1421.
janyajanya

devamını gör...
1422.
"sonra aramıza şehirler girecek,
hiç karşılaşmayacağız.
tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
sonra da belki birimiz öleceğiz,
diğerimiz hiç bilmeyecek.
"

|nazım hikmet
devamını gör...
1423.
şu kavga bir bitse dersin,
acıkmasam dersin,
yorulmasam dersin;
çişim gelmese dersin,
uykum gelmese dersin;

ölsem desene!
devamını gör...
1424.
eylül'dü
dalından kopan yaprakların
sararan yanlarına yazdım adını
sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

eylül'dü.
di ‘li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
adımlarımızın kısalığı bundandı
bundandı gözlerimin durgunluğu.
sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
ellerin kadar ıssız,
sen kadar zamansız molalar veriyordum
ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.

eylül'dü.
izlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun.
çırılçıplak kalakaldım sessizliğin orta yerinde.
sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
en çok sesini aradım.
gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hala.
gözlerini sildi zaman..

dedim ya…
eylül'dü.
savruluşu bundandı kimsesizliğimin….
cemal süreya
devamını gör...
1425.

bir yangından kaçar gibi kaçardım kendimden
gittiğim her yere gözlerin gelmeseydi eğer
ben senin en çok çocuk yanlarını sevdim
bir köpeğe dokunmanı, sevgiyle bakmanı
özgürlüğünü, kızıl saçlarını, gülen gözlerini
ve bir köpeğin mahzun bakışlarında
ürkek duruşunda, yüzünde açan kızıl gülleri sevdim
çünkü sen atlantis'tin, sebebimdin
çünkü sen yirmibin yıl önceden kaderimdin
sevgimdin, duygularımdın, çayır çimenimdin
bir çift kuşumdun, serçemdin
çünkü sen gören gözlerim, çiğdem çiçeğim
kırık kanadım, seven gülüşlerimdin
ve sen arruv musun diyen çekik gözlüm
kadınımdın, kadınım
okyanusa düşmüş yüreğim boğulmazdı
tuzlu sulara parmaklarını dokunsaydın eğer
bir salıncakta sallanmadan hayata
binemeden bir kere atlıkarıncaya
ve kayamadan kaydıraktan aşağıya
sonra gülemeden bir palyaçonun yüzünde
el ele tutuşup yürüyemeden senle hayata
dokunmadan bir güle, bir de ellerine
bir de gözlerine bakamadan ölürsem
nazlı kuğum, ürkeğim, ceylanım, yalnızım
yabanıl türküm, inadım, öfkelim, isyankarım
hadi tut ellerimden, ufka beraber bakalım
beraber özleyip, beraber sevip, beraber yaşayalım
kahrın bizden uzak olduğu iklimlerde
hadi tut ellerimden üzülme, hadi dert etme, tükenme
kalbi yaralı, kaşı karalı ceylan
bu alemi çoktan terk ederdim
bütün sokakları, caddeleri, şehirleri, ülkeleri yakmak
seni unutturabilseydi eğer bende yazılı ceylan
ben senin en çok çocuk yanlarını sevdim
zıp zıp zıplayan sonra dudak büken
göz süzen ama hiç küsmeyen kalbini sevdim (kalbi yaralı ceylan)
çünkü sen su kadar berrak, sel kadar öfkeli (kaşı karalı ceylan)
ve ormanlar kadar kalabalık ve bir o kadar yalnız (bende yazılı ceylan)
kızıl bir yangındın kalbimde (gitme yaralı ceylan)
gitme ey yaralı ceylan (kalbi yaralı ceylan)
üzülme kızıl perim, umudunu yitirme (kaşı karalı ceylan)
dalıp dalıp gitme uzaklara (bende yazılı ceylan)
unutma ki hep yanındayım
hani her soluğunu aldığın anda (gitme yaralı ceylan)
ve her göz kapağını açıp kapattığında
yani kalbinde yaralı ceylan
yanı başında, dizlerinin dibinde
sağlıkta, hastalıkta, sevinçte, kederde
yani her anında yanındayım
yine unutma kızılım, yeter ki seslen
çığlığın olur gelirim, yeter ki sen he de
yakar yıkar, ölümlere bu canı atar gelirim
biliyorsun sen benim son kadınım
sen benim aşkım, sen benim canım
sen benim, sen benim her şeyimsin
seni sevmek mi, delisin, ölürüm
sakın çıkartma aklından, ölürüm
seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum
bir yangından kaçar gibi kaçardım kendimden
gittiğim her yere gözlerin gelmeseydi eğer...
devamını gör...
1426.
çok yalnızım, mutsuzum
göründüğüm gibi degilim aslında
karanlıklarda kaybolmuşum
...bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır
aradıkça batıyorum karanlik kuyulara
kimse duymuyor çığlıklarımı
duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor
bense insanların bu ilgisizligi karşısında ilgiye susamışım
ümidimi yitirmişim
biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim
arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim herşeye
veda edeceğim

"en yakın yabancı sendin,
daha sürülmemişken ışığın biberi
yaramıza,
yaslanırken boşlukta duran bir merdivene
henüz.
...
güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
ilkyaz derken -kışı gözden kaçıran
yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımızz:
en güçsüz kollarla-

çözüldü aşkın zarif ilmeği
bulandı aynalar duruluğu.
çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
olduğunu...

yabancıların en yakınıydın sen! "

ey iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!
(bkz: nilgün marmara)
devamını gör...
1427.
"bu gece dağ başları kadar yalnızım,
çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından." -
attila ilhan
devamını gör...
1428.
seviyorum ama kimi
en tatlı birisini
nasıl sevmem seni
ilk harflerine baksani (a).
devamını gör...
1429.
daha gelmem davos’a

geldim para mı verdiniz
bir de beni gerdiniz
nedir sizin derdiniz
daha gelmem davosa

peres akıllı ol
bana yapma el ve kol
sağ gösterdim vurdum sol
daha gelmem davosa

hava zaten soğuktu
salon tümden boğuktu
klimalar bozuktu
daha gelmem davosa

zamanımı çaldılar
beni benden aldılar
hıyar gibi kaldılar
daha gelmem davosa

ismi şimon perezmiz
sanki bana çerezmiş
az biraz da teresmiş
daha gelmem davosa

perez bana bağırdı
cinlerimi çağırdı
sözlerim çok ağırdı
daha gelmem davosa

kaşındılar kaşıdım
perez değil yaşıtım
nerde hava taşıtım
daha gelmem davosa

işte böyle yaparım
çenenizi kaparım
gece rahat yatarım
daha gelmem davosa

gelip de ne yapacam
bakteri mi kapacam
öpsün perezi amcam
daha gelmem davosa

van minütü anlamaz
hepisi de beynamaz
bunlar beni bağlamaz
daha gelmem davosa

dünya pereze kalmaz
akıllı olsun az biraz
öper onu bülent korkmaz
daha gelmem davosa

kahraman’ım çok mutlu
gelecekten umutlu
hava bugün bulutlu
ben de gitmem davosa
devamını gör...
1430.
şimdi açsam pencereyi beklesem
sen gelsen
olmaz ya hani geliversen
hiç bir şey sormasan
hiç bir şey söylemesen
sussam
sussan
sussak.

susuşların anlattığını dinlesek
sırt sırta otursak
katılasıya ağlasak
sormasak birbirimize sebebini
sarılsam
sarılsan
sarılsak.

ve yine hiç bir şey konuşmasak
ama anlasak
ne vardı sahi
olmaz ya
hayal ya
hani diyorum olsa ne vardı.
*

dip not: şiir genel kanı olarak cemal süreya'ya ait görülmekle beraber olmadığı yönünde de şüpheler mevcuttur. umarım değildir ama yanlışsa ve doğrusunu bilen varsa düzeltelim.
devamını gör...
1431.
"düşünüyorum da,
sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
cesaretsizliğimizin anlaşılması,
korkularımızın paylaşılması
sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
kabuklarımızın altında
kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
istiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
sahi koruyor mu bu çatlamamış sert kabuk?
kimse incitemiyor mu, duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor gerçek kimliğimizi,
duyularımızı bastırıyor, elele tutuşmamızı engelliyor mu?
eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
ne çıkar ateş böceği sansalar beni.?
belki en hoyrat yürek bile, ateş böceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğunu el kaldırmaya kıyamaz?
güçlü kapıların arkasına kilitlesem kendimi, korkaklığımı, sevgi isteğimi
en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem, bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup, bir kuş gibi uçacağım özgürce.
anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
o da çözülecek belki samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
oysa bir görebilsek bunu, kalmadı böyle insanlar demesek.
güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
kırılmaktan korkmasak
incinsek yaralansak.
ne olur bir darbe daha alsak.
yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu
denesek
risk alsak
yanılsak
farketmez
tekrar tekrar bıkmadan denesek ve kucaklaşsak yeniden, tıpkı eskisi gibi.
ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
o zaman farkedeceğiz.
ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi
beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
sevgiye çok ihtiyacımız var.
ufukta kar bir kış görünüyor.
ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
kırın o sert ağır kabuklarınızı.
kurtulun bu yükten.
korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
hem hepimiz bir yıldızız.
ne çıkar ateşböceği sansalar bizi." (hint şair tagore).
devamını gör...
1432.

ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
.
devamını gör...
1433.
sen yanmasan,ben yanmasam,biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.(n.hikmet)
devamını gör...
1434.
kusursuz kalemler çizdi resmimi
eğriyim, doğrular büktü belimi
devamını gör...
1435.
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.

ahmed arif
devamını gör...
1436.
iki köşeli yalnızlık


gökyüzüne asılı kalmış bir yankı
arıyor kendisini bırakan ağzı
yeniden,yeniden sesini bulmak için

iki köşeli yalnızlığın bir ucunda sen,bir ucunda ben
birleşip ayrılıyor çizgilerimiz
hangi boyuttan koparılmıştık ki biz

anı bile yok,ses,koku bile
bir elin yazdığını öteki el karalıyor sanki
silgiler hatırlıyor,kalemler unutuyor bizi...

ahmet erhan
devamını gör...
1437.
ülkü tamer'in manidar bir şiiri.

-aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
devamını gör...
1438.
"ey her candaki gizli hazinem,
her harap gönüldeki inci tanem,
her kanatsız kuştaki gizli kanadım,
ey gönüllerdeki zahirim, suretlerdeki manam,
ey sevgilim, ey sultanım,
aşk aşk derim, erimek isterim.
iki değil, bir olmaktır derdim.
harap olmuş yüreğim, kırılmış kanatlarım, uçarım enginlere.
gözlerim ama, kulaklarım sağır, yolum sadece aşkadır.
aşk değil midir yağmuru yağdıran,
suyu buluta, bulutu suya dönüştüren,
aşkla toprağı kavuşturan,
tüm tohumların içine zerk olan,
kendini açığa vuran?
toprağın deli gibi kaynaşması değil midir kavuşması aşıkların?
ey sevgilim, ey sultanım,
nasıl ki ben size sevdalıysam, su da toprağa sevdalıdır.
güneşin yakıcılığına aldırmaz,
aşkla dönüşüne aldırmaz.
buharlaşıp gökyüzüne çıksa da tekrar bilir döneceği vakti.
sabırla bekler.
eser rüzgar, çakar şimşek, ağlar bulut, su kavuşur yine aşkına.
aşıkların kavuşmasına eşlik eder tüm kainat.
ey her candaki gizli hazinem,
her harap gönüldeki inci tanem,
her kanatsız kuştaki gizli kanadım,
ey gönüllerdeki zahirim, suretlerdeki manam,
ey sevgilim, ey sultanım,
aşk aşk derim, erimek isterim.
iki değil, bir olmaktır derdim."

kevser yeşiltaş'ın "en'el hak gizli öğretisi-hallac-ı mansur" isimli kitabından alıntı olan bu şiir muhteşem yüzyıl dizisinde okan yalabık(pargalı ibrahim paşa) tarafından seslendirilince herkes bu şiiri ibrahim paşa'nın hatice sultana yazdığını düşünmüş; fakat şiiri bizzat kevser hanım yazmış ve şiirin kendisinin olduğunu kanıtlamak için dizi yönetimiyle iletişime geçmiş, olumlu dönüş alamayınca da dava açmak durumunda kalmıştır... velhasıl güzel şiirdir, bu şiiri lisede âşık olduğum süreçte okuduğum için mi yoksa gerçekten şaheser bir eser olmasından dolayı mı tam bilemiyorum ama hâlâ daha en çok sevdiğim şiirdir.
devamını gör...
1439.
otağ
sevgilim, işte eylül
ve işte senin usul usul seğiren yüzün.

zaman ki sonsuzdur
bitmemiş şiirler gibidir

bazı hüzünleri
bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir

biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(isteğin bulanık kıyısında)

bundan değil midir bizim aşkımızda
sürekli bir akşam hüznü vardır.
ilhan berk
devamını gör...
1440.
bazen bir kaç kelimedir,
içindeki derdi anlatan,
bizimki de uzun değil,
gitmek için geldiğimiz yerde,
mahsur kaldık,
mahsun kaldık,
mamafih kaldık.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim