuşacak
dünün bugünün çocuğun karın
yoksa deniz bile bedenini çapalayacak
erhan, çok mu iyi olacak ...
ahmet erhan
devamını gör...
2434.
baktım gökte bulut
gökte mavi
saçlarına dökülen çılgın bir güneş
baktım dalda kuş… bir kuş… bir kuş daha
sabahın köründe dünden kalan anıları şakıyan
baktım karşıdan döke saça geliyorsun gözlerinin rengini
baktım antik çağlardan kalma -paha biçilmez- bir heykel gibi
yolun tam ortasında dikilip duruyor güzelliğin
baktım -aşk tanrıçası- afrodit bile kıskanıyor seni
trafik karışıyor… şehir alt üst oluyor
baktım her kes ve her şey çok şaşkın
ve nutku tutuluyor dünyanın
sokak lambaları… kaldırımlar… sokak müzisyenleri
suda balık… havada martı… dalda yaprak
zenginlik ve yoksulluk
gecekondu evleri… gök delenler
herkes herkesle… her şey her şeyle
bütün dünya birbiriyle çarpışıyor
baktım bir şarkı dökülmeye can atıyor dudaklarından
baktım bir şarkı almış başını gidiyor
baktım gülmek sana çok yakışıyor
baktım dudakların birbirine sarılan iki güle benziyor
baktım dudakların -ki hiç kaçarı yok-
hak ediyor boylu boyunca öpülmeyi
baktım şarkılar yarım kaldı dudaklarında
baktım -malumun ilanı; öpüyorum dudaklarını
birbirine sarılan iki gülün tam ortasından-
baktım gülmek çok yakışıyor bize
baktım nefesi kesiliyor şarkıların
baktım göz göze değiyoruz
baktım izini sürüyoruz bizi yakınlaştıran aşkın
baktım aşka düşmüşüz… aşkın ateşine dönüşüyor rengimiz
baktım…
seni seviyorum sevgilim
gökte mavi
saçlarına dökülen çılgın bir güneş
baktım dalda kuş… bir kuş… bir kuş daha
sabahın köründe dünden kalan anıları şakıyan
baktım karşıdan döke saça geliyorsun gözlerinin rengini
baktım antik çağlardan kalma -paha biçilmez- bir heykel gibi
yolun tam ortasında dikilip duruyor güzelliğin
baktım -aşk tanrıçası- afrodit bile kıskanıyor seni
trafik karışıyor… şehir alt üst oluyor
baktım her kes ve her şey çok şaşkın
ve nutku tutuluyor dünyanın
sokak lambaları… kaldırımlar… sokak müzisyenleri
suda balık… havada martı… dalda yaprak
zenginlik ve yoksulluk
gecekondu evleri… gök delenler
herkes herkesle… her şey her şeyle
bütün dünya birbiriyle çarpışıyor
baktım bir şarkı dökülmeye can atıyor dudaklarından
baktım bir şarkı almış başını gidiyor
baktım gülmek sana çok yakışıyor
baktım dudakların birbirine sarılan iki güle benziyor
baktım dudakların -ki hiç kaçarı yok-
hak ediyor boylu boyunca öpülmeyi
baktım şarkılar yarım kaldı dudaklarında
baktım -malumun ilanı; öpüyorum dudaklarını
birbirine sarılan iki gülün tam ortasından-
baktım gülmek çok yakışıyor bize
baktım nefesi kesiliyor şarkıların
baktım göz göze değiyoruz
baktım izini sürüyoruz bizi yakınlaştıran aşkın
baktım aşka düşmüşüz… aşkın ateşine dönüşüyor rengimiz
baktım…
seni seviyorum sevgilim
devamını gör...
2435.
ınsanların içindeyim
seviyorum insanları
hareketi seviyorum
düşünceyi seviyorum
sen kavgamın içinde bir insansın
sevgilim
seni seviyorum.
nazım hikmet .
seviyorum insanları
hareketi seviyorum
düşünceyi seviyorum
sen kavgamın içinde bir insansın
sevgilim
seni seviyorum.
nazım hikmet .
devamını gör...
2436.
hepsinin gelmesini bekleme;
bir kişi gelmeyecek.
sen alışmayasın diye,
korkmayasın diye,
düşünesin diye..
kendine yetmen için..
herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
sen kaçmayasın diye.
gelenler gitmeyecekmiş gibi..
doğumlarda ölümlerde
duyasın diye.
bildiğini bildirmek için
bilmeme'yi öğrenmelisin.
tam kalasın diye.
hepsinin gelmesini bekleme,
sen var olasın diye.
bir kişi gelmeyecek,
sen, bir olasın diye.
| özdemir asaf/düşüngü
bir kişi gelmeyecek.
sen alışmayasın diye,
korkmayasın diye,
düşünesin diye..
kendine yetmen için..
herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
sen kaçmayasın diye.
gelenler gitmeyecekmiş gibi..
doğumlarda ölümlerde
duyasın diye.
bildiğini bildirmek için
bilmeme'yi öğrenmelisin.
tam kalasın diye.
hepsinin gelmesini bekleme,
sen var olasın diye.
bir kişi gelmeyecek,
sen, bir olasın diye.
| özdemir asaf/düşüngü
devamını gör...
2437.
bir gün bir yağmurla garip garip çoluğu çocuğu terk edeceğim
bir sevgiyle doymayacak kalbim anladım
alıp başımı gideceğim
asır yirminci asırdır amenna
bir yanımda sevgilerim bir yanımda sancım
neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
uzaklar daha uzaklaşır
bir define çıkarır gibi kayalardan ademden beri sımsıcak sevgilere muhtacım.
bir gün alıp başımı gideceğim
yıldızlar ışısın yollar üşüsün yollar
belimi bir ılık şal sarsın mavi
hüzünlü bir serencamın ardından şarkısız
rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin
görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında
kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde
diyarı gurbette kanlı bir aşk
bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde
en uzak beyazlar
en yakın ikindilerde
duygulu ve bir sahil meyhanesinde bir akşam
içip içip ağlasam..
birgün bir parkta otururken biliyorum
bir el yağmurla dokunacak omuzuma
bir çift göz bir davet bir kalp
çoluğu çocuğu terk edeceğim
yapraklar dökülecek çiçekler solacak
bir sonbahar bir sabah ve bir yağmur olacak
toprak ve insan kokularıyla
uğultulu bir sarhoşluk içinde yıllar için
başımı alıp gideceğim.
bir sevgiyle doymayacak kalbim anladım
alıp başımı gideceğim
asır yirminci asırdır amenna
bir yanımda sevgilerim bir yanımda sancım
neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
uzaklar daha uzaklaşır
bir define çıkarır gibi kayalardan ademden beri sımsıcak sevgilere muhtacım.
bir gün alıp başımı gideceğim
yıldızlar ışısın yollar üşüsün yollar
belimi bir ılık şal sarsın mavi
hüzünlü bir serencamın ardından şarkısız
rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin
görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında
kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde
diyarı gurbette kanlı bir aşk
bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde
en uzak beyazlar
en yakın ikindilerde
duygulu ve bir sahil meyhanesinde bir akşam
içip içip ağlasam..
birgün bir parkta otururken biliyorum
bir el yağmurla dokunacak omuzuma
bir çift göz bir davet bir kalp
çoluğu çocuğu terk edeceğim
yapraklar dökülecek çiçekler solacak
bir sonbahar bir sabah ve bir yağmur olacak
toprak ve insan kokularıyla
uğultulu bir sarhoşluk içinde yıllar için
başımı alıp gideceğim.
devamını gör...
2438.
“ne bileyim füsun.
şimdi aramıza duvar örsen,
yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım..”
şimdi aramıza duvar örsen,
yine kalkıp senin sevdiğin renge boyarım..”
devamını gör...
2439.
... çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden…
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
...
can yücel
-hayat felsefesi de olabilir bu şiirin paylaştığım bölümü.
farmaloji, kimya mühendisliği bazı şeylere acilen el atması gerekiyor.
bazı duygularımız dozer olup ruhumuzu ezmeden yetişsinler.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden…
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
...
can yücel
-hayat felsefesi de olabilir bu şiirin paylaştığım bölümü.
farmaloji, kimya mühendisliği bazı şeylere acilen el atması gerekiyor.
bazı duygularımız dozer olup ruhumuzu ezmeden yetişsinler.
devamını gör...
2440.
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166