2721.

iş güç sahipleri

ben uyandım,
ilyas'ı dürttüm, o da uyandı;
bizim sesimize sahavet hanım da uyandı;
elimizi yüzümüzü yıkadık,
sabah çişimizi ettik,
giyindik;
doğru işe...

dostum ilyas'la beraber
saat 12'ye kadar çalıştık,
bir saat dinlendik,
sonra 6'ya kadar yine çalıştık;
sahavet hanım bilmiyoruz ne yaptı...

akşam oldu, sular karardı;
ben 260 kuruş aldım,
ilyas da o kadar;
sahavet hanım 35 lira aldı...

metin eloğlu
devamını gör...
2722.

"her günün orta yerinde
her an içine dusulebilen
bir büyük boşluk
insan şeklinde."
devamını gör...
2723.
ya islamla yükselir ya inkarla cürürsün,
bu yol mezarda bitmiyor.
gittiğinde görürsün.(necip fazil kisakurek)
devamını gör...
2724.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2725.
kiminin dikenleri vardır
katlanamaz üstüne.
hep dikine durur
delmemek için gövdesini.

kiminin yoktur bir tek kemiği,
doğrulamaz ayaklarının üstünde.
ona göre varsa yoksa kendisi,
dürülüdür ütülü bir mendil gibi

ben eğilmem gündüz ama
geceleri kanatırım kendimi

ben bir söz söylediğim zaman,
kendine küçük bir pıtrak edinir.
çok sürmez anlar başına geleceği,
çarşılarda pazarlarda ondan selam kesilir.

ben birini sevdiğim zaman
göğünü durmadan genişletir.
ama herkes rahattır kozasının içinde,
o sevgi artık kimsesizdir.

ölsem ayıptır, sussam tehlikeli
çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.


-metin altıok
devamını gör...
2726.

başka birisi nasıl sevilir bilmiyorum
hangi şehre gidilir yalnız başına,
hangi şarkı dinlenir senle olmayınca.
kimle çay içilir ?
en güzel sözlerin altı kim için çizilir
kimin kokusu saklanır…
hangi hayal hediye edilir,
hangi gözle bakılır o çiçek yaprağı kirpiklerine
nasıl anlatılır gülüşünün sesi
adının güzelliğine hangi alfabe de rastlanır
senin bakışın hangi şiire benzer
kime dokunur, sarılır, uyur bu kalp
hangi insanda rastlanır sana…
gel de anlat…
senden başkası nasıl sevilir ?
bilmiyorum ben…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2727.
yaşayamadığım bir şeysin sen, elinden tutup sokağa çıkamadığım
kış günü bir avuç kar süremediğim yüzüne
otlar ve çiğ damlalarıyla sevişemediğim
kımıldatmayan bir bakış, bir söz
tam söylenecekken açıp kapıyı
karanlık ağzımı ışıklandıran, yakan fotoğrafları
gümüş laledan masamda, birden laylak..
dirhemleyen sevincimi ışıktan tartacında
can alıp veren, su verip gönül yağmalayan
kurnaz bakkal, hırkama göz diken

yaşayamadığım bir şeyşin sen, kokular dağıtıp
kendine yeni adlar yakıştıran
beynimde cıva damlacığı,
şehvetin sinir telleriyle dokuyan kaaklarımı,
göz çukurlarımı aşkın tılsımlı gövdesiyle ovan
yastıkta bir yumak saç
boynu kıvrılıp ölmüş güvercin,
dokunamadığım şeylersin sen, bitiremediğim...
devamını gör...
2728.

mesele bir şeyi istemek değil.
o şeyi çok istemekmiş.
hani derler ya isteyince olmuyor.
ama bazen de derler ya.
istemezsen de olmuyor.
mesele her şeyi tadında bırakmakmış.
elinden geleni,
gönül rahatlığı ile yapıp,
senin için hayırlı olanı beklemekmiş.
devamını gör...
2729.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2730.
sevincin yarısı


kuşlar yağmur yağdırır da
yağmur güneşi vururdu ya
ben sana gelirdim

sevincin yarısı ağzımda
zambağa birikir sabahlar
ovalar atlara binerdi

kulesine koşuşunca deniz
cebimde geceden yıldızlar
arılarla ballarla kanımda

yüreğim avuç olurdu da
sonra çeşme de olurdu ya
mutsuz dönüşler ayında

ben sana gelirdim

melih cevdet anday
devamını gör...
2731.
gece gece normal sözlüğe akrostiş şiir yazdım.
nice insanlar ziyaret etti seni
onlarca tanım girdiler
resimler attılar
mesajlar attılar binlerce insan birbirine
aracılık ettin bir sürü yeni arkadaşlıklara
liman oldun binlerce yazara

sadeliğinden geliyor bu güzelliğin
özellikle tercih ettim seni bu sebepten
zamanla daha çok sevdim seni
logonun rengini sevdim
ücretsiz bir terapi aracısın
kalpler seninle
devamını gör...
2732.
hazır kış yaklaşıyorken ahmet haşim'den bir şiir bırakayım buraya,


yine kış,
yine şems-i mesâda, ah, o bakış,
yine yollarda serserî dolaşan,
âşiyansız tuyûr-ı pür-nâliş...

tehî kalan ovalar
sükût eder sanılır gumûmuyla,
harâb olan sarı yollarda kalmamış ne gelen
ne giden.
şimdi yalnız kavâfil-i evrâk
mütemâdî sürüklenir bir uzak
ufk-ı pür-ıztırâb u nevmîde.

yine kış, yine kış,
bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış...
devamını gör...
2733.

sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni
artık kimse denizi bilmiyor.
dirseklerini masaya koyuşundan belli
gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini
sevda bir umut buldu sende...
devamını gör...
2734.

beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.


orhan veli
devamını gör...
2735.

gelmiş bulundum

ben mişim---neymiş?---su sesiymiş
oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---
yanağında sardunya kokusuyla yazdan
kimmiş o gelen ya giden kimmiş
bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
kim koparmış dalından bu yabani incirleri
ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
bir kaya, bir ot, bir akarsu
hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
ki bütün ölüleri sığa çıkaran
ve kenti bir ölüm derinliğine salan
yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

şiirler yazdım, kitaplar okudum
elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
derinlerde kaldım böyle bir zaman
kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

edip cansever
devamını gör...
2736.

içtikçe içesim geliyor gayrı ne bilgi ara ne hüner
beni bu rakıyla baş başa bırakma
adam olayım çalışıp para kazanayım
beni böyle işsiz güçsüz bırakma
beni uslandır beni yüreklendir
beni deli edip bırakma
bilsen nereleri var kalk gidelim
beni hep buralarda bırakma
beni aç bırak evsiz urbasız bırak
beni sensiz bırakma

beni ne yap biliyor musun
beni yont beni arıt beni ayıkla
devamını gör...
2737.
yine geliyor o tatlı dilli yalnızlık. gelip oturacak yine evin orta yerine. kaç zamandır açmıyordum kapıyı ama bu sefer zor kullandı girdi içeri. istemiyorum desem de nafile. şimdi kurduğum tüm düzeni alt üst edecek. önce perdeleri çekecek, ev ay gibi kapkaranlık. sonra çiçekler ölecek, filizlendirip diktiğim limon ağacı. sonra benim ipimi çekecek ve gidecek yollar bitecek. kalbime değmeden, bir avuç toprakla örtülüp unutulacağım.

*
devamını gör...
2738.

biliyoruz ki bütün acılar bir gün geçer..
bütün fotoğraflar sararır
yara kabuk tutar kapanır
bir sabah yine taze ekmek ister canın kahvaltıda
bir fincan sade kahve
demli bir çay ister akşam üstü olunca..
sokakta mevsimi fark edersin ,aynada kendini
önceleri belli belirsiz sonra gamzene kadar gülersin..
şarkılar mırıldanır çekmecelerde renkli kalemlerini ararsın..
kuşlar gelir konar dallarına
kırıldığın yerden çiçek açarsın
bütün acılar bir gün geçer
ya da alışırsın...

buradan
devamını gör...
2739.

gözlerinle dilin arasına gerili uçurumu seviyorum.
kekeme özgürlüğünü seviyorum.
susuşundaki hıncı seviyorum.
kalbinde ürperen kışı seviyorum.ellerindeki bilge zamanı
denizi yağmurdan korumaya çalışan
çocukluğunu seviyorum.alnın masamızda dört mevsime ufuk
dudaklarında titreyen zamanı seviyorum.
yürüyorsun ya kalabalık
dönüp bir daha bakıyor kendine
boyunda çiçeklenen yedi rengi seviyorum.
her damlası ayrı bir hayat, ne bilsin yüzüne düşmeyen
gözlerindeki yaşı seviyorum.
beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum.
kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum.
ses nasıl menevişleniyor susunca ağzında
ağzından gelecek her sevinci, her azabı seviyorum.
gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum.
susmanında bir dili var elbet
teri yastığına sızan rüyanı seviyorum.
uyandığın sabahlardan başka bağım yok dünyayla odalara ömür veren gövdeni seviyorum.
yürümediğin sokaklar nasıl da göz göz
bekleyişteki o mucizeyi seviyorum.
serçe parmağındaki lekedir yerim,kalabalığın uyumuna inat
hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum.
ölümdür en büyük zaman, bilmez takvim gezenler
bir iç çekişte yanan hayatı seviyorum.
bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın
getirdiğin hevesi götürdüğün inkârı seviyorum.
evlerdesin
dışarılar hüzün
eşyalar ayakta
senden ayrılanı seviyorum
sana kavuşanı seviyorum.
uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık
bir sözcüğe sığdırdığın dünyayı seviyorum.
o gölgenin taş dibinde bir çürüme bilinci
hükmüm yok bahçende diyorum
üstüme elediğin şefkati seviyorum.
dişlerinin arasında bir ishak kuş’u
eğiyorum ya başımı
çaresizliğime tuttuğun aynayı seviyorum.
bir gün bir kötü haber birimizden
kalanın diline gelecek ilk sözü
arayacağı ilk insanı
ilk gece yapacağı her şeyi seviyorum.
*şükrü erbaş
devamını gör...
2740.

ne sular geçti böyle buzla buhar arası
ne kısa bir yazken o niçin hala bitmiyor
durmuş bir vakit bende sisli gece yarısı
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor

geç kaldık ve yanlışları güzeltemedik
erken varsak doğrular bakışı yakacaktı
çok sarhoştum yani hak ettim yaşamayı
evden kaçmıştım eve
tuza yara saçmıştım
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin

döndüm ve dönüşümle düştü aniden dekor
sen yükseldin elinde kara bir kalem vardı
say ki her yanım ihanet kadar yazdı
ve çeşitli organlar olarak
insanı yar eden vardı
var eden vardı aşkı
kelebek küllerinden bir şaraba yazarak

okumak budur
yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması
sana çok şeyler anlatmak istemem
kendi sesime kavuşasım kadardı
senaryo gereği doğdum
çocuklarım oldu her an ölebilirler
bel bağladım kimyaya
kendimi siyah elbiseler içinde
buldum hiç durmadan bir kızıla bakarken
durdum binlerce sene kendime ki ağlarım
anam babam diyorum her an ölebilirler

ölsünler ne çıkar
en çok her boşluğu dolduran bir keder çıkar
allah kimseyi ölümden korumasın
ölüm olmasa bu rezil hayatın suyu çıkar
sen de gidip öldün ama kalıp öldürüyorsun
ben de kalıp ölüyorsam senin dirinledir bu
bu kadardır işte ne kadar dersek o kadar olan hayat
herkes ölür gider biz yaşayıp kalırız
öyle bir kalırız ki
kadraj dağılır
ve dünya birer diri olarak bizi kabul edemez
yaşamak budur
herkes giderken kalmak zorunda kalmakla beraber kalmak
kadar kahpe ve yalan
kadar başımızın üstünde yeri var

hayatımın rolünü oynadım başrolde sen de vardın
ne fırtınaydı ama o saçlarınla birlikte
ne güneşlere yandık var mıydı hiç hatırım
avluda oturmuştuk ellerin ellerimde
sana bir ara aklımda kalanları anlatırım
alper gencer
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim