geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
821.
aşkın beni etti kül.
arada dinlerim yılmaz morgül.
ulan zalimin kızı,
sana robot süpürge aldım, azıcık gül.
arada dinlerim yılmaz morgül.
ulan zalimin kızı,
sana robot süpürge aldım, azıcık gül.
devamını gör...
822.
yavaş yavaş ölürler
seyahat etmeyenler,
yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler,
izzeti nefislerini yıkanlar
hiçbir zaman yardım
istemeyenler.
yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.
yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
yavaş yavaş ölürler…
pablo neruda
seyahat etmeyenler,
yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler,
izzeti nefislerini yıkanlar
hiçbir zaman yardım
istemeyenler.
yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.
yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
yavaş yavaş ölürler…
pablo neruda
devamını gör...
823.
ne içindeyim zamanın
ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir ânın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüya rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil
rüzgârda uçan tüy bile
benim gibi hafif değil.
başım sükûtu öğüten
uçsuz, bucaksız değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş;
kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim.
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim.
(ahmet hamdi tanpınar)
ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir ânın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüya rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil
rüzgârda uçan tüy bile
benim gibi hafif değil.
başım sükûtu öğüten
uçsuz, bucaksız değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş;
kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim.
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim.
(ahmet hamdi tanpınar)
devamını gör...
824.
...
bir adam... tutmuş yüzünü uzun yağmurlara
bir kadın... kendi kuyularında ıslak ve hüzünlü
söylüyorsa hala bir incelik türküsünü
sevgiye inandığından, sevgisiz olduğundandır...
(bkz: şükrü erbaş)
bir adam... tutmuş yüzünü uzun yağmurlara
bir kadın... kendi kuyularında ıslak ve hüzünlü
söylüyorsa hala bir incelik türküsünü
sevgiye inandığından, sevgisiz olduğundandır...
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...
825.
o’nun resmini bırakmak isterdim buraya
zira kendisi nefes alan bir şiir ❤️
zira kendisi nefes alan bir şiir ❤️
devamını gör...
826.
sen yoksun
sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım
ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
istanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgar karşı sahilden
fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular
deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
istanbul minareler kaybolmuş
sen yoksun
| attila ilhan
sen yoksun
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım
ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım
istanbul minareler odamda gibi
gökyüzü temiz ve parlak
işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz
muhalif bir rüzgar karşı sahilden
fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz
havada kanat sesleri
ve çılgın kokular
deniz yok
yıldızlar uzaklaşıyor
ben yine yalnız kalıyorum
istanbul minareler kaybolmuş
sen yoksun
| attila ilhan
devamını gör...
827.
de gülüm! de ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak saçlarım darmadağın. hepsi darmadağın!
üzülme gülüm! toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
de gülüm! de ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tatıracaktır, hasretten -hakikaten- ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere, hainlere, ezilmelere alışacak.
göreceksin - sevinçten ağlayacaksın gülüm- ki işte o vakit bana - doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var, sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! bekle! göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!
küçük iskender
istanbul darmadağın olacak saçlarım darmadağın. hepsi darmadağın!
üzülme gülüm! toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
de gülüm! de ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemişliği öğretecek, tatıracaktır, hasretten -hakikaten- ten değiştiren yüzüm!
göreceksin gülüm! bekle!
hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere, hainlere, ezilmelere alışacak.
göreceksin - sevinçten ağlayacaksın gülüm- ki işte o vakit bana - doğrudur!-
şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak!
bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var, sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kaplı kitaplardan çıkartılacak..
göreceksin gülüm! bekle! göreceksin!
artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak!
küçük iskender
devamını gör...
828.
(bkz: lavinia)
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia
devamını gör...
829.
bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden
geride hiçbir anı bile bırakmadan
bindiğim trenler belki hiç bilmeyecek
bir küçük istasyonda nasıl indiğimi
yağmurlu bir gece hangi istasyonda
yitik yıldızlara bakacaksın ardımdan.
ne kadar acı varsa bırakacağım
söylenmemiş sözlerle yalan aşkları
paslı zincirleri, mahpus türkülerini
kara bir sis gibi çöken umutsuzluğa
bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden.
kitaplarım, şiirlerim bekleyecekler
yürüdüğüm sokaklar bekleyecekler
her sabah selam verdiğim akasya
her sabah selam verdiğim taş duvar
ve uçsuz bucaksız bu keder denizi
bir gün elbet dönüşümü bekleyecekler.
(bkz: behçet aysan)
geride hiçbir anı bile bırakmadan
bindiğim trenler belki hiç bilmeyecek
bir küçük istasyonda nasıl indiğimi
yağmurlu bir gece hangi istasyonda
yitik yıldızlara bakacaksın ardımdan.
ne kadar acı varsa bırakacağım
söylenmemiş sözlerle yalan aşkları
paslı zincirleri, mahpus türkülerini
kara bir sis gibi çöken umutsuzluğa
bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden.
kitaplarım, şiirlerim bekleyecekler
yürüdüğüm sokaklar bekleyecekler
her sabah selam verdiğim akasya
her sabah selam verdiğim taş duvar
ve uçsuz bucaksız bu keder denizi
bir gün elbet dönüşümü bekleyecekler.
(bkz: behçet aysan)
devamını gör...
830.
sevip sevip yari ele kaptırmak
kara bahtın bana eski işidir.
kara bahtın bana eski işidir.
devamını gör...
831.
''benim küçük gecemde
rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor
benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var
kulak ver
karanlığın esintisini duyuyor musun?
ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım
kulak ver
karanlığın esintisini duyuyor musun?
gecede, şu an bir şey geçiyor
ay kızıl ve karmaşık
ve her an düşme korkusu yaşanan bu damda
bulutlar yaslı kalabalıklar gibi
sanki yağmurun yağacağı anı bekliyor
bir tek an
ondan sonra hiç
bu pencerenin arkasında gece titriyor
ve yeryüzü
geri kalıyor dönüşünden
bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen
beni ve seni bekliyor
ey baştan ayağa yeşil olan sen
ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak
ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık
dudaklarımın okşayışlarına teslim et
rüzgar bizi götürecek
rüzgar bizi götürecek.''
-füruğ ferruhzad-(bkz: rüzgar bizi sürükleyecek)
rüzgar ağaçların yaprağına son kez süre tanıyor
benim küçük gecemde viran olmanın korkusu var
kulak ver
karanlığın esintisini duyuyor musun?
ben garipçe şu talihime bakıyorum, ümitsizliğe alıştım
kulak ver
karanlığın esintisini duyuyor musun?
gecede, şu an bir şey geçiyor
ay kızıl ve karmaşık
ve her an düşme korkusu yaşanan bu damda
bulutlar yaslı kalabalıklar gibi
sanki yağmurun yağacağı anı bekliyor
bir tek an
ondan sonra hiç
bu pencerenin arkasında gece titriyor
ve yeryüzü
geri kalıyor dönüşünden
bu pencerenin arkasında bir bilinmeyen
beni ve seni bekliyor
ey baştan ayağa yeşil olan sen
ellerini, yakıcı hatıralar gibi benim aşık ellerime bırak
ve dudaklarını, sıcak bir his gibi senden benim aşık
dudaklarımın okşayışlarına teslim et
rüzgar bizi götürecek
rüzgar bizi götürecek.''
-füruğ ferruhzad-(bkz: rüzgar bizi sürükleyecek)
devamını gör...
832.
ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
inanırdım saadetli yolculuklara.
adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
bütün hızımla koşardım dalgalara.
o zaman beni görseydiniz.
ben pırıl bir gemiydim eskiden.
beni o zaman görseydiniz
siz de gelirdiniz peşimden
inanırdım saadetli yolculuklara.
adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
bütün hızımla koşardım dalgalara.
o zaman beni görseydiniz.
ben pırıl bir gemiydim eskiden.
beni o zaman görseydiniz
siz de gelirdiniz peşimden
devamını gör...
833.
şiir vardı
ötesi bir salıncakta
saklambaç oynamaktı
rabbim şu kalbimi biraz genişlet...
devamını gör...
834.
sensiz de denizi seyredebiliyorum.
hem dalgaların dili seninkinden açık.
ne kadar hatırlatsan kendini boş.
sensiz de sevebiliyorum.
hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
karşılaştığımız zamanlarda. sen sevgiden şımaran çocuk,
ben şaşıran budala.
-sen hayatıma gelmeden de yaşıyordum ben kardeş kimsin ki sen arkandan ağlayıp götünü kaldırcam.
hem dalgaların dili seninkinden açık.
ne kadar hatırlatsan kendini boş.
sensiz de sevebiliyorum.
hep boş konuşurduk hatırlar mısın, bula bula,
karşılaştığımız zamanlarda. sen sevgiden şımaran çocuk,
ben şaşıran budala.
-sen hayatıma gelmeden de yaşıyordum ben kardeş kimsin ki sen arkandan ağlayıp götünü kaldırcam.
devamını gör...
835.
"...
seni kötü bir cümlede kullanırsam
adını söylerken takılırsam, yalnış telaffuz edersem
böyle bir günah işlersem
tanrı affeder diye korktum
..."
küçük iskender - bir daha bana benzeme angel
seni kötü bir cümlede kullanırsam
adını söylerken takılırsam, yalnış telaffuz edersem
böyle bir günah işlersem
tanrı affeder diye korktum
..."
küçük iskender - bir daha bana benzeme angel
devamını gör...
836.
tanıdım seni
seni yalnızlığından tanıdım
kirpikleri kırık çocuk
çiğneyip durduğun dudaklarından.
gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
bir eylül göğünün bulut kümeleri
donuk bakışlarında;
hüznün nasıl da benziyordu
benim ilk gençliğime
ellerinden tanıdım seni
yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.
bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu
-anılardan anılara ince çizikler…-
yüzün bir türkü sonrasının
kederli dalgınlığında;
güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
gücenik duruşundan tanıdım seni.
seni kendimden tanıdım çocuk;
yüreği sürekli çiğnenen bir yol
gövdesi acılardan acılara köprü…
biraz öfke, biraz umut, çokça onur
olan kendimden.
eğildim öptüm yıkık alnından
uzaktın, kıyamadım sessizliğine
biraz daha dedim içimden, biraz daha;
gün olur, onuru güzel çocuk
acı da yakışır insanın yüreğine.
şükrü erbaş
seni yalnızlığından tanıdım
kirpikleri kırık çocuk
çiğneyip durduğun dudaklarından.
gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
bir eylül göğünün bulut kümeleri
donuk bakışlarında;
hüznün nasıl da benziyordu
benim ilk gençliğime
ellerinden tanıdım seni
yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.
bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu
-anılardan anılara ince çizikler…-
yüzün bir türkü sonrasının
kederli dalgınlığında;
güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
gücenik duruşundan tanıdım seni.
seni kendimden tanıdım çocuk;
yüreği sürekli çiğnenen bir yol
gövdesi acılardan acılara köprü…
biraz öfke, biraz umut, çokça onur
olan kendimden.
eğildim öptüm yıkık alnından
uzaktın, kıyamadım sessizliğine
biraz daha dedim içimden, biraz daha;
gün olur, onuru güzel çocuk
acı da yakışır insanın yüreğine.
şükrü erbaş
devamını gör...
837.
“git” diyorsun da,
olmuyor işte git demekle…
her şeye rağmen
gidemiyor insan.
ben de sana “sev” diyorum mesela,
sevebiliyor musun?
olmuyor işte git demekle…
her şeye rağmen
gidemiyor insan.
ben de sana “sev” diyorum mesela,
sevebiliyor musun?
devamını gör...
838.
kalbi, karanlığın koynunda korkuyla kaplı
nasıl? ne zaman? nerede? neden?
bilmiyor. baştan beri böyle miydi bu?
adını aklından alan acaba
sanki sonsuz sessizliğin soğuk soluğu
yoksa yanlış yaşamanın yorgunluğu mu?
düştükçe düşlerinin derin dibine
kendi kuytusunda kendine kuyu
nasıl? ne zaman? nerede? neden?
bilmiyor. baştan beri böyle miydi bu?
adını aklından alan acaba
sanki sonsuz sessizliğin soğuk soluğu
yoksa yanlış yaşamanın yorgunluğu mu?
düştükçe düşlerinin derin dibine
kendi kuytusunda kendine kuyu
devamını gör...
839.
sevgini kullan ve gör içindeki seni
gör aurandaki enerjinin mukemmelliğini
sen teksin unutma bedenindeki inciyi
ruhun ile bedenini ayrı tutma
yaşasın ikisi güzel günleri...
gör aurandaki enerjinin mukemmelliğini
sen teksin unutma bedenindeki inciyi
ruhun ile bedenini ayrı tutma
yaşasın ikisi güzel günleri...
devamını gör...
840.
şemsiyeleri kapatmalı.
yağmur altında yürümeli.
düşünceleri, hatıraları yağmur altına getirmeli.
şehir bütün halkıyla yağmur altına gitmeli.
dostu yağmur altında görmeli.
aşkı yağmur altında aramalı.
yağmur altında bir kadınla sevişmeli.
yağmur altında oyun oynamalı.
yağmur altında yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli.
yaşam sürekli ıslanmaktır.
yaşam “şimdi” havuzunda suya girmektir.
sohrab sepehri - suyun ayak sesleri
yağmur altında yürümeli.
düşünceleri, hatıraları yağmur altına getirmeli.
şehir bütün halkıyla yağmur altına gitmeli.
dostu yağmur altında görmeli.
aşkı yağmur altında aramalı.
yağmur altında bir kadınla sevişmeli.
yağmur altında oyun oynamalı.
yağmur altında yazmalı, konuşmalı, nilüfer dikmeli.
yaşam sürekli ıslanmaktır.
yaşam “şimdi” havuzunda suya girmektir.
sohrab sepehri - suyun ayak sesleri
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158