geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
başlık "silinmiş hesap 76" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
1501.
aşk dedik yemedi,
sevişelim dedik gelmedi.
başka bir fuckbuddy buldum,
ilişkimi dert etti.
ev boş dedim
liminal fobim var dedi,
alkol ve müzik dedim,
okuldan ablalara gidiyorum dedi,
takke taktım beraber kılalım dedim.
yolculuk pensilvanya dedi.
sevişelim dedik gelmedi.
başka bir fuckbuddy buldum,
ilişkimi dert etti.
ev boş dedim
liminal fobim var dedi,
alkol ve müzik dedim,
okuldan ablalara gidiyorum dedi,
takke taktım beraber kılalım dedim.
yolculuk pensilvanya dedi.
devamını gör...
1502.
kopmamış birer çığlık diyesilerdi bize
verilmemiş birer söz
daha hiç çıkılmamış
birer iskeleydi bedenlerimiz
alnımız birer sayıltı
azalarımız yerli yerine çakılmamıştı
bir çift göz,bir yumruk yürek arasında
darma dumandık..
ismet özel
verilmemiş birer söz
daha hiç çıkılmamış
birer iskeleydi bedenlerimiz
alnımız birer sayıltı
azalarımız yerli yerine çakılmamıştı
bir çift göz,bir yumruk yürek arasında
darma dumandık..
ismet özel
devamını gör...
1503.
allahın bol
yoksulluğun kol gezdiği
babanın gurbet
ananın ağıt düzdüğü
ve öküzün örümcekle çiftleştiği yerlerin birinde
doğdum
arttı kaşık
bir eklendi
mutlu günlerin dışında
ekmek kavgasının içinde doğdum
tutsak sabahlar yaşadım masmavi özlemlere
kandım
artmadı bulgur
kavak yapraklarında sakız gibi güneşler
ve yitik bereketler ardında çırılçıplak
düşlerde savrulup gitti çalınmış
çocukluğum
gezdim
sevdim
okudum
topraktan kaldırıp ellerimi
alnıma koydum
yangın yerlerinde güneşe karşı
öfkeyle gülen gözler
yıpranmış yalın eller
ve kitaplar çekmiş perdeleri kapkara gördüm
birden bire bölündü yol
öğütler köleleşti
kargalaştı öncüler
sığmaz oldu türkülere
kanayan şaşkınlığım
ey kitaplar
ey bilgeler
benim tepetakla öğütçülerim
‘ben bu yolun kangısma gideyim.?’
acıydı sevinçti korkuydu hınçtı
kerem’di garip’ti karacaoğlan’dı
yunus’tu sinan’dı mustafa kemal’di
destanlar ortasında çalkaladım durdum
kurşunlarla delik deşik
urganlarla kan içinde
karahaber ulakları
kan lekeli tutanaklar
soğulmuş kuş gözleri
kırık kanatlar
işsizlik
itilmişlik
ve cüzzamlı yalnızlığı
yolunda ölünülen yuvada
zorlu dağlar
zorlu beller
geçitler
ve yorgun tarlalarda zorlu acılar
insan yüzlü onursuzluk
kanatılan umutlar
onların yüzlerinde gördüm ağrımın aynasını
gözbebeklerimde yaşadım
insan dedim
barış dedim
vuran demedim
bir kancık dönemeçte bir ölümlü gün
yirmiüç baharımda
kelepçe değil kollarımda
yiğitler anası memleketim.!’
yoksulluğun kol gezdiği
babanın gurbet
ananın ağıt düzdüğü
ve öküzün örümcekle çiftleştiği yerlerin birinde
doğdum
arttı kaşık
bir eklendi
mutlu günlerin dışında
ekmek kavgasının içinde doğdum
tutsak sabahlar yaşadım masmavi özlemlere
kandım
artmadı bulgur
kavak yapraklarında sakız gibi güneşler
ve yitik bereketler ardında çırılçıplak
düşlerde savrulup gitti çalınmış
çocukluğum
gezdim
sevdim
okudum
topraktan kaldırıp ellerimi
alnıma koydum
yangın yerlerinde güneşe karşı
öfkeyle gülen gözler
yıpranmış yalın eller
ve kitaplar çekmiş perdeleri kapkara gördüm
birden bire bölündü yol
öğütler köleleşti
kargalaştı öncüler
sığmaz oldu türkülere
kanayan şaşkınlığım
ey kitaplar
ey bilgeler
benim tepetakla öğütçülerim
‘ben bu yolun kangısma gideyim.?’
acıydı sevinçti korkuydu hınçtı
kerem’di garip’ti karacaoğlan’dı
yunus’tu sinan’dı mustafa kemal’di
destanlar ortasında çalkaladım durdum
kurşunlarla delik deşik
urganlarla kan içinde
karahaber ulakları
kan lekeli tutanaklar
soğulmuş kuş gözleri
kırık kanatlar
işsizlik
itilmişlik
ve cüzzamlı yalnızlığı
yolunda ölünülen yuvada
zorlu dağlar
zorlu beller
geçitler
ve yorgun tarlalarda zorlu acılar
insan yüzlü onursuzluk
kanatılan umutlar
onların yüzlerinde gördüm ağrımın aynasını
gözbebeklerimde yaşadım
insan dedim
barış dedim
vuran demedim
bir kancık dönemeçte bir ölümlü gün
yirmiüç baharımda
kelepçe değil kollarımda
yiğitler anası memleketim.!’
devamını gör...
1504.
günler gitgide kısalıyor,
yağmurlar başlamak üzre.
kapım ardına kadar açık bekledi seni.
niye böyle geç kaldın?
soframda yeşil biber, tuz, ekmek.
testimde sana sakladığım şarabı
içtim yarıya kadar bir başıma
seni bekleyerek.
niye böyle geç kaldın?
fakat işte ballı meyveler
dallarında olgun, diri duruyor.
koparılmadan düşeceklerdi toprağa
biraz daha gecikseydin eğer...
devamını gör...
1505.
''şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin...''
cemal süreya..
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin...''
cemal süreya..
devamını gör...
1506.
ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi aklımda tutuyorum..
devamını gör...
1507.
ikide bir bana seni soruyor bulutlar
üç gün oldu özlemiş martılar
beş geçe geçer dedim buralardan
beşi beş geçe yazmış bana.
sabah görünce mesajını
birden farkettim
bu ilk sabahtı seninle uyandığım.
üç gün oldu özlemiş martılar
beş geçe geçer dedim buralardan
beşi beş geçe yazmış bana.
sabah görünce mesajını
birden farkettim
bu ilk sabahtı seninle uyandığım.
devamını gör...
1508.
bulutlar yağmuru getiriyor, toprağın kokusunu sana ulaştırmak için
ben ise gün sayıyorum bir kahvenin kırk yıllık hatrı için.
ben ise gün sayıyorum bir kahvenin kırk yıllık hatrı için.
devamını gör...
1509.
"sonra içime ve hatta dışıma kapandım.
küsmek gibi bir şey.
bir çeşit gölge fesleğeni.
bir çeşit olmayan hayat.
zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.
epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu.
bir yığın insan tanıdım.
ama hep yalnızdım."
didem madak
küsmek gibi bir şey.
bir çeşit gölge fesleğeni.
bir çeşit olmayan hayat.
zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.
epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu.
bir yığın insan tanıdım.
ama hep yalnızdım."
didem madak
devamını gör...
1510.
"
hatırlamanın penelopeia tülü.
şarap ol...
//kalbin ilmini yap..
"
hatırlamanın penelopeia tülü.
şarap ol...
//kalbin ilmini yap..
"
devamını gör...
1511.
gece
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir eviyıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirimbir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle
süsler. bir damın üstüne oturturum
süsler. damımın üstüne oturturum-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdiyıldızlar sayılmaz: hasret uzaktaabimin acıyla yontulmuş yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana-çocuğum üşütme yüreğini
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezenben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan
korkarımmesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annem de yoksa yanımda
mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle anayalnızım. bunu hep söylüyorum
yalnızım. bunu hep söylüyorumgeceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kızyalnızlığımdan yalnızlığım yalnız-ana bana bir hal oldu. hep böyle titriyorum
ana çok üşüyorum, ıhlamur ısıt banayıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzaktaey insanlar
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorumcinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir-hü'yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
size bir gün mutlaka hü'yü anlatmalıyımgeceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir
korkma yavrum
ne gece ne geceler senin
suçsuz mızıkçılığını küçültemez
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğinigüzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
dayayıp sırtını gecenin duvarına
bir ölünün ağzını dudağını öpmek birazyıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzaktaey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat
boris karlof kadar masum yüzümü
karanlığınla frenkeştaynla
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
çünkü o bağışlar yargıçlarını
kendi yasalarını kuramıyan yargıçlarınıey gecede unutulmuşluğumun suçluları
ey yanlışlığımın yanlış yargılayıcıları
suçum: nefreti öksüz bırakmak
savunmam: sevgimi yüceltmek içindir
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
büyükleri sayarım küçükleri severim
çocukları incitmeden severim. kadını öpmesini
bilirimsizi de sizi de öpmesini bilirim-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hükural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğaüstüm yanlışlığım
aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesinkalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğimelbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağımve bir gün elbette yıldızları sayacağım-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum.
arkadaş zekai özger
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir eviyıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirimbir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle
süsler. bir damın üstüne oturturum
süsler. damımın üstüne oturturum-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdiyıldızlar sayılmaz: hasret uzaktaabimin acıyla yontulmuş yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana-çocuğum üşütme yüreğini
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezenben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan
korkarımmesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annem de yoksa yanımda
mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle anayalnızım. bunu hep söylüyorum
yalnızım. bunu hep söylüyorumgeceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kızyalnızlığımdan yalnızlığım yalnız-ana bana bir hal oldu. hep böyle titriyorum
ana çok üşüyorum, ıhlamur ısıt banayıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzaktaey insanlar
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorumcinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir-hü'yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
size bir gün mutlaka hü'yü anlatmalıyımgeceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir
korkma yavrum
ne gece ne geceler senin
suçsuz mızıkçılığını küçültemez
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğinigüzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
dayayıp sırtını gecenin duvarına
bir ölünün ağzını dudağını öpmek birazyıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzaktaey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat
boris karlof kadar masum yüzümü
karanlığınla frenkeştaynla
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
çünkü o bağışlar yargıçlarını
kendi yasalarını kuramıyan yargıçlarınıey gecede unutulmuşluğumun suçluları
ey yanlışlığımın yanlış yargılayıcıları
suçum: nefreti öksüz bırakmak
savunmam: sevgimi yüceltmek içindir
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
büyükleri sayarım küçükleri severim
çocukları incitmeden severim. kadını öpmesini
bilirimsizi de sizi de öpmesini bilirim-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hükural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğaüstüm yanlışlığım
aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesinkalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğimelbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağımve bir gün elbette yıldızları sayacağım-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum.
arkadaş zekai özger
devamını gör...
1512.
bahar mezarına gömsünler sizi
yapraklar gibi buluştunuzdu
kokular gibi seviştinizdi
bahar mezarına gömsünler sizi
yaz mezarına gömsünler sizi
ilk kezmiş gibi buluştunuzdu
son kezmiş gibi seviştinizdi
yaz mezarına gömsünler sizi
güz mezarına gömsünler sizi
salkımlar gibi buluştunuzdu
ağular gibi seviştinizdi
güz mezarına gömsünler sizi
kış mezarına gömsünler sizi
sokaklar gibi buluştunuzdu
çarşılar gibi seviştinizdi
kış mezarına gömsünler sizi
devamını gör...
1513.
kalbim unut bu şiiri
uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık
su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
anısı yoktur küçük rüzgârların
yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
kalbim unut bu şiiri
ahmet telli
uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık
su ve ses kadar beklediğim
ne kaldı geride, bilmiyorum
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
ve sarınmak o kocaman gözlerin
uğuldayan rüzgârlarına
bir acıyı yaşarım ve zehrinden
çiçekler üretirim kömür karası
uçurum kadar bir yalnızlık
yaratırım kendime, atlarım
anısı yoktur küçük rüzgârların
yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
kalbim unut bu şiiri
ahmet telli
devamını gör...
1514.
bir gece,
gecede bir uyku.
uykunun içinde ben.
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.
uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben.
bir yere gidiyorum,
delice.
aklımda sen.
ben seni seviyorum
gizlice…
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden
tek hece.
seni yitiriyorum
çok karanlık bir andan.
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda
güzelce.
özdemir asaf -özlem-
gecede bir uyku.
uykunun içinde ben.
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.
uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben.
bir yere gidiyorum,
delice.
aklımda sen.
ben seni seviyorum
gizlice…
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden
tek hece.
seni yitiriyorum
çok karanlık bir andan.
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda
güzelce.
özdemir asaf -özlem-
devamını gör...
1515.
yürürken bomboş sokaklarda
bir nazan öncel mırıltısı ağzımda
az öncenin hatrına kanayan yüzümde
yetmedi az daha biraz daha
zonklayan başımı koyabilsem avuçlarına
ya ölürüm yada kaybolurum sokaklarda
adımlarım kaybetmiş kendini
bir sigara daha tatsız ağzımda
kayboluş mu yoksa
yoksa tanımak mı kendini bir kez daha
sorma, bunu bana yapma
sen de yaralısın biliyorum
ama bu gece sadece sen anla
kalan bütün geceler senin olsun
tek bu geceyi ver bana
şarap hala dolapta
bekleyecek seni sende doldurunca
belki de bir daha asla
şarap içmeyecek bu adam
dönecek eski yalnızlığına
bir nazan öncel mırıltısı ağzımda
az öncenin hatrına kanayan yüzümde
yetmedi az daha biraz daha
zonklayan başımı koyabilsem avuçlarına
ya ölürüm yada kaybolurum sokaklarda
adımlarım kaybetmiş kendini
bir sigara daha tatsız ağzımda
kayboluş mu yoksa
yoksa tanımak mı kendini bir kez daha
sorma, bunu bana yapma
sen de yaralısın biliyorum
ama bu gece sadece sen anla
kalan bütün geceler senin olsun
tek bu geceyi ver bana
şarap hala dolapta
bekleyecek seni sende doldurunca
belki de bir daha asla
şarap içmeyecek bu adam
dönecek eski yalnızlığına
devamını gör...
1516.
1517.
umut yok kariyer planı var
umut yok, kariyer planı var.
sohbet yok, beden dili var.
dua yok, kişisel gelişim var.
itimat yok, alarm sistemi var.
vefa yok, kredi kartı var.
inanç yok, moda var.
hakikatle aramızda, reklamlarla donatılmış çin malı bir set var.
“takma kafana” demeyin bana.
burada “takma kafana”cılık oynamıyoruz.
murat menteş
umut yok, kariyer planı var.
sohbet yok, beden dili var.
dua yok, kişisel gelişim var.
itimat yok, alarm sistemi var.
vefa yok, kredi kartı var.
inanç yok, moda var.
hakikatle aramızda, reklamlarla donatılmış çin malı bir set var.
“takma kafana” demeyin bana.
burada “takma kafana”cılık oynamıyoruz.
murat menteş
devamını gör...
1518.
sanırım hazırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter
alanlar daraltılsa ve duvarlar da
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter
benim sonsuz tirenim at başlı kedi
ağlayanlar ağlamadı gülenler gülmedi
çözdüm bir uzak bakışı güllere bakan
güller soldu o bakış kaldı ötelere akan
dövüldük nasırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir karanlık yeter
şurdan burdan hazırlanmaya’ya
s.16
divan
turgut uyar
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter
alanlar daraltılsa ve duvarlar da
örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter
benim sonsuz tirenim at başlı kedi
ağlayanlar ağlamadı gülenler gülmedi
çözdüm bir uzak bakışı güllere bakan
güller soldu o bakış kaldı ötelere akan
dövüldük nasırlandık artık yeter
örneğin her şeylere bir karanlık yeter
şurdan burdan hazırlanmaya’ya
s.16
divan
turgut uyar
devamını gör...
1519.
bir gül olmak isterdim koparılmak pahasına,
bir buket içinde sana sunulan...
bakışların, nefesin okşardı yapraklarımı ama,
yeterdi bana yüzündeki bir tebessüm...
koklanmak isterdim bütünleşmek için ruhunla,
sevgimle dağılırdım tüm benliğine...
'güllerin ömrü kısa olurmuş' kime ne,
koklanmak, okşanmak varken senin gibisine...
ben zaten göze almışım solup gitmeyi,
senin elinde, senin yakanda gülümsemeyi.
devamını gör...
1520.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158

