geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1301.
...
günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
günü gelir sualiniz sorulur :
beyler bu vatana nasıl kıydınız?
nazım hikmet ran, 1959
günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
günü gelir sualiniz sorulur :
beyler bu vatana nasıl kıydınız?
nazım hikmet ran, 1959
devamını gör...
1302.
devamını gör...
1303.
oyuncağın kırıldı diye üzülme çocuk. büyüyünce kalbin paramparça olacak.
annesinden dayak yediği halde, yine 'anne' diye ağlayan bir çocuktur aşk.
düşenin dostu olmaz' derler kimileri. sanki ayakta olanın dostu çokmuş gibi.
annesinden dayak yediği halde, yine 'anne' diye ağlayan bir çocuktur aşk.
düşenin dostu olmaz' derler kimileri. sanki ayakta olanın dostu çokmuş gibi.
devamını gör...
1304.
adını funda oteli koy
adını funda oteli koy
aklından gelip geçen bir yazın
ve akşam güneşlerinde orda burda
bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
ince ince gezinen turuncu adamların.
adını funda oteli koy
sevdamızın da adını
ayakları dibinde gün batımının.
ve ağzında binlerce güneşin tadı
dilinin ucunda yalnızca kendi adın.
çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın.
-edip cansever
adını funda oteli koy
aklından gelip geçen bir yazın
ve akşam güneşlerinde orda burda
bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
ince ince gezinen turuncu adamların.
adını funda oteli koy
sevdamızın da adını
ayakları dibinde gün batımının.
ve ağzında binlerce güneşin tadı
dilinin ucunda yalnızca kendi adın.
çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın.
-edip cansever
devamını gör...
1305.
şakacı
insanları itmemizin nedenini kimse bilmez
yakar ruhları parmaklarımızı, atarız
tütün basarız boşalan yerlerine
cam bir çocuk bırakırız gözlerinde
günbatımı, boş bir kutu, ya da negentes
(bkz: oktay rıfat horozcu)
insanları itmemizin nedenini kimse bilmez
yakar ruhları parmaklarımızı, atarız
tütün basarız boşalan yerlerine
cam bir çocuk bırakırız gözlerinde
günbatımı, boş bir kutu, ya da negentes
(bkz: oktay rıfat horozcu)
devamını gör...
1306.
*
auf einem gelben stück papier
grün liniert schrieb er ein gedicht
und er nannte es "chops"
denn das war der name seines hundes
und nur darum ging es
und sein lehrer gab ihm eine eins
und einen goldenen stern
und seine mutter klebte es an die küchentür
und las es seinen tanten vor
das war das jahr
als alle kinder mit father tracy in den zoo fuhren
und sie sangen mit ihm im bus
und seine schwester kam auf die welt
mit winzigen zehennägeln und kahl
und seine eltern küssten sich oft
und das mädchen um die ecke
schickte ihm eine valentinskarte mit vielen "x"-en
und er fragte seinen vater was die "x"-e bedeuteten
und sein vater brachte ihn abends ins bett
und war immer da, um das zu tun
auf einem weißen stück papier
blau liniert schrieb er ein gedicht
und er nannte es "herbst"
denn es war gerade herbst
und nur darum ging es
und sein lehrer gab ihm eine eins
und sagte, er solle präziser schreiben
und seine mutter klebte es nicht an die küchentür
denn die war frisch gestrichen
und die anderen sagten ihm
dass father tracy zigaretten rauchte
und sie in der kirche fallen ließ
und manchmal brannten sie löcher in die bänke
das war das jahr, als seine schwester eine brille bekam
mit dickem gläsern und schwarzem gestell
und das mädchen um die ecke lachte ihn aus
wenn er mit ihr auf den weihnachtsmann warten wollte
und die anderen fragten ihn, warum seine eltern sich oft küssten
und sein vater brachte ihn abends nicht mehr ins bett
und sein vater wurde wütend, wenn er ihn darum bat
auf einem blatt aus seinem notizbuch
schrieb er ein gedicht
und er nannte es "unschuld eine frage"
denn das war die frage, die seine freundin betraf
und sein lehrer gab ihm eine eins
und sah ihn lange und seltsam an
und seine mutter klebte es nicht an die küchentür
denn er zeigte es ihr nicht
das war das jahr,
als father tracy starb
und er erwischte seine schwester,
wie sie hinterm haus herumknutschte
und seine eltern küssten sich nicht mehr
und schwiegen sich an
und das mädchen um die ecke trug zu viel make - up
sodass er husten musste, wenn er sie küsste
aber er tat es trotzdem, weil es das war, was man halt tat
und um drei uhr morgens brachte er sich ins bett,
während sein vater nebenan schnarchte
auf einem stück brauner papiertüte
versuchte er sich an einem gedicht
und er nannte es "absolut nichts"
denn nur darum ging es wirklich
und er verpasste sich eine eins
und einen schnitt in jedes handgelenk
und er klebte es an die badezimmertür,
den er glaubte nicht,
dass er es noch bis zur küche schaffen würde.
- - - - -
yıllar öncesinde almanca dersi için bir kitap seçip sunum yapmam gerekiyordu. kütüphaneden seçtiğim müthiş bir kitapta* içeriğinden bağımsız bu şiiri buldum. ne kadar şanslıyım, anlatamam. şiiri kaybetmek istemedim ve kendi anı defterime yazmıştım. kitabımın sunumunu yaptım ve eleştirdik. ardından bu şiiri okudum ve tüm sınıf uzun bir sessizliğe gömüldü…
yıllardır ara sıra şiiri açıp, okur, yerine kaldırırım anı defterimi. her seferinde yoğun duygulara sürükler beni. son okuduğumda anı defterimde durmasın, göz önümde bulunsun diye buz dolabıma yapıştırmıştım kağıdı. şiiri okuyup, anlayanlar bu hareketimin önemini kavramıştır umuyorum. çok sevip, yerine başkasını koyamadığım bu şiiri artık buz dolabımda değil, burada, baş ucumda bulundurmak istiyorum.
- - -
edit: şiir stephen chbosky - ‘vielleicht lieber morgen’ kitabındanmış. ozgur1ey’e teşekkürler.
auf einem gelben stück papier
grün liniert schrieb er ein gedicht
und er nannte es "chops"
denn das war der name seines hundes
und nur darum ging es
und sein lehrer gab ihm eine eins
und einen goldenen stern
und seine mutter klebte es an die küchentür
und las es seinen tanten vor
das war das jahr
als alle kinder mit father tracy in den zoo fuhren
und sie sangen mit ihm im bus
und seine schwester kam auf die welt
mit winzigen zehennägeln und kahl
und seine eltern küssten sich oft
und das mädchen um die ecke
schickte ihm eine valentinskarte mit vielen "x"-en
und er fragte seinen vater was die "x"-e bedeuteten
und sein vater brachte ihn abends ins bett
und war immer da, um das zu tun
auf einem weißen stück papier
blau liniert schrieb er ein gedicht
und er nannte es "herbst"
denn es war gerade herbst
und nur darum ging es
und sein lehrer gab ihm eine eins
und sagte, er solle präziser schreiben
und seine mutter klebte es nicht an die küchentür
denn die war frisch gestrichen
und die anderen sagten ihm
dass father tracy zigaretten rauchte
und sie in der kirche fallen ließ
und manchmal brannten sie löcher in die bänke
das war das jahr, als seine schwester eine brille bekam
mit dickem gläsern und schwarzem gestell
und das mädchen um die ecke lachte ihn aus
wenn er mit ihr auf den weihnachtsmann warten wollte
und die anderen fragten ihn, warum seine eltern sich oft küssten
und sein vater brachte ihn abends nicht mehr ins bett
und sein vater wurde wütend, wenn er ihn darum bat
auf einem blatt aus seinem notizbuch
schrieb er ein gedicht
und er nannte es "unschuld eine frage"
denn das war die frage, die seine freundin betraf
und sein lehrer gab ihm eine eins
und sah ihn lange und seltsam an
und seine mutter klebte es nicht an die küchentür
denn er zeigte es ihr nicht
das war das jahr,
als father tracy starb
und er erwischte seine schwester,
wie sie hinterm haus herumknutschte
und seine eltern küssten sich nicht mehr
und schwiegen sich an
und das mädchen um die ecke trug zu viel make - up
sodass er husten musste, wenn er sie küsste
aber er tat es trotzdem, weil es das war, was man halt tat
und um drei uhr morgens brachte er sich ins bett,
während sein vater nebenan schnarchte
auf einem stück brauner papiertüte
versuchte er sich an einem gedicht
und er nannte es "absolut nichts"
denn nur darum ging es wirklich
und er verpasste sich eine eins
und einen schnitt in jedes handgelenk
und er klebte es an die badezimmertür,
den er glaubte nicht,
dass er es noch bis zur küche schaffen würde.
- - - - -
yıllar öncesinde almanca dersi için bir kitap seçip sunum yapmam gerekiyordu. kütüphaneden seçtiğim müthiş bir kitapta* içeriğinden bağımsız bu şiiri buldum. ne kadar şanslıyım, anlatamam. şiiri kaybetmek istemedim ve kendi anı defterime yazmıştım. kitabımın sunumunu yaptım ve eleştirdik. ardından bu şiiri okudum ve tüm sınıf uzun bir sessizliğe gömüldü…
yıllardır ara sıra şiiri açıp, okur, yerine kaldırırım anı defterimi. her seferinde yoğun duygulara sürükler beni. son okuduğumda anı defterimde durmasın, göz önümde bulunsun diye buz dolabıma yapıştırmıştım kağıdı. şiiri okuyup, anlayanlar bu hareketimin önemini kavramıştır umuyorum. çok sevip, yerine başkasını koyamadığım bu şiiri artık buz dolabımda değil, burada, baş ucumda bulundurmak istiyorum.
- - -
edit: şiir stephen chbosky - ‘vielleicht lieber morgen’ kitabındanmış. ozgur1ey’e teşekkürler.
devamını gör...
1307.
al ekmeği benden
istersen havayı da;
ama gülüşünden mahrum etme beni.
sevdalım, zifiri karanlıkta bile
gülümse bana
ve ansızın saçılıyorsa
kanım sokak taşlarına,
gülüver
çünkü gülüşün eştir
yalın bir kılıca.
- neruda.
istersen havayı da;
ama gülüşünden mahrum etme beni.
sevdalım, zifiri karanlıkta bile
gülümse bana
ve ansızın saçılıyorsa
kanım sokak taşlarına,
gülüver
çünkü gülüşün eştir
yalın bir kılıca.
- neruda.
devamını gör...
1308.
gerçek zamanla yüreğin zamanı nasıl karışıyor böyle...
usul bir gülümsemeyle yürüyorum
kırmızı bir bulut yüzün
bir çınar ağacının gölgesindeyim
yapraklar değil saçların
dökülüyor üstüme
şükrü erbaş
usul bir gülümsemeyle yürüyorum
kırmızı bir bulut yüzün
bir çınar ağacının gölgesindeyim
yapraklar değil saçların
dökülüyor üstüme
şükrü erbaş
devamını gör...
1309.
“ sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba
ama sizin adınız ne “
turgut uyar
morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba
ama sizin adınız ne “
turgut uyar
devamını gör...
1310.
yokluğun, ağır kapıların altında kalmak gibi
kelimeler yetmiyor
uçun kuşlar ona doğru
biri onu bana getirmeli
yokluğun acılı bir ölüm gibi
delirtmekle kalmıyor beni
biliyorum bir anlamı yok
ne göz yaşlarımın ne de sözlerimin
sigaramin dumanı
hıçkırıklarımın sesi
ateşimin ta kendisi
hepsi sensin sanki
biliyorum susmalıyım
susup oturmalıyım
şarkılarınla seni
başbaşa bırakmalıyım
olmuyor ama
gitmiyor ellerim
şarkılarda duyuyorum seni
ayrıca aklımda ellerin
titriyor nefesim
varlığını hissettiğimdeki gibi
tek istediğim şey sensin
ne olur anla beni...
kelimeler yetmiyor
uçun kuşlar ona doğru
biri onu bana getirmeli
yokluğun acılı bir ölüm gibi
delirtmekle kalmıyor beni
biliyorum bir anlamı yok
ne göz yaşlarımın ne de sözlerimin
sigaramin dumanı
hıçkırıklarımın sesi
ateşimin ta kendisi
hepsi sensin sanki
biliyorum susmalıyım
susup oturmalıyım
şarkılarınla seni
başbaşa bırakmalıyım
olmuyor ama
gitmiyor ellerim
şarkılarda duyuyorum seni
ayrıca aklımda ellerin
titriyor nefesim
varlığını hissettiğimdeki gibi
tek istediğim şey sensin
ne olur anla beni...
devamını gör...
1311.
ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu.
ve elbet üzerinde durulmuyordu.
sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
başlangıçta doğruydu belki.
sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan, benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
ve hala bilmiyordun sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
bütün kazananlar gibi
terk ettin
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu.
ve elbet üzerinde durulmuyordu.
sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
başlangıçta doğruydu belki.
sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan, benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
ve hala bilmiyordun sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
bütün kazananlar gibi
terk ettin
devamını gör...
1312.
adın geçti bugün
üç kere yutkundum
sağıma baktım yutkundum
dağlar toprak vardı
biz bu aşkı saklayamayız dediler
soluma baktım yutkundum
denizler ırmaklar vardı
biz bu aşkı kaldırayız dediler
gökyüzüne baktım yutkundum
ilahi bir işaret belirdi
arşdan bir melek indi
kalbim göğe çekildi
anca sonsuzluk saklar
anca sonsuzluk kaldırır dedi
papatya surat
üç kere yutkundum
sağıma baktım yutkundum
dağlar toprak vardı
biz bu aşkı saklayamayız dediler
soluma baktım yutkundum
denizler ırmaklar vardı
biz bu aşkı kaldırayız dediler
gökyüzüne baktım yutkundum
ilahi bir işaret belirdi
arşdan bir melek indi
kalbim göğe çekildi
anca sonsuzluk saklar
anca sonsuzluk kaldırır dedi
papatya surat
devamını gör...
1313.
yirminci yüzyılı yaşadım
dingin karştlıkların adını bulmalı
sel gibi kuruyor yaşlılık, gençlik
sanki melekleri gördük uzun saçları
tanrının unutkan kuzgunu idik.
nasıl unuturum ey doğa
bana bir diyeceğin vardı, kalakaldım,
vaktim yetmedi, ölüm kalım,
bütün yüzyılları yaşadım
vaktim yetmedi anlamaya.
dingin karştlıkların adını bulmalı
sel gibi kuruyor yaşlılık, gençlik
sanki melekleri gördük uzun saçları
tanrının unutkan kuzgunu idik.
nasıl unuturum ey doğa
bana bir diyeceğin vardı, kalakaldım,
vaktim yetmedi, ölüm kalım,
bütün yüzyılları yaşadım
vaktim yetmedi anlamaya.
devamını gör...
1314.
zamana ilahi
zaman der ki "şöyle şöyle olsun"
her an ve bir anda
uzam'a ve ışıltıya sahip olur
her bir parlak gökada.
ve gözler seyreder ışıltıyı.
ve sivrisineklerin titrek dansını.
ve denizlerin enginliğini.
ve ölümü ve şansı.
zaman yer açar
eve gidip dönmelere
ve zaman'ın rahminde
başlar her son.
zaman, olmaktır ve zaman
olmak birdir ikisi,
parlamaktır, görmektir,
koyulaşmaktır alabildiğine.
le guin
zaman der ki "şöyle şöyle olsun"
her an ve bir anda
uzam'a ve ışıltıya sahip olur
her bir parlak gökada.
ve gözler seyreder ışıltıyı.
ve sivrisineklerin titrek dansını.
ve denizlerin enginliğini.
ve ölümü ve şansı.
zaman yer açar
eve gidip dönmelere
ve zaman'ın rahminde
başlar her son.
zaman, olmaktır ve zaman
olmak birdir ikisi,
parlamaktır, görmektir,
koyulaşmaktır alabildiğine.
le guin
devamını gör...
1315.
allah der ki
allah der ki “kimi benden çok seversen onu senden alırım
”ve ekler: “onsuz yaşayamam” deme, seni onsuz da yaşatırım.
ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar,
canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar.
dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya.
olmaz dediğin ne varsa hepsi olur
“düşmem” dersin düşersin, ”şaşmam” dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya “öldüm” der, yine de “yaşarsın.
mevlana
allah der ki “kimi benden çok seversen onu senden alırım
”ve ekler: “onsuz yaşayamam” deme, seni onsuz da yaşatırım.
ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar,
canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar.
dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya.
olmaz dediğin ne varsa hepsi olur
“düşmem” dersin düşersin, ”şaşmam” dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya “öldüm” der, yine de “yaşarsın.
mevlana
devamını gör...
1316.
sen el kadar bir kadınsındır
sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
bazı ağaçlara kapı komşu
bazı çiçeklerin andırdığı
iş bu kadarla bitse iyi
bir insan edinmişsindir kendine
bir şarkı edinmişsindir, bir umut
güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
saçlarınla beraber penceredeyken
besbelli arandığından haberli
gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
sevgili
sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
bazı ağaçlara kapı komşu
bazı çiçeklerin andırdığı
iş bu kadarla bitse iyi
bir insan edinmişsindir kendine
bir şarkı edinmişsindir, bir umut
güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
saçlarınla beraber penceredeyken
besbelli arandığından haberli
gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
sevgili
devamını gör...
1317.
eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ölüyorum....
-jorge luis borges
ikincisinde daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ölüyorum....
-jorge luis borges
devamını gör...
1318.
belki bir gün gelirmisin
sendeki beni bana verirmisin
belki bir gün belki bir gün
belki bir gün sen ve ben
biz olurmuyuz yine
belki bir gün. belki.bir. gün
sendeki beni bana verirmisin
belki bir gün belki bir gün
belki bir gün sen ve ben
biz olurmuyuz yine
belki bir gün. belki.bir. gün
devamını gör...
1319.
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya
kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
insan balıklama dalmalı içine hayatın
bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
sevgili ataol behramoğlunun en sevdiğim şiirlerinden..
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya
kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
insan balıklama dalmalı içine hayatın
bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
sevgili ataol behramoğlunun en sevdiğim şiirlerinden..
devamını gör...
1320.
gögsünde vurup parcalanan kalbi nihayet
bir sacları kan gözleri keskin disi celdi.
artık bitecek ruhunu sarsan bu seamet
zira sacı kan sevgilinin ismi eceldi
ictin de ecel zehrini sen kendi elinle
hala bu gönül hangi uzak gölgeyi bekler
bak haykırıyor “bostur ümitler” diye dinle,
zulmette keder besteleyen gamlı köpekler
bir dinle adem ülkesinin ruhunu: yer yer
davet ediyor bak seni binlerce kucaklar...
bir sır gibi sevda gibi sessizce gezinenler
bir gün seni otlarda uzanmıs bulacaklar...
kalbin benim olsun diyorum cünkü mukadder...
cismin sana yetmez mi? cabuk kalbini sök, ver!
yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
mutlak seveceksin beni bundan kacamazsın...
ram ol bana, ruhun yeni bir aleme girsin...
yazmış kaderin: askıma ömrünce esirsin!
aklınla, suurunla, hayalinle bilirsin.
mutlak seveceksin beni bundan kacamazsın...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
bir sacları kan gözleri keskin disi celdi.
artık bitecek ruhunu sarsan bu seamet
zira sacı kan sevgilinin ismi eceldi
ictin de ecel zehrini sen kendi elinle
hala bu gönül hangi uzak gölgeyi bekler
bak haykırıyor “bostur ümitler” diye dinle,
zulmette keder besteleyen gamlı köpekler
bir dinle adem ülkesinin ruhunu: yer yer
davet ediyor bak seni binlerce kucaklar...
bir sır gibi sevda gibi sessizce gezinenler
bir gün seni otlarda uzanmıs bulacaklar...
kalbin benim olsun diyorum cünkü mukadder...
cismin sana yetmez mi? cabuk kalbini sök, ver!
yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
mutlak seveceksin beni bundan kacamazsın...
ram ol bana, ruhun yeni bir aleme girsin...
yazmış kaderin: askıma ömrünce esirsin!
aklınla, suurunla, hayalinle bilirsin.
mutlak seveceksin beni bundan kacamazsın...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158