2881.
kirli ve kopuk sesler var aramızda
suç bu
gecenin ortasından bir garson geçiyor
bir bardak bölüyor karanlığı
bak, bir kağıtta notlar var, sana yazılan
“ben şimdi uzaklarda bir fırtınayım
gece geçen tren seslerine karışan”
uzak ve kirli sesler var aramızda
suç bu
baharı ve kışı özlüyorum aynı anda
sonra yaşlanıyorum giderek
sandalyeleri çağrıştırıyor bu müzik bana
bak, şiirin ortasından bir garson geçiyor
lavanta kokuları
ve ilk günler geçiyor ayrılığın ortasından
bardaklar ve çaylar geçiyor hatta
kirli ve üzgün sesler var aramızda
salon ışıklı, bazen gölgeli
garson fraklı
piyanist yelkenli
sen eskiden
sen eskiden
kırılganlığım geçiyor odalardan
suç bunun da adı
bak, bütün tınılar isyan
bütün kemanlar gece
duysana, kopuk ve uzak bir şeyler var aramızda
ya beni bırak
ya sarıl bana


birhan keskin
devamını gör...
2882.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2883.
dünya ne ise oydu;
ben de ne isem o oldum,
uyuşamadık.
hepsi bu.

oruç aruoba
devamını gör...
2884.
ne şiiri yahu? ölünce beş on bin birden ölüyoruz zaten.
devamını gör...
2885.
değişiyorum, düşüncem devriliyor devrime
bir inanıp bir sırt dönüyorum evrime
kim giriyor, kim çıkıyor bilmiyorum evime
değişiyorum, devleşiyor donukluk içimde
nasıl gülerdim, ne dinler, izlerdim
bilmiyorum bin yıl geçmiş hatıranın üstünde
bin toz tanesi, güz güneşi,
bin yıllık ara vermişim kendi kendime
uzaklarda olma hayaliyle tutuşurken ben
yandığımı bilmeden savrulmuşum
dumanımla
vuranımla kalmadım, biliyorum ki kaçtım
bin yıl geçse de aklımda akledemediklerim
bir şeyler yaptım yaşamak adına
ne derseniz deyin
uğraştım, şahittir nasırlı avuçlarım
ama...
değiştim, düşüncem devriliyor devrime
bin yıllık hasretim kendi kendime
ne yapmalıyım bilmiyorum şimdi
durgun sular gibi, yosunlandı dibim
şaşırdım
devamını gör...
2886.
"sen bir gece sensiz kalmadın,
mâzursun!"

ahmed gazali
devamını gör...
2887.
şiir şiir dediğin nedir gülüm?
sen hiç ebru gündeş dinledin mi?

altı üstü üç beş hece
sen hiç fırtınalar dinledin mi?

şiir dediğin ipneğğ işi
yalvarırım, bu şiir işi yeterince cringe değil mi?

hece ya da aruz vezni, sokarsın istediğin kalıba
hiç mi kendinize saygınız yok, şiirlerin alayı bokum gibi

bizim yaptıklarımızı yapmıyolar sanki
şiir yazmaya vakit harcayanın, aklına neden şaşmayım ki

boş romantizminizi öpeyim
size bişi olmasın gözünüzü seveyim
ama şiir nedir la, sokayım bele sanata
al ben de yazdım şimdi, sok istersen sanat sınıfına.

şiir iğrenç ve fazlaca cringe bişidir arkadaşlar. lütfen romantizmi bırakıp şunu bi itiraf edin kendinize. bizim kafamızı da mikmeyin nolur şiir de şiir diye.
devamını gör...
2888.
tam şiir dinliyorken karşıma bu başlığın çıkması hoş;
"seni dağladılar, değil mi kalbim,
her yanın, içi su dolu kabarcık.
bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

sensin gökten gelen oklara hedef;
oyası ateşle işlenen gergef.
çekme üç beş günlük dünyaya esef!
dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!"
devamını gör...
2889.
-iyiyim dedi sadece
iyi olmadığını bildiği halde
açıklamakla uğraşmadı
zaten anlayamazlardı.

murat ali ersan/14.07.19
devamını gör...
2890.
herkes gider.
bilmiyor muydun sanki
sevgili kalbim!
neden hâlâ apartman boşluğunun
gün ışığı görmeyen penceresinde
kuş sesleri beklersin?..
-ali lidar-
devamını gör...
2891.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
2892.
büyüyecek
mülk sahiplerinin mülkleri.
ve mülksüzlerin sefaleti.
yönetenlerin söylevleri
ve yönetilenlerin suskunluğu.

bertolt brecht
devamını gör...
2893.
yangınlar, kahpe fakları
korku cığlıkları
ve irin selleri, aç yırtıcılar
suyu zehir bıçaklar ortasındasın
bir cana, bir başa kalmışsın vay, vay
pusatsız, duldasız, üryan
bir cana, bir de başa
seher vakti leylim, leylim
cellat nişangahlar aynasındasın
oy sevmişem ben seni
üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu?
he canım
çiçek dağı kıtlık kıran
gül açmaz, çağla dökmez
vurur anının çatına, vurur çakmaktaşı kayalarıyla küfrünü medetsiz munzur
şahmurat suyu kan akar
ve ben şairim
namus işçisiyim yani
yürek işçisi
korkusuz, pazarlıksız
kül elenmemiş
ne salkım bir bakış resmin çekeyim
ne kınsız bir rüzgâr mısra dökeyim
oy, sevmişem ben seni
ve sen daha demincek
yıllar da geçse demincek
bıcaklanmış dal gibi ayrı düştüğüm
ömrümüm sebebi ustam, sevgilim
yaran derine gitmiş
fitil tutmaz bilirim
ama hesap dağlarladır
umut dağlarla
düşün uzay cağında bir ayağımız
ham carık, kıl çorapta olsa da biri
düşün olasılık, atom fiziği
ve bizi biz eden amansız sevda
atıp bir kıyıya iki zamanı
yarının çocukları, gülleri için
herbirinin ayva tüyü için çilleri için
koymuş postasını
görmüş restini
he canım
sen getir üstünü
oy havar
muhammed, isa aşkına
yattığım ranza aşkına
deeey dağları un eder ferhadın gürzü
benim de boş yanım hançer yalımı
ve zulamda kan ter içinde asi
he desem koparacak dizginlerini
yediveren gül kardeşi bir arzu
oy sevmişem ben seni
devamını gör...
2894.
cemal süreya - perdeli

mutluluk,
diyordu adam,
her konuda
tekrara düşecek kadar
rahat olmak.

rahatsın,
diyordu kadın,
ama o sırada
birdenbire
odayı
sözgelimi
brezilya'ya
çevirir
bir çiçek.

iyi niyetlidir musluk,
diyordu adam,
yüzüne çarptığın
ve içtiğin su
aynı serinliktedir.

mutluluk mu,
diyordu kadın,
mutluluk:
açan tütün
körelten tütün.
devamını gör...
2895.
mevsimler geçiyor içimden sen geçmiyorsun
tükenmiyor sayfalar, hiçbir şey silmiyorum

bir tek ezberim var bir tek, gayrısız hükümsüz
seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum…

için ürperse oradayım bunu bilmiyorsun
sürekli artan bir şeyim, hiç eksilmiyorum

açık seçik cümleyim, tartışmasız yorumsuz
seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum

"siliver gitsin bi kalemde" deme, geçmiyorsun
secdem yok batan güne, asla eğilmiyorum

çırılçıplak çığlığım, acımasız sorumsuz
seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum

tesadüf saçma, kaçış boşuna bilmiyorsun
bütün menziller bende, hiç terkedilmiyorum

bir terennüm bu sevda, temennasız sunumsuz
seni seviyorum ve hiçbir şey bilmiyorum
-terennüm
devamını gör...
2896.
benim hiç sapanım olmadı anne,
ne kuşları vurdum,
ne de kimsenin camını kırdım...
çok uslu bir çocuk değildim ama,
seni hiç kırmadım, hep boynumu kırdım.
ben hayatım boyunca
bir tek kendimi vurdum! .. suskun görünsem de,
fırtınalı ve mağrurdum anne.
bir mızrak gibi,
aynada hep dik durdum anne! ..
ben sana hiçbir gün laf getirmedim,
leke sürmedim.
ama göğsümü çok hırpaladım,
kalbimi çok yordum...
ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ... benim hiç sevgilim olmadı anne,
ne bir yuva kurdum,
ne bir gün şansım güldü...
öpemeden bir bebeğin gidişini,
tükendi gitti çağım...
kimi yürekten sevdiysem,
yüreğini başkasına böldü...
bir muhabbet kuşum vardı,
o da yalnızlıktan öldü... sen beni göğsünde
hep acılarla mı soğurdun anne?
yoksa evlat diye,
koca bir taş mı doğurdun anne?
eziyet değilim, zahmet değilim,
musibet hiç değilim;
bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
doğurdun da beni,
ne ile yoğurdun anne? benim hiç hayalim olmadı anne...
ne seni rahat ettirdim,
ne kendim ettim rahat...
bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat!
kaybolmuş bir anahtar kadar
sahipsizim anne...
ne omzumda bir dost eli,
ne saçımda bir şefkat... say ki yollardan akan,
şu faydasız çamurdum anne...
say ki ıslanmaktım, üşümektim,
say ki yağmurdum anne!
bunca yıldır gözyaşlarını,
hangi denizlere sakladın?
oy ben öleyim,
sen beni ne diye doğurdun anne?

yusuf hayaloğlu
devamını gör...
2897.
uyandım
oda taş kesmiş
penceremde adresini şaşırmış bir eylül akşamı
en başta takvimler kabullenemiyor zaten gösterdikleri günleri
mesela bugün perşembe ama inatla salı pazarı kurulmuş semtime
malum salı sendromu var geçmişimizde..
40 w yıldızların fayda etmediği karanlık
sandalyeler zor ayakta duruyor çünkü masadan kaldırılmamış hala sanrılarım
hala fişten çekilmemiş kelimeler
harfler darmadağın;
dil yorgun; boşa yanıyor cümleler
kime ait olduğunu bilmediğim bir not göğsümün üstünde;
-tebessümle karşılamalısın artık ölümü
tanrı birine bakmış içimde ama çıkartamamış herhalde nereden hatırladığını
yaşamak şimdi ekmeğine katık etmektir gözyaşlarını
ağlama duvarına çivilenmiş çünkü ahşap çerçevesi ömrümün
çünkü vesikalık gülüşlerimi öfkelenip çekmeceye kapatmışım
fotoğraf karelerinde takındığım suretten utanıyorum
..


günahlarımı durulamaya gidiyorum ağır adımlarla
musluğun altına dayıyorum eski sevişmeleri
tenimden düşen bin parça
gömleğimi yine ters giymişim
sakallarımın jiletlere direnişini izliyorum bir süre aynada
gözlerim karıncalı gösteriyor sabahları
işaret parmağımla dudaklarımı kesiyorum
-ki bu sus demek tıp literatüründe

ipuçlarından saçlarımın cesetlerine ulaşmak mümkün
mümkün suç oranını alnımda hesaplamak
iyi de mutlaka bir yol olmalı geri dönmek için
nerede başladım bu hikâyeye bak şimdi neresindeyim özgür'lüğün
ismim alay konusu olmuş esaretime
öznesi gizli mektuplar yolluyorum durmadan kendime
postada takılmasın diye dua ediyor yalnızlığım
sadece çocukluğumdan cevap bekliyorum
incir çekirdeğini dolduran nedenlerim vardı
harcanmış zamanlar kuyusuna attığım dilek paralarım
uçurum uçurum aranan intihar ihtimallerim ve çok düşülesi boşluklarım vardı..
vardı yemin ederim… yoksa yok olsa hiç öyle söyler miyim?
çocuktum daha
gece 03-05 arası migren nöbetlerimde yatağım uzay gemisi olurdu
sonra köpekbalıklarının yüzdüğü bir iskele ya da elm sokağı'nda köhne bir ev
freddy krueger'la yan yana uzanmışlığım da oldu kapının arkasındaki elbiseleri hayalet sanmışlığım da

haklısınız uykuya dalmış numarasıyla kurtulduğum ebeveyn dayaklarını da unutmamalı
unutmamalı ruhumun tuzruhuyla büyük benzerliklerini
doktor hanım neden ısrar ediyorsunuz beni anlamamakta
deli değilim çünkü delirdiğimin farkındayım
kırık kahve fincanında öldü falım gördünüz ya polisler bütün çingeneleri kodese tıktı
aldığım elmalı kurabiye tarifinin kıvamı tutmadı… ilaçlarım!
kurtarın beni şu beyaz kâğıtlardan
lanet kalemimin yine çenesi düştü
baksanıza, açık ediyor güç bela sterilize ettiğim yaralarımı
galiba yoktan bir sevgili yarattım;
kalp bazen yönünü şaşırıyor duracağı yeri karıştırıyor hatta
seni karşılayabilir miyim? hep bunu merak ederdin ya
sana az geldiğimi öğrenmiş oldun
benim aşklara yeterli olmadığımı öğrendiğim gibi
emir kipine rağmen sevmiştim seni
git desen aksine dibine kadar sokuluyordum kimsesizliğinin
sen ya da ben ve diğerleri… herkesin istanbul'u başkaydı
başka başka sızıları barındırıyordu her semt
mecidiyeköy'de bir adam beyninden vuruldu..
beyoğlu'nda fünye ile patlatılırken (şüpheli) yardım paketleri
cihangir'de el ele tutuşan iki gölge ölü bulundu
sarıyer'de bir kadın martı çığlıkları satıyordu… yoksulluktan mı? hayır!
minnet duyuyordu çünkü mavilere..
kız kulesi'ne nicedir yılanlar alınmıyordu
herkesin istanbul'u başkaydı… başka başkaydı insana verilen değer
ucu sivriliyor sözlerimin senden bahsedince… neden?
saatte iyice geç oldu
kaç günü akşam ettim seninle
kaç mevsim değişti ellerimin mesaisinde
yelkovanların iş yavaşlatma eylemleri sürerken
bu tımarhanenin denize nazır penceresinden daha kaç vakit seyredilir ki hayat
bir bardak çay daha çıkar mı sence gözlerinin deminden
çok sigara yakılası güzelliğin rahat bırakır mı peki beni; biraz uyusam
tavana astığım bakışlarımı yastığımın altına saklasam
ne dersin? üzülme seni yazmaktan vazgeçmedim
maksat,
yarına da bir şeyler kalsın.
devamını gör...
2898.
murathan mungan - ağır kapı


ağır kapı, aksak lisan
kelimeler yetmiyor
çıplak yara, günışığı
tenimi incitiyor

içeriden yeni çıktım
dünya almıyor beni
yüreğimde yaşar hâlâ
ölenlerin yemini

hangi meydan, hangi sokak
buluşturur bizi
hangi yalan, hangi yasak
karşılar bizi

ne insanlar, ne mekânlar
özlemlere yetmiyor
başka sözler, başka yüzler
ödeşmeler bitmiyor

aşk uyudu ranzalarda
düşler eskidi gitti
ıslığıma gömüyorum
kalbimdeki sözleri


ki bu şiir ayrıca en sevdiğim yeni türkü şarkısıdır:

devamını gör...
2899.
bazen kaybolurum ıssız gecelerde
koyu bir karanlık ve sessizliğin içinde
saat mi, kim icat etmiş, ne zaman icat etmiş
benim saatim yok ki, ben sabahın tan vaktini bilirim.

yazan= alimden notlar
devamını gör...
2900.
ceyhun yılmaz - sevdiğim ikinci kadınsın sen

ilkini sevmeye mecburdum.
çok iyiliği oldu bana,
ve hayatımda hiçbir mecburiyeti onun kadar sevmedim.
sevdiğim ikinci kadınsın sen,
ilkinin yerini alman mümkün değil.
o öğretti bana sevmeyi.
o öğretmese sevemezdim seni bile.
inan o tuttuğu için ellerimden,
yürümeyi öğrendim, koşabildim sana.
onun gözlerine benzediği için gözlerin,
alamadım gözlerimi senden.
sana aşığım, seni seviyorum.
sevdiğim ikinci kadınsın sen.
hayatım boyunca omuzumda taşıyorum onu,
ve sen her sabahımdasın.
kıskanma,
alfabede bile senin adının baş harfi ondan sonra gelir.
kalbim şimdi senin.
onun kadar sev beni kafi,
o doğurdu, sen öldürme…

dinlemek isteyenler için ise;
buyursunlar
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim