geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2581.
hasretinden prangalar eskittim
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard-arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
ahmed arif
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard-arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
ahmed arif
devamını gör...
2582.
ne koltukmuş arkadaş
uğrunda canlar ölüyor
ne koltukmış arkadaş
oturan namusundan oluyor
öyle bir koltuk ki
katil ediyor insanı
karanlık düşüncelerle
zehirliyor beyinleri
tanrı olmak isteyen oturuyor
arıyor ölümsüzlüğü
insan olduğunu unutuyor
hükmü si*ilesi diktatör
yazan ben
son cümlede sinirim bozuldu üzgünüm. :(
uğrunda canlar ölüyor
ne koltukmış arkadaş
oturan namusundan oluyor
öyle bir koltuk ki
katil ediyor insanı
karanlık düşüncelerle
zehirliyor beyinleri
tanrı olmak isteyen oturuyor
arıyor ölümsüzlüğü
insan olduğunu unutuyor
hükmü si*ilesi diktatör
yazan ben
son cümlede sinirim bozuldu üzgünüm. :(
devamını gör...
2583.
iş güç sahipleri
ben uyandım,
ilyas'ı dürttüm, o da uyandı;
bizim sesimize sahavet hanım da uyandı;
elimizi yüzümüzü yıkadık,
sabah çişimizi ettik,
giyindik;
doğru işe...
dostum ilyas'la beraber
saat 12'ye kadar çalıştık,
bir saat dinlendik,
sonra 6'ya kadar yine çalıştık;
sahavet hanım bilmiyoruz ne yaptı...
akşam oldu, sular karardı;
ben 260 kuruş aldım,
ilyas da o kadar;
sahavet hanım 35 lira aldı...
metin eloğlu
devamını gör...
2584.
"her günün orta yerinde
her an içine dusulebilen
bir büyük boşluk
insan şeklinde."
devamını gör...
2585.
ya islamla yükselir ya inkarla cürürsün,
bu yol mezarda bitmiyor.
gittiğinde görürsün.(necip fazil kisakurek)
bu yol mezarda bitmiyor.
gittiğinde görürsün.(necip fazil kisakurek)
devamını gör...
2586.
2587.
kiminin dikenleri vardır
katlanamaz üstüne.
hep dikine durur
delmemek için gövdesini.
kiminin yoktur bir tek kemiği,
doğrulamaz ayaklarının üstünde.
ona göre varsa yoksa kendisi,
dürülüdür ütülü bir mendil gibi
ben eğilmem gündüz ama
geceleri kanatırım kendimi
ben bir söz söylediğim zaman,
kendine küçük bir pıtrak edinir.
çok sürmez anlar başına geleceği,
çarşılarda pazarlarda ondan selam kesilir.
ben birini sevdiğim zaman
göğünü durmadan genişletir.
ama herkes rahattır kozasının içinde,
o sevgi artık kimsesizdir.
ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.
-metin altıok
katlanamaz üstüne.
hep dikine durur
delmemek için gövdesini.
kiminin yoktur bir tek kemiği,
doğrulamaz ayaklarının üstünde.
ona göre varsa yoksa kendisi,
dürülüdür ütülü bir mendil gibi
ben eğilmem gündüz ama
geceleri kanatırım kendimi
ben bir söz söylediğim zaman,
kendine küçük bir pıtrak edinir.
çok sürmez anlar başına geleceği,
çarşılarda pazarlarda ondan selam kesilir.
ben birini sevdiğim zaman
göğünü durmadan genişletir.
ama herkes rahattır kozasının içinde,
o sevgi artık kimsesizdir.
ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.
-metin altıok
devamını gör...
2588.
başka birisi nasıl sevilir bilmiyorum
hangi şehre gidilir yalnız başına,
hangi şarkı dinlenir senle olmayınca.
kimle çay içilir ?
en güzel sözlerin altı kim için çizilir
kimin kokusu saklanır…
hangi hayal hediye edilir,
hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine
nasıl anlatılır gülüşünün sesi
adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır
senin bakışın hangi şiire benzer
kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp
hangi insanda rastlanır sana…
gel de anlat…
senden başkası nasıl sevilir ?
bilmiyorum ben…
devamını gör...
2589.
yaşayamadığım bir şeysin sen, elinden tutup sokağa çıkamadığım
kış günü bir avuç kar süremediğim yüzüne
otlar ve çiğ damlalarıyla sevişemediğim
kımıldatmayan bir bakış, bir söz
tam söylenecekken açıp kapıyı
karanlık ağzımı ışıklandıran, yakan fotoğrafları
gümüş laledan masamda, birden laylak..
dirhemleyen sevincimi ışıktan tartacında
can alıp veren, su verip gönül yağmalayan
kurnaz bakkal, hırkama göz diken
yaşayamadığım bir şeyşin sen, kokular dağıtıp
kendine yeni adlar yakıştıran
beynimde cıva damlacığı,
şehvetin sinir telleriyle dokuyan kaaklarımı,
göz çukurlarımı aşkın tılsımlı gövdesiyle ovan
yastıkta bir yumak saç
boynu kıvrılıp ölmüş güvercin,
dokunamadığım şeylersin sen, bitiremediğim...
kış günü bir avuç kar süremediğim yüzüne
otlar ve çiğ damlalarıyla sevişemediğim
kımıldatmayan bir bakış, bir söz
tam söylenecekken açıp kapıyı
karanlık ağzımı ışıklandıran, yakan fotoğrafları
gümüş laledan masamda, birden laylak..
dirhemleyen sevincimi ışıktan tartacında
can alıp veren, su verip gönül yağmalayan
kurnaz bakkal, hırkama göz diken
yaşayamadığım bir şeyşin sen, kokular dağıtıp
kendine yeni adlar yakıştıran
beynimde cıva damlacığı,
şehvetin sinir telleriyle dokuyan kaaklarımı,
göz çukurlarımı aşkın tılsımlı gövdesiyle ovan
yastıkta bir yumak saç
boynu kıvrılıp ölmüş güvercin,
dokunamadığım şeylersin sen, bitiremediğim...
devamını gör...
2590.
mesele bir şeyi istemek değil.
o şeyi çok istemekmiş.
hani derler ya isteyince olmuyor.
ama bazen de derler ya.
istemezsen de olmuyor.
mesele her şeyi tadında bırakmakmış.
elinden geleni,
gönül rahatlığı ile yapıp,
senin için hayırlı olanı beklemekmiş.
devamını gör...
2591.
2592.
sevincin yarısı
kuşlar yağmur yağdırır da
yağmur güneşi vururdu ya
ben sana gelirdim
sevincin yarısı ağzımda
zambağa birikir sabahlar
ovalar atlara binerdi
kulesine koşuşunca deniz
cebimde geceden yıldızlar
arılarla ballarla kanımda
yüreğim avuç olurdu da
sonra çeşme de olurdu ya
mutsuz dönüşler ayında
ben sana gelirdim
melih cevdet anday
kuşlar yağmur yağdırır da
yağmur güneşi vururdu ya
ben sana gelirdim
sevincin yarısı ağzımda
zambağa birikir sabahlar
ovalar atlara binerdi
kulesine koşuşunca deniz
cebimde geceden yıldızlar
arılarla ballarla kanımda
yüreğim avuç olurdu da
sonra çeşme de olurdu ya
mutsuz dönüşler ayında
ben sana gelirdim
melih cevdet anday
devamını gör...
2593.
gece gece normal sözlüğe akrostiş şiir yazdım.
nice insanlar ziyaret etti seni
onlarca tanım girdiler
resimler attılar
mesajlar attılar binlerce insan birbirine
aracılık ettin bir sürü yeni arkadaşlıklara
liman oldun binlerce yazara
sadeliğinden geliyor bu güzelliğin
özellikle tercih ettim seni bu sebepten
zamanla daha çok sevdim seni
logonun rengini sevdim
ücretsiz bir terapi aracısın
kalpler seninle
nice insanlar ziyaret etti seni
onlarca tanım girdiler
resimler attılar
mesajlar attılar binlerce insan birbirine
aracılık ettin bir sürü yeni arkadaşlıklara
liman oldun binlerce yazara
sadeliğinden geliyor bu güzelliğin
özellikle tercih ettim seni bu sebepten
zamanla daha çok sevdim seni
logonun rengini sevdim
ücretsiz bir terapi aracısın
kalpler seninle
devamını gör...
2594.
hazır kış yaklaşıyorken ahmet haşim'den bir şiir bırakayım buraya,
yine kış,
yine şems-i mesâda, ah, o bakış,
yine yollarda serserî dolaşan,
âşiyansız tuyûr-ı pür-nâliş...
tehî kalan ovalar
sükût eder sanılır gumûmuyla,
harâb olan sarı yollarda kalmamış ne gelen
ne giden.
şimdi yalnız kavâfil-i evrâk
mütemâdî sürüklenir bir uzak
ufk-ı pür-ıztırâb u nevmîde.
yine kış, yine kış,
bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış...
yine kış,
yine şems-i mesâda, ah, o bakış,
yine yollarda serserî dolaşan,
âşiyansız tuyûr-ı pür-nâliş...
tehî kalan ovalar
sükût eder sanılır gumûmuyla,
harâb olan sarı yollarda kalmamış ne gelen
ne giden.
şimdi yalnız kavâfil-i evrâk
mütemâdî sürüklenir bir uzak
ufk-ı pür-ıztırâb u nevmîde.
yine kış, yine kış,
bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış...
devamını gör...
2595.
sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni
artık kimse denizi bilmiyor.
dirseklerini masaya koyuşundan belli
gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini
sevda bir umut buldu sende...
devamını gör...
2596.
beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.
orhan veli
devamını gör...
2597.
gelmiş bulundum
ben mişim---neymiş?---su sesiymiş
oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---
yanağında sardunya kokusuyla yazdan
kimmiş o gelen ya giden kimmiş
bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.
güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
kim koparmış dalından bu yabani incirleri
ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.
yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
bir kaya, bir ot, bir akarsu
hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
ki bütün ölüleri sığa çıkaran
ve kenti bir ölüm derinliğine salan
yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.
şiirler yazdım, kitaplar okudum
elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
derinlerde kaldım böyle bir zaman
kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
edip cansever
devamını gör...
2598.
yine geliyor o tatlı dilli yalnızlık. gelip oturacak yine evin orta yerine. kaç zamandır açmıyordum kapıyı ama bu sefer zor kullandı girdi içeri. istemiyorum desem de nafile. şimdi kurduğum tüm düzeni alt üst edecek. önce perdeleri çekecek, ev ay gibi kapkaranlık. sonra çiçekler ölecek, filizlendirip diktiğim limon ağacı. sonra benim ipimi çekecek ve gidecek yollar bitecek. kalbime değmeden, bir avuç toprakla örtülüp unutulacağım.
*
*
devamını gör...
2599.
biliyoruz ki bütün acılar bir gün geçer..
bütün fotoğraflar sararır
yara kabuk tutar kapanır
bir sabah yine taze ekmek ister canın kahvaltıda
bir fincan sade kahve
demli bir çay ister akşam üstü olunca..
sokakta mevsimi fark edersin ,aynada kendini
önceleri belli belirsiz sonra gamzene kadar gülersin..
şarkılar mırıldanır çekmecelerde renkli kalemlerini ararsın..
kuşlar gelir konar dallarına
kırıldığın yerden çiçek açarsın
bütün acılar bir gün geçer
ya da alışırsın...
buradan
devamını gör...
2600.
gözlerinle dilin arasına gerili uçurumu seviyorum.
kekeme özgürlüğünü seviyorum.
susuşundaki hıncı seviyorum.
kalbinde ürperen kışı seviyorum.ellerindeki bilge zamanı
denizi yağmurdan korumaya çalışan
çocukluğunu seviyorum.alnın masamızda dört mevsime ufuk
dudaklarında titreyen zamanı seviyorum.
yürüyorsun ya kalabalık
dönüp bir daha bakıyor kendine
boyunda çiçeklenen yedi rengi seviyorum.
her damlası ayrı bir hayat, ne bilsin yüzüne düşmeyen
gözlerindeki yaşı seviyorum.
beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum.
kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum.
ses nasıl menevişleniyor susunca ağzında
ağzından gelecek her sevinci, her azabı seviyorum.
gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum.
susmanında bir dili var elbet
teri yastığına sızan rüyanı seviyorum.
uyandığın sabahlardan başka bağım yok dünyayla odalara ömür veren gövdeni seviyorum.
yürümediğin sokaklar nasıl da göz göz
bekleyişteki o mucizeyi seviyorum.
serçe parmağındaki lekedir yerim,kalabalığın uyumuna inat
hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum.
ölümdür en büyük zaman, bilmez takvim gezenler
bir iç çekişte yanan hayatı seviyorum.
bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın
getirdiğin hevesi götürdüğün inkârı seviyorum.
evlerdesin
dışarılar hüzün
eşyalar ayakta
senden ayrılanı seviyorum
sana kavuşanı seviyorum.
uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık
bir sözcüğe sığdırdığın dünyayı seviyorum.
o gölgenin taş dibinde bir çürüme bilinci
hükmüm yok bahçende diyorum
üstüme elediğin şefkati seviyorum.
dişlerinin arasında bir ishak kuş’u
eğiyorum ya başımı
çaresizliğime tuttuğun aynayı seviyorum.
bir gün bir kötü haber birimizden
kalanın diline gelecek ilk sözü
arayacağı ilk insanı
ilk gece yapacağı her şeyi seviyorum.
*şükrü erbaş
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158

