1221.
gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece

her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece

sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime

-ahmet telli
devamını gör...
1222.
...
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
şiir okumayacağım bir süre,
hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için.
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
sonumu görmeye çalışacağım.
fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine.
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım.
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
fesleğenden başka bir çiçek
koymayacağım penceremin önüne.
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
şaşırma! yetimi korumak için
yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala akarken önümde,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.
devamını gör...
1223.
"ağaçlar çürür, ağaçlar çürür ve devrilir,
bulutlar ağlar, içlerini toprağa döker,
insan gelir, tarlayı sürer; göçer, altında yatar,
ve nice yazlardan sonra kuğu da ölür.
beni ise zalim ölümsüzlük
tüketir; kollarında yavaşça solduğum."

alfred tennyson - tithonus, 1859
devamını gör...
1224.
şiir sahiden hep geceye mi armağan edilir?bence şiir tüm zamanlara yayılacak kadar geniş bir zaman kapsülünde yol almalı.ama yinede bu gece sahneye vedamı ^bir adın kalmalı geriye^ şiiriyle yapıyorum.
devamını gör...
1225.
“sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile”

faruk nafiz çamlıbel - firari
devamını gör...
1226.
yollarda yollara söylenmiş şiirlere
yazılmış yanılmışlık
karanlık sokaklarda kılavuzu zihnimin
yaklaştıkça yağmurla yıkanmış topraklara
duyduğu kokusudur unuttuğu geçmişin
hem çağırır hem kovar bilinçsiz hatıralar
hem yoldan çıkarır hem yeni yollar açar
devamını gör...
1227.
kara ağaç gibi bağlıyım katı bir çağ bu
her şey bir makine düzenine gidiyor
düzen diyorlar beni çağırıyorlar
ırmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu
baktığımız her şeyde bir yalan kabuğu
bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz.

-erdem beyazıt
devamını gör...
1228.
(bkz: bear share)
devamını gör...
1229.
fariğ olmam eylesen yüz bin cefa sevdim seni
böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nûh-felek
şahit olsun aşkıma arzu sema, sevdim seni...
devamını gör...
1230.
bayıra karsi yatır beni
tırmala beni kaşı beni
bayıra karsı yatır beni
tırmala beni kasi beni.
devamını gör...
1231.
"tıka basa sevmişim seni
ağzımı her açtığımda;
dudaklarımdan kelime kelime dökülüyorsun.
eksilmenden korkuyorum;
ne mi yapıyorum?
konuşmuyorum, yazıyorum"


-özdemir asaf.
devamını gör...
1232.
kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik
kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsınız siz artık
geceyle gündüz gibi birbirinden
ayrılmış
o ki rüzgar, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış

devamını gör...
1233.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.

ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
devamını gör...
1234.
sen
yürümelisin,
beni bırakarak…

kadın sustu.

sarıldılar

bir kitap düştü yere…
kapandı bir pencere…

ayrıldılar..
bir ayrılış hikayesi n.h
devamını gör...
1235.
alnını dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü kanla yıkayan dostum
senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
bir gün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun
başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiç kimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladığım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor

bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünkü aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni

akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünkü elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir
yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın

şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek

- arkadaş zekai özger
devamını gör...
1236.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir kâhinin bulamadığı aşikârım
ben yıllardır bekleyen kadeh
sense yıllandıkça güzelleşmiş şarabım
sustukça kusursuzlaşan bir mesafe mi,
yoksa sonsuzluğa olan aşkım?

kimi zaman en dibinde boğuldum,
senin yakamozlarına can veren dalgaların.
sen rotasız limanlarım oldun,
bense alabora olmuş gemilerin kaptanıydım.
sahi imkânı var mıydı bir gün bütün imkansızlıkların?

boşver biz parçalanmayı ne kadar bilsek de
bir bütünün parçası olamadık senle
ben bıkmadan yaralarını yine sarardım
kıymeti kalmayan aşkın kıyımsızıydım
ben razıydım sana tüm kalbimle
lakin sen yara bandından da yaralandın...
-ydd
devamını gör...
1237.
içimden şu zalim şüpheyi kaldır

“çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.”
devamını gör...
1238.
ya bir kadına adanır hayat
ya da derin bir kedere
uğrunda göze alabiliyorsan her şeyi
yıllarını ipotekleyeceksin bir kere
ve yıllar sonra bir gün
deniz kenarı, bir rakı masasında
eğer hayatımı adadığım kadın yoksa yanımda
emin ol onsuzluğun kederine içiyorumdur
yalnız başıma, o masada..
şerefiyle yaşayanlara...
şerefe...
devamını gör...
1239.
belki de bazen vazgeçmek gerekir
bağıra bağıra; çünkü sesini duyan yoktur
acıta acıta ; çünkü acını gören yoktur
devam edemezsin çünkü kalbin yorgundur
bir dal yeşermek , rengarenk çiçek açmak ister
fakat toprak çorak , mevsim sonbahardır
tâkat yorulur , ümit tükenir , hiç kalır sabır taşı
sele döner de silen olmayınca gözdeki yaşı

vazgeçmek gerekir bazen
serptiğin tohumlar baharı getirmiyorsa gönül bağına
giremedinse bin türlü uğraştan sonra yarin kalp otağına
yarim dediğin sana yar olmadıysa
ellerin yarin perçemini okşamadıysa
cümle cihana duyurup sesini ona duyuramadınsa
kor olup yandın da yarin yüreğini ısıtamadınsa
vazgeçmek gerekir bazen sevmekle olduramadınsa
devamını gör...
1240.
sözlerimden sustuklarını alsana
üç mısra sonra ben giderim
dudağıma gülüşünü sığdırsana..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim